Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 644, sondan 5593. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 151. ayetidir. Nisâ Suresi 151. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 43 ve toplam ebced değeri ise 2442 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اولئك هم الكافرون حقا واعتدنا للكافرين عذابا مهينا
150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
İlâhî dinlerin tamamı Allah’ın vahiy yoluyla peygamberlerine gerekli bilgiyi göndermesi, onların da ümmetlerine bunları iletmeleri, uygulamada örneklik etmeleri suretiyle oluşmuştur. Vahiy tek kaynaktan geldiği için bu dinler arasında çelişki bulunması mümkün değildir; farklılıklar ise dinin, dünya hayatını düzenleyen kurallarının, medenî ve zihnî seviyeye uymak durumunda olmasından kaynaklanmıştır. Bu dinlerin her biri, daha önce gelmiş ve peygamberine bildirilmiş bulunan dinleri onaylar, onların da hak dinler olduklarını kabul ederler. Bu cümleden olarak müslümanlar, Hz. Âdem’den Resûl-i Ekrem’e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlere ve onların getirdikleri kitaplara inanırlar. Yahudilerin ve hıristiyanların da –vahye dayalı, ilâhî dinlerin mensupları oldukları için– böyle davranmaları gerekirken yahudiler Hz. Îsâ’yı ve Hz. Muhammed’i, hıristiyanlar da Hz. Muhammed’i inkâr etmişler, bunların peygamber olduklarına ve getirdikleri kitapların da Allah’tan geldiğine inanmamışlardır. 150. âyetin tamamı, hak dinlerin ve peygamberlerin bir kısmına inanmayanlara yönelik kabul edilirse mâna şudur: Allah’ın gönderdiği peygamberlerin bir kısmına inanırken diğer kısmını inkâr edenler, iman bakımından O’nunla peygamberlerini ayırmaktadırlar. Çünkü kâmil bir iman hem Allah’a hem de O’nun bütün peygamberlerine inanmakla gerçekleşir. Allah’ın bazı peygamberlerine ve bu arada son peygambere inanmayanlar –ellerindeki kitapları bozulduğu ve peygamberleri de vefat etmiş bulunduğu için– doğru bir Allah inancına da sahip olamazlar. Şu halde bunlar, son peygamberi inkâr etmekle Allah’a iman bakımından da inkâra sapmış, dinli olmakla kâfir olmak arasında bir yol tutmuşlardır. Bir şeye din diye inandıkları için imanlıdırlar, imanları içerik bakımından düzgün ve tam olmadığı için kâfirdirler. Bazı tefsircilerin yaptıkları gibi âyetin dört parçasının dört ayrı inanç grubunu tanımladığı kabul edilirse mâna şöyle olur: “Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler” müşrikler, ateistler ve benzerleridir; “Allah ile peygamberlerini birbirinden ayıranlar”, Allah’a inanan ama peygamberleri inkâr edenlerdir; “ bir kısmına inanırken bir kısmını inkâr edenler” yahudiler, hıristiyanlar ve benzerleridir; “bunlar arasında bir yol tutanlar” ise münafıklardır. Bunların tamamı inkârcıdırlar, kâfirdirler, Allah Teâlâ’nın murat ettiği, hoşnut olduğu bir dinden, bir inanç düzeninden uzaklaşmışlardır. Muteber, geçerli, kurtarıcı iman, İslâm’ın âmentüsünde ifadesini bulmuş olan imandır, 152. âyette özetlenen inançtır (ayrıca bk. Bakara 2:62).
Mehmet Okuyan
İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).
150,151. Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, “Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler, inanmakla inkârın arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
Onlar, işte onlar kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas eden katmerli kâfirdirler. Biz kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere alçaltıcı, zillete düşürücü bir azap hazırladık.
150, 151. Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız” diyenler, iman ile küfür arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar, gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Ve o kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
[Çağımızdaki siyasilerin çoğu; bu ayetin örneğidirler. Allah’a iman ile dinleri birbirinden ayırırlar. İşlerine gelen kısmına inanırlar, gelmeyen kısmına ise inanmazlar.]
Besim Atalay
İşte bunlar tam kâfirdir, kâfirlerçin horlatıcı azap hazırlanmıştır
150,151. Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
150,151. Allahı ve peygamberlerini inkâr ederek kâfir olan, bir de Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak istiyen (Allaha inanıb peygamberlerine inanmayan), «(Bunlardan) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz» diyen ve böylece (küfr ile îman) arasında bir yol tutmıya yeltenen kimseler (yok mu?) işte onlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz o kâfirlere hor ve hakîr edici bir azâb hazırlamışızdır.
150,151. Şübhesiz ki Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak (Allah'a inanıp, peygamberlerini inkâr etmek)isteyenler(2) ve: “(Biz, peygamberlerden) bir kısmına îmân eder, bir kısmını inkâr ederiz” diyenler ve bunun (îmân ile küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Kâfirler için ise (pek) aşağılayıcı bir azab hazırladık!
(2)“Hiçbir cihette mümkün müdür ve hiç akıl kabûl eder mi ki, ulûhiyet ve ma‘bûdiyetin tezâhürü(görünmesi) için bu kâinâtı öyle bir mücessem (cisimlenmiş) kitâb-ı Samedânî ki, her sahîfesi bir kitâb kadar ve her satırı bir sahîfe kadar ma‘nâları ifâde eder. (...) Ve öyle muhteşem ve içi hadsiz âyâtla(âyetlerle) ve ma‘nîdâr (ma‘nâlı) nakışlarla tezyîn edilmiş (süslenmiş) bir mescid-i Rahmânîdir ki, herbir köşesinde bir tâife, bir nevi‘ ibâdet-i fıtriye ile iştigâl eder (uğraşır) bir şekilde halk eden (yaratan) bir Allah, bir Ma‘bûd-ı bi’l-Hakk, o kitâb-ı kebîrin (büyük kitâbın) ma‘nâlarını ders verecek üstadları ve o Kur’ân-ı Samedânî’nin âyetlerini tefsîr edecek müfessirleri elçi olarak göndermesin. (...) Hâşâ, yüz bin hâşâ!” (Asâ-yı Mûsâ, 9. Mes’ele, 44)
İlyas Yorulmaz
İşte onlar Allah’ın gönderdiği doğruları kabul etmeyenlerdir. Bizde inkârcılar için aşağılayıcı bir azap hazırladık.
Böylece küfür ile iman arasında bir yol tutmak isteyen kimseler yok mu, işte bunlar tastamam kâfirlerdir. Biz de bu kâfirlere hakaretli bir azap hazırladık.
150,151. Allah’ı ve Peygamberlerini inkâr edenler Allah ile Peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler ve: “(Peygamberlerin) kimisine inanırız, kimisini de inkâr ederiz.” diyerek kendilerine (îmanla inkâr) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte gerçek kâfirler onlardır.1 Şüphesiz Biz de bu kâfirlere, aşağılayıcı bir azap hazırladık.
1 Bu âyete göre kâfirler; birisi, Allah’a da Peygambere de îman etmeyenler, diğeri Allah’a îman ettiğini iddiâ edip de Allah’ın gönderdiği Peygamberlere inanmayanlar, bir diğeri ise Peygamberlerin bir kısmına îman ettiğini söyleyip de bir kısmını inkâr edenler olmak üzere, üç kısımdır. Son iki kısım kâfirler, görüldüğü üzere kendilerinin ehl-i kitap olduklarını iddiâ etmekle birlikte, Allah’ın gönderdiği Peygamber ve Kitapların bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr eden, Yahûdîler ve Hıristiyanlardır. Ve bu âyet, doğrudan doğruya, bunlar hakkında nâzil olmuştur. (Kurtubî) Ayrıca bu âyetten; îman ile küfür arasında, “bir orta sınıfın” olmadığı ve Allah’ın gönderdiği Peygamberlerden ve kitaplardan bir tanesini bile inkârın, Allah’ı inkâr olduğu, açıkça anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
işte bunlar hakikati gerçekten inkar edenlerdir: ve Biz hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.
150, 151. O kimseler ki ne Allah'ı tanırlar ne resullerini, ve o kimseler ki Allah'ı tanıdığını iddia edip resullerini tanımayarak, Allah ile resullerini birbirinden ayırmak isterler Ve o kimseler ki “resullerin bazısına iman ederiz, bazısını reddederiz” derler, ve böylece iman ile küfür arasında bir yol tutmak isterler, İşte bunlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz de kâfirler için zelil ve perişan eden bir ceza hazırladık. [2, 8]