Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4144, sondan 2093. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 11. ayetidir. Mü'min Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 6241 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (2) bulunuyor.
Arapça Metin
قالوا ربنا امتنا اثنتين واحييتنا اثنتين فاعترفنا بذنوبنا فهل الى خروج من سبيل
Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin.[472] Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?”
Âyette ifade edilen iki diriltmeden ilki ile dünyaya diri olarak getiriliş, ikincisi ile de öldükten sonra diriltilme kastedilmektedir. İki ölümden birincisi, dünya hayatından ahiret hayatına geçişi sağlayan ölüm; ikincisi ise kâfirlerin cehennemde tadacakları mecazî ölümdür. Kâfirler cehennemde, ölüp yok olmayı temenni edecek ebedî bir azap ortamında bulunacaklardır. Onlara, ölüp yok olmayı temenni ettirecek bu ortam, “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?” (Sâffât sûresi, 58, 59) âyetlerinin de işaret ettiği üzere, ölüm diye nitelenmektedir. Bu tür bir ölüm, sadece kâfirler için söz konusudur. Mü’minler ise hiçbir şekilde dünyadaki ölümden başka ölüm tatmayacaklardır. “Orada ilk ölümden başka hiçbir ölüm tatmazlar..” Duhân sûresinin 56. âyeti bunu açıkça göstermektedir. Âyette geçen ikinci ölümün, kabir sualinden sonra gerçekleşecek bir “ölüm” olduğu ifade edilmekte ise de, bu görüş sağlıklı değildir. Zira bu görüşe göre mü’minler de ikinci sefer öleceklerdir. Oysa bu, yukarıda zikredilen Duhân sûresi, âyet 56’ya aykırıdır. Âyette geçen iki ölümden ilkinin, hayata gelmeden önceki yokluk hâli olduğu da ifade edilmiştir.
Tefsirlerde, “Allah’ın kızması” diye çevirdiğimiz ifadedeki makt kelimesinin, insanlardaki öfke duygusuyla karıştırılmaması gerektiğine önemle dikkat çekilir. Zira insanlardaki bu tür duygular azalıp artmakta, hatta zaman zaman aklın kontrolünden çıkabilmekte, hak ve adalet ölçülerinin dışına çıkabilmektedir. Bu sebeple İslâm bilginleri, öfkeyi geçici delilik olarak değerlendirmişlerdir (Râgıb el-İsfahânî, ez-Zerî‘a ilâ mekârimi’ş-şerîa, s. 346; Gazzâlî, İhyâ, III, 167). Allah bu tür beşerî duygulardan münezzeh olduğundan, “öfke, kızgınlık” anlamına gelen gazap, makt, suht kelimeleri Allah hakkında kullanıldığında genellikle, “Allah’ın günah işlenmesinden hoşnut olmaması, günahkârları rahmetinden uzaklaştırması, cezalandırmayı murat etmesi” şeklinde ulûhiyyetin şanına uygun düşecek tarzda açıklanmıştır (Zemahşerî, III, 363; Râzî, XXVII, 38; İbn Âşûr, XXIV, 96). Allah’ın, kitapları ve peygamberleri aracılığıyla yaptığı uyarılara kulak tıkayarak dünya hayatını inkâr ve isyanlarla geçirenler, âhirette hak ettikleri kötü âkıbetle yüz yüze gelince üzüntü ve pişmanlıklarından dolayı kendilerine büyük bir kızgınlık duyacaklar; suçlu olduklarını itiraf ederek kurtuluş yolu arayacaklar, ancak cezalandırılmaktan kurtulamayacaklardır. Çünkü onlar, bütün uyarılara rağmen tevhid inancını reddetmişler, din olarak putperestliği seçmişlerdir; Allah’ın ismi anıldığında veya O’nun dinine çağırıldıklarında inkârcı bir tavır takındıkları halde Allah’a ortak koşulduğunda tereddüt etmeden bu bâtıl inanca kendileri de katılmışlardır. “Ey rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin” şeklindeki ifadede geçen “iki ölüm”den biri, –ağırlıklı yoruma göre– insanın ana rahminde hayata kavuşmazdan önceki yokluk hali, ikincisi dünya hayatının sona ermesi hali; “iki dirilme”den ilki ana rahminde hayat kazanması, ikincisi de öldükten sonra diriltilmesidir. Buna göre insanlar yok (ölü) iken var edilirler, sonra dünyada bir kere ölürler; kıyametten sonra da ikinci defa hayata kavuşturulurlar (Şevkânî, IV, 554); iki ölüm ve iki dirilme bundan ibarettir (bu konuda bilgi ve özellikle reenkarnasyon (tenâsüh) görüşü yönündeki yorumların reddi için bk. Bakara 2:28).
Mehmet Okuyan
Onlar “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkış yolu var mıdır?” demiş (olacaklar)dır.
Bu ayet Bakara 2:28, Sâffât 37:58-59, Duhân 44:56 ve Mülk 67:2. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayette sözü edilen “iki ölüm”den “ilki”, insanın bedeninin yaratılmadığı, ruhuyla bedeninin henüz buluşmadığı halidir. İnsanların meskûn olmadığı şehre nasıl ki “ölü şehir” (A‘râf 7:57; Zuhruf 43:11), bitkilerle örtülmemiş toprağa nasıl ki “ölü toprak” (Yâsîn 36:33) deniliyorsa, ruh ve beden buluşmadan önce de insana “ölü” denmektedir. Mülk 67:2’de ölümün önce, hayatın sonra kullanılmasının sebebi bu olsa gerektir. Bakara 2:28’de de ilk ölüm insanın topraktaki halidir; ikinci ölüm ise bedenlerinin ölmesidir. Bu nedenle Mü’min 40:11’deki ilk ve ikinci ölümü bu şekilde yorumlamak gerekmektedir. Aksi takdirde Duhân 44:56’da belirtilen “Orada (cennette) ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar” ifadesiyle çelişki kaçınılmaz olacaktır.
Bayraktar Bayraklı
İnkâr edenler, “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz günahlarımızı itiraf ettik. Çıkış için bir yol var mı?” derler.
1- Çoğunluğun kabulüne göre, iki kez ölüp diriltilme şu şekildedir: Birinci ölüm ve diriltme, yaratılmadan önceki toprak haldeki durum, ölü olmayı; topraktan yaratılmak da diriltilme; ikinci ölüm ve diriltilme de dünyadaki ölüm ve ahiretteki diriltilme şeklindedir. (Bak: 2:28)
Ahmet Akgül
Onlar ise şöyle deyip duracaklar: “Ey Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. (Bize cenneti kazanma imkânı verdin, ama biz fırsatı kaçırdık, kötülüklere daldık.) Şimdi günahlarımızı itiraf edip (yalvarıyoruz:) Bir daha (dünyaya) çıkmaya (ve yeniden imtihan olunmaya) bir yol var mıdır?”
Birinci ölüm dünyadaki tabiî ölüm, ikinci ölüm haşredilmeden önce kabirdeki ölümdür. İlk diriltme dünyaya getirmedir. İkinci diriltme, kabirde, soru meleklerine cevap vermek için diriltmedir. Bâzılarına göreyse ilk öldürme meni haline getiriş, ilk diriltme doğumla dünyaya geliştir. İkinci ölüm, tabiî ölümdür, ikinci diriltme de kıyamette haşretmedir.
Abdullah Parlıyan
Bunun üzerine “Ey Rabbimiz!” diye feryat edecekler. “Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Peki günahlarımızı itiraf ettiğimiz şu anda, bir kurtuluş yolu yok mudur?”
Onlar:
“Ey Rabbimiz, bizi iki defa ölü halde bulundurdun, başlangıçta ruhsuz, bilinçsiz, ölü varlıklar, biyolojik hücreler halinde tuttun, dünya hayatının sonunda ecellerimiz gelince de ölümümüzü gerçekleştirdin. Biri ana rahminde hücrelerimize ruh yaydığın, diğeri mahşerde topladığın gün iki defa da hayat verdin. Bunları görüp kudretini anladıktan sonra biz, günahlarımızı itiraf ettik. Buradan, cehennem azâbından kurtulmanın bir yolu var mı?” derler.
(Cehennemde olan kâfirler) şöyle diyecekler: “- Ey Rabbimiz! Bizi (biri dünya hayatının sonunda, diğeri kabirde dirildikten sonra olmak üzere) iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık; fakat var mı (dönüb dünyaya) çıkmağa bir yol?”
Onlar: “Ey Rabbimiz! Sen bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Biz günahlarımızı itiraf ediyoruz. Buradan çıkmak için bir yol yok mudur?” derler.
(Onlar da) şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu yok mu?”
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 11. Ayet Açıklaması
Ayette geçen “İki defa öldürdün, iki defa dirilttin” ifadesindeki birinci ölümün, insanın dünyaya gelmeden yani ana rahmine düşmeden önceki yokluk hali; birinci dirilişin, ana rahminden dünyaya gelişi; ikinci ölümün dünyadan gidişi ve ikinci dirilişin ise ahiretteki dirilişi anlattığı açıkça anlaşılmaktadır. Bazıları “Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında, öl(üm vakti gel)meyenlerinkini de uykularında alır. Sonra ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır…” (Zümer 39:42) ayetine dayanarak iki ölümden birinin vefat, diğerinin uyku olduğunu iddia ediyorlar. Oysa bu ayette “bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin” diyor. Buradaki ölümden uyku kastedilmiş olsaydı iki defa denmezdi çünkü insan binlerce defa uyumaktadır. Bir başkaları da bu cümledeki birinci ölümün dünyadan gidişi ve birinci dirilişin kabirdeki dirilişi ve arkasından ikinci kez ölmeyi anlattığını iddia ediyorlar ki bu tez, Bakara, 2:28. ayetiyle tamamen çürütülmektedir: “Allah’ı nasıl inkâr edebilirsiniz ki? Siz yokken, sizi var etti. Sonra sizi öldürecek ve sonra tekrar diriltecek. Sonunda dönüşünüz yine O’na olacaktır.” Bundan da anlaşılıyor ki kabirde dirilmek, orada yaşamak ve tekrar ölmek diye bir şey yoktur.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?" derler.
Birinci ölüm, dünya hayatının sonunda, ikinci ölüm ise kabirde ilk sorgulama yapıldıktan sonra vuku bulacaktır. Buna göre birinci dirilme kabirde sorgulama için, ikinci dirilme ise kıyametten sonraki ebedî hayat içindir. İnkârcıların ateşten çıkmak için sordukları yol ise, er veya geç cehennemden çıkış, Allah’a itaat ediş veya tekrar dünyaya dönüş çarelerini aramaları şeklinde yorumlanmıştır.
Edip Yüksel
Diyecekler ki, "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Buradan bir çıkış yolu var mı?"
Dediler: «Ey Rabbimiz, bizi iki (defa) öldürdün. İki (defa) da diriltdin. İşte günâhlarımızı (bilib) i'tiraaf etdik. Fakat (şöyle) bir çıkmıya bir yol var mı»?
(Onlar:) “Rabbimiz! Bizi iki def'a öldürdün ve iki def'a dirilttin; şimdi günahlarımızı i'tirâf ettik; acabâ (bizim için buradan) çıkmaya artık bir yol var mıdır?” derler.(2)
(2)Bu âyetteki birinci ölüm, insanın ana rahmindeki nutfe (henüz ruh verilmemiş) hâli; ikinci ölüm de, dünyadan ecel vâsıtasıyla olan gidişi demektir. İki dirilmeden birincisi, ana rahminde iken ruh üflenmesi; diğeri de, kabirlerden diriltilerek çıkmak ve haşir meydanına doğru sevk edilmektir. (Celâleyn Şerhî, c. 6, 464)Fahreddîn-i Râzî hazretleri ise bu âyetin tefsîri zımnında, bir ölümden söz edebilmek için öncelikle hayâtın olması gerektiğini nazara vermekte ve buradaki iki hayâtın, dünya ve kabir hayâtı, iki ölümün ise oralardaki hayâtın sona erdirilmesi olduğunu ve insanların bundan sonra bir daha ölmemek üzere ebedî bir hayâta mazhar olacaklarını beyân etmektedir. (Râzî, c. 27, 41)
İlyas Yorulmaz
İnkârcılar “Rabbimiz bizi iki defa öldürdün ve bize iki defa hayat verdin. Biz şimdi hatalarımızı kabul ediyoruz. Şimdi bu azaptan bir çıkış yolu yok mu?” derler.
Onlar «— Ey Rabbimiz bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, işte günahlarımızı itiraf ettik, artık buradan çıkmaya bir yol var mıdır?» diyecekler.
Dediler ki: “Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün ve iki kere de dirilttin. Artık biz de günahlarımızı böylece itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?”
Buna karşılık onlar, “Ey Rabb’imiz!” diyecekler, “Bizler başlangıçta ölü bir toprak idik, Sen bize hayat verdin; bir ömür sonunda bizi tekrar öldürüp toprağa gönderdin ve şimdi bize yeniden can verdin! Böylece bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin! Biz, elçilerin haber verdiği her şeyin gerçekleştiğini gözlerimizle gördük! Şimdi suçumuzu itiraf ediyor ve Sana yalvarıyoruz; bu korkunç azaptan kurtuluş yolu yok mudur ya Rab?”
Kâfirler de: “Ey Rabbimiz! (Korkumuzdan) öldük öldük dirildik,1 artık günâhlarımızı da itiraf ettik. Şimdi bize (şu cehennemden), bir çıkış yolu var mı?” derler.
1 Âyetin bu bölümünün, (Bakara: 28) esas alınıp kelime anlamıyla tercüme edilirse anlamı, “Ey Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin...” şeklinde olur. Ancak bu tercümedeki ölüş ve dirilişler tefsirlerde çok çeşitli şekillerde izah edildiğinden reenkarnasyoncular ve bazı sûfi meşrepleri tarafından çok fazla istismar edilmektedir. Ancak (Mülk: 4)’de tesniyenin çokluk için kullanıldığı esas alınırsa, bu ifâdenin mecâz olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki tercüme de bu düşünceyle yapılmıştır ve bu tercüme âyetin çizdiği tablonun öncesine ve sonrasına daha uygun düşmektedir. Ayrıca; “iki ölüm öldürdün, iki dirim dirilttin” ifadesinden kabir azabına da delil getirenler olmuştur. Bazıları da birinci öldürme, Dünya hayatını bitiren ilk ölüm, ikinci öldürme, kabirdeki birinci dirilmeyi takip eden ölüm, ikinci dirilme de kıyamette yeniden diriliş (ba's) demişlerdir. Bir kısmı da; birinci ölüm bedene ait ölüm ve hayat, ikincinin de ruha ait ölüm ve hayat diye mülâhaza etmişlerdir.
Muhammed Esed
[Bunun üzerine] “Ey Rabbimiz!” diye feryad edecekler: “Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin! 9 Peki, günahlarımızı itiraf ettiğimiz şu anda [bu ikinci ölümden] bir kurtuluş yolu yok mudur?”
Onlar; “Ey Rabbimiz, sen bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ediyoruz. Artık bizim için bir çıkış yolu yok mudur?” 39/42
Şöyle karşılık verecekler: “Rabbimiz! Sen bizi iki kez öldürdün, iki kez de dirilttin.[4179] İşte artık günahlarımızı itiraf ettik: şimdi bizim için bir çıkış yolu yok mudur?”
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 11. Ayet Açıklaması
[4179] “İki kez öldürdün”: 1) Ana rahmine düşmeden önceki ‘yokluk’ hali ‘ölüm’ olarak niteleniyor (Bkz: 2:28). 2) Hayata gözlerimizi kapattığımız ölüm halimiz. “İki kez dirilttin”: 1) Ana rahminde kazandığımız dünyevî hayat. 2) Âhiretteki diriliş (Krş: 2:28). Kur’an dilinde canlı varlıkların can verilmeden önceki inorganik durumuna da “ölüm” denilmektedir (Krş: 22:28 ve 164). “İki kez” ifadesi teksîr olarak yorumlandığında anlam “defalarca öldürüp, defalarca dirilttin” olur. Birincisi maddî ikincisi manevî bir ölümdür ki, bin ölümden beterdir. Bunu “ruhun ölümü” olarak adlandırmak mümkündür (Elmalılı).
Bu âyet ruh göçü garabetine âlet edilemeyeceği gibi, kökeni tarih öncesinden kalma höyük ve tümülüslere dayanan ‘kabircilik akidesi’nden İslam kültürüne sokulan bâtıl inanışlara da âlet edilemez.
Ömer Nasuhi Bilmen
Diyeceklerdir ki: «Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün ve bizi iki defa dirilttin. Artık günahlarımızı itirafta bulunduk, imdi çıkmak için bir yol varmı dır?»
Onlar ise: “Ya Rabbenâ, derler, Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. İşte günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi, telafi etme için buradan çıkmaya bir yol yok mudur? ” [32, 12; 35, 37; 23, 107-108]
Bu âyet ile 2,28’den çıkan duruma göre insan dört safhadan geçer: 1. Ölü (yani yokluk) hali. 2. Hayata mazhar olup dünyaya gelmesi. 3. Ölüm 4. Ölümden sonra diriliş. Kâfirler ilk üç safhayı mecburen kabul ederken, Peygambere inanmadıklarından sadece son safhayı inkâr ediyorlardı.
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı (acaba)?"
Onlar şöyle diyeceklerdir: "Sahibimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa hayat verdin. Suçlarımızı itiraf da ettik. Buradan çıkışın bir yolu vardır, değil mi?.”
Süleymaniye Vakfı Mü'min Suresi 11. Ayet Açıklaması
[*] İki ölüm vardır. Birincisi vefat, ikincisi uykudur. Allah ölüm esnasında ruhları alır, ölmeyenlerinkini de uykuda alır. Ölümüne hükmettiğini tutar, ötekini vadesine kadar salıverir. (Zümer 39:42)
Şaban Piriş
-Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Günahlarımızı itiraf ediyoruz. Çıkmak için bir yol var mı?
eyittiler: “iy çalabumuz! öldürdüñ bizi iki kez [250a] daħı diriltdüñ bizi iki gez. pes ikrār eyledük yazuķlarumuza pes hįç var mı çıķacaķdın yaña yol ya'nį oddan dünyedin yaña