Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4216, sondan 2021. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 83. ayetidir. Mü'min Suresi 83. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 3026 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (2) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما جاءتهم رسلهم بالبينات فرحوا بما عندهم من العلم وحاق بهم ما كانوا به يستهزؤن
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
Allah’ın âyetlerini tartışmaya, onlarla mücadele etmeye çalışanlara bu sûredeki son bir uyarıdır. Mekke putperestleri genellikle sayılarının çokluğuna, maddî güçlerine, sosyal statülerine güvenerek şımarıp azgınlaşırlar; peygamber ve diğer müslümanlar karşısında inkârcı, alaycı ve baskıcı bir tavır takınırlar; bir gün müslümanlara mağlûp olacaklarına ihtimal bile vermezlerdi. İşte burada tarih şahit gösterilerek onların büyük bir yanılgıya düştükleri hatırlatılmaktadır. Araplar’ın özellikle varlıklı tüccar kesimi, eski uygarlıkların zengin izlerinin bulunduğu ülkelere ticarî yolculuklar yaparlardı. Bu sebeple 82. âyette, “Yeryüzünde gezip de kendilerinden önce yaşamış olanların âkıbetlerini görmezler mi?” buyurulmuştur. Yani onlar, tarihin ibret levhalarını görüyor, fakat bunlardan gereken dersi çıkaracak şekilde zihin yormuyorlardı.
Mehmet Okuyan
Elçileri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (eksik) bilgiye güvenmişlerdi. (Buna karşılık) alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.
Her kim her ne sebeple olursa olsun, Yüce Allah’ın gönderdiği vahye itibar etmez, bir anlamda onunla alay ederse alay etmesinin karşılığının kendisini çepeçevre kuşatacağını bilmelidir.
Bayraktar Bayraklı
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde, kendi bildikleri ile şımarmışlar ve alay ettikleri azap kendilerini çepeçevre kuşatmıştı.
Resûlleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
Resulleri (Hakk dava elçileri) kendilerine apaçık belgeler (ve Kur’ani hükümlere uygun proje ve hedefler) getirdiği zaman, onlar (şeytan kafalılar ve marazlı münafıklar) yanlarında olan (azıcık) ilimden dolayı böbürlenip şımardılar (gururlanıp ferahlandılar) da, (bu yüzden) alay (ve hakaret) konusu edindikleri şey, (sonunda) onları sarıp kuşatıverdi.
Peygamberleri, apaçık delillerle onlara gelince kendilerindeki bilgiye güvenip övündüler, kendilerini gördüler de alay ettikleri şey, başlarına geliverdi.
Peygamberleri onlara apaçık delillerle gelince, kendilerinde bulunan tüm boş bilgi ve becerilerine güvenip küstahca böbürlendiler de, böylece alay ettikleri şey başlarına geliverdi.
Rasulleri onlara apaçık bilgiler, delillerle gelince, onlar kendilerinde bulunan beşerî bilgiye güvendiler. Onu alaya aldılar. Alaya almaya devam ettikleri şeyin gücü onları kuşatıverdi, işlerini bitirdi.
Peygamberleri onlara açık delillerle geldiklerinde, onlar kendilerinde olan bilgiyle rahatla(yıp böbürlen)diler. (Ama) alaya almakta oldukları şey onları kuşatıverdi.
Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, yanlarındaki bilgi dolayısıyla sevinip-böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp-kuşatıverdi.
Çünkü onlara, peygamberleri mucizelerle geldikleri vakit, kendilerinde bulunan (batıl) ilme güvendiler de, o peygamberleri alaya aldıkları şeyin cezası kendilerini kuşatıverdi.
Peygamberleri, onlara mucizeler ile geldiğinde kendi yanlarındaki bilgi ile sevindiler. (Onunla yetindiler.) Ve alaya aldıkları (azap) başlarına gelmiş oldu.
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Fakat sonunda alay konusu yaptıkları (ceza), onları çepeçevre kuşatıverdi.
Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.
Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.
Öyle ki peygamberleri onlara mu'cizeler getirince, kendilerinde bulunan bilgiden dolayı şımardılar(2) da, kendisiyle alay etmekte oldukları (azab) onları kuşatıverdi.
(2)“Azamet ve kibriyâ (sonsuz büyüklük ve yücelik) ve nihâyetsizlik noktasında ya gaflete veya ma‘siyete (günaha) veya maddiyâta dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, azametli mes’eleleri ihâtâ edemediklerinden (kavrayamadıklarından) bir gurûr-ı ilmî ile inkâra saparlar ve nefyederler (reddederler). Evet, o ma‘nen sıkışmış ve kurumuş akıllarına ve bozulmuş ve ma‘neviyâtta ölmüş olan kalblerine, çok geniş ve çok derin ve ihâtalı (geniş) olan îmânî mes’eleleri sığıştıramadıklarından kendilerini küfre ve dalâlete atarlar, boğulurlar. Eğer dikkatle kendi küfürlerinin iç yüzüne ve dalâletlerinin (hak yoldan sapmalarının) mâhiyetine(ne olduğuna) bakabilseler görecekler ki, îmanda bulunan ma‘kūl ve lâyık ve lâzım olan azamete karşı yüz derece muhâl ve imkânsızlık ve imtinâ‘ o küfrün altında ve içindedir.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 98)
İlyas Yorulmaz
Elçilerimiz açık delillerle onlara geldiği zaman, onlar kendi yanlarında bulunan bilgilerle övünmüşler ve bundan dolayı da, alay ettikleri şeyler onları kuşatmıştır.
Onlara peygamberleri açık mûcizeler getirdikleri zaman onlar bildikleri şeyle [⁴] şâd olup peygamberleri hâkir görmüşlerdi. Bundan dolayı ettikleri istihzanın cezası onları sardı.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 83. Ayet Açıklaması
[4] Akaid-i fasideleriyle veya san'at, ticaret ve tabiata ait ilimleriyle.
Kadri Çelik
Peygamberleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip şımardılar da alay konusu edindikleri şey, sonunda kendilerini sarıp kuşatıverdi.
Çünkü Elçileri onlara apaçık delillerle gelince, sahip oldukları sanatlarına, bilgilerine felsefelerine, teknolojilerine güvenip gurura kapılmışlardı; böylece, alay edip durdukları o korkunç azap, kendilerini dört bir yandan kuşatıvermişti!
Onlara rasûlleri Beyyineler / Açık Belgeler getirdiğinde Bilgi’den yanlarında olanlar sebebiyle sevindirik oldular; alay ediyor oldukları şeyler onları kuşatarak içine aldı.
Peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği zaman onlar ilim namına kendilerinde bulunana güvenip böbürlendiler, hafife aldıkları (azap da) kendilerini kuşatıverdi.1
1 Yani Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle gelince, onlar ilim namına kendilerinde bulunan, bilgilerine ve felsefelerine güvenerek Peygamberlerinin mucizelerini, tanımak istemediler. Ama hala onların başlarına gelenlerin kendi başlarına da gelebileceğini düşünmek bile istememektedirler. Bu tipler, dün olduğu gibi bugün de peygamberlerin mucizelerini hafife alarak, güya bilimsel yollarla izah etmeye kalkarak akıl putlarının kölesi olmaktadırlar.
Muhammed Esed
Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, [halen] sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler: 64 ve [böylece, sonunda,] küçümsedikleri şey 65 tarafından sarılıp kuşatıldılar.
Çünkü elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleri ile geldiğinde sahip oldukları bilgiye güvenip şımardılar, sonunda küçümseyip alay ettikleri azap onları çepeçevre kuşatıverdi. 45/23
Çünkü onlara elçileri hakikatin apaçık delilleriyle geldiğinde, elde tuttukları bir parça bilgiye güvenip küstahça şımardılar: sonunda alay ede geldikleri gerçek kendilerini çepeçevre kuşattı.[4226]
Mustafa İslamoğlu Mü'min Suresi 83. Ayet Açıklaması
[4226] Zımnen: Bütünün parçaları hakkında elde ettikleri bilgiyi bütünün amacına aykırı kullandılar, sonuç hüsran oldu. Parçayı bütün sanmaları ise bu aldanışa sebep oldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, onlara peygamberleri zahir mûcizeler ile geldi, kendi yanlarındaki bilgiden olan ile ferahlandılar ve onları kendisiyle istihzâda bulundukları şey, şiddetle ihata etti.
Resulleri onlara açık açık delilleri getirdikçe, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile şımarıp böbürlendiler (Peygamberlerin getirdiği hidâyetle alay ettiler). Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kuşatıverdi.
Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.
Elçileri onlara o açık belgelerle(mucizelerle) gelince, kendilerindeki bilgiyle(din diye bildikleriyle) avundular. Hafife aldıkları şey başlarına geliverdi.
Peygamberleri kendilerine apaçık delillerle geldiğinde, onlar sahip oldukları bilgiyle mağrur olmuşlardı. Sonunda, alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Resulleri onlara açık-seçik beyyineler getirdiklerinde, onlar, yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler. Ve alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıverdi.
pes ol vaķt kim geldi anlara yalavaçları ḥüccetler-ile sevindiler aña kim ķatlarında-y-ıdı anlaruñ bilmekden. daħı indi anlara ol kim oldılardı anı yanśularlar.
Ol vaḳt ki geldi özlerine resūlleri mu‘cizātlar‐ıla. Sevindiler özleri ḳatında olan ‘ilm bile. Daḫı indi özlerine cezāsı ol nesnenüñ ki masḫaralıġa alurlardı.