Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4004, sondan 2233. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 34. ayetidir. Sâd Suresi 34. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 38 ve toplam ebced değeri ise 2126 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
Tefsir bilginlerine göre, âyette sözü edilen ceset, mecazî olarak; bir ara fizikî gücünü ya da siyasal otoritesini kaybeden Süleyman peygamberi temsil etmektedir.
Diyanet İşleri (Yeni) Sâd Suresi 34. Ayet Tefsiri
Süleyman’ın sınavdan geçirilmesi ve tahtının üstüne ceset konulmasının ne anlama geldiği, Allah’tan bağışlanmasını dilemesine sebep olan hatasının ne olduğu konularında tefsirlerde yine İsrâiliyat türünden bazı rivayetler ve bir peygamberin kişiliğine yakışmayan hikâyeler bulunmaktadır (meselâ bk. Taberî, XXIII, 156-159; Kurtubî, XV, 199-202). Fahreddin Râzî, “haşiv ehli”ne isnat ettiği bu rivayetleri kesinlikle asılsız saymaktadır. Râzî, kendisinin de katıldığı “ehl-i tahkik”in bu rivayetlere yönelttiği eleştirileri sıraladıktan sonra onların kabul edilebilir gördükleri ihtimalleri özetle şöyle açıklar: a) Hz. Süleyman, yeni doğan bir çocuğunu kötü güçlerden korumak için planlar düşünmekle birlikte Allah’a tevekkül etmeyi unuttuğu için korktuğu başına gelmişti; bu olay onun için bir sınavdı. Nitekim çocuğun cesedini tahtında görünce hatasının farkına varıp Allah’tan af dilemiştir. b) Bir hadise göre Hz. Süleyman, bir ara Allah yolunda savaşacak yiğit evlatları doğması için eşleriyle yatacağını söylemiş; fakat “inşaallah” demeyi unuttuğu için sadece bir kötürüm oğlu olmuş, böylece beklentisi gerçekleşmemişti (Buhârî, “Enbiyâ”, 40; Müslim, “Eymân”, 23). İşte Süleyman’ın sınavı bu olay olabilir. Buna göre onun Allah’tan af dilemesinin sebebi “inşaallah” demeyi unutmasıdır; tahtına ceset bırakılması ise temsilî bir anlatım olup doğan sakat çocuğa işaret eder. c) Hz. Süleyman’ın hastalıkla imtihan edildiği, hastalık yüzünden çok zayıflayıp tahtında âdeta ceset gibi göründüğü de düşünülebilir. d) Nihayet burada Süleyman’ın büyük bir felâket beklentisi içine girdiği, böyle bir kaygı ve korku yüzünden zayıflayıp âdeta cesede döndüğü anlatılmak istenmiş olabilir (XXVI, 208-209).
Bize göre bu âyetlerde değinilen olayın mahiyetinden ziyade Kur’an’ın vermek istediği mesaj önemlidir. O mesaj da şudur: Hz. Süleyman gibi Allah’ın, “O ne iyi kuldu” diye övdüğü (30. âyet), kendi yanında kesin bir yakınlık derecesine sahip olduğunu bildirdiği (40. âyet) büyük bir peygamber ve çok güçlü bir hükümdar bile bazı sıkıntılarla veya hatalarla imtihan edilebilir ve edilmiştir. Şu halde Allah katındaki mânevî mertebesi ve dünyadaki gücü ne olursa olsun her insan Allah’ın yardımına, himayesine, affına ve keremine muhtaçtır; hiç kimse maddî gücüne, hatta mânevî mertebesine güvenerek kendisini Allah’tan bağımsız hissetmemeli, bu anlama gelebilecek bir tutum içine girmemelidir. Burada ayrıca şu hususlara da işaret edilmiştir: 1. İnsanın gönlü Allah ile birlikte olduğu, sorumluluğunu hissettiği sürece mal sevgisi kötü değildir, böyle insanlara değerli mallar dünya mutluluğu verdiği gibi onu veren Allah’ı daha çok anıp şükretmesine de vesile olacaktır. 2. Bir kimsenin, Hz. Süleyman gibi yeryüzünde hakkı, iyilik ve adaleti hakim kılma niyetiyle varlığını ve gücünü Allah yoluna adaması, mal ve iktidar sevgisinin kendisine Allah’ı unutturmasına izin vermemesi, hatalarını görüp hemen tövbe ve istiğfarla tamir etmesi, adalete riayet etmesi ve nefsinin zararlı isteklerine karşı dirençli olması şartıyla en yüksek seviyede siyasi güç ve iktidar istemesinde bir sakınca yoktur.
Hz. Süleyman’ın, “Benden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık (mülk) ver bana” şeklinde çevirdiğimiz duasıyla Allah’tan siyasî iktidar değil, bir peygamber olarak yalnız kendisine mahsus olmak üzere mûcize gerçekleştirme gücü istediği de belirtilir. Nitekim arkasından ona verilen mûcizevî güçler anlatılmaktadır (bu ve başka yorumlar için bk. Râzî, XXVI, 209-210).
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki Süleyman’ı imtihan etmiş; tahtına bir ceset bırakmıştık da bir süre sonra (bize) yönelmişti.
Hz. Süleyman’ın imtihanı ona verilen bir hastalık idi. Ayetin sonundaki [sümme enâbe] ifadesi de onun sağlığına kavuşup düzelmesini anlatmaktadır. Yüce Allah’ın Hz. Süleyman’ı imtihanı, bazı yönlerden gerçekleşen bela ve musibetleri ona vermesi, onu bu şekilde imtihan etmesi olabilir. Daha sonra ondan korkuyu ve belayı giderip onu eski haline getirmesi de konunun sonunu oluşturmaktadır. Burada kastedilen konu oğlunun öldürülmesi şeklinde de ifade edilmektedir. Gerçeği Allah bilir.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun, biz Süleyman'ı sınayıp tahtının üstüne bir ceset attık. Sonra Allah'a yöneldi.
1- Çeşitli olaylarla arı duru hale getirdik, olgunlaştırdık, saflaştırdık. 2- İktidarının, yönetiminin. 3- İktidarını çökerttik. Gücünü yok edip, iktidarını yaşayan bir ölüye çevirdik. 4- Bize sığındı, Bizden bağışlanma diledi. (Bkz. Bir sonraki ayet)
Ahmet Akgül
Andolsun, Biz Süleyman'ı imtihana uğratmış, (bir hastalıktan ötürü) tahtının üstünde bir ceset (haline getirip) bırakmıştık. Sonra (Rabbine yönelip yalvarmış ve eski durumuna) ulaşmıştı.
Andolsun biz, Süleyman'ı bir imtihandan geçirdik ve tahtının üzerine bir ceset bırakıverdik. Tefsirlerde mecazi anlamda iki yorum yapılır, biri: Süleyman'ın genişleyen ülkesine ihtilal çetesinin kısa bir müddet memleket idaresine el koyması, Süleyman'ın cansız ceset gibi kalmasına işarettir. İkincisi: Süleyman peygamber yine böyle bir kargaşada nüfuzunu kaybetmiş ve tahtının üstüne, ilahlaştırılan bir heykel oturtulmuştu, bu da tahta ceset atılması demektir. Bunun üzerine O bize yönelmiş ve
Andolsun, Süleyman'ı da hastalığa maruz bırakarak ağır bir imtihandan geçirdik. Onu tahtının üstüne adeta ceset halinde bıraktık. Sonra tevbe ile önceki haline döndü.
Gerçekten biz Süleyman'ı imtihan ettik: (Yaptığı bir hata yüzünden) biz onun saltanat tahtına (muvakkat bir zaman için) bir cin oturttuk. Bir müddet sonra (eski) mülk ve tahtına döndü.
Tefsir ulemasının çoğu, Hz. Süleyman’ın tahtı üzerine konan cesedin, bizzat kendi bedenine ve mecazî olarak krallık otoritesine işaret ettiğini iddia eder. Çünkü bu otorite, Allah’ın koyduğu ahlakî değerlerden beslenmediği sürece cansız bir bedenden faksızdır. Ayrıca, klasik Arapçada, ahlakî değerlerden yoksunluğun zaafa uğrattığı kişi, “cansız bir beden” olarak da tanımlanır. Allah kimine çok vererek, kimine az vererek, kimini de verdiklerini geri alarak sınavdan geçirir. Hz. Süleyman da çoklukla sınavdan geçirildi. Ayetlerden anlaşıldığına göre ufak tefek tökezlemeler yaşadıysa da hiçbir zaman isyan derecesinde şımarıp haddi aşanlardan olmadı.
Diyanet İşleri (Eski)
And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.
Süleyman (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanmak suretiyle imtihan edilmiş, hastalığı sırasında, «cansız ceset» denecek kadar zayıflamış, sonra tekrar sağlığına kavuşmuştu.
Edip Yüksel
Süleyman'ı böylece sınadık; onun hükümranlığına maddi zenginlik kattık; ancak o tümüyle (Tanrı'ya) yöneldi.
And olsun ki Süleymân'ı (bir rahatsızlıkla) imtihân ettik ve tahtının üstüne(kendisini) bir cesed olarak (o hâlsizlikte) bıraktık; sonra (o, sıhhate) yöneldi (şifâ buldu).
İsmail Hakkı İzmirli Sâd Suresi 34. Ayet Açıklaması
[4] Hazret-i Süleyman bir gece Allah yolunda duruşacak bir oğul olmak üzere bütün kadınlarına yaklaşmıştı. Fakat «înşaallah» dememiş, bu hâli meşiyet-i bari'ye isnat etmemişti. Artık hiçbirinden oğul olmadı, yalnız birinden bir parça et gibi bir şey doğdu. İşte bunu kürsüsüne getirdi. Süleyman Aleyhisselâm bundan mütenebbih olarak tövbe etti. Yahut şiddetli bir hastalığa tutuldu, o kadar eridi ki, bir ceset, ruhsuz bir cisim kaldı. Sonra hâli sıhhate rücu etti, başka türlü tevcihler bâtıldır, şan-ı nübüvvete münafidir.
Kadri Çelik
Biz Süleyman'ı (evlat sevgisiyle de) denemeden geçirdik. Tahtının üstüne (sevdiği oğlu olan) bir ceset bıraktık. Böylece (çocuğunu fazla sevmemesi gerektiğini anlayarak tümüyle Allah'a) döndü.
Ama kendisine verilen bütün bu imkanlarla Süleyman da imtihanda idi. Bu saltanat tahtının üzerinde kendisine ait olan sadece bir ceset di. O cesede insanlara, cinlere, kuşlara hatta rüzgara kadar hükmetme imkanı vererek Süleyman’ı imtihan etmiştik. Nitekim Allah’ın yasası da buydu. Kimine vererek kiminden alarak imtihan ederdi. Fakat bu benzersiz saltanat onu şımartmadı. Aksine o her nimetin ardından Allah’a sığınıp yöneldi. Zaten hep O’na yalvarıyordu.
34,35. Yemin olsun Biz Süleyman’ı tahtının üstüne bir ceset bırakarak (bir şekilde) imtihan ettik.1 Sonra o, (Rabbine) hakkıyla yönelerek: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlık ver. Şüphesiz tek karşılıksız veren, sensin.” dedi.2
1 Bu imtihan konusunda Yahûdî kaynaklı birçok rivâyet vardır. Fakat bu rivâyetlerin bir araya getirilmesi ve Allah’ın Peygamberi ile uygun düşürülmesi mümkün değildir. Bu rivâyetlerin sağlıklı bir temeli olmadığı için, sağlıklı bir şey söylemek de zordur. Bu konuda Seyyid Kutub: “sağlam temellere dayanmak isteyen birisi Kur’an’da işaret edilen bu olay hakkında kesin bir şey söyleyemez. Burada söylenebilecek en son söz: Allah diğer Peygamberlerini yönlendirmek, yol göstermek için bir takım sınavlardan geçirdiği gibi, elçisi olan Hz. Süleyman’ı da yönetim ve otorite konusundaki uygulamaları ile ilgili olarak, bir sınavdan geçirmiştir.” demiştir. En doğrusunu Allah bilir.2 Bu ceset imtihanı hakkında da bir takım acayip uydurmalar söylenmiştir. Mason tarihlerine göre güya; Hz. Süleyman (a.s.) Beyt’ül-Makdis’i yaptırırken sanatkârlar içinde bir takım şeytanların kurdukları bir ihtilâl yüzünden bir müddet nüfuzunu kaybetmiş ve tahtında ya kendisi kuvvetsiz bir ceset halinde hükümsüz kalmış yahut tahtı da işgal olunup ona kırk gün kadar “heykel” gibi birisi oturtulmuş. Bu israiliyyatı beğenmeyenlerden bazıları da; Tahtı “siyasi otoriteye” cesedi de Hz. Süleyman’ın hâşâ “ahlaki değerlerden yoksun bedenine” benzetmiş, hızını alamayarak Hz. Süleyman’a Yahudi kaynaklarından bir de hayırsız oğul bulmuşlar, hatta Hz. Süleyman’ın “kendi duasıyla devletinin sonunu hazırladığını” bile söyleyebilmişlerdir. Bu anlatılanların bir peygamberle telifi asla mümkün değildir. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. İnsanlar bilmeye çalışırsa işte böyle olur.
Muhammed Esed
Fakat [daha önce] Süleyman'ı tahtının üzerine bir ceset koymak suretiyle denemiştik; 32 bunun üzerine [Bize] yönelmiş [ve]
[4075] Hz. Süleyman’ın tahtının üzerine konulan cesedin nasıl yorumlanacağı tartışmalıdır. Bu konuda klasik tefsirlerde İsrâiliyyat kaynaklı oldukça hacimli bir menkıbe oluşturulmuştur. Bunlar bir mesnetten yoksundur. Bir otorite ilâhî kılavuzluk ve ahlâkî değerlerden yoksun kalırsa, ruhsuz bir cesede dönüşür. Hz. Süleyman’ın müteakip âyetteki “Bana, benden sonra hiç kimsenin üstlenmeye lâyık olmadığı bir iktidar ver” duası da gösteriyor ki, bu ceset onun tahtına vâris olan oğlu Rehoboam’dı. Duada da belirtildiği gibi, babasının tahtına lâyık olmayan bu oğul döneminde Hz. Süleyman’ın bıraktığı görkemli devlet parçalandı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Andolsun ki, Süleyman'ı bir fitneye düşürdük ve tahtının üzerine bir ceset olarak bıraktık. Sonra tekrar (tahtına) dönüverdi.
Hz. Süleyman (a.s.) Mescid-i Aksa’yı yaptırdığı sırada, getirttiği sanatkârlar içinde, sanatların hilelerini bilen birtakım şeytanların kurdukları bir ihtilal yüzünden bir süre nüfuzunu kaybetmiş, yahud tahtından ayrı kalmış, böylece tahtında ya kendisi güçsüz bir cesed halinde hükümsüz kalmış, yahut tahtı da işgal edilip ona kırk gün kadar, heykel gibi birisi oturtulmuştu. (Elmalılı M. Hamdi Yazır). Farklı diğer yorumlar içinde, biz bunu tercih ettik. Doğrusu, bu âyet, tefsiri en zor olan nadir yerlerdendir. Gerçeği her yönü ile yalnız Allah bilir. {KM, I Kırallar 9,1-14; 11,1-2}
Süleyman Ateş
Andolsun Süleyman'ı denedik: Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra (bize) yöneldi.
Bu imtihan hakkında tefsîrlerde birçok uydurma rivâyet vardır. Peygambere yakışmayan bu uydurma rivâyetler, Kitap ehlinden alınmış hurâfelerdendir. Bu konuda en akılcı açıklamayı Fahre'd-dîn Râzî yapmıştır: Hz. Süleyman, şiddetli bir hastalığa yakalanmak suretiyle sınandı. Öyle ki "cansız cesed" denecek kadar zayıfladı. Daha sonra yine sağlığına kavuştu. İşte âyetteki ËïÂñî ÃæÇÈ (sonra döndü) ifâdesi, sağlığına kavuştu anlamındadır.
Süleymaniye Vakfı
Tahtının üzerine bir ceset bırakarak Süleyman’ı zor bir imtihandan geçirdik, sonra gerçeği gördü.
[*] Tahtın üzerindeki ceset ölümü ve ahireti hatırlatır. En büyük günahlardan olan kafirliğin temelinde dünyanın güzelliklerini ahirete tercih etmek yatar. Bu nedenle o ceset, Süleyman (a.s.)'a bir an için unutmuş olduğu bu tehlikeyi hatırlatan bir imtihandır. Kendisindeki mal sevgisinin aşırıya kaçtığını fark eden Süleyman (a.s.) sonraki ayetten anlaşılacağı üzere hem af dilemiş (istiğfar) hem de dönüş yapmıştır (tevbe).
Şaban Piriş
Süleyman'ı bir imtihana tâbi tutmuştuk. Tahtının üzerinde ceset haline getirmiştik. Sonra da eski haline dönmüştü.