Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4260, sondan 1977. ayet; 41. sure ve Fussilet Suresinin 42. ayetidir. Fussilet Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2280 olarak hesaplanmıştır. Fussilet Suresinin toplam ebced değeri 236567 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (2) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
لا يأتيه الباطل من بين يديه ولا من خلفه تنزيل من حكيم حميد
Vahyin temel amacı insanlara inanç ve yaşayış konularında doğruyu ve yanlışı, faydalıyı ve zararlıyı göstererek onları aydınlatmak olduğu için âyette Kur’ân-ı Kerîm “uyarıcı kitap” (zikir) diye anılmıştır. Bu kullanımı sebebiyle Kur’an’ın isimlerinden biri olarak gösterilen zikir kelimesi, “değerli hâtıra” anlamına da gelir. Kur’an, ona inanan ve yolundan giden ilk neslin dilleri, inançları, erdemli yaşayışları ve mücadeleleriyle saygın bir topluluk olarak daima yâdedilmelerine vesile olacağı için bu isimle anılmıştır. “Çok değerli” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki azîz kelimesi “güçlü” anlamına da gelir. Esasen Kur’an’ın değerli oluşu, Allah kelâmı olup O’nun katından gelmesinden, ayrıca 42. âyette de belirtildiği gibi kesinlikle asılsız ve faydasız bir unsur içermemesinden, yani baştan sona gerçeği ihtiva etmesinden; nihayet bu nitelikleri sayesinde onun özüne ve mesajına aykırı bütün inanç ve ideolojilere karşı galip çıkmasından ileri gelir. Bu böyledir, çünkü Kur’an, “hikmet sahibi, övgüye lâyık olan Allah katından indirilmiştir”; hikmet sahibi olandan da ancak hikmete uygun olan, yani mutlak doğru ve mutlak yararlı olan sözler iner. “Ne başlangıcında ne de sonrasında ona asılsız bir şey girebilir” cümlesi genellikle, Hz. Peygamber ve Kur’an’ı ona indiren Cebrâil de dahil olmak üzere hiç kimsenin onda herhangi bir eksiklik veya fazlalık meydana getiremeyeceği anlamına gelecek ifadelerle yorumlanmıştır.
Mehmet Okuyan
Ona önünden de arkasından da [batıl] gelemez. O doğru hüküm veren, övgüye layık olan (Allah)’tan indirilmedir.
Bu ayet hiçbir şeyin Kur’an’ı, onun hükümlerini geçersiz kılamayacağının delilidir. Klasik [nesh] anlayışı Nisâ 4:82, Hacc 22:51 ve Sebe’ 34:5, 38. ayetler ışığında yeniden değerlendirilmelidir.
Bayraktar Bayraklı
Bâtıl, Kur'ân'a önünden de ardından da gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah tarafından indirilmiştir.
Bâtıl, O’na önünden de, ardından da gelemez. (Çünkü Kur'an) Hüküm ve Hikmet sahibi, çok övülen (Allah) tan indirilmedir (ve O’nun hıfz-u himayesindedir. Bu nedenle Kur’an; kıyamete kadar mutlak doğruların ve kesin yanlışların şaşmaz mihengidir).
Ne önceden onun hükümlerini iptal eden bir kitap gelmiştir, ne de ondan sonra gelir ve batıl, ona zarar veremez; hüküm ve hikmet sahibinden, hamde layık mabut tarafından indirilmiştir.
ki, ne geçmişte, ne de gelecekte O'nun hükümlerini iptal eden bir kitap gelmiştir, batıl ve boş şeyler O'na zarar veremez. Herşeyi yerli yerince yapan ve her türlü güzel övgüye layık olan, Allah tarafından indirilmedir O.
Şimdi ve daha sonra Kur'ân'a, kenarından köşesinden, açık ve gizli, boş, gereksiz, düzeltilmeye, değiştirilmeye muhtaç, hükümsüz bir söz, bâtıl karışmamıştır ve karışmayacaktır. O, övgüye, şükre lâyık, hikmet sahibi ve hükümran olan Allah'ın bölüm bölüm indirdiği bir kitaptır.
(Kur'an, öylesine şerefli ve öylesine sağlam bir kitaptır ki;) Bâtıl, ne (günlük itirazlarla) onun önünden ve ne de (cahiliye âdetleriyle) ardından gelerek onu etkisi altına alamaz. Çünkü o, her yaptığını bir hikmete göre yapan ve övülmeye layık olan (Allah) katından indirilmiştir.
Cemal Külünkoğlu Fussilet Suresi 42. Ayet Açıklaması
“Ne önünden” ifadesi, beşerî felsefelere dayalı olarak ileri sürülecek itirazlar ve günlük saldırılarla Kur’an’ın asla zarara uğratılamayacağı; “ne de ardından” söylemi ise, onun gerek vahye dayalı ama tahrif edilmiş eski kitaplardan gerekse hurafelerden ve rivayetlerden oluşmuş gelenekçi anlayıştan etkilenerek hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği, bozulamayacağı müjdesini vermektedir. Yani hangi zaman ve şartlarda olursa olsun Kur’an ne ekleme veya çıkarmalar yoluyla ne de bilerek yapılan yanıltıcı yorumlarla kesinlikle tahrifata uğratılamayacaktır. Uğratılmaya çalışılsa da Allah Onu her zaman inananlar eliyle koruyacaktır (Hicr, 15:9).
Diyanet İşleri (Eski)
41,42. Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
41-42 Kuran, müşriklerin kağıtlarında değil, bilgi sahiplerinin kalbindedir (29:49). Mesajı insanlar değil, Allah korumaktadır (15:9). Kuran'ın olağanüstü matematiksel kompozisyonu, Kuran'ın herhangi bir elementinde herhangi bir ekleme, çıkarma veya tahrifat yapılması halinde ortaya çıkarılıp reddedileceğini garantilemektedir. Muhammed peygamberi putlaştıranların iki hadis ekleme girişimleri başarısızlığa uğramıştır. Yirmi dört ayar altın bir yüzüğe yapıştırılan sarının altın olmadığı altının atom özelliği tarafından sürekli olarak ilan edilir ve reddedilir. Altın yüzük gibi Kuran da yapısındaki matematiksel sistemle sürekli olarak orijinal olarak vardı ve orijinal olarak var olmaya devam edecektir. Kodlanmış olan Kuran'a ekleme veya çıkarma yapmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Bak 9:127.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
Ki ne önünden, ne ardından ona hiçbir baatıl (yanaşıb) gelemez. (O), bütün kâinatın hamdetdiği, O yegâne hukûm ve hikmet saahibi (Allah) dan indirilmedir.
O'na (o Kur'ân'a) ne önünden, ne de arkasından bâtıl (yaklaşıp) gelemez. (O,)Hakîm (her işi hikmetli olan), Hamîd (hamd edilmeye çok lâyık olan Allah) tarafından indirilmedir.
İsmail Hakkı İzmirli Fussilet Suresi 42. Ayet Açıklaması
[2] Yani hiçbir taraftan O'na halel ârız olmaz. Misli yok, hiçbir muarızı yok, menfaatine payan yok. Veya maziye ve istikbale ait haberleri yalan çıkmaz.
Kadri Çelik
Batıl, ona önünden de ardından da gelemez. (Çünkü Kur'an,) Hikmet sahibi, övülen Allah'tan indirilmedir.
Hiçbir Bâtıl inanç ona asla sızamaz, insanlığa zararlı düşünceler, şeytânî öğretiler ona hiçbir yandan yaklaşamaz! Çünkü o, sonsuz ilim ve hikmet sahibi ve her türlü övgüye lâyık olan Allah tarafından gönderilmiştir.
Hiçbir bâtılın, ekleme yaparak veya eksilterek onu değiştirmeye gücü yetmez.1 (Çünkü o) hüküm (ve hikmet) sahibi, övülmeye en lâyık olan (Allah) tarafından indirilmiştir.
1 Âyetin bu bölümü “Kendisinden önce gelen hiçbir şey onu yalanlayamadığı gibi kendisinden sonra da onun hükmünü kaldıracak bir kitap gelmeyecektir.” diye de anlaşılabilir.
Muhammed Esed
Hiçbir boşluk ve anlamsızlık ona ne açıkça yaklaşabilir, ne de gizlice: 35 [çünkü o] hikmet Sahibi ve övgüye layık olan tarafından indirilmiştir.
Zira batıl onun ne önünden ne ardından hiçbir şekilde yaklaşamaz. Çünkü O, her hükmü doğru ve tüm övgülere layık olan Allah katından indirilmiştir. 2/97...99, 26/192...196
Hiçbir anlam ve amacından saptırma çabası ona ne önünden açıkça ne de ardından gizlice ilişemez:[4280] o, her tür övgüye lâyık, hükmünde isabetli olan tarafından indirilmiştir.
Mustafa İslamoğlu Fussilet Suresi 42. Ayet Açıklaması
[4280] “Önünden” olanı iyi niyetle yapılan yanlış yorumları, “arkadan” olanı da kötü niyetle yapılan tahrif ve saptırma çabalarını ifade eder. Zımnen: Vahiy kendisine ait olmayan mânaların dışarıdan idhaline karşı kendini o muhteşem iç örgüsüyle korur; üstüne yapışmış da olsa, bünyesine uymayan yorumları farklı zaman ve zeminlerde hakikati ifşa ettiği hizmetkârları eliyle temizleyip atar (GİRİŞ’in ilgili bölümüne bkz).
Ömer Nasuhi Bilmen
O'na ne önünden ve ne de ardından bâtıl bir şey gelemez. Hakîm, hamîd olandan indirilmiştir.
41, 42. Kendilerine gelen bu şanı yüce dersi inkâr edenler elbette cezadan kurtulamazlar. Halbuki o eşsiz ve pek kıymetli bir kitaptır. Öyle bir kitaptır ki batıl ona ne önünden, ne ardından, hiç bir taraftan yol bulamaz. (Tam hüküm ve hikmet sahibi, bütün hamdlerin ve övgülerin sahibi) o Hakîm ve Hamîd tarafından indirilmiştir.