Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4143, sondan 2094. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 10. ayetidir. Mü'min Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 5311 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (6) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذين كفروا ينادون لمقت الله اكبر من مقتكم انفسكم اذ تدعون الى الايمان فتكفرون
İnkâr edenler var ya, muhakkak onlara: “Allah’ın (size) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana çağırılırdınız da inkâr ederdiniz” diye seslenilir.
Tefsirlerde, “Allah’ın kızması” diye çevirdiğimiz ifadedeki makt kelimesinin, insanlardaki öfke duygusuyla karıştırılmaması gerektiğine önemle dikkat çekilir. Zira insanlardaki bu tür duygular azalıp artmakta, hatta zaman zaman aklın kontrolünden çıkabilmekte, hak ve adalet ölçülerinin dışına çıkabilmektedir. Bu sebeple İslâm bilginleri, öfkeyi geçici delilik olarak değerlendirmişlerdir (Râgıb el-İsfahânî, ez-Zerî‘a ilâ mekârimi’ş-şerîa, s. 346; Gazzâlî, İhyâ, III, 167). Allah bu tür beşerî duygulardan münezzeh olduğundan, “öfke, kızgınlık” anlamına gelen gazap, makt, suht kelimeleri Allah hakkında kullanıldığında genellikle, “Allah’ın günah işlenmesinden hoşnut olmaması, günahkârları rahmetinden uzaklaştırması, cezalandırmayı murat etmesi” şeklinde ulûhiyyetin şanına uygun düşecek tarzda açıklanmıştır (Zemahşerî, III, 363; Râzî, XXVII, 38; İbn Âşûr, XXIV, 96).
Allah’ın, kitapları ve peygamberleri aracılığıyla yaptığı uyarılara kulak tıkayarak dünya hayatını inkâr ve isyanlarla geçirenler, âhirette hak ettikleri kötü âkıbetle yüz yüze gelince üzüntü ve pişmanlıklarından dolayı kendilerine büyük bir kızgınlık duyacaklar; suçlu olduklarını itiraf ederek kurtuluş yolu arayacaklar, ancak cezalandırılmaktan kurtulamayacaklardır. Çünkü onlar, bütün uyarılara rağmen tevhid inancını reddetmişler, din olarak putperestliği seçmişlerdir; Allah’ın ismi anıldığında veya O’nun dinine çağırıldıklarında inkârcı bir tavır takındıkları halde Allah’a ortak koşulduğunda tereddüt etmeden bu bâtıl inanca kendileri de katılmışlardır.
“Ey rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin” şeklindeki ifadede geçen “iki ölüm”den biri, –ağırlıklı yoruma göre– insanın ana rahminde hayata kavuşmazdan önceki yokluk hali, ikincisi dünya hayatının sona ermesi hali; “iki dirilme”den ilki ana rahminde hayat kazanması, ikincisi de öldükten sonra diriltilmesidir. Buna göre insanlar yok (ölü) iken var edilirler, sonra dünyada bir kere ölürler; kıyametten sonra da ikinci defa hayata kavuşturulurlar (Şevkânî, IV, 554); iki ölüm ve iki dirilme bundan ibarettir (bu konuda bilgi ve özellikle reenkarnasyon (tenâsüh) görüşü yönündeki yorumların reddi için bk. Bakara 2:28).
Mehmet Okuyan
Kâfir olanlara (mahşerde) şöyle seslenilecektir: “Allah’ın gazabı, sizin kendinize olan öfkenizden elbette daha büyüktür. Zira imana davet ediliyorken inkâr ediyordunuz.”
Şüphesiz küfredenlere de: "Allah'ın (size olan öfkesi ve) gazaplanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazaplanmanızdan daha büyüktür. (Şiddetle cezalandırılacak ve Allah’ın kahrına uğrayacaksınız!) Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkâr ediyordunuz!" diye nida olunacaktır.
Şüphe yok ki kafir olanlara nida edilir de denir ki: Bugün kendinize karşı duyduğunuz nefretten, buğuzdan daha büyüktü size karşı Allah'ın duyduğu nefret ve buğuz o zaman ki inanca çağrılıyordunuz da kafir oluyordunuz siz.
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere şöyle seslenilir: “İmana çağrıldığınız halde, gerçekleri inkâra devam ettiğiniz zaman, Allah'ın size karşı öfkesi, sizin kendinize karşı duyduğunuz şu anki öfkenizden daha büyüktür!”
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, kâfirlere:
“Allah'ın gazabı, sizin birbirinize, kendinizden birine olan hıncınızdan daha büyüktür. Siz imana davet edildiğiniz, teşvik edildiğiniz halde, inkâr ediyor, küfre saplanıyorsunuz.” diye seslenilir.
İnkâr edenlere şöyle seslenilir: "Şüphesiz Allah'ın (size) öfkesi sizin kendinize olan öfkenizden daha büyüktür. Çünkü siz imana çağrılıyordunuz da inkâr ediyordunuz."
Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: 'Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkâr ediyordunuz.“
O kâfir olanlara (cehenneme girişlerinden sonra melekler tarafından) şöyle çağrılacaktır:” - Muhakkak ki Allah'ın buğzu, sizin nefsinize olan buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz, (dünyada iken) imana davet olunuyordunuz da, küfürde israr ediyordunuz.”
O kâfirlere şöyle seslenilecektir: “İşte Allah’ın (size olan) buğzu, sizin birbirinize olan buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü imana çağrıldığınızda inkâr ediyordunuz.”
Kâfir olanlara: «Allahın size hıncı, sizin kendinize olan hıncınızdan daha büyüktür, ne vakit inana çağrıldınızsa, hemencek küfrettiniz» diyerek nida olunurlar
(Cehenneme giren) İnkârcılara (o gün) şöyle seslenilir: “Allah'ın size olan gazabı/öfkesi sizin şu anda, (cehenneme girmeye bizzat kendi iradenizle karar verdiğiniz için) kendinize olan öfkenizden daha şiddetlidir. Çünkü siz imana çağrıldığınız halde inkâr etmeyi tercih etmiştiniz.”
İnkâr edenlere şöyle seslenilir: Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan kızgınlıktan elbette daha ağırdır. Zira siz imana davet ediliyor, fakat inkâr ediyordunuz.
İnkar etmiş olanlara, "ALLAH'ın hoşnutsuzluğu, sizin kendi kendinize olan hoşnutsuzluğunuzdan daha büyüktür. İmana çağrıldığınızda inkar ederdiniz," diye seslenilir.
O kâfirlere mutlaka şöyle bağırılacaktır: "Elbette Allah'ın buğzu, sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz."
O küfredenlere muhakkak şöyle bağırılacaktır: elbette Allahın buğzu sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyük, zira siz iymana da'vet olunuyordunuz da küfrediyordunuz
Küfredenlere (melekler tarafından) nida edilir: «Allahın buğzu, sizin kendinize olan buğzunuzdan elbet daha büyükdür. Çünkü siz (dünyâda) îmâna da'vet olunuyordunuz da küfür (de ısraar) ediyordunuz».
Doğrusu inkâr edenlere (âhirette melekler tarafından şöyle) seslenilir: “Elbette Allah'ın (size olan) gazabı, sizin kendinize olan gazabınızdan daha büyüktür; çünki (siz) îmâna da'vet ediliyordunuz, fakat inkâr ediyordunuz.”
O gün doğruları inkâr edenlere seslenilir “Allah’ın öfkesi sizin kendi nefsinize duyduğunuz öfkenizden daha büyüktür. Zira iman etmeye davet edildiğinizde, doğruları reddedip inkâr etmiştiniz.”
Kâfirler yok mu, ateşe girerlerken [¹] onlara «— Allah/ın sizi düşman tutması bugün öz nefislerinizi [²] düşman tutmanızdan daha şiddetlidir. Çünkü siz dünyada imana dâvet olundunuz da kâfir oldunuz» diye nida olunacak [³].
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 10. Ayet Açıklaması
[1] O esnada keşke yok olsaydık gibi sözler ile öz nefislerine düşmanlık gösterdikleri veya birbirlerini düşman tuttukları zaman.[2] Veya birbirinizi.[3] Veya imana dâvet olunup kâfir olduğunuz zaman Allah'ın âzabı sizin öz nefsinize olan düşmanlıktan daha şiddetlidir diye nida olunacak.
Kadri Çelik
Şüphesiz küfre sapanlara da (şöyle) seslenilir: “Allah'ın elbette gazaplanması, sizin birbirinize gazaplanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağırıldığınız zaman küfre sapardınız.”
Hakikati inatla inkâr edenlere gelince; O Gün cehennemi karşılarında görünce, pişmanlıkla feryat eden ve öfkeyle birbirlerine lânetler yağdıran bu insanlara şöyle nida edilecek: “Ey zâlimler! Bugün Allah’ın size gazâbı, sizin birbirinize duyduğunuz öfkenizden çok daha şiddetlidir; çünkü siz, vaktiyle imana dâvet edildiğiniz hâlde hakîkati bile bile inkâr ediyordunuz!”
Şüphesiz o gün kâfirlere: “Siz, îmana çağırıldığınızda (gerçekleri) inkâr ederken, Allah’ın size olan öfkesi,1 sizin (şimdi) kendi kendinize olan öfkenizden2 çok daha büyüktü.” denilecek.
1 Bu öfkeyi, beşerî öfke anlamında anlamamak gerekir. Allah’ın öfkesi, mecâzen; “rahmetinden kovmak, nîmetlerine ulaştırmamak” anlamına gelebilir.2 Kıyamet günü kâfirler; 1- Kıyameti, Cenneti ve Cehennemi gördükleri zaman bunları inkârda ısrar ettiklerinden dolayı kendilerine, 2- Dünyada peşlerinden gidip de ahirette kendilerine hiçbir yararı olmayan putlaştırdıkları önderlerine, 3- Cehenneme girdiklerinde şeytanları onlara, “bizim sizin üzerinizde bir saltanatımız yoktu. Biz sizi davet ettik siz de bizi dinlediniz. Kötüleyecekseniz kendinizi kötüleyin.” demesine, çok öfkelenecekler.
Muhammed Esed
Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, [o Gün] bir ses onlara şöyle diyecektir: 6 “İmana çağrıldığınız halde hakikati inkara devam ettiğiniz [zaman] Allah'ın size karşı öfkesi, 7 sizin kendinize karşı duyduğunuz [şu anki] öfkenizden 8 daha büyüktür!”
– O gün gerçekleri örtbas eden kâfirlere şöyle seslenilir; Allah’ın size olan kızgınlığı, bugün sizin kendinize duyduğunuz kızgınlıktan çok daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz ama siz inanmıyordunuz. 7/59...70
İnkârda ısrar edenlere (o gün) şöyle nida edilecektir: “İman etmeye çağırıldığınız halde inkâr etmeyi sürdürdüğünüz zaman Allah’ın size olan kahır ve sitemi, sizin (şu an) kendi kendinize olan kahır ve siteminizden daha büyüktür!”[4178]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4178] Makt bu bağlamda insan için “zarar verecek şeye karşı tedbirsizlik” anlamına istiare olarak kullanılmıştır (İbn Âşûr). Bizce buradaki en uygun karşılığı “sitem”dir. Sitemin muhtemel üç nedeni:
1) Arkalarına düştüklerinin hiçbir yararını göremedikleri için.
2) Şeytan bile gerçeği itiraf ettiği için.
3) Dünyada hor gördükleri karşısında rezil oldukları için.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak o kimseler ki, kâfir olmuşlardır. Onlara nidâ olunacaktır ki: «Elbette Allah'-ın buğzu sizin kendi nefslerinize olan buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz imâna dâvet olunduğunuz zaman küfre devam edip duruyordunuz.»
Kâfirlere şöyle nida edilir: “Allah'ın size gazabı, sizin kendinize olan buğzunuzdan daha şiddetlidir. Zira siz imana dâvet edildiğinizde red ve inkâr ederdiniz. ”
İnkar edenlere de bağırılır: "Allah'ın (size) kızması, sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz!"
Ayetleri görmezlik edenlere, şöyle seslenilir: "İmana çağrılıp da görmezlik ettiğiniz günkü Allah'ın kızgınlığı, şimdi sizin kendinize olan kızgınlığınızdan büyüktü.”
Küfredenlere şöyle seslenilir: Allah'ın size kızgınlığı, sizin kendinize karşı kızgınlığınızdan daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz, ama siz inkar ediyordunuz.
İnkâr edenlere gelince, onlara da şöyle seslenilir: “Allah'ın gazabı, sizin kendinize olan öfkenizden de büyüktür.(1) Çünkü imana çağırıldığınızda siz inkâr ediyordunuz.”
(1) Azabı görünce hem kendilerini, hem de birbirlerini suçlarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Küfre batmış olanlara şöyle haykırılır: "Allah'ın öfkesi, sizin kendi benliklerinize öfkenizden elbette ki daha büyüktür. Hani, siz imana çağrılıyordunuz da inkâr ediyordunuz!"
bayıķ anlar kim kāfir oldılar ķıġrınalar “Tañrı düşmān duttuġı uluraķdur siz düşmān duttuġuñuzdan gendüzüñüzi ol vaķt kim oķırnurduñuz įmāndın yaña pes kāfir olurduñuz.”