Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4132, sondan 2105. ayet; 39. sure ve Zümer Suresinin 74. ayetidir. Zümer Suresi 74. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 73 ve toplam ebced değeri ise 5343 olarak hesaplanmıştır. Zümer Suresinin toplam ebced değeri 364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وقالوا الحمد لله الذي صدقنا وعده واورثنا الارض نتبوا من الجنة حيث نشاء فنعم اجر العاملين
Onlar şöyle derler: “Hamd, bize olan vaadini gerçekleştiren ve bizi cennetten dilediğimiz yere konmak üzere bu yurda varis kılan Allah’a mahsustur. Salih amel işleyenlerin mükâfatı ne güzelmiş!”
Âhiretteki adaletli yargının sonucu, münkir ve mücrimlerin cezalandırılmak üzere cehenneme; âyetteki deyimiyle müttakilerin yani Allah’a saygı duyup hükümlerini çiğnemekten sakınmaya özen göstermiş müminlerin de cennete gönderilmesidir. Cehennem bekçilerinin, oraya getirilenlere soracakları soruya dair kınama mahiyetindeki ifadeler, aslında bu dünyada henüz ellerinde fırsat bulunanlar için dolaylı bir uyarı maksadı taşımaktadır. Buna karşılık cennet bekçilerinin oraya gelenlere söyleyecekleri güzel sözler ve iltifatlar ile bunun ardından cennete girenlerin, rablerine karşı minnetlerini dile getiren mutluluk dolu sözleri de aslında yine bu dünyada yaşayanları imana ve takvâ çizgisinde bulunmaya, Allah’ın rızasına uygun işler yapmaya teşvik etmektedir. Sûrenin sonunda meleklerin oradaki hitaplarıyla ilgili etkileyici bir tasvirin ardından uhrevî yargılamada hakkın yerini bulduğunun bir defa daha altı çizilmekte; nihayet bu adaletinden dolayı Allah’a duyulan derin minnet ve şükranın, “Bütün övgüler âlemlerin rabbi olan Allah içindir” şeklinde dile getirileceği bildirilmektedir. Zümer sûresinin son âyetlerinde veciz bir şekilde anlatılan ve dinî literatürde “âhiret halleri” denilen mahşer, mizan, hesap, sırat, cennet, cehennem gibi varlık ve olaylar, henüz gerçekleşmediği, örneği yaşanmadığı için –tekrarı mümkün olmayan her olay gibi– insanların bilgi sınırlarını aşmakta, iman alanına girmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bunlarla ilgili açıklamalar, tasvirler genellikle insanların zihinlerinde olabildiğince isabetli çağrışımlar ve gönüllerinde verimli etkiler doğmasını sağlayacak şekilde somutlaştırılarak verilmiştir. Sûrenin bu son âyetlerinde de önemli ölçüde bu anlatım tarzı hâkimdir. Bu temsilî açıklamaları tam ve doğru olarak tefsir ve te’vil etmemiz mümkün değildir; bu hususta yapılan yorumlar, te’viller ancak onu yapan kişilerin kendilerine ait yorum ve anlayışlar olup başkalarını bağlayıcı nitelikte kesin bilgiler değildir. Bu hususta öteden beri benimsenen en sağlıklı yaklaşım, bu konularda âyetlerin ve sahih hadislerin asıl anlamlarının ne olduğunu kavrayıp açıklayamasak da onların bildirdiklerine şeksiz şüphesiz iman etmek, açıklamaların amacına yönelmek ve bu imanın gereğince yaşamaktır.
Mehmet Okuyan
Onlar da “Bize verdiği sözde duran ve bizi dilediğimiz yerinde yerleş(ip otura)cağımız bu cennet yurduna mirasçı kılan Allah’a [hamd]olsun! İyi işler yapanların ödülü ne güzelmiş!” diyecektir.
Onlar, “Bize verdiği sözü yerine getiren, bizi dilediğimiz yerinde konaklayacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah'a hamdolsun. İman edip iyi amelde bulunanların ödülü ne güzelmiş!” derler.
Onlar da: “Hamd, bize verdiği sözü yerine getiren Allah'a özgüdür. Bizi bu yere varis kıldı. Cennet'te istediğimiz yerde kalabiliyoruz. Çalışanların¹ ödülü ne güzel.” derler.
(Onlar ise:) “Bize olan va’adinde sadık kalan ve bizi bu yere (dünyada izzet ve devlete, ahirette cennete) mirasçı kılan Allah’a hamdolsun” diyerek (sevinçlerini ve teşekkürlerini açığa vuracaklardır. Veya:) “Bize olan va’adine sadakat gösteren (verdiği sözü yerine getiren) ve bizi dilediğimiz yerde eğlenip dolaşacağımız şu cennet yurduna yerleştiren Allah’ımıza (şükürler olsun. Allah yolunda) çalışıp çabalayanların ücreti ne güzelmiş” (şeklinde mutluluklarını paylaşacaklardır).
Onlar da hamd Allah'a ki derler, bize vaadettiğini gerçekleştirdi ve cennetten, dilediğimiz yerde konaklamamız için bu yeri miras verdi bize; ne de güzeldir iyi işlerde bulunanların mükafatı.
Onlar da: “Tüm eksiksiz övgüler O Allah'a ki, verdiği cennet sözünü bize gerçekleştirdi, bizi bu yere varis kıldı, biz de bu cennetlerde istediğimiz yerde yerleşip, konaklayabiliyoruz!” diyeceklerdir. Allah yolunda çaba sarfedenlerin ödülü ne güzeldir.
Onlar da:
“Bize verdiği söze sadık olan ve bizi, Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğimiz yerinde ebediyyen oturacağımız bu cennet yurduna vâris yapan Allah'a hamdolsun. Sorumluluğunu bilerek amacına uygun, devamlı amel edenlerin mükâfatı ne güzelmiş.” derler.
(Cennetlikler) de şöyle derler: "Bize verdiği sözünü yerine getiren ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamdolsun ki; cennetten dilediğimiz yere konaklayabiliyoruz. Çalışanların ecirleri ne güzelmiş!"
(Onlar da) Dediler ki: 'Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.
(Cennetlik olanlar şöyle) derler: “ - Hamd olsun o Allah'a ki, bize olan vaadini yerine getirdi; ve bizi cennet yerine mirascı kıldı, cennetde istediğimiz yere konuyoruz. İşte (dünyada Allah için güzel) amel işliyenlerin mükâfatı ne iyi!...”
Ve o Cennettekiler: “Sözünü bizim için doğrulayan Cennet yurdunu, orda istediğimiz yerde yerleşebilecek şekilde bize miras bırakan Allah’a hamdolsun. Çalışanların en güzel ücreti, işte budur!” derler.()
(*) Kıyamet, Cennet ve Cehennem ile ilgili fiiller, gelecek zaman ile ilgili olmakla beraber, kesin olacaklarından dolayı sanki olmuşlar gibi mazi sığasıyla ifade edilmişler.
Besim Atalay
Bunlar diyecekler ki: «Va'dinde gerçek olan Allaha öğüş, bizi buraya koydu da, cennet içre, nerde dilersek oturuyoruz, ne güzeldir çalışanlar ödülü»
Onlar da şöyle derler: “Bize verdiği sözünü yerine getiren ve böylece cennette dilediğimiz şekilde yerleşmemizi sağlayan Allah'a hamdolsun. Allah yolunda çaba sarf edenlerin mükâfatı ne güzelmiş!”
Onlar: "Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!" derler.
Onlar: Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah'a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş! derler.
"Bize verdiği sözü gerçekleştiren, yeri bize miras bırakan ve cennette dilediğimiz yerde oturmamızı sağlayan ALLAH'a övgüler olsun," derler. Çalışanların ücreti ne de güzelmiş!
Onlar da: "Hamdolsun o Allah'a ki, bize vaadini doğru çıkardı ve bizi cennet arzına varis kıldı. Cennette istediğimiz yerde oturuyoruz" derler. Bak ne güzeldir mükafatı o iyi amel işleyenlerin!
Onlar da: hamd o Allaha ki bize va'dini doğru çıkardı ve bizi Arza vâris kıldı, Cennetten istediğimiz yerde makam tutuyoruz» dedikleri vakıt... bak artık ne güzeldir ecri o âmillerin
Dediler: «Bize (cennet) va'dinde saadık olan, bizi, cennetden neresini dilersek konmak üzere bu yere mirascı yapan Allaha hamdolsun, (İyi) amel (ve hareket) de bulunanların mükâfatı ne güzel»!
Bunun üzerine (onlar da): “Hamd, O Allah'a mahsustur ki, va'dini bize doğru çıkardı ve bizi bu yere vâris kıldı, Cennetten istediğimiz yerde otururuz” derler. Artık (sâlih)amel işleyenlerin mükâfâtı ne güzeldir!
Cennete girenler de “Bize vaat ettiklerini yerine getiren ve cennette dilediğimiz yere bizi yerleştiren Allah’a, bitmez tükenmez övgüler olsun” derler. Güzel şeyler yapanların karşılıkları ne kadar güzel.
Onlar Tanrı/ya hamdolsun ki bize olan vaadini yerine getirdi, bizi Cennet toprağına vâris kıldı, biz burada dilediğimiz yere konuyoruz. İyi amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir!
(Onlar da) Derler ki: “Bize verdiği sözünü doğrulayan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun. Cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri pek de güzeldir.”
Onlar da, “Bize verdiği sözü yerine getiren ve dilediğimiz gibi yaşayabileceğimiz şu cennet yurdunu bize bağışlayan Allah’a hamd olsun!” diyecekler. Evet, Allah yolunda çaba harcayanların mükâfâtı ne muhteşem!
(Onlar da): “Bize verdiği sözü yerine getiren ve dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna bizi vâris kılan Allah’a, hamdolsun. (Meğer) inandığıyla yaşayanların mükâfatı ne de güzelmiş.” diyecekler.
Onlar da: “Bize verdiği sözü yerine getiren ve bu [esenlik] alanını yaptıklarımızın karşılığı olarak bize bağışlayan, 76 böylece cennette dilediğimiz şekilde yerleşmemizi sağlayan Allah'a hamdolsun!” diyeceklerdir. Ve [Allah yolunda] çaba sarf edenlerin mükafatı ne yüce, ne üstün olacaktır.
Onlar da şöyle karşılık verecekler: – Tüm övgüler, bize verdiği vaadi yerine getiren ve dilediğimiz yere yerleşebileceğimiz bu cenneti bize bahşeden Allah’a aittir! Ne güzeldir çalışıp çabalayanların ödülü! 21/101.103, 77/41...44
Onlar da şöyle mukabele edecekler: “Bize ettiği vaadi gerçekleştiren, bizi bu uçsuz bucaksız[4166] mekâna vâris kılan ve bizi cennette tercih ettiğimiz yere yerleştirecek olan Allah’a hamd olsun!” Bakın, çalışıp çabalayanların ödülü ne de güzelmiş.
Mustafa İslamoğlu Zümer Suresi 74. Ayet Açıklaması
[4166] ‘Ardın kök anlamına dayanarak bu anlama ulaşılmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
(Onlar da) Dediler ki: «Hamd Allah'a mahsustur ki, bizim için vaadini yerine getirdi ve bizi (bu yere) varis kıldı.» Cennetten dilediğimiz yerde ikâmet ediveririz. Artık ne güzeldir, (güzel) amel edenlerin mükâfaatı!
Onlar şöyle karşılık verirler: “Hamd-ü senalar olsun o Allah'a ki sözünde durdu ve dilediğimiz yerinde oturacağımız şekilde bizi cennete yerleştirdi. Çalışanların mükafatları ne güzelmiş! [3, 194; 7, 43; 35, 34-35; 21, 105]
(Cennettekiler de:) "Bize verdiği sözü yerine getiren ve bizi dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah'a hamdolsun. (Allah için) çalışanların ücreti ne güzeldir!" demişlerdir.
Cennete girenler şöyle derler: “Bize verdiği sözü tutan Allah, her şeyi güzel yapar. Bu yeri bize verdi. Cennetin istediğimiz yerine yerleşeceğiz. Çalışanların aldığı ödül ne güzelmiş!”
Onlar da şöyle karşılık vermişlerdir: Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennetten dilediğimiz yere yerleştirilen, dünyaya mirasçı yapan Allah'a hamdolsun! Çalışanların ödülü ne güzeldir!
Onlar “Verdiği sözü yerine getiren ve bizi buraya yerleştiren Allah'a hamd olsun,” derler. “Artık Cennetin dilediğimiz yerinde otururuz.” İşte, çalışanlar için ne güzel ödül!
Onlar da şöyle derler: "Hamd olsun o Allah'a ki bize vaadini yerine getirdi, bizi yeryüzüne mirasçılar yaptı. İşte, cennetten istediğimiz yerde konaklıyoruz. İş yapıp değer üretenlerin ödülü ne de güzelmiş!"
daħı eyittiler “şükr Tañrı’ya ol kim ŧoġru ķıldı bize va'desini daħı virdi bize yiri ya'nį uçmaķ yirini yir dutaruz uçmaķdan ķanda kim dilerüz. pes eyüdür müzdi işleyicilerüñ!”
Daḫı eyideler: Şükr ol Tañrıya ki bize va‘desin girçekledi. Daḫı bize yiri mīrāẟitdürdi. Her ne dilesevüz maḳām ider‐biz cennetden. Ne yaḫşı müzddür olcennet ‘amel eyleyenlere.