Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4215, sondan 2022. ayet; 40. sure ve Mü'min Suresinin 82. ayetidir. Mü'min Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 104 ve toplam ebced değeri ise 9025 olarak hesaplanmıştır. Mü'min Suresinin toplam ebced değeri 360656 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
افلم يسيروا في الارض فينظروا كيف كان عاقبة الذين من قبلهم كانوا اكثر منهم واشد قوة واثارا في الارض فما اغنى عنهم ما كانوا يكسبون
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
Allah’ın âyetlerini tartışmaya, onlarla mücadele etmeye çalışanlara bu sûredeki son bir uyarıdır. Mekke putperestleri genellikle sayılarının çokluğuna, maddî güçlerine, sosyal statülerine güvenerek şımarıp azgınlaşırlar; peygamber ve diğer müslümanlar karşısında inkârcı, alaycı ve baskıcı bir tavır takınırlar; bir gün müslümanlara mağlûp olacaklarına ihtimal bile vermezlerdi. İşte burada tarih şahit gösterilerek onların büyük bir yanılgıya düştükleri hatırlatılmaktadır. Araplar’ın özellikle varlıklı tüccar kesimi, eski uygarlıkların zengin izlerinin bulunduğu ülkelere ticarî yolculuklar yaparlardı. Bu sebeple 82. âyette, “Yeryüzünde gezip de kendilerinden önce yaşamış olanların âkıbetlerini görmezler mi?” buyurulmuştur. Yani onlar, tarihin ibret levhalarını görüyor, fakat bunlardan gereken dersi çıkaracak şekilde zihin yormuyorlardı.
Mehmet Okuyan
Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlamdılar. (Fakat) kazandıkları şeyler, onlara asla yarar sağlamamıştır.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmazlar mı? Onlar gerek güç, gerekse yeryüzünde bıraktıkları eserler bakımından bunlardan daha kuvvetli idiler. Buna rağmen, kazanmış oldukları kendilerinden hiçbir şeyi savamamıştı.
Yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar m? Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.
(Bu gafil ve kâfir takımı) Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler (ve kendilerini düzeltip özlerine dönsünler) . Oysa onlar (geçmiş topluluklar), kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamamıştı. (Onların akıbetlerine bakıp ibret alınız.)
Yeryüzünü gezip dolaşmazlar mı ki onlardan önce gelip geçenlerin ne olmuş sonları, bir bakıp görsünler? Onlar, topluluk bakımından daha çoktu, kuvvet ve yeryüzünde yaptıkları şeyler bakımından da daha üstündü bunlardan; derken elde ettikleri şeylerin, onlara hiçbir faydası olmadı.
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce yaşamış olan inkârcıların sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı. Fakat elde ettikleri şeylerin onlara hiçbir faydası olmadı.
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin, boylarınca günaha, isyana, küfre batmış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir baksınlar, incelesinler. Öncekiler bunlardan daha çoktu, daha kudretli, kuvvetliydi, daha çok, daha sağlam eserleri vardı. Kazanmaya devam ettikleri servetler ve mallar, taptıkları putlar, yaptıkları hileler, kendilerini kurtaramadı.
Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden (sayıca) daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstün idiler. Ama onların kazandıkları kendilerinden bir şeyi savamadı.
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiç bir şey sağlayamadı.
O kâfirler, yeryüzünde gezip de bakmadılar mı ki, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çok, kuvvetçe daha metin ve yeryüzünde eser (bina) bakımından daha güçlü idiler. Öyle iken, elde ettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı.
Onlar yeryüzünden dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar bunlardan daha çok ve daha güçlü idiler. Ve yeryüzünde daha sağlam eserler yaptılar. Fakat kazandıkları şeyler, onlara hiçbir fayda vermedi.
Yeryüzünde gezip de —kendilerinden önce— geçmiş olanların sonu ne oldu? Bakmıyorlar mı? Hem kuvvetçe, hem de yeryüzünde eserlerce, onlardan daha çoktular, yaramadı kazançları
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olanların sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı fakat başarılarının kendilerine hiçbir faydası olmadı.
Cemal Külünkoğlu Mü'min Suresi 82. Ayet Açıklaması
Bkz. 28:78, 30:9, 40:21Tarihten ders alarak karşılaştırmalar yapmak, insanın öğrenme sürecinin en önemli unsurlarındandır. Bir toplumun geleceğinin şekillenmesi, o toplumdaki bireylerin kendi geçmişlerinden doğru ve faydalı dersler çıkarmalarına bağlıdır. Onun için Kur’an çoğu zaman tarihten örnekler vererek kalpleri onlara doğru çevirir ve insanların geçmişten ders almalarına yardımcı olur.
Diyanet İşleri (Eski)
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.
Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.
Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmak için yeryüzünü dolaşmazlar mı? Onlardan sayıca daha çok, daha güçlü olup yeryüzünde daha çok üretimde bulunmuşlardı. Ancak, kazandıkları şeyler kendilerini kurtaramadı.
Daha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı.
Daha Yer yüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden evvelkilerin âkıbeti nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok hem kuvvetçe ve Arzda âsarca daha çetin idiler, öyle iken o kesbettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı
Ya onlar yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbeti nice olmuşdur, baksınlar? Hem onlar bunlardan daha çokdu. Kuvvetçe ve yer (yüzün) deki eserlerce de daha güçlü ve satvetli idi (ler). Fakat kazanır oldukları şeyler kendilerine asla fâide vermedi.
(Onlar) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuş, baksınlar! (Onlar) bunlardan hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserler bakımından daha şiddetli idiler; fakat kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.
Onlar yeryüzünde hiç dolaşmıyorlar mı? Onlardan daha kalabalık, daha güçlü ve yeryüzünde daha çok eser bırakmış, ama yaptıklarının kendilerine hiçbir yarar sağlamadığı, onlardan öncekilerin sonları nasıl olmuş bakmıyorlar mı?
Onlar yeryüzünde gezip kendilerinden evvel gelenlerin hangi akıbete uğradıklarını görmüyorlar mı? Onlar bunlardan âdetçe daha çoktular, daha kuvvetliydiler, yerlerinde daha çok eserleri vardı [³]. Kazandıkları onlara yaramadı. Hepsi helâk oldular.
İsmail Hakkı İzmirli Mü'min Suresi 82. Ayet Açıklaması
[3] Kaleleri, köşkleri, sarnıçları, veya ayaklarının izleri Çünkü cüsseleri büyüktü.
Kadri Çelik
Yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görmüyorlar mı? Oysa onlar, kendilerinden (sayıca) daha çok idiler ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından da kendilerinden daha üstündüler. Fakat kazanmakta oldukları şeyler, (azaba karşı) onları hiç bir şeyden müstağni kılmadı.
Peki bu inkârcılar, hiç yeryüzünü dolaşıp da, kendilerinden önce gelip geçmişzâlimlerin nasıl bir sonla karşılaştıklarını görmüyorlar mı?Üstelik geçmişte yaşamış bu toplumlar, kendilerinden daha kalabalık ve gerekekonomik ve siyasal güç bakımından, gerekse yeryüzünde meydana getirdikleri eserler açısından daha üstündüler. Fakat azâbımız gelip çatınca, elde ettikleri servet ve saltanat, onları yok olmaktan kurtaramamıştı!
Yeryüzü’nde gezmediler mi?
Bir baksınlar, onlardan öncekilerin sonu nasıl oldu?
Yeryüzü’nde güç ve eserler bakımından daha çetindiler; onlardan daha çoktular.
Kazanıyor oldukları şeyler onlara yarar sağlamadı.
O (kâfirler) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu, hiç görmüyorlar mı? Hâlbuki onlar, hem daha çok, hem de kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha güçlü idiler. (Buna rağmen) kazandıkları şeyler, onlara hiçbir fayda vermedi.
ONLAR hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan [hakikat inkarcı]larının sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı: fakat başarılarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı.
Peki onlar diyar diyar dolaşıp kendilerinden önce gelen toplumların akıbetlerinin nasıl olduğuna hiç ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? Oysa onlar kendilerinden daha güçlü idiler ve o memleketlerde onlardan da fazla eser bırakmışlardı. Ne var ki sahip oldukları güç ve servet kendilerine hiç bir fayda sağlamadı. 30/9
ŞİMDİ onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar berikilerden daha kalabalık, daha güçlü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı: fakat birikimleri onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, bir bakıversinler, kendilerinden evvelkilerin akıbetleri nasıl olmuştur. Onlardan daha ziyâde idiler ve kuvvetçe ve yeryüzünde eserler itibariyle daha şiddetli idiler. Fakat onlara kazanır oldukları şey faidebahş olmadı.
Onlar hiç dünyayı gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden önceki ümmetlerin âkıbetlerinin nasıl olduğunu görüp ders alsınlar? Oysa onlar, kendilerinden gerek kuvvet, gerek ülkede bıraktıkları eserler bakımından daha ileri idiler. Ama onların elde ettikleri bu özellikler kendilerine fayda vermedi. Fecî âkıbetlerini önleyemedi. [40, 4-5; 21]
Bu âyet, önceki kısmın özeti olup 4 - 5 ve 21. âyete bir daha göz atılırsa iyi olur.
Süleyman Ateş
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, bunlardan daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler. Ama kazandıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
Bunlar yeryüzünde dolaşmadılar mı ki öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görsünler. Onlar oralarda bunlardan daha çok, daha kuvvetli, bıraktıkları eserler daha güçlüydü. Yaptıkları, onların bir işine yaramadı.
Hiç yeryüzünde gezmiyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin akibetinin ne olduğuna baksınlar. Onlar, bunlardan daha çok ve yeryüzünde daha güçlü eserler bırakmışlardı. Ama, kazandıkları onlara hiç bir fayda sağlamadı.
Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl son bulduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler; ve yeryüzünde daha çok eser bırakmışlardı. Yine de bütün bu kazandıkları, onlara bir fayda vermedi.
Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş diye bakmıyorlar mı? Öncekiler bunlardan sayıca daha çok, kuvvetçe daha zorlu ve yeryüzündeki eserler bakımından daha üstün idiler. Ama kazanmış oldukları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.