Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 732, sondan 5505. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 63. ayetidir. Mâide Suresi 63. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 2757 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
لولا ينهيهم الربانيون والاحبار عن قولهم الاثم واكلهم السحت لبئس ما كانوا يصنعون
Allah Teâlâ yahudilerin yaptıkları haksızlıklar karşısında sessiz kalıp onları uyarmayan, yalan söylemelerine ve haram yemelerine rızâ gösterip bunu engellemeyen eğitimcileri, din adamlarını ve âlimleri kınamakta, bu davranışın kötülüğünü haber vermektedir.
Âlimlerin ve eğitimcilerin yanlış söz ve davranışları yanında, gerektiğinde uyarı görevini yerine getirmemeleri halkın ahlâkının ve dininin bozulmasına sebep olduğu için büyük bir sorumluluk altındadırlar. Müfessirler Kur’an’da âlimleri uyaran en sert ifadenin bu âyette olduğu kanaatindedirler (Zemahşerî, I, 350; Elmalılı, III, 1727. “Din adamları” diye tercüme edilen rabbâniyyûn hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:79; Mâide 5:44; “âlimler” diye tercüme edilen ahbâr hakkında bilgi için bk. Mâide 5:44).
Mehmet Okuyan
Kendilerini Rabbe adayanlar ve din âlimleri, günah olan sözleri söylemek ve haram yemekten onları engelleseydi (sakındırsaydı) ya! İşledikleri (fiiller) ne kötüdür!
Bu ayet kendilerini Yüce Allah’a adayanların ve din âlimi olanların, insanları haram sözler söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerektiğini hükme bağlamaktadır. Uyarının gerekliliği, amacı, uyarıdan kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Hûd 11:116; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.
Bayraktar Bayraklı
Din adamları ve âlimleri, onları günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri ne kötüdür![99]
1- Rabb'e kul olanların ve bilginlerin. (Ruhbanlar ve Hahamlar/Hristiyan ve Yahudi din adamları; din bilginleri)
Ahmet Akgül
(Maneviyat ehli geçinen ve Rabbaniyyun denilen haham takımı gibi) Din adamlarıyla, (ilim erbabı bilinen ve) Ahbar (denilen bazı istismarcılar da maalesef makam ve menfaat hatırına) bunların (münafık kesimlerin ve fasık yöneticilerin) yalan yanlış sözlerine ve açıkça haram ve haksız kazanç yemelerine (göz yumup fetva vermektedirler.) Oysa bunlara mâni olmaları gerekmez miydi? (Bütün bilginlerinin ve maneviyat önderlerinin, şeyhlerinin ve ağabeylerinin bu münafıklarla menfaat ortaklıkları yüzündensusmaları ne kötü bir şeydi!) Bu ustalıkla süslenmiş (sinsi ve kirli) amelleri ne kadar çirkindir!
Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, akıllarını kullanarak onları herkesçe bilinen günahların sözcülüğünü, savunuculuğunu yapmaktan, yalan söylemekten ve köklerini kurutan ve insanî değer bırakmayan haramı, rüşveti yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları düzenbazlıklar ne kötüdür.
Kendilerini Rabbe adamış olanlarının (Rabbanilerinin) ve bilginlerinin onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerekmez miydi! İşlemekte oldukları şeyler ne kadar kötüdür!
Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.
Ne olurdu? Onların âlimleri ve din bilginleri, günah söylemelerinden ve haram yemelerinden kendilerini vazgeçirmeğe çalışsalardı ya. İşledikleri bu sanat ne kadar kötü!...
(Peki,) başlarındaki din âlimlerinin ve hahamların, onları günahkârca söz söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Bari bilginleri, fakıyhleri onları günâh söylemelerinden ve haram yemelerinden vaz geçirmiye çalışsalardı ya. Her halde yapmakda oldukları bu (san'at) ne kadar kötü!
(İçlerindeki) dindar insanların ve âlimlerin, onları, günah (söz) söylemelerinden ve haram yemelerinden men' etmeleri gerekmez miydi? İşleye geldikleri şey gerçekten ne kötüdür!
Onların (din adamları) rabbanileri ve âlimleri, günah olan kötü sözleri ve pervasızca yedikleri haramları yasaklamaları gerekmiyor muydu? Yaptıkları şey ne kadar kötüdür.
Peki, başlarındaki din âlimlerinin ve hahamların, onları günahkârca söz söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerekmez miydi? Fakat onlar görevlerini yerine getirmediler, kötülük karşısında susarak onu desteklemiş oldular. Gerek önderlerinin, gerek kendilerinin yaptıkları şey ne kötüdür! O kadar ki:
Rabbâniyler (Rabbin Yolunda Yürüyen Nasrâniy Bilginler) ve Ahbâr (Yahudî Bilginler), onların Günah söylemelerinden ve Haram yemelerinden onları nehy etseydi / yasaklasaydı ya!
Özenerek yapıyor oldukları şeyler ne kötüdür!
Onların derin ilim sahibi olanları ve hahamları, onları günâh işlemekten ve haram yemekten sakındırsalar olmaz mıydı? Onların bu yaptıkları şeyler1 ne kadar da kötüdür!
1 (يَصْنَعُونَ) ifâdesinden rabbani ve hahamların bunu bir sanat haline getirdiklerini, sorumluluğun bunlarda olduğunu, insanların dinini bunların yapay şeylerle bozduklarını anlamak, mümkündür. Bu ayeti, “Onların derin ilim sahibi olanları ve hahamları, bu kendi kafalarından çok kötü şeyler uydurup duracaklarına, onları günâh işlemekten ve haram yemekten sakındırsalar olmaz mıydı?” şeklinde anlamak da mümkündür.
Muhammed Esed
Neden onların din adamları ve hahamları 80 onları günahkarca iddialardan ve her türlü kötülüğe saplanmaktan alıkoymadılar? Ortaya koydukları şey ne kötüdür!
Hâlbuki Rabbe adananlar ve bilginlerin onları günahkârca söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür. 5/79, 11/116
Bari, onların mürşitleri ve fakihleri onların günah olan şeyler söylemelerini ve haram yemelerini önleselerdi ya! Ama heyhât! Bunların yaptıkları da, ayrıca bir çirkin!
Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı? Ne kötüdür onların sınaat/teknoloji olarak üretmekte oldukları.