Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4254, sondan 1983. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 36. ayetidir. Fussilet Suresi 36. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 4571 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
واما ينزغنك من الشيطان نزغ فاستعذ بالله انه هو السميع العليم
Buraya kadar insanların, “Rabbimiz Allah” dedikten sonra dosdoğru çizgide yürümeleri, Allah yolunun davetçileri olmaları, güzel ve yararlı işler yapmaları, Allah’a teslim olup müslüman olmayı en yüce değer olarak bilmeleri, kötülüğe iyilikle karşılık vererek aralarında sıcak dostluk ve kardeşlik ilişkileri kurmaları ve bunu başarmak için başta sabır olmak üzere gerekli erdemlerle bezenmeleri, kısaca –İbn Atıyye’nin deyimiyle– “bütün ahlâk güzellikleri ve hilim çeşitleriyle” yani barışçıl duygu, düşünce ve davranışlarla donanmaları ideal bir müslüman olmanın ve sağlıklı bir toplum ilişkisi kurmanın gerekleri olarak ortaya kondu. Ancak bu yol, pürüzsüz, engelsiz değildir; en büyük engel de şeytanın içimize attığı olumsuz duygular, dürtülerdir. Şeytan, insanın içinde kin ve öfke duygularını alevlendirir, intikam arzularını tahrik eder, günah ve isyan eğilimlerini güçlendirir; sonuçta kişiyi Kur’an’ın öğütlediği üstün ahlâktan uzaklaştırmak ister. İşte âyet bu büyük ve tehlikeli engeli aşmanın en güvenli çaresini göstermektedir: Allah’a sığınıp O’nun yardım ve desteğini istemek... Müfessirler, Allah’a sığınma buyruğunun aynı zamanda şeytana boyun eğmeme iradesini ve çabasını da içerdiğini ifade ederler. Âyette Allah Teâlâ’nın, kendisine sığınanın yardım talebini işittiğine, şeytan tarafından onun içine atılan dürtüleri bildiğine işaret edilmektedir. Allah, –Ankebût sûresinin 69. âyetinde de vaad ettiği üzere– elbette kendisine sığınan kulundan yardımını esirgemeyecek, onun ruhunu bu olumsuz etkilerden arındıracaktır (bu yöndeki açıklamalar için bk. Taberî, XXIV, 120; Şevkânî, IV, 591).
Mehmet Okuyan
Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah’a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.
1- Vesvese. 2- Şeytandan Allah'a sığınmak, “Eûzu billahi mine'ş-şeytâni'r-râcim” (kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım) demek değildir. Şeytandan Allah'a sığınmak: İns /cinn (insanoğlunun), kurumların, şeytanın saptırıcı telkin ve yönlendirmelerine karşı insanın vahiyle, vahyi ölçü alarak kendisini korumasıdır. Doğruyu, vahiyden öğrenip, saptırıcıların saptırmasını önlemektir. Zaten ayette, “Allah'a sığınırım de.” denmemekte, “Allah'a sığın.” Denmektedir; Allah'a sığınmak da onun buyruklarına uymakla olur.
Ahmet Akgül
Şayet Sana (herhangi bir konuda) şeytandan bir kışkırtma ve ayartma (dürtüsü) gelecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, (her şeyi) İşitendir, Bilendir (Seni vesveselerden koruyuverecektir).
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce, bu tür iyilikleri yapmaya karşı seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hem işitendir, hem de bilendir.
Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni (anlamsız ve sebepsiz bir öfkeye) sürükleyecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Cemal Külünkoğlu Fussilet Suresi 36. Ayet Açıklaması
Bkz. 7:200, 23:97-98Bu konuda Allah’a sığınmak için sadece Arapça bir metin olarak “Eûzu billahi mineşşeytanirracîm” demek yetmez. İnsan, iradesini ortaya koyarak bütün içtenliğiyle Allah’a teslim olmalı, O’na güvenmeli, O’nunla birlikteliği içselleştirmeli, O’nun emirlerini hayata geçirmeye ve O’nun gölgesinde olmaya azmetmeli; şeytana ve şeytanın isteklerine karşı dik durmalı, ondan gelecek olan bütün dürtülere kapalı olduğunu göstermeli, şeytânî davranışlardan uzak durmaya çalışmalı ve ondan sonra Allah’a sığınmalı. Arı kovanına çomak sokan kişinin medet diye feryat etmesi gibi, şeytanla saf tutarak, onun adımlarını takip ederek ve isteklerini yerine getirerek onun şerrinden Allah’a sığınmak doğru olmaz. Olsa da bir şey ifade etmez. Hastalıkları yenmek için bile inanmak ve kararlı olmak gerekiyor. Bu konuda da kararlılığımızı Allah’a göstermeliyiz.
Diyanet İşleri (Eski)
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir.
Eğer seni şeytandan bir dürtüş fitlerse hemen Allaha sığın. Çünkü O, (senin sığındığını) bizzat hakkıyle işiden, (niyyetini, salâhını) çok iyi bilendir.
Bununla berâber şeytandan (gelen) bir vesvese seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın!(3) Çünki Semî' (herşeyi işiten), Alîm (hakkıyla bilen) ancak O'dur.
(3)“İnsan kalben ve fikren hakāik-ı İlâhiyeye (ilâhî hakīkatlere) bakıp düşündüğü zaman, bilhassa namaz ve ibâdet esnasında, gerek şeytan tarafından, gerek nefsi tarafından pek fenâ, çirkin vesveseler, hâtıralar, sinekler gibi kalbe ve akla hücûm ederler. Bu gibi hevâî (nefsin arzularına âid), vehmî (hayâlî) ve çirkin şeylerin def‘iyle uğraşan adam, o vesveselere mağlûb olur. Ancak onları kaçırmanın çâresi, müdâfaayı terk etmektir. Onlarla uğraşmamaktır. Evet arılarla uğraşıldıkça onlar hücumlarını arttırırlar. Onlara karışılmadığı takdirde, insanı terk ederler, giderler. Hem de o gibi vesveselerin, ne hakāik-ı İlâhiyeye ve ne de senin kalbine bir mazarrâtı (zararı) yoktur. Evet, pis bir mendilin deliklerinden semânın güneşine ve yıldızlarına ve Cennetin gülüne ve çiçeklerine bakılırsa, o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz. Ve fenâ bir te’sîr etmez.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 81)Vesvese hakkında ayrıca bakınız, (Sözler, 21. Söz, 96)
İlyas Yorulmaz
Şeytandan bu uygulama için sana, yanlışlığa götürecek bir duygu/dürtü bulaşırsa, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Ey Müslüman! Eğer şeytânî bir dürtü seni kışkırtıp anlamsız bir öfke ve heyecana sürükleyecek olursa, hemen Allah’a sığın! Unutma ki O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir. O hâlde, Rabb’ine güven ve insanları güzel öğütlerle O’nun yoluna çağırmaya devam et:
1 Önce, her türlü şeytandan ve şeytani düşüncelerden zihnen uzaklaş ve sonra da bunu dilinle, “Eûzü Besmele” çekerek, ifâde et. Kur’an okurken “Besmele” çekmek kalben vaciptir. Dil ile söylemek ise âlimlerin çoğunluğuna göre vacip değil, müstehab’tır. Bk. (A’raf: 200, Nahl: 98)
Muhammed Esed
Bu nedenle, eğer Şeytandan gelen bir vesvese seni [anlamsız, sebepsiz bir öfkeye] sürükleyecek olursa, hemen Allah'a sığın: şüphesiz yalnız O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir! 32
Eğer şeytan tabiatlı kimseler senin sabrını zorlarlar ve seni kötü düşünce ve davranışa sevk ederlerse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitendir ve her şeyi bilendir. 3/135, (Felak, Nas sureleri)
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 36. Ayet Açıklaması
[4271] Yani: “Kötülüğe iyilikle mukabele etme konusunda..”
[4272] Şeytan saldırgan bir köpektir: Köpeğe karşı kendini savunmanın en iyi yolu onu sahibine bağlatmaktır. Zımnen, şeytanı “kötülük ilâhı” gibi gören tasavvurları red. Kur’an’da negatif benliğin ve içgüdülerin ayartısı da “şeytanî ayartı” kapsamında ele alınır. Bununla amaçlanan, günahkârdan günahı soyutlamak, işlediği günahla aynılaşmasının önüne geçmektir. Bu takdirde günahla mücadele daha kolay yapılır. Zira kimse, kendisine karşı savaşamaz (Bkz: 14:22, not 25).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve şayet seni şeytan tarafından bir vesvese (bu afkârâne muameleden) çevirmek isterse hemen Allah'a sığın. Şüphe yok ki, O'dur (her şeyi bihakkın) işiten, bilen O'dur.
Hak ile batıl mücadelesinde müminler kötülüğe karşı iyilikle cevap verdiğinde, şeytan üzüntüsünden kahrolur. Az da olsa bir yanlış davranışta bulunmalarını ister ki müminlerin lehinde düşünenleri kandırabilsin. Hatta müminler, kendilerine yapılan zulme karşılık verirken azıcık ölçüsüz davranırlarsa, “Şeytanın vesvesesinin etkisinde kalmış” sayılırlar. Müminler bu sebeple, büyük kuvvetlerini kaybederler. Çünkü yüzde yüz haklılıklarına ufak bir gölge düşürmüş, aleyhtekilere küçük bir bahane vermiş olurlar. Bu âyetin pek güzel bir tefsiri şu hadis-i şerifte yer alır: Bir gün bir adam gelip Hz. Ebû Bekir (r.a)’a sürekli hakaret etti. Hz. Peygamber (a.s.) da, orada bulunuyordu. Adam hakaret ettikçe Hz. Ebû Bekir dinliyor, cevap vermiyordu. Hz. Peygamber (a.s.) ise tebessüm ediyordu. Nihayet Ebû Bekir dayanamayıp sert bir karşılık verince Hz. Peygamberin çehresi değişti ve oradan ayrıldı. Ebû Bekir peşinden kalkıp sebebini sorunca buyurdu ki: “Sen sükût ettiğin sürece, bir melek senin yerine cevap veriyordu. Fakat sen ağzını açınca yanına şeytan geldi. Ben şeytanın olduğu yerde bulunmam.” (İmam Ahmed, Müsned)
Süleyman Ateş
Eğer şeytandan kötü bir düşünce, seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.