Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4166, sondan 2071. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 33. ayetidir. Mü'min Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 2720 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (10) bulunuyor.
Arapça Metin
يوم تولون مدبرين ما لكم من الله من عاصم ومن يضلل الله فما له من هاد
32,33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah’(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Mümin kişi, halkını iki büyük tehlike konusunda uyarmaktadır: İlki, peygamberlerine karşı gelip inkâr ve kötülüklerinde ısrar eden eski toplulukların kötü âkıbetleridir. Allah, onları hak ettikleri için cezalandırmıştır, çünkü O, kullarına haksızlık yapılmasını istemez. İkinci uyardığı tehlike ise “insanların (dehşet içinde) çığlıklar atacağı” mahşer gününde yardımsız, koruyucusuz kalacakları sıradaki çaresizlikleridir. 30-31. âyetlerdeki ifadeden, Kıptîler’den oluşan Mısırlılar’ın, Nûh kavmi, Âd ve Semûd gibi eski kavimlerin başlarına gelenlerden haberdar olduklarını göstermektedir. Zira Nûh tûfanı her dönemde bilinen meşhur bir olaydı; Mısır’a yakın bir coğrafî bölgede yaşamış olan Âd ve Semûd’un başına gelen büyük felâketlerden haberdar olmamaları da mümkün değildi. “Allah, kulları için hiç bir zulmü istemez” cümlesindeki zulüm hem şirk ve inkârı hem de her türlü haksız muameleyi ifade etmekte olup âyette her iki anlamı da kastedilmiştir. Ayrıca zulüm kelimesinin nekre olması her türlü zulmü kapsar. Buna göre yüce Allah ne kendisi kullarına zulmeder ne de kullarının herhangi bir şekilde haksızlığa tevessül etmelerine razı olur (İbn Âşûr, XXIV, 135).
Mehmet Okuyan
O gün arkanıza dönüp kaç(maya çalış)acaksınız. Sizi Allah’tan (azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa artık ona hiçbir yol gösteren olamaz.”
Yüce Allah’ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:23, 36; Câsiye 45:23.
Bayraktar Bayraklı
32,33. “Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağırışıp çağırışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Arkanıza bakmadan kaçacağınız gün, sizi Allah'ın azabından koruyabilecek kimse yoktur. Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa¹ ona doğru yolu gösterecek yoktur.
1- Yani, kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle, seçimi ile ilişkilidir.
Ahmet Akgül
"Arkanızı dönüp kaçacağınız gün ki; sizi Allah'tan koruyacak (kimse) olmayacaktır. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğruya yöneltecek de bulunmayacaktır."
O gün, bir gündür ki arkanızı döndürüp kaçacaksınız ama doğru cehenneme gideceksiniz ve Allah'ın azabından sizi bir kurtaran olmayacak ve Allah, kimi doğru yoldan çıkarıp saptırdıysa ona bir yol gösteren yoktur.
O gün arkanızı dönüp kaçmak istersiniz, ama sizi Allah'ın azabından kurtaracak kimse yoktur. Allah kimin hayat proğramına: “Bu yol sapıklıktır, bu yolun sonu cehennemdir” derse; onun hidayette olduğunu ve cennete gideceğini söyleyecek kimse yoktur. Zaten olsa da birşey farketmez!
“İkbalinize ve istikbalinize sırt çevirip, arkanızı dönmek mecburiyetinde olacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'ın azâbından, O'nun elinden kimse kurtaramaz. Allah kimlerin hak yoldan uzaklaşmasının, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerinin önünü açarsa, kimse onlara doğru yolu gösteremez.”
O gün, hesab yerini arkanızda bırakarak cehenneme döneceğiniz gündür. Allah'ın azabından sizi kurtaracak yoktur. Allah kimi sapıklığa düşürürse, artık ona bir hidayet edecek yoktur.
32-33. “Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz) ve arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi (yaptıkları yüzünden) sapıklıkta bırakırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
32, 33. «Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.»
«(O gün, hesâb yerini) arkanızda bırakıb (cehenneme) döneceğiniz gündür. (O gün) sizi Allah (ın azabın) dan hiçbir kurtarıcı yokdur. Allah kimi şaşırtırsa onun yolunu bir doğrultucu da yokdur».
32,33. “Ey kavmim! Doğrusu ben sizin için bağrışıp çağrışma gününden (kıyâmet gününden, hesab yerine) arkanızı dönen kimseler olarak (Cehenneme) gideceğiniz günden korkuyorum. (O gün) sizi Allah'(ın azâbın)dan kurtaracak hiçbir kimse yoktur. Bununla berâber Allah kimi (isyanındaki inadı yüzünden) dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek hiçbir kimse yoktur.”(2)
(2)“(Kur’ân) dalâlete atılanlar kimler olduğunu beyân etmeyip mübhem (belirsiz) bıraktığından, sâmi‘(dinleyen) korktu ve titredi. ‘Acabâ o dalâlete atılanlar kimlerdir? Sebeb nedir? Kur’ân’ın nûrundan zulmet(karanlık) nasıl geliyor?’ (...) ‘Onlar, fâsıklardır (günahlara dalanlardır). Dalâlete atılmaları, fısklarının cezâsıdır. Fısk sebebiyle, fâsıklar hakkında nur nâra, ziyâ zulmete inkılâb etmiştir.’ Evet şemsin ziyâsıyla, pis ve mülevves maddeler taaffün ederler (kokarlar), berbâd olur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 217)
İlyas Yorulmaz
“O gün geldiğinde arkanıza bakmadan kaçarsınız ve sizin için Allah’dan başka sığınacak kimseniz olmadığı gibi, Allah’ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi de, doğru yola iletecek hiçbir kimse yoktur” dedi.
O gün, arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız, ama ne çare; hiç kimse ve hiçbir güç, sizi Allah’ın gazâbından kurtaramayacak! Öyleyse kardeşlerim; gelin zulüm ve haksızlıklara bir son verelim ki, dosdoğru yola iletilmeyi hak edelim! Unutmayın; Allah kimi sapıklık içinde bırakırsa, hiç kimse ve hiçbir güçonu doğru yola iletemez!”
32,33. “Ve ey kavmim! Doğrusu ben sizin için o herkesin feryat ederek arkasını dönüp kaçmak isteyeceği (kıyamet)1 gününden korkuyorum. O gün sizi Allah’ın azabından kurtaracak kimse de yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici de yoktur.”
1 Yevm’üt-Tenad: Çığrışma, bağrışma günü demektir ki Kıyamet Gününün başka bir ismidir. Çünkü o gün kâfirler, birbirlerine feryat ü figan ile bağrışacaklar, yetişen yok mu diye feryat edecekler. Yahut Cennet ehli, Cehennem ehline, Cehennem ehli de Cennet ehline nidâ edecekler.
Muhammed Esed
ki o Gün sizi Allah[ın elin]den kurtaracak kimse bulamayacak ve arkanızı dönüp kaç[mak istey]eceksiniz: çünkü Allah kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz. 23
O gün arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız. Fakat sizi Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramayacak, zira Allah’ın sapkınlığını onayladığı kişiye doğru yolu gösterecek kimse olmayacaktır. 18/53
O gün arkanızı dönüp kaçmaya çalışacaksınız, fakat Allah’ın (adâletinden) sizi kurtaracak kimse bulamayacaksınız: zira Allah kimi saptırırsa artık ona yol gösteren kimse bulunmaz.[4193]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 33. Ayet Açıklaması
[4193] Zımnen: “Kim Allah’ın desteğini reddederse”. Bkz: “Allah yoldan çıkmışlardan başkasını kesinlikle saptırmaz” (2:26). Aynı mânayı 34. âyetin son cümlesi de içermektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
«O arkanıza dönüp gideceğiniz gün sizin için Allah'tan bir koruyacak yoktur ve her kimi Allah sapıtırsa onun için doğru bir yola vardıracak yoktur.»
“O gün arkanızı dönüp kaçmak istersiniz ama ne çare! Sizi Allah'ın azabından koruyacak hiç kimse bulunmaz. Evet Allah kimi şaşırtırsa, artık ona yol gösteren olmaz. ”
"Bir gündür ki o, sırtınızı dönerek kaçmaya çalışırsınız fakat Allah'a karşı sizi koruyacak kimse olmaz. Allah'ın saptırdığının, yol göstereni yoktur."