Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4345, sondan 1892. ayet; 43. sure ve Zuhruf Suresinin 20. ayetidir. Zuhruf Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 3206 olarak hesaplanmıştır. Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri 253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (1) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
وقالوا لو شاء الرحمن ما عبدناهم ما لهم بذلك من علم ان هم الا يخرصون
O’ndan alınan bir bilgiye (vahye, kitaba) dayanmadan “O isteseydi biz putlara tapmazdık, şöyle veya böyle yapardık” demek, boş bir iddiada bulunma örneği olmanın ötesinde bir anlam taşımaz.
22. âyetin ortaya koyduğu gerçek evrenseldir; tarihte ve günümüzde inanç ve kanaatlerin büyük bir kısmı taklide dayanır. Burada taklitten maksat, kanıt aramadan, aklını işletmeden, şüphe ve test etmeden bir otoritenin söylediklerini kabul etmek ve ona inanmaktır. Müşrik Araplar da Allah, din, putlar ve melekler gibi konulardaki bilgilerini vahiy, akıl, gözlem gibi muteber bilgi kaynaklarına değil, taklide dayandırıyorlardı.
Mehmet Okuyan
Dediler ki: “Rahmân dileseydi, biz onlara tapmazdık.” Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar yalandan başka bir şey söylemeyenlerdir.
Bu tavır tipik İblis ve müşrik tavrıdır. Müşriklerin Allah’a ortak koşma suçlarını Allah’a ait görme suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:148; İbrâhîm 14:21; Nahl 16:35.
Bayraktar Bayraklı
“Eğer Rahmân dileseydi putlara tapmazdık” dediler. Bu bilgisizce bir sözdür. Onlar sadece yalan söylemektedirler.
Dediler ki: “Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet yapmazdık (putlara ve tağutlara tapınmazdık) .” Onların (bu konuda doğru ve geçerli) hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece ‘zan ve tahminle yalan-yanlış konuşup duruyorlar’.
Ve Rahman olan Allah isteseydi, kulluk etmezdik o putlara derler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalayıp yalan söylüyorlar.
Onlar:
“Eğer Rahman olan Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, biz o meleklere tapmazdık” dediler. Allah'ın böyle bir şey istediği ile ilgili onların hiçbir bilgileri yok. Onlar kesinlikle yalan-yanlış saçmalıyorlar.
Dediler ki: 'Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik.' Onların bundan yana hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar.'
Bir de tutup, “Eğer Rahman öyle dilemiş olsaydı, biz (ilâhlarımıza) tapmazdık.” diyorlar. (Ama) onlar (Rahman'ın) böyle bir şey (istediği) hakkında bilgi sahibi değiller ki. Onlar sadece saçmalıyorlar.
Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Dediler ki: «Eğer o çok esirgeyici (Allah) dileseydi biz bunlara tapmazdık». Onların buna dâir hiçbir bilgisi yokdur. Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bir de dediler ki: “Eğer Rahmân dileseydi, (biz) onlara (o putlara) tapmazdık!” Onların buna dâir hiçbir bilgileri yoktur. Doğrusu onlar (böyle demekle) ancak yalan söylüyorlar.
Onlar «— Esirgeyen Tanrı dileseydi biz putlara tapmazdık» derler. Onların bu babta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalandan başka [⁵] bir şey söylemezler.
Ve “O çok merhametli dediğiniz Allah, eğer yalnızca kendisine kulluk etmemizi isteseydi, biz bunlara tapmazdık. Madem Allah’tan başka varlıklara tapıyoruz, demek ki Allah buna izin vermiştir. Yani, bizim alın yazımız böyleymiş, ne yapalım!” diyorlar. Oysa Allah’ın bir şeye izin vermesi, ondan razı olduğu anlamına gelmez. Allah’ın rızasını kazanmak için O’nun izin verdiği şeylere değil, emrettiği şeylere bakmaları gerekirdi. Fakat müşrikler, bu konuda Allah’ın neler emrettiğine dâir hiçbir geçerli bilgiye sahip değiller; onlar sadece yalan söylüyorlar!
(Kâfirler hâlâ) bu konuda hiç bir bilgileri olmadığı halde: “Eğer Rahman (olan Allah) isteseydi, biz o (putlara) asla ibâdet etmezdik.” dediler. Onlar, yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorlar.
Onlar hâlâ: “Rahmân dilemiş ol[ma]saydı biz onlara asla tapmazdık!” diyorlar. [Ama] onlar [Rahmân'ın] böyle bir şey [istediği] hakkında bilgi sahibi değiller: Onlar sadece zannediyorlar. 20
Kalkmışlar bir de: ‘‘Eğer Rahman dileseydi, asla biz onlara kulluk etmezdik’’ diyorlar. Onlar bu konuda hiçbir bilgiye sahip değiller, onlar sadece saçmalıyorlar. 6/148...153, 7/28, 10/36, 34/40-41
Bir de onlar “Eğer Rahmân isteseydi asla biz onlara tapmazdık”[4383] dediler; ne ki onlar, buna dair bir bilgiye sahip değiller: onlar sadece zanna ve hurafeye dayanıyorlar.[4384]
Mustafa İslamoğlu Zuhruf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[4383] Veya: “Eğer Allah dileseydi bizim onlara tapmamıza mani olurdu”. Savrulmuş aklın Allah’a iftira anlamına gelen kader inancı.
[4384] Yahrusûn tam da bu anlama gelir (Bkz: 6:116, not 99). 22-23. âyetlerde dile getirilen atalar yolunu taklit, zan, hurafe ve spekülatif bilgiyi din haline getirmeleriyle sonuçlanmıştır. Oysa ki zan, hak ve hakikat adına hiçbir değer ifade etmez (10:36). Kur’an’da kendilerine “kahrolsun” denilen ender zümrelerden biri, “zan ve spekülatif bilginin peşine takılanlar” anlamına gelen bu harrâsûn zümresidir (51:10).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve dediler ki: «Eğer o Rahmân dilemeseydi onlara ibadet etmezdik.» Onların buna dair hiçbir bilgileri yoktur. Onlar başka değil ancak yalan söylerler.
Demek Allah dilemiş ki biz meleklere tapıyoruz. Allah dilemeseydi, onları Allah'ın parçası saymazdık.
Süleymaniye Vakfı
Bir de şöyle derler: “Rahman’ın tercihi farklı olsaydı onlara (Allah’ın kızları saydıkları bazı meleklere) kulluk etmezdik.” Bu konuda işlerine yarayacak bir bilgi yoktur. Onlar sadece atarlar.