Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4148, sondan 2089. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 15. ayetidir. Mü'min Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 5329 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
رفيع الدرجات ذوالعرش يلقي الروح من امره على من يشاء من عباده لينذر يوم التلاق
O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, irâdesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.
Bir önceki âyetin sonunda Allah, zâtını “yüce ve ulu” şeklinde nitelemişti; burada ise kendi yüceliği ve ululuğunun bazı kanıtlarını göstermektedir. “İşaretler” (âyât), Allah’ın varlığına, birliğine, yaratıp yönetmesine delâlet eden varlık ve olaylar; “gökten indirilen rızık” ise gerek insanların gerekse bitkilerin ve hayvanların yararlandığı yağmurdur. Burada ayrıca insanın zihnini ve gönlünü bu ilâhî işaretlere açık tutup onlardan gerekli sonuçları çıkarması, bunun için samimi bir yöneliş ve arayış içinde olması, içten bir bağlılıkla Allah’a yönelip O’na kulluk ve dua etmesi gerektiği de belirtilmektedir. “O’nun dereceleri yüksektir” diye çevirdiğimiz refîu’d-derecât tamlamasındaki refî‘ kelimesi hem “yüksek” hem de “yükselten” anlamına geldiğinden âyetin bu bölümü iki farklı şekilde yorumlanmıştır (meselâ bk. Râzî, XXVII, 42-43; Şevkânî, IV, 555; İbn Âşûr, XXIV, 106-107): a) “Allah’ın dereceleri yüksektir”; yani Allah, kendisinin saygınlığını ve yüceliğini gösteren sayılamayacak derecede üstün niteliklere sahiptir; bu sebeple dua ve ibadete de ancak O lâyıktır; O’nu bırakarak hangi türden olursa olsun asla O’nun derecesine ulaşması düşünülemeyecek varlıkları tanrı yerine koyup onlara tapmak akıl ve iz‘anla bağdaşmaz. b) “Allah, dereceleri yükseltendir”; meleklerin, peygamberlerin, sevdiği ve himayesine aldığı diğer kullarının derecesini yükselten O’dur. Şu halde maddî ve manevî alanda sağlıklı ve hayırlı gelişme de ancak O’nun lutuf ve inâyetiyle mümkündür. Çünkü O, “Arşın sahibidir”; yani mutlak hükümranlık O’nundur, bütün varlık ve olayların yönetimi ve nihaî kaderi O’nun elindedir. Râzî, 15. âyet metninde vahyin “ruh” kelimesiyle ifade edilmesini özetle şöyle açıklar: “Ruhlar, ilâhî bilgiler ve kutsal hakikatlerle hayat kazanır; vahiy ruhlara bu bilgileri ve hakikatleri kazandırdığı için ruh diye anılmıştır. Ruh, canlı olmanın sebebi, vahiy ise belirtilen mânevî hayata ulaşmanın sebebidir” (XXVII, 44). Yüce Allah, kullarından dilediğine, yani peygamberlerine vahiy indirmek suretiyle dinî ve ahlâkî hayatları bakımından bireyler ve toplumlar için bir ruh ve can değerinde olan lutufta bulunmuş olmaktadır. Son ilâhî vahiy olan Kur’an da bu anlamda ruh olarak isimlendirilmiştir (Zuhruf 42:52). Âhiret gününde bütün yaratılmışlar veya semavî varlıklarla dünyevî varlıklar ya da yaratıcıyla kulları bir araya geleceği için 15. âyette o gün “buluşma günü” şeklinde nitelendirilmiştir. Bu buluşmayı, zalimlerle mazlumların veya insanlarla onların dünyadayken yaptıkları işlerin buluşması olarak açıklayanlar da vardır (Zemahşerî, III, 365; Şevkânî, IV, 555; İbn Âşûr, XXIV, 109).
Mehmet Okuyan
(Allah) dereceleri yükseltendir; [arş]ın sahibidir. Kavuşma günüyle ilgili uyarmak için emri gereği kullarından dilediğine [rûh]u (Kur’an’ı) indirir.
O, dereceleri yükseltendir, egemenlik tahtının sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için, emrinden olan ruhu/Cebrail'i, kullarından dilediğine indirir.
O, dereceleri yükseltendir, Arş'ın¹ sahibidir. O, “Buluşma Günü” hakkında insanları uyarmak için Kendi buyruğundan olan ruhu² kullarından dilediğine ulaştırır.
O dereceleri yükselten Arş'ın sahibi olan (Allah), “Yevmet-telak”-buluşma (ve hak ettiğine kavuşma) günü- ile (insanları) uyarıp hatırlatmak için, Kendi emrinden olan ruhu (vahyi, Cebrail’i ve vicdani ilham hissini) kullarından dilediğine indirip durmaktadır.
Dereceleri yükselten Arşın sahibi Allah, insanları gök ehli ile yer ehlinin Allah'la kullarının kavuşacakları günün gelip çatacağı konusunda uyarması için kullarından dilediğine vahyini indirir
O, yüce sıfatlarla muttasıf, mahlûkata benzemekten münezzeh olan, Arş'ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının sahibi Allah, hesapların görüleceği buluşma gününün, kıyametin dehşetini haber vermek için, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına, var ettiği, koruduğu aslî düzenin bir bölümü olan, tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran vahyi, Kur'ân'ı indiriyor.
Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi (Allah), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp-korkutmak için, kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.
O dereceleri yükselten arşın sahibi (Allah, mahlûkatın birbirine kavuşacağı) kıyamet gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine (Hz. Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm'a), kendi emrinden vahy indiriyor.
O, dereceleri yükseltendir, Arşın (kâinatın idare merkezinin) sahibidir. Kullarından istediğinin üzerine, emrinden bir ruh indirir ki kavuşma günüyle (insanları) uyarsın.
(İnsanların davranışlarına göre) dereceleri yükselten, arşın sahibi (Allah), buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan ruhu (vahyi) kullarından dilediğine indirir.
«Dereceleri yükselten» tabiri, gökleri birbiri üstüne kurup yükselten, dünyada kullarına yüce mertebeler veren, cennetteki yerlerini yücelten, meleklerin Arş’a veya göklere yükselmelerini temin eden, müminlerin sevap derecelerini yükselten şeklinde açıklanmıştır. Âyette geçen «ruh»tan maksat Allah’ın, kullarından dilediğine ihsan ettiği ilâhî vahiydir. «Kavuşma günü» kıyamet günüdür. Çünkü o günde göklerde ve yerdekiler, öncekiler ve sonrakiler, âbidle mâbud, zalimle mazlum, hep orada buluşacaklardır.
Edip Yüksel
Dereceleri Yükselten, Yönetim Sahibi. Buluşma gününe karşı uyarsın diye kullarından dilediğine, emirlerini içeren vahyini indirir.
O dereceleri yükselten Arş'ın sahibi Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor.
(O, ihlâslı kullarının) dereceleri(ni) hakkıyla yükseltendir, Arşın sâhibidir. Karşılaşma günü ile korkutmak için, kendi emrinden olan rûhu (vahyi), kullarından dilediği kimseye ilka eder (indirir).
Ulaşılmaz derecelerin ve arşın sahibi olan Allah, kendi emrinden olmak üzere vahiy meleğini kullarından dilediğine, doğru ile yanlışların ayrıştırıldığı hesap günü ile insanları uyarması için gönderir.
O, mertebeleri yükseltir [⁴] arş sahibidir. Kavuşulacak [⁵] gün ile korkutmak için kullarından dilediği kimseye kendi buyurultusuyle peygamberlik ruhunu, vahiy telkin eder.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 15. Ayet Açıklaması
[4] Mü'minlerin derecelerini yahut halkın ulûm ve ahlâkta derecelerini yükseltir. Yahut sıfat-ı celilesi yüksektir.[5] Azaba kavuşulacak, veya halk birbirine kavuşacak.
Kadri Çelik
Dereceleri yükselten ve egemenlik tahtının sahibi (olan Allah), kavuşma günüyle uyarmak için kendi emrinden olan ruhu (vahiy ve nübüvveti), kullarından dilediğine indirir.
Dürüst ve erdemli kullarının mertebelerini yücelten O’dur. Çünkü O, kudret ve egemenlik tahtı olan Arş’ın yegâne Sahibidir. Kullarından dilediğine, emrindeki vahiy meleği Cebrail’i, yani Kutsal Ruhu gönderir ki, insanlığı o büyük Kavuşma Gününe karşı uyarsın.
Çünkü dereceleri yükselten, kâinatın tek hâkimi olan, kıyametin1 (dehşetini) haber vermek için kullarından dilediğine emriyle melek (indirip vahiy) gönderen sadece O (Allah’tır).
1 Telâk Günü: Kavuşma günü, kıyamet günü demektir. Zîrâ o gün rûhlar ve cisimler, göktekiler ve yerdekiler, yapılan işler ve bunları yaptıranlar, kendilerine tapılanlar ve bunlara tapanlar, birbirlerine kavuşacaklar veya birbirleriyle çatışacaklardır.
Muhammed Esed
O, bütün [varlık] derecelerinin en yücesi olarak kudret tahtına kurulmuştur. 11 O, Kendi iradesiyle kullarından dilediğine vahiy indirir ki [bütün insanları] O'na kavuşacakları Gün[ün 12 gelip çatacağı] konusunda uyarsın;
Çünkü O, erişilmez yüceliklerin ve mutlak hükümranlık makamının sahibi ve insanları buluşma günü ile uyarmak için kendi emriyle kullarından dileyene bu vahyi ulaştırandır. 16/2, 67/6...12
Zira O, bütün varlık hiyerarşisinin en yücesi olarak hükümranlık makamına kurulmuştur. O, Duruşma Günü hakkında uyarmak için kullarından tercih ettiğine katından vahiy indirir.[4181]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 15. Ayet Açıklaması
[4181] Elçilik seçimi gibi ilâhî kararı ifade eden bu tür âyetler, men ilgi zamiri ile birlikte gelen yeşâ’ fiillerinin iki özneyi birden (insan ve Allah) gördüğü dilsel gerçeğini değiştirmez. Men yeşâ’ kalıbının öznesi Allah olan çevirisi “istediği kimseyi” şeklinde; aynı kalıbın öznesi insan olan çevirisi “isteyen/hak eden kimseyi” şeklindedir. Elçileri elbette Allah seçer. Fakat Allah elçileri ‘keyfine’ göre mi seçer? Elbette değil. Zira ‘sırat-ı müstakim’ üzre olan Allah gelişigüzel hareket etmeyen, ölçü ve ilke (takdir) sahibi bir Allah’tır. Kur’an Allah’ın “takva ehli”, yani “sorumlu davranan” bir ilah olduğunu ifade eder. Allah’ın elçilerini hangi kriter ve ilkelere göre seçtiğini bilemesek de, O’nun elçilerini -hâşâ- kura ile belirlemediğinden eminiz. Bir şeyden daha eminiz: O’nun elçiliğe ehil olmayan ve onu hak etmeyen kimseleri Elçi olarak seçmeyeceğinden... Şu halde, men yeşâ’ kalıplarını “istediği kimseyi” şeklinde çevirdiğimiz bu tür istisnai yerlerde dahi, kalıbın öznesi insan olan “isteyen kimseyi” anlamı hepten işlevsizleşmemektedir. Seçilen elçinin bu seçime ehil ve layık olduğuna dair dilsel bir îmâ metnin içinde hep saklı bulunmaktadır. Esasen Buhari’nin Sahih’inde, “Ameller niyetlere göredir; her kişi, niyet ettiği şeye ulaşır” hadisinin, Sahih’in ilk kitabı olan Vahyin Başlangıcı (Bed’u’l-Vahy) bölümünün en başına yerleştirilmesi de, bu açıdan hayli anlamlıdır. Ayette Rûh vahiy mânasında kullanılmıştır (Krş: 16:2 ve 42:52).
Ömer Nasuhi Bilmen
Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi olan Allah Teâlâ, kendi emrinden olan vahyi, kullarından dilediğine ilkâ buyurur ki, kavuşulacak gün ile korkutulmakta bulunsun.
O, dereceleri yükselten, arş sahibi olan Allah, o büyük buluşma gününün dehşetini haber vermek için, kullarından dilediğine emrini tebliğ için rûhu indirir. [70, 3-4; 16, 2; 26, 192-194]
O, dereceleri yükseltir, Arş’ın (yönetimin) Sahibidir. Yüzleşme günü konusunda uyarılarda bulunsun diye seçtiği kişiye, emirlerini içeren bilgiler verir.
Dereceleri yükselten ve Arş'ın sahibi olan Allah, kendi emrinden olan ruhu,(4) kavuşma günü hakkında insanları uyarması için kullarından dilediğine indirir.
dereceler yüksek eyleyici 'arş issi bıraġur ya'nį indürür rūhı yā cebreyil’i buyruġından anuñ üzere kim diler ķullarından tā ķorķıda biribirin görmek güninden.