Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4522, sondan 1715. ayet; 46. sure ve Ahkaf Suresinin 12. ayetidir. Ahkaf Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 75 ve toplam ebced değeri ise 6462 olarak hesaplanmıştır. Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri 191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ح (2) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
ومن قبله كتاب موسى اماما ورحمة وهذا كتاب مصدق لسانا عربيا لينذر الذين ظلموا وبشرى للمحسنين
Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
Sûrenin ana konusu Kur’an’ın Allah kelâmı, Muhammed aleyhisselâmın da gerçek peygamber olduğunu ispat etmektir. Bu maksatla sıralanan deliller ve ikna edici tartışma çerçevesinde bu âyetlerde şunlara yer verilmiş olmaktadır: a) Kur’an’a ve peygambere iman edenler bulunduğuna göre inkârcıların bunda ısrar etmek yerine bir de “Ya gerçek ise, Allah’tan gelmiş ise biz ona inanmamakla neleri kaybetmiş olacağız” diye düşünmelerinin akıl kârı olduğu. b) Kur’an’ın Allah’tan geldiği ve peygamberin doğru söylediği konusunda tanıklık eden, bununla da kalmayıp ona inanan bazı Yahudilerin tanıklıklarının dikkate alınması gerektiği. Bu şahidin kim olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmış, rivayetlere yer verilmiştir. Bu cümleden olarak “Şahit Hz. Mûsâ’dır, Tevrat’da Hz. Peygamber’in geleceğini bildirmiştir”; “Yahudi iken müslüman olan Abdullah b. Selâm’dır”; “Mekke müşriklerinin ticaret için gittikleri Medine’de ve başka yerlerde karşılaştıkları bazı yahudilerdir” diyenler olmuştur. Birinci ihtimal oldukça zayıftır; çünkü bu şahitlik Mekkeliler için ikna edici olmaz. İkinci ihtimal bazı sağlam rivayetlere dayanmakla beraber sûrenin Mekke’de inmiş olması bu yorumu zayıflatmaktadır. Bunu savunanlara göre sûrenin bütünü Mekke’de inmiş olmakla beraber bu âyet daha sonra Medine’de gelmiş ve sûredeki yerine konmuştur (Râzî, XXVIII, 7; Kurtubî, XVI,181; Şevkânî, V, 23). Bize göre ikinci ve üçüncü ihtimaller birbiri ile çelişmediği için kabul edilebilir niteliktedir. c) İnkârda ısrar eden Arap müşriklerinin, servet ve saltanatlarına güvenerek Allah’tan gelecek her iyi ve güzel şeyin öncelikle kendilerine gelmesi gerektiği konusundaki değerlendirmelerinin yanlış olduğu; insanların Allah katındaki değerlerinin servet ve saltanata değil, imana, ahlâka ve iyiliklere bağlı olduğu. d) Araplar’ın yakınlarında olan ve temas halinde bulundukları yahudilerin ellerinde bulunan Tevrat’ı ölçü olarak almalarının uygun olacağı. Hz. Mûsâ ve Tevrat ile Hz. Muhammed ve Kur’an arasında önemli benzerlikler vardır, fark dilde ve şekildedir; içerik ve amaç benzerliği, kaynak birliğinin ve gerçekliğin önemli bir delilidir.
Mehmet Okuyan
Kendisinden (Kur’an’dan) önce, bir önder ve bir rahmet olarak Musa’nın Kitabı vardır. Bu (Kur’an) da haksızlık edenleri uyarmak ve güzel davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, (önceki vahiyleri) doğrulayıcı bir kitaptır.
Bu cümle her kitabın, onu tebliğ eden peygamberin ve ilk muhatapların diliyle indirildiği gerçeğini desteklemektedir. Bu cümle Yûsuf 12:2, İbrâhîm 14:4, Nahl 16:103, Şu‘arâ 26:195 ve Fussilet 41:44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Kur'ân'dan önce Mûsâ'nın kitabı, rehber ve rahmet olarak vardı. Bu da onu doğrulayıcı bir kitaptır. Zulmedenleri uyarmak ve iyi iş yapanları da müjdelemek için Arapça olarak indirilmiştir.[552]
[552] İmam ve rahmet kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 512-514.
Erhan Aktaş
Bundan önce önder ve rahmet olarak Mûsâ'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri¹ uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arap'ça olan, tasdik eden² bir Kitap'tır.
1- Şirk koşarak kendilerine haksızlık yapanları. 2- Musa'nın Kitap'ını.
Ahmet Akgül
Bundan önce de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı (Tevrat) vardır. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere, (kendinden önceki İlahi mesajları) doğrulayıcı ve lisanı Arapça olan bir Kitaptır.
Ve bundan önce de Musa'nın kitabı, uyulan bir kitaptı ve rahmetti ve bu da bir kitaptır ki onu gerçekleştirir, Arap diliyledir, zulmedenleri korkutmak içindir ve müjdedir iyilik edenlere.
Ama daha önce de Musa'nın kitabı olan Tevrat, insanlar için yol gösterici ve Rahmet olarak gönderilmişti. İşte bu Kur'ân da, kendisinden önceki kitapları doğrulayan, açık bir Arapça ile gönderilmiş bir kitaptır. Yaratılış gayesi dışına çıkanları uyarmak, iyiliği, güzelliği huy edinenleri de müjdelemek için indirilmiştir.
Kur'ân'dan önce Muhammed'in peygamber olarak görevlendirileceği konusunda, itimat edilecek bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ'ya gelen kutsal kitap vardı. Bu kitap, Kur'ân da, Arapça konuşan Muhammed'in peygamberliğini tasdik etmektedir. İnkâr ile isyan ile kendilerine zulmedenleri, müşrikleri, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenleri, inkârda ısrar edenleri uyarması; iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan, müslüman idarecilere, askerî erkâna ve müslümanlara müjde olsun diye indirilmiş bir kitaptır.
Bundan (Kur'an'dan) önce önder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak için ve iyilik edenlere bir müjde olarak Arapça bir dille (kendinden öncekileri) doğrulayıcı bir kitaptır.
Bundan önce de, bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da, zulmedenleri uyarmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile olan bir kitaptır.
Kur'an'dan önce de, bir rehber ve bir rahmet olduğu halde Mûsa'nın kitabı (Tevrat) vardı. İşte bu (Kur'an) da, zalimleri korkutmak ve müminleri müjdelemek için Arabca bir dille (gönderilen ve tevhid esaslarında Tevrat'ı) tasdik eden bir kitabdır.
Hâlbuki: Ondan önce de önder ve rahmet olan Musa’nın kitabı var. Bu Kur’an da (onu) doğrulayıcıdır. Arapça bir dil ile inmiş ki, o zalimleri uyarsın ve iyilik yapanlar için bir müjde olsun.
Hem bir önder, hem bir rahmet olarak bundan önce Musa'nın kitabı vardı; Arap dili üzere bu kitap onu gerçeklemede, zalimleri kocundurmak, iyileri müjdelemek içindir
Oysa ondan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın Kitab'ı (Tevrat) vardı. Bu (Kur'an) da zulmedenleri uyarmak ve güzel davrananlara müjde olmak üzere, kendinden öncekileri doğrulayan Arap diliyle indirilmiş bir Kitap'tır.
Kuran'dan önce, Musa'nın kitabı (Tevrat), bir rahmet ve rehberdi. Bu Kuran da, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitap'dır.
Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa'nın kitabı vardır. Bu (Kur'an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir kitaptır.
Âyet, Kur’an’dan önce Tevrat’ın var olduğunu, Kur’an’ın, kendinden önceki kitapları ve Tevrat’ı doğrulayıp tasdik ettiğini ifade etmektedir.
Edip Yüksel
Bundan önce Musa'nın kitabı rehber ve rahmet idi. Bu, zalimleri uyarmak ve güzel davrananlara bir müjde olmak üzere Arapça indirilmiş doğrulayıcı bir kitaptır.
Kur'ân'dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa'nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur'ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
Ondan evvel de, bir rehber ve bir rahmet olarak, Musânın kitabı vardı. İşte bu da zaalimleri korkutmak ve iyi hareket eden (mü'min) lere bir müjde olmak üzere Arabca bir dille (gönderilen ve Tevrâtı) tasdıyk eden bir kitabdır.
O'ndan (Kur'ân'dan) önce de bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ'nın Kitâb'ıvardır. Bu (Kur'ân) ise, zulmedenleri korkutmak ve iyilik edenlere müjde olmak üzere, Arabca bir lisân ile (indirilmiş, kendinden öncekileri) tasdîk edici bir kitabdır.(1)
(1)“Evet, Kur’ân-ı Hakîm bil-ittifâk (ittifakla) ümmî (okuma-yazma bilmeyen) ve emîn (güvenilir) bir zâtın lisânıyla zamân-ı Âdem’den tâ Asr-ı Saâdete kadar, enbiyâların (peygamberlerin) mühim hâlâtını (hâllerini) ve ehemmiyetli vukūâtını (hâdiselerini) öyle bir tarzda zikrediyor ki, Tevrât ve İncîl gibi kitabların tasdîki altında gāyet kuvvet ve ciddiyetle ihbâr ediyor (haber veriyor). Kütüb-i Sâlifenin (geçmiş semâvî kitabların) ittifâk ettikleri (birleştikleri) noktalarda muvâfakat (tasdîk) etmiştir. İhtilâf ettikleri (farklı oldukları) bahislerde, musahhihâne (düzelterek) hakīkat-i vâkıayı (gerçek hâdiseyi) faslediyor (yanlışlardan ayırıyor). Demek Kur’ân’ın nazar-ı gayb-bînîsi (gizlilikleri gören bakışı), o Kütüb-i Sâlifenin umûmunun fevkinde (üstünde)ahvâl-i mâziyeyi (geçmiş hâlleri) görüyor ki, ittifâkī mes’elelerde musaddikāne (doğrulayarak) onları tezkiye ediyor (arındırıyor). İhtilâfî mes’elelerde musahhihâne onlara faysal (hüküm) oluyor. Hâlbuki Kur’ân’ın vukūât ve ahvâl-i mâziyeye dâir ihbârâtı aklî (akla âid) bir iş değil ki, akıl ile ihbâr edilsin. Belki, semâ‘a mütevakkıf(işitmeye bağlı) nakildir. Nakil ise, kırâet ve kitâbet (okuma ve yazma) ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifâkıyla kırâetsiz, kitâbetsiz, emânetle ma‘rûf (güvenilir olmakla tanınmış), ümmî lâkabıyla mevsûf (vasıflı) bir zâta nüzûl ediyor (iniyor). Hem o ahvâl-i mâziyeyi öyle bir sûrette ihbâr eder ki, bütün o ahvâli görür gibi bahseder.” (Zülfikār, 25. Söz, 35)
İlyas Yorulmaz
Önceden de Musa’nın kitabı, insanlara önderlik yapmış ve bir rahmet olarak Musa’ya inen kitab (Tevrat), Arapça bir dille indirilmiş bu kitab’ı doğrulamıştır. Zalimleri uyarmak için gelen ve iyilik yapanlara müjde veren.
Halbuki bundan evvel Musa/nın Kitabı halka önder ve ayn-ı rahmetti. Bu Kitap ise Arap diliyle onu tasdik eder. Bununla zalimleri Allah azabıyle korkutacak, iyilik edenlere de müjde verecek.
Bundan önce de bir rehber (imam) ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı var. Bu da zulmedenleri uyarıp korkutmak ve ihsanda bulunanlara bir müjde olmak üzere, (kendinden önceki kitapları) doğrulayıcı ve Arapça bir dil ile (gönderilmiş) olan bir kitaptır.
Oysa Kur’an’dan önce gönderilen ve onu müjdeleyen Mûsâ’nın kitabı Tevrat da, insanlığı doğru yola ileten bir rehber ve bir rahmet kaynağı idi; işte bu da, Tevrat’ı, Zebur’u ve İncil’i —ana hatlarıyla— onaylayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları sonsuz nîmetlerle müjdelemek üzere, Arapça olarak gönderilmiş bir kitaptır! O hâlde;
“Bundan önce de, rahmet ve önder olarak Musa’nın kitabı vardır.
Bu, zulmedenleri uyarması için, anlaşılır bir dil olmak üzere tasdik edici bir kitaptır.
Muhsinler için bir müjdedir”.
(Nasıl ki) bundan önce, Mûsa’nın kitabı bir önder ve rahmet ise bu (Kur’an) da zâlimleri uyarmak ve Allah’ın istediği gibi iyi olanları müjdelemek üzere, kendinden önceki kitaplardan (elde olanları) doğrultucu1 ve arapça bir kitaptır.
1 Kur’an, kendisinden önceki kitaplar ve Peygamberlerin, daha sonra insanlar tarafından bozulan dinlerinin doğrusunu söyleyicidir. Yani Kur’an, kutsal kitap diye piyasada dolaşan, aslı bozulmuş Tevrat veya İncil diye “uydurulmuş kitapları” onaylamak, onların gerçek olduğunu ifâde etmek için gönderilmemiştir. Bazı Hadisleri çeşitli bahanelerle reddedip, sünnetten çok, İsrailiyyat kaynaklarına ve muharref kitaplara güvenen ve kitaplarının dipnotlarını “Yahudi ve Hıristiyanların uydurduğu bilgilerle” doldurmayı ilim zanneden zamaneler şunu bilmelidirler ki; “o uyduruk kitaplarda bir Müslümanın zerresine bile güveneceği doğru hiçbir bilgi yoktur.” Belki en zayıf hadis bile onlardan kat kat daha fazla doğru bilgiye sahiptir. Bizden öncekilerin şeriatları, Allah ve Rasûlü tarafından nakledilmek şartı ile bizim de şeriatımızdır. Bk. (Bakara: 41, Âlu İmran: 3, Mâide: 43, 48, En’am: 91, Yûnus: 37, Fâtır: 31, Hâkka: 43)
Muhammed Esed
Ama bundan önce de, bir rehber ve [Allah'ın] rahmet[inin bir işareti] olarak Musa'nın kitabı vardı; ve bu [Kur’an], zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara bir müjdeli haber [getirmek] için [Tevrat'taki 15 ] hakikati tasdik etmek üzere Arap dilinde indirilmiş ilahî bir kelâmdır:
Oysa bu Kuran’dan önce de, bir rehber ve bir rahmet olarak Musa’ya verilen kitap vardı. Dolayısıyla bu Kuran hem önceki hakikatleri tasdik etmek hem de kendisine haksızlık yapan zalimleri uyarmak, itaat ve iyilik edenleri de müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır. 5/48, 12/111, 42/13
Ne ki bundan önce de (izleyeni inşâ eden) önder bir özne[4515] ve ilâhî bir rahmet olan Musa’nın kitabı vardı; ve bu (Kur’an) da zulmedenleri uyarmak ve iyilere[4516] müjde vermek için (önceki vahiyleri) tasdik etmek üzere Arapça olarak indirilmiş ilâhî bir kelâmdır.
Mustafa İslamoğlu Ahkaf Suresi 12. Ayet Açıklaması
[4515] İmâmın bu anlamı için bkz: 17:71, not 92.
[4516] Allah Rasûlü’nün beyanıyla: “Allah’ı görür gibi davrananlara” (Krş: 2:58).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve ondan evvel de Mûsa'nın bir rehber ve bir rahmet olan kitabı var idi. Ve işte bu da bir kitaptır, tasdik edicidir. Arapça bir lisan ile (gönderilmiştir) zulmedenleri korkutmak için, muhsin olanlara da bir müjdedir.
Bundan önce, bir rehber ve rahmet olarak Mûsa'nın kitabı vardı. Bu ise, zalimleri uyarmak, iyi hareket eden müminleri müjdelemek üzere indirilmiş, onu doğrulayan Arapça bir kitaptır.
Ondan önce de önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitabı vardır. Bu da (şirk ile) kendilerine yazık edenleri uyarmak, güzel davrananları müjdelemek için Arap diliyle indirilmiş (kendinden önceki Kitabı) doğrulayan Kitaptır.
Ondan önce Musa’nın kitabı vardı; hem bir rehber hem de Allah’ın ikramıydı. Onu tasdik eden bu kitap da Arap diliyle indirilmiştir ki yanlış yapanları(zalimleri) uyarsın ve güzel davrananlar için de bir müjde olsun.
Ondan önce, öncü ve rahmet olan Musa'nın kitabı vardı. Bu da, zalimleri uyarmak ve iyilik edenlere müjde vermek için, Arap diliyle onaylayan bir kitaptır.
Oysa onun evvelinde, bir öncü ve bir rahmet olarak, Musa'nın kitabı vardır. Bu ise, zulmedenleri uyarmak ve iyiliği ilke edinenleri müjdelemek için Arap lisanıyla indirilmiş, kendisinden öncekileri doğrulayıcı bir kitaptır.
Halbuki ondan önce, bir önder ve bir rahmet olarak Mûsa'nın kitabı var! Bu Kur'an da öncekileri tasdikleyen bir kitaptır. Zulmedenleri uyarsın, güzel davrananlara müjde olsun diye Arap dilindedir.
Bu kitābdan burun Mūsā kitābı imāmdur ve raḥmetdür. Bu kitāb girçekle‐yicidür ‘Arab dili üstine ḳorḳutmaġ‐ıçun ẓālimleri. Daḫı beşāret virmeg‐içünmuḥsinlere.