Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 634, sondan 5603. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 141. ayetidir. Nisâ Suresi 141. ayetinin kelime sayisi 36, harf sayısı 160 ve toplam ebced değeri ise 7657 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين يتربصون بكم فان كان لكم فتح من الله قالوا الم نكن معكم وان كان للكافرين نصيب قالوا الم نستحوذ عليكم ونمنعكم من المؤمنين فالله يحكم بينكم يوم القيمة ولن يجعل الله للكافرين على المؤمنين سبيلا
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
Münafıklar iki tarafı da idare ettikleri için daima zarardan ve kayıptan uzak kalma, menfaati ve kazancı yakalama arzusu, tertibi ve taktiği üzerinde olurlar. Ancak çekirgenin nihayet üç kere sıçrayıp sonunda yakalandığını ifade eden özdeyişte belirtildiği gibi ya bir gün yakayı ele verirler ya da sonunda kazanan müminler olur.
Gizli veya açık kâfirler karşısında müminlerin, zaman zaman mağlûbiyete uğradıkları, onlardan zarar gördükleri de bir vâkıadır. Bu vâkıa karşısında “Allah’ın, müminler aleyhine kâfirlere yol vermeyeceği” ifadesinin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde düşünülmüştür:
a) Bu, kıyamet gününde olacak, müminlerin mutlak üstünlükleri, gerçek zaferleri orada ortaya çıkacaktır.
b) Kâfirler inanç konusunda müminlerin delillerini çürütüp kendi inançlarını ispat edemeyeceklerdir.
Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin isabetli tenkidine göre bu iki anlayış da zayıf görünmektedir. Çünkü bir önceki cümle dünyada zaferin de yenilginin de olabileceğini, nihaî hükmün âhirete bırakıldığını ifade etmektedir; burada tekrarın bir faydası yoktur. İnanç konusunda ise kâfirlerin zaten ispat edici delilleri olamaz; olması mümkün olmayan için “Allah yol vermeyecek...” demek anlamlı değildir.
c) Kâfirlerin üstün gelmelerinin, İslâm diyarını ve müslümanları hükümleri altına almalarının hukuk yönünden meşrû bir sonucu yoktur; Allah onlara böyle bir hak tanımamaktadır. Fıkıhçılar bu mânadan yola çıkarak gayri müslimlerin ellerinde bulunan müslüman kölelerin bu statülerinin hukuki mahiyetini ve hükmünü tartışmışlardır.
d) Bazan yenilgiye uğrasalar, istilâ altında kalsalar bile Allah, müminlerin devletini sona erdirme ve izlerini silme fırsatını kâfirlere vermeyecektir.
e) Bu ilâhî vaad, müminlerin bölünüp aralarında savaşmamaları, ahlâkî eğitim ve kontrol (emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker) vazifelerini ihmal etmemeleri ve günah girdabına gömülmemeleri şartına bağlıdır; “Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir” meâlindeki âyet (Şûrâ 42:30) de bu mânayı desteklemektedir (Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, I, 509-511; ayrıca bk. Kurtubî, V, 419-422).
İbn Âşûr, burada müminlerden maksadın, Hz. Peygamber zamanındaki müminler yani İslâm’ın ilk nesli olması, Allah Teâlâ’nın bu vaadi, onlar için vermiş bulunması ihtimalinden de söz etmiştir (V, 238).
Son üç maddede ifade edilen anlayış bize göre de isabetlidir. Müslim’in rivayet ettiği şu hadis, son iki maddede anlaşılan mânanın açıklaması gibidir: Hz. Peygamber buyuruyor ki: “Allah bana doğusuyla batısıyla bütün dünyayı toplu olarak gösterdi. Doğularını ve batılarını, ondan bana gösterilen yerlere ümmetimin sahip ve hâkim olacağını gördüm ve bana kırmızısıyla beyazıyla iki hazine de verildi (bu iki hazine altın ve gümüş, Roma ve İran, Suriye ve Irak... şekillerinde yorumlanmıştır). Rabbimden ümmetimle ilgili olarak ‘onları genel bir kıtlık ve yoklukla helâk etmemesini, –kendilerinden başka– köklerini kazıyacak bir düşmanı üzerlerine salmamasını’ istedim. Rabbim de şöyle buyurdu: ‘Ey Muhammed! Ben bir hüküm verdiğimde bu geri çevirilemez. Ben sana ümmetinle ilgili olarak onları bir genel kıtlıkla yok etmemeyi, dünya üzerlerine gelse –kendilerinden başka– köklerini kazıyacak bir düşmanı onlara musallat kılmayacağımı vaad ediyorum” (“Fiten”, 19-20).
Mehmet Okuyan
(Münafıklar) sizi gözetleyip dururlar. Size Allah’tan bir zafer (nasip) olursa, “Sizinle birlikte değil miydik?” derler. Kâfirlerin (zaferde) bir payları olursa (bu sefer de onlara), “Sizi yenip (öldürebileceğimiz hâlde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
Bu ayet Âl-i İmrân 3:154 ve 167. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah münafıkların müminleri sürekli takip ettiklerini, içinde bulundukları her olayı, attıkları her adımı izlediklerini, duruma göre bir tavır içerisine girdiklerini bildirmektedir. Yaşanan herhangi bir savaşta eğer müslümanlar zafer elde etmişlerse “biz de sizinle birlikteydik” dedikleri ifade edilmektedir. Yüce Allah münafıkların ikiyüzlülüklerini ortaya koymak üzere, inkârcılar herhangi bir savaşta üstünlük sağlarlarsa bu defa onlara dönerek kendilerine destek verdiklerini, güçlü olmalarını sağladıklarını ve onları müminlerin saldırılarından koruduklarını söylediklerini ifade etmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Kâfirler ve münafıklar, sadece başınıza gelecekleri görmeyi beklerler. Böylece eğer Allah'tan size bir zafer ihsan edilirse, “Sizin yanınızda değil miydik?” derler. Eğer savaşta kâfirlerin bir payı olursa, “Biz size üstünlük sağlayıp sizi müminlerden korumadık mı?” derler. Ama Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecek, kafirlerin müminlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.
Onlar, sürekli sizi gözetliyorlar, eğer Allah size bir zafer verirse: “Biz de sizinle beraber değil miydik?” derler. Eğer, gerçeği yalanlayan nankörler üstünlük sağlarlarsa: “Biz sizin üstün gelmenizi sağlamadık mı, Mü'minlerden korumadık mı?” derler. Kuşkusuz, Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, Mü'minlere karşı, gerçeği yalanlayan nankörlere asla bir yol vermeyecektir.
Onlar (marazlı münafıklar) sizi (uzaktan) gözetleyip duruyorlar. Size Allah’tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: “Sizinle birlikte değil miydik?” diye (yılışıyorlar) . Ama kâfirlere (başarıdan) bir nasip düşecek olursa (zalimler galip gelirse onlara yanaşıp) : “Sizi üstün gelmeniz için desteklemedik mi, mü’minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?” diye (münafıklık ediyorlar) . Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kâfirlere mü’minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermeyecek (sonunda mü’min mücahitleri zafere ulaştıracaktır).
Onlar, sizin ahvalinizi gözetip dururlar. Siz, Allah'ın lütfüyle bir fetih elde ederseniz biz de derler, sizinle değil miydik? Kafirlere bir zafer payı düşse üstünlüğünüzü temin etmedik mi, inananların, size hücumunu menetmedik mi derler. Kıyamet gününde, Allah hakkınızda hükmeder ve Allah, kafirlere, müminler aleyhine bir yol, bir başarı vermez.
Onlar öyle münafıklardır ki, sizi gözetleyip dururlar, eğer size Allah'tan bir zafer nasib olursa, sizinle beraber değil miydik? derler. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin zaferden bir payları olursa, bu sefer de onlara; sizi yenip öldürebileceğimiz mümkün iken, mü'minlerden korumadık mı? derler. Artık Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecek ve Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin mü'minlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.
Gözleri üstünüzde olanlar, size Allah'tan bir zafer nasip olursa:
“Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şâyet kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin zaferden bir payı olursa,
“İstesek sizi yenemez miydik? Mü'minlerden taraf olmamakla, sizi onlardan korumuş olmuyor muyuz?" derler.
Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere bir imkân, bir fırsat vermeyecektir.
Onlar sizi sürekli gözetleyip dururlar. Eğer size Allah tarafından bir fetih nasip olursa: "Biz de sizinle birlikte değil miydik?" derler. Eğer kâfirlere bir pay olursa bu kez onlara: "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Kıyamet gününde Allah aranızda hüküm verecektir. Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhine bir yol vermeyecektir.
Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer) gelirse: 'Sizinle birlikte değil miydik?' derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: 'Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?' derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.
O münafıklar sizin hâlinizi gözetleyip beklerler: Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) olursa derler ki: “- Biz sizinle beraber değil miydik, bize de mal ve ganimetten verin.” Fakat kâfirlere bir zafer hissesi düşerse, kâfirlere hitaben: “- Biz, size yardım ederek üstünlüğünüzü temin etmedik mi? Size mü'minlerden gelecek ziyanı önlemedik mi? (Bizi de ganimete ortak yapın)”, derler. Artık Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verir; ve Allah elbette o günde, kâfirler için mü'minler aleyhine bir yol (imkân ve delil) verecek değildir.
Öyle münafıklardır ki, sizi hep gözetiyorlar. Allah’tan bir fütuhat olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik” derler. Eğer kâfirlere bir pay düşerse; “Biz, sizi kollayıp Müslümanlara karşı savunmadık mı?” derler. Fakat kıyamet günü Allah, sizi birbirinizden ayıracaktır (hükmünü verecektir.) Ve Müslümanlara karşı kâfirlere bir yol ve imkân vermeyecektir.
Onlar sizi gözlerler, Allah size bir fetih gösterecek olursa: «Biz sizinle birlik değil miydik?» demektedirler, kâfirlere bir kazanç düşünce de derler ki : «Bizler sizi yenmez miydik? inanmış olanlardan sizi korumadık mı?» Allah kıyamet günü aranızda hükmeder, inanmışlar üzerine kâfirler için Allah hiçbir kolaylık vermez
Onlar (iki yüzlülüğü tabiat haline getirmiş münafıklar) sizi gözetleyip durmaktadır. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet inkârcılar zafer elde ederse, (bu defa da onlara) “Sizi üstün gelmeniz için (mü'minlere karşı) desteklemedik mi?” derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Ve yine (mü'minler imanlarının gereğini yerine getirerek üzerlerine düşeni yaptıkları taktirde) Allah, inkârcıların inananlara zarar vermesine asla fırsat vermeyecektir.
Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.
Sizi gözetleyip duranlar, eğer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, «Sizinle beraber değil miydik?» derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), «Sizi yenip (öldürebileceğimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?» derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.
Onlar sizi gözetleyip dururlar. ALLAH'tan size bir zafer geldiğinde, "Biz sizinle birlikte değil miydik," derler. Kazanma sırası inkarcılara gelirse bu sefer, "Biz size destek olarak sizi inananlardan korumadık mı," derler. Diriliş günü, ALLAH aranızda hüküm verecektir. ALLAH inkarcılara, inananlar üzerine egemen olma fırsatını vermeyecek
Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
Onla ki sizi gözetiyorlar: eğer Allahdan size bir feth olursa «beraber değil miydik?» diyecekler ve eğer kâfirlere bir nasîb düşerse «biz sizden üstün gelmedik mi? sizi mü'minlerden kurtarmadık mı?» diyecekler, artık kıyamet günü Allah beyninizde bir yol verecek değil
Onlar hep sizi gözetleyib duranlardır. Onun için eğer Allahdan size bir feth (-u zafer) olursa: «Biz de sizinle beraber değil miydik?» derler. Şayet kâfirlere bir (zafer) hisse (si) düşerse (o vakit da kâfirlere dönerek): «Biz size (yardım ederek) galebenizi te'min etmedik mi? Size mü'minlerden (gelecek felâketi) önlemedik mi?» derler. Artık Allah, kıyaamet günü (onlarla sizin) aranızda hükmünü verecekdir. Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhinde (galebeye) asla bir yol (ve imkân) bahşetmez.
Onlar (o münâfıklar öyle kimselerdir) ki, sizi gözetliyorlar; bu yüzden size Allah'dan bir fetih (bir zafer nasîb) olursa: “(Biz de) sizinle berâber değil miydik? (Bize de ganîmet verin!)” derler; fakat kâfirlere bir (zafer) nasîb olursa (onlara da): “Size galib gelmedik mi (sizi öldürme imkânına sâhib olup da kendi hâlinize bırakmadık mı)? Hem mü'minleri sizden men' etmedik mi?” derler. Artık Allah, kıyâmet günü aranızda hüküm verecektir. Ve Allah, kâfirlere mü'minler aleyhinde (kalıcı bir galibiyete) aslâ bir yol vermeyecektir.
Sizi sürekli takip edenler gözetleyenler var. Eğer size Allah’dan zafer nasip olursa, onlar “Bizde sizinle beraber değil miydik?” derler. Eğer savaşın başarısı inkârcılar lehine sonuçlanırsa, inkârcılara “Size yardımcı olup, inananların size olan çabalarını engellemedik mi?” derler. Allah kıyamet günü aranızda, kendi hükmünü verecektir. Allah, inananlar aleyhine, inkâr edenlerin bir yol bulmalarına müsaade etmez.
Sonunuza intizar eden bunlar size Allah tarafından zafer ve ganimet gibi bir fetih vaki oldu mu, «sizinle beraber değil mi idik?» derler. Şayet kâfirler için zafer gibi bir hisse çıkarsa «size galebe etmez mi idik [¹] sizi mü/minlerin zararından menetmedik mi» derler. Allah aranızda kıyamet günü hükmedecektir. Allah asla kâfirler için mü/minler aleyhine bir yol yapmamıştır [²] .
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 141. Ayet Açıklaması
[1] Sizi tutmağa, öldürmeğe kaadir değil nü idik. Sizi mü'minlerle galebeye teşvik etmedik mi?[2] İslâmı haksız çıkarmak için kâfirlere bir hüccet vermemiştir.
Kadri Çelik
Sizi gözetleyip duranlar, (fırsat kollayanlar) böylece eğer size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse, “Sizinle birlikte değil miydik?” derler. Ama kâfirlere bir pay düşerse, “Biz (akıl vererek) size üstün gelmedik mi ve sizi müminlerden (dinlerine girmekten) engellemedik mi?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, müminlerin aleyhine, kâfirlere asla bir yol vermez.
Dikkat edin; bu ikiyüzlüler, başınıza gelecekleri görmek için sizi dikkatle izlerler; eğer size Allah’tan bir zafer nasip olsa, ganîmetten pay almak için:“Biz de sizinle beraber değil miydik?” derler. Fakat inkâr edenler inananlara karşı bir zafer kazanacak olsalar, bu kez de onlara dönüp:“Sizi Müslümanlara karşı savunup üstün gelmenizi sağlamadık mı? Siz dışarıdan vururken, biz kaleyi içten fethetmedik mi?”derler. Fakat kelime-i şehâdet getirdikleri sürece, onlara zahiren Müslüman muamelesi yapmalısınız. Onların hesabını Allah’a bırakın. Çünkü Allah, Diriliş Günü aranızda hükmünü verecektir.Korkmayın, —müminler üzerine düşeni yaptıkları takdirde— Allah, inkâr edenlerin inananlara karşı sürekli bir üstünlük kazanmalarına asla fırsat vermeyecektir!İkiyüzlülere gelince:
Size Allah’tan bir fetih olduğunda sizi gözetleyenler:
-“Sizinle birlikte değil miydik?” dediler.
Kâfirler’e bir pay olduğunda:
-“Size üstünlük sağlamadık mı? Size karşı Müminler’e engel olmadık mı?” dediler.
Artık Kıyamet günü aranızda Allah hüküm verir.
Allah Müminler’in aleyhine Kâfirler’e asla yol vermeyecektir.
O (münâfıklar) hep sizin (başınıza gelecekleri) bekler dururlar. Eğer Allah, size zafer nasip ederse; “Biz, sizin yanınızda değil miydik?” derler. Yok, eğer (zafer) kâfirlere nasip olursa, (bu defa da onlara): “Biz, size üstünlük sağlamışken1 sizi Müslümanlara karşı korumadık mı?”2 derler.3 Allah, kıyamet günü aranızda (gerçek) hükmünü verecektir. Şüphesiz Allah kâfirlere mü’minler karşısında üstün gelme fırsatını, asla vermez.
1 Yani, fırsat elimizde iken Müslümanlarla beraber olup sizinle savaşsaydık, sizi perişan edemez miydik? 2 Bu bölüm, “Biz sizin (Müslüman olmanızı) engelleyerek, sizi Müslümanlara karşı korumadık mı?” şeklinde de anlaşılabilir.3 Aynı konu için Bk. (Nisâ: 72, 73)
Muhammed Esed
onlar ki, sadece başınıza gelecekleri görmeyi beklerler: Böylece, eğer Allah'tan size bir zafer ihsan edilirse, “Sizin yanınızda değil miydik?” derler; hakikati inkar edenlerin şanslarının yaver gittiğini görünce de [onlara dönüp]: “Şu müminlere karşı sizi savunarak sevginizi hak etmedik mi?” derler. 156 Ama Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecek; ve hakikati inkar edenlerin müminlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir. 157
Onlar, sizin başınıza gelecekleri gözler dururlar. Allah, size bir zafer nasip ettiğinde: “Sizinle beraber değil miydik?” derler. Yok, eğer kâfirler bir başarı kazanırlarsa: “Biz, inananlara destek vermemekle size yardım etmedik mi? Böylece sizin mağlup olmanızı engellemedik mi?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kâfirlere müminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir. 59/11-12, 42/10
Onlar sizin başınıza gelecekleri gözetlerler: Eğer Allah’tan size bir zafer erişirse “Sizinle birlikte değil miydik?” derler; yok eğer kâfirlerin şansı yaver giderse bu sefer de (onlara) derler ki: “Üzerinizde baskı kurup sizi teşvik ederek[845] şu mü’minlerden kurtarmış olmadık mı?”[846] Fakat Allah Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecek ve inkârcıların mü’minlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.
Mustafa İslamoğlu Nisâ Suresi 141. Ayet Açıklaması
[845] el-Havz, atı dörtnala kaldırmak için üzengilemek ve mahmuzlamaktır (Râğıb). Burada elem nestahvizin en isabetli karşılığı “üzerinize baskı kurup sizi teşvik ederek..” olsa gerektir.
[846] Münafık tipolojisinin belirgin vasfı: Daima galibin yanında olup ganimetten pay kapmak.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar ki, sizi gözetiverirler, eğer sizin için Allah Teâlâ'dan bir zafer olursa, «Biz de sizinle beraber değil miy- dik?» derler. Ve eğer kâfirler için bir nâsib olursa, «Biz size galip gelmez miydik ve size mü'minlerin tecavüzünü men eder olmadık mı?» derler. Artık Allah Teâlâ Kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Ve elbette Allah Teâlâ kâfirler için mü'minler aleyhine bir yol vermeyecektir.
Münâfıklar sizinle ilgili olayları çok yakından izler, devamlı olarak havayı yoklarlar: Şayet Allah size bir zafer lütfederse: “Biz de sizinle beraber değil miydik? ” derler . Eğer kâfirler zaferden yana bir pay elde ederlerse onlara: “Bizim taraf size galip durumda iken sizi kollamadık mı, müminlerin size karşı savletini içten içe engellemedik mi? ” derler. Kıyamet günü Allah, sizinle onlar arasında hükmünü verecek ve Allah kâfirlere müminler aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.
Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer size Allah'tan bir fetih nasibolursa: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Ve eğer savaşta kafirlerin bir payı olur(savaşı düşmanlarınız kazanır)sa, (bu kez onlara): "Biz size üstünlük sağlayıp, sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Artık kıyamet gününde Allah, aranızda hükmedecek ve mü'minlere karşı kafirlere asla yol vermeyecektir.
Onlar sizi gözetleyip dururlar. Allah size bir fetih nasip etse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler. Ama eğer ayeti görmezlikten gelen o kimselerin (o kâfirlerin) lehine bir durum olsa bu defa da onlara: "Sizi yönlendirip durmadık mı, siz müminlerden uzaklaştırmadık mı?" derler. Nasıl olsa Allah, (mezardan) kalkış günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminler aleyhine kâfirler için bir yol açacak değildir.
Sizi gözetleyen (münafık / kafir) kimseler, eğer size Allah'tan bir zafer gelirse: -Sizinle beraber değil miydik? derler. Eğer kafirlere bir hisse düşerse: -Biz, size yardım ederek üstünlüğünüzü sağlamadık mı? Size gelecek felakete engel olmadık mı? derler. Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kafirlere müminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir.
Onlar sizi gözetleyip dururlar. Size Allah'tan bir zafer erişirse, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Kâfirlerin payına birşey düşecek olsa, bu defa da “Bizim taraf size üstün iken size karşı mü'minlere engel olmadık mı?” derler. Aranızdaki hükmü kıyamet gününde Allah verecektir. Allah, o kâfirlere mü'minler aleyhinde fırsat vermez.
Sizi gözetleyip duruyorlar. Allah'tan size fetih nasip olursa, "-Sizinle birlikte değil miydik" diyecekler. Kâfirlere bir nasip ulaşırsa şunu söyleyecekler: "-Başarınıza destek vermedik mi, müminlere karşı size siper olmadık mı?" Artık kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir. Allah, müminler aleyhine kâfirlere bir yol asla nasip etmez.
anlar kim ya'nį munāfıķlar göz ŧutarlar size pes eger ola sizüñ žafer bulmaķ Tañrı’dan eyideler “degül mi-dük sizüñ-ile?” [50a] daħı eger ola kāfirlerüñ ülü eyideler “ġālib olmaduķ mı üzerüñüze daħı yıġmaduķ mı sizi mü’minlerden?” pes Tañrı hükm eyleye arañuzda ķıyāmet günü. daħı hergiz ķılmaya Tañrı kāfirlerüñ mü’minler üzere yol.
Ol kişiler ki size muṣībet ṣaḳlaşurlar. Eger size nuṣret gelse Tañrıdan ey‐dürler ki biz sizüñ‐ile degül mi‐dük? Eger kāfirlere naṣīb olsa eydür: Bizsizüñ‐çün meyl eyleyüp ḳurtarmaduḳ mı sizi mü’minlerden? Tañrı Ta‘ālāḥükm eyler sizüñ ortañuzda ḳıyāmet güninde daḫı. Tañrı Ta‘ālā ḳılmazkāfirlere mü’minler üstine yol.