Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4424, sondan 1813. ayet; 44. sure ve Duhân Suresinin 10. ayetidir. Duhân Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 28 ve toplam ebced değeri ise 2542 olarak hesaplanmıştır. Duhân Suresinin toplam ebced değeri 95938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (0) م (3) bulunuyor.
Allah Teâlâ peygamberlerini mûcizelerle desteklemekte, böylece hem onların yüklerini hafifletmekte hem de insanların iman etmelerini kolaylaştırmaktadır. Bu mûcizeler bazan ihtiyaçların karşılanması, bazan da âsilerin, zalimlerin, inkârcılıkta direnenlerin cezalandırılması şeklinde olmaktadır.
Duhân (duman) mûcizesi, olup bitmiş bir olay mıdır, yoksa kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek bir alâmet midir? Bu soruya iki farklı cevap verilmiştir. “Henüz olmadı” diyenlere göre duman olayı, kıyamet yaklaştığında vuku bulacak, bu uyarıya rağmen insanlar inkârdan vazgeçmeyecekler, arkasından kıyamet kopacak ve herkes ettiğini bulacaktır. “Duman olayı Hz. Peygamber hayatta iken gerçekleşti” diyenlere göre ise “duman”dan maksat, açlık yüzünden meydana gelen görme bozukluğudur, “Amansız bir şekilde yakaladığımız” diye tercüme ettiğimiz “batşa” ise Bedir Savaşı’dır. Buhârî, bu yorumu, sahâbe rivayetlerine dayanarak şöyle açmaktadır: Müşrikler çağrısına karşı direnince Hz. Peygamber, Allah’a yalvararak, Hz. Yûsuf’un kavmine yaptığı gibi bunlara da bir kıtlık vermesini istedi. Duası kabul edildi, kıtlık geldi, yiyecek içecek bir şey kalmadı. İnsanlar derilere ve kemiklere varıncaya kadar ne buldularsa yediler. Açlıktan öylesine zayıfladılar ki sonunda görme bozukluğuna yakalandılar, baktıklarında kendilerini kuşatmış bir duman görüyorlardı. Hz. Peygamber’e başvurarak bu azabın kaldırılması için dua etmesini, artık inandıklarını söylediler. O ise “Azap kalkınca yine eski halinize dönersiniz” buyurdu. Nitekim duası üzerine azap kaldırıldı, onlar da derhal eski inkârcılıklarına döndüler. Allah bu dönekliğin, inkâr ve zulümde ısrar etmenin cezasını Bedir Savaşı’nda verdi. Kur’an’da geçen şu beş olay bu dünyada gerçekleşmiştir: Lizâm cezası (Tâhâ 20:129; Furkan 25:77), Rûm’un yenilmesi (Rûm 30:2), ayın yarılması (Kamer 54:1), bu sûrede geçen duhân ve batşa (Buhârî, “Tefsîr”, 44:1-5).
Mehmet Okuyan
(Şimdi) sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle!
(Ey Nebim!) O halde artık Sen göğün açıkça (kıyamet alâmeti ürkütücü) bir duman (belki de nükleer patlama cinsinden, aynı anda televizyonlarla her yerden seyredilecek ve dehşete düşürecek suni ve kahredici kara bulutlar) getireceği günü gözleyip (bekle ki o ne zorlu bir imtihandır).
10.Buhari`nin Abdullah bin Mes`ud (r.a.)`dan rivayet ettiğine göre Kureyşiler Resulullah (a.s.)`a karşı gelince, Resulullah (a.s.), Allah`tan onlara Yusuf (a.s.) kavminin başına gelen kıtlık gibi bir kıtlık vermesini diledi. Bunun üzerine büyük bir kıtlık oldu. Öyleki insanlar kemikleri ufatıp yiyorlardı. İnsanlar göğe doğru baktıklarında açlıktan gözlerini bürüyen bir karartıyı göğü saran bir duman gibi görüyorlardı. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi. İnsanlar daha sonra Resulullah (a.s.)`a gelerek kendileri için yağmur dilemesini istediler. Resulullah (a.s.) da yağmur diledi ve yağmur yağdı. Ama müşrikler yine insafa gelmediler.Bu ayeti kerimeyi izleyen ayeti kerimelerde de müşriklerin inatçılıklarına ve üzerlerindeki azabın kaldırılması halinde iman edecekleri sözlerinde durmamalarına işaret edilmekte; 16. ayeti kerimede de asıl büyük azabın gelmesinden sonra artık dönüş olmadığına dikkat çekilmektedir.
Ali Bulaç
Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;
(3)Rivâyetlere göre bu duman, kıyâmet yaklaştığı sırada, doğu ile batı ve yer ile gök arasını kaplayacak olan bir duman olup, kıyâmet alâmetlerindendir. İbn-i Mes‘ûd (ra)’dan bir rivâyette ise, şöyle denmiştir: “Kureyş şirk üzere kalmakta ısrâr edip Resûlüllah (asm)’a karşı isyânlarını ortaya koydukları vakit Hz. Peygamber(asm), Yûsuf (as)’ın zamanındaki kıtlık yıllarına ma‘ruz kalmaları husûsunda onlara bedduâ etti. Bunun üzerine öyle bir kıtlık ve meşakkate uğradılar ki, kemik yemek mecburiyetinde kaldılar. İçlerinden biri göğe bakardı da hâlsizlikten kendisi ile gök arasında duman tabakası gibi bir şey görürdü.” Âyet buna işâret etmektedir. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 119)
İlyas Yorulmaz
Takip et gözle, o kıyamet günü gök, açık bir duman haline geldiğinde,
Öyleyse, ey Müslüman! Kur’an’ı hayatın dışına iten toplumlar için,göğün apaçık bir duman getireceği günü, yani yeryüzüne peş peşe belâların yağacağı zamanı bekle!
1 (دُخَانٌ مُّبِينٌ) Arapçada istiâre olarak, “açıkça görülen sıkıntı ve şer” anlamında kullanılan bir tabir olup, bunun Türkçe karşılığı “dumanlı hava” olabilir.
Muhammed Esed
ÖYLEYSE, gökyüzünde [Son Saat'in yaklaştığını] haber veren bir duman tabakasının belireceği Gün'ü bekle,
Mustafa İslamoğlu Duhân Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4437] Âyetteki tehdidin o dönemde mi gerçekleştiği yoksa Son Saat öncesi mi gerçekleşeceği konusunda ilk nesiller arasında polemiğe kadar varan hararetli tartışmalar yaşanmıştır. Bu âyetleri, İbn Mes’ud ve onu izleyenler Rasulullah’ın bedduası üzerine Mekke’de 7. hicrî yılda ortaya çıkan kısa süreli kıtlığa, “duman”ı ise “açlıktan gözlerin kararmasına” yormuşlardır. Bu kıtlık Mekkelileri leş ve kemik yemek zorunda bırakmıştı. Ebu Süfyan bu kıtlıkla başa çıkamayınca Medine’ye gelip durumu şikâyet etmiş, Rasulullah da Hayber ganimetleri arasında bulunan külçe gümüşü Mekke yoksullarına dağıtılmak üzere yollamıştı. Mekke’nin tahıl tedarik ettiği Necran’ın reislerinden Sümame b. Usal’in Müslüman olması, Mekke’deki gıda sıkıntısını daha da artırmış, bu durum Fethin önünü açmıştı. Hz. Ali, İbn Abbas ve İbn Ömer’e göre bu âyetler kıyameti haber vermektedir (Taberî). Her iki yorumu da destekleyen rivayetler mevcuttur (Rivayetlerin farklı açılardan eleştirisi için bkz: Taberî ve İbn Kesir). Bizce pasaj, hem toplumsal hem kozmik kıyamet öncesiyle yorumlanmaya müsait bir açık uçluluğu bünyesinde barındırır. Üçüncü bir ihtimal daha var: bu azap mânevî de olabilir. Şöyle ki: Bir önceki sûrede geçtiği üzre (43:36) Rahmân’ın uyarısına tavuk karası bir gözle bakanlar, bulanık görmeye mahkûm olacaklar. Tıpkı dumandan gözün gözü görmediği ve güç belâ nefes alınan bir ortama mahkûm olduğu gibi. Buna göre dumanla kaplanan gök, görüş ufkunun net olmayışına delâlet eder. Bu da, muhatapların zihin ekranının kirliliğinin ifadesidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık gözet bir günü ki, gök, bir apaçık duman ile gelecektir.
(1) Âyette haber verilen duman iki şekilde yorumlanmıştır. İbni Mes’ud’a dayanan birinci yoruma göre, bu hadise, Peygamberimizin bedduası üzerine müşriklerin maruz kaldığı kıtlık yıllarıdır ki, açlığın şiddetinden, göğü duman içinde görecek hale gelmişlerdi. (Buhârî, Tefsir 44:2-5; Tirmizî, Tefsir 44:1.) İbni Abbas’a dayanan ikinci yorum ise, bu hadisenin kıyamet alâmetlerinden olduğu yönündedir. (Müslim, Fiten: 128-129.)
Yaşar Nuri Öztürk
Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.