Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 727, sondan 5510. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 58. ayetidir. Mâide Suresi 58. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 4548 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذا ناديتم الى الصلوة اتخذوها هزوا ولعبا ذلك بانهم قوم لا يعقلون
Bir önceki âyette mutlak olarak dini oyun ve eğlence yerine koyma söz konusu iken burada dinin özel bir hükmüyle yani ezanla veya namazla alay etme söz konusudur. Müslümanları namaza çağırmak maksadıyla ezan okunduğunda münafıklar ezanın sözlerini çarpıtarak, yahut eğlenceye alarak onunla veya namazla alay ediyorlardı. Ezanı veya namazı bu şekilde alay konusu yapmaları şüphesiz ki onlardaki düşünce kıtlığından, cehalet ve anlayışsızlıktan ileri geliyordu.
Bu âyetin yanısıra Cum’a sûresinin (62) 9. âyeti, “namaza çağırma” mânasında ezanın Kur’an’da yer aldığını göstermektedir. Çağırmanın şekli ve sözleri ise sünnette belirlenmiştir.
Mehmet Okuyan
[Salât]’a (ibadete) çağırdığınız zaman onu alay ve oyun edinirler. Bu (davranış), onların düşünmeyen bir toplum olmalarındandır.
Onlar (inkârcılar ve münafıklar), siz birbirinizi namaza çağırdığınızda (ezan okunduğunda) onu alay ve oyun (konusu) edinirler. Bu, gerçekten onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmaları yüzündendir.
Birbirinizi namaza çağırdığınız, ezan okuduğunuz zaman, bununla alay ederler, bir oyun sayarlar bunu. Bu da şüphe yok ki akılları olmayan, akıl edemeyen bir kavim olduklarındandır.
Ezanla birbirinizi namaza çağırdığınız zaman, onu bir eğlence ve oyun konusu edinirler. Çünkü o Yahudi ve Hıristiyanlar ve diğer kâfirler akıllarını kullanmayan bir topluluktur.
Namaza davet ettiğiniz vakitlerde, namazı alay, eğlence ve oyun konusu haline getirirler. Onlar, ibadetin mahiyetini kavrayamayan, akıllarını faydalı kullanamayan, gelişmemiş cahil bir kavim olmaları sebebiyle böyle yapıyorlar.
(Ezanla) birbirinizi namaza çağırdığınız zaman (onu) bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar. Bu davranışları, kendilerinin akıl ermez bir topluluk olmalarındandır.
Bu ayet namaz için okunan ezanın bir delilidir. İlk ezan hicretten hemen sonra 622 yılında okunmuştur. Ezandan önce farklı yöntemlerle Müslümanlar namaza çağrılıyordu. Sabit bir yöntemle namaza çağrı konusunda Hz. Peygamber bir istişare toplantısı yaptı. Bu toplantıda, çan çalınmasını, borazan kullanılmasını, ateş yakılmasını önerenler oldu ama Hz. Peygamber hiçbirisinden tatmin olmadı. Çünkü Çan’ı Hıristiyanlar, borazanı Yahudiler, Ateş’i Mecusiler kullanıyordu. Hazrec kabilesinden Abdullah b. Zeyd’in teklifiyle bugün olduğu gibi ezan okunmaya başlandı. İlk ezan Bilal-i Habeşi tarafından Mescid-i Nebevi’nin hemen yanındaki yüksek bir evin damından okunmuştur. Ayrıca; “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, alışverişi bırakarak hemen Allah’ın zikrine koşun!” (Cuma, 62:9) ayetindeki çağrının da ezan ile yapıldığı bilinmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.
(Ezanla) birbirinizi namaza çağırdığınız zaman (onu) bir eğlence ve bir oyun (mevzuu) edinirler. Bu, kendilerinin hakıykaten akıllarını kullanmaz bir gürûh olmalarındandır.
Onları namaza çağırdığınız zaman, namazı eğlence ve oyun haline getirip alaya alırlar. Bu davranış biçimi onların aklını kullanmayan bir topluluk olduğunu gösterir.
Ezan okuyup insanları namaza çağırdığınız zaman, onunla alay edip eğlenirler. İslâm’ın en önemli sembollerinden biri olan ezandan rahatsızlık duyar, onu susturmak için ellerinden geleni yaparlar. Çünkü onlar, akıllarını kullanmayan anlayışsız bir toplumdur.
(O) namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yapan (kâfirleri dost edinmeyin).1 İşte bu, onların gerçekten aklını kullanmayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.2
1 Bu ifâdeden; ezanı hafife almanın küfür ve ezana icabetin vacip olduğunu anlaşılmaktadır.2 Ezan okunup da Müslümanlar namaza kalktıkları zaman Yahûdîlerin gülüp alay ederek: “kalktılar kalkmaz olsunlar, kıldılar kılmaz olsunlar, rukû ettiler etmez olsunlar.” derlerdi. Medine’de bir Hıristiyan varmış ve müezzinin (أشهد أن محمدا رسول الله) dediğini işittiği zaman: “Allah yalancıyı yaksın” dermiş. Bir gece hizmetçisi elinde bir ateş ile odasına giderken bir şerare sıçramış, hane halkı da uykuda imiş. Derken bir yangın çıkmış Hıristiyan da bütün ailesi ile beraber yanmış gitmiş. Bu âyet de bunun üzerine nâzil olmuştur. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Zira, namaz için çağrı yaptığınızda onu küçümserler ve alaya alırlar– bu durum, sırf akıllarını kullanmamalarındandır.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 58. Ayet Açıklaması
[952] Burada kastedilenler, birlikte düşünülmesi gereken bir önceki âyette geçen Hıristiyanlar, Yahudiler ve müşrikler ise, onların namaza nasıl çağrıldıkları meraka değer. Eğer ibareyi böyle anlarsak şu soruyu sormak mukadder olur: Kur’an namaz çağrısının müslüman olmayanları da kapsadığını mı söylüyor? Evet dersek, bu namazın müstesna konumuna ve kişinin dinini belirleyecek ‘sütun’ işlevine bir vurgu olur. Fakat böyle bir okuma müslüman olmayanı namazla mükellef kılma anlamına gelir ki, bu sorunludur. Hayır dersek, o zaman buradaki salât’ın “namaz” dışında bir anlama geldiğini kabul etmemiz gerekecektir. Öyle görünüyor ki, buradaki salât en genel anlamıyla “Allah’a destek ve kulluk” mânasına gelmektedir. Bir önceki âyetle birlikte düşünüldüğünde, namazı hafife almanın dini hafife almak demeye geldiği sonucuna varılabilir (Bkz: 87:15, not 15; 7:170, not 135 ve 2:3, not 6).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve namaza çağırdığınız zaman onu bir eğlence ve bir oyuncak ittihaz ederler. Bu da şüphe yok ki, onların âkilâne düşünmez bir kavim olmalarındandır.
Siz ezan okuyarak namaza dâvet edince, bunu alay ve eğlence konusu yaparlar. Onların böyle yapmalarının sebebi, akıllarını kullanmayıp bu güzelliği anlamamalarıdır.
(21) Ezan, namaz için bir çağrı olmanın yanında, Allah’ın birliğini ve Peygamberimizin risaletini ilân eden çok önemli bir İslâm nişanıdır. Peygamberimizden rivayet edilen birçok sahih hadiste ezanın fazileti ile ezanı okumanın ve dinlemenin önem ve sevabı hakkında büyük müjdeler yer aldığı gibi, ezandan kimlerin hoşlanmadığı da anlatılmaktadır. Bu hadislerden birinde, ezan okunduğu zaman şeytanın ezan sesinin işitilmediği yere kadar kaçtığı bildirilmiştir. (Buhârî, Ezan: 4; Müslim, Salât: 19.) Yukarıdaki âyetten ise, ezan ile alay etmenin kâfirlik anlamına geldiği açıkça anlaşılmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Namaza/duaya çağırdığınızda onu oyun ve eğlence edindiler. Böyle yaptılar; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.