Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 738, sondan 5499. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 69. ayetidir. Mâide Suresi 69. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 92 ve toplam ebced değeri ise 4943 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الذين امنوا والذين هادوا والصابـؤن والنصارى من امن بالله واليوم الاخر وعمل صالحا فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Şüphesiz inananlar (müslümanlar) ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan (her bir grubun kendi şeriatında) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve salih ameller işleyenler için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır” (diye hükmedilmiştir.)[153]
Burada anılan yahudi, Sâbiî ve hıristiyanlardan maksadın kimler olduğu ve verilen müjdenin kapsamı Bakara sûresinde açıklanmıştır (bk. 2:62).
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iman edenler, yahudi olanlar, sabiiler ve hristiyanlardan kim Allah’a ve ahiret gününe iman edip iyi işler yaparsa onlara hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de.
Sâbiîlerle ilgili bilgi için bkz. Bakara 2:62, dipnot 1.,Benzer mesaj: Bakara 2:62.
Bayraktar Bayraklı
İman edenlerle Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden Allah'a ve âhiret gününe inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir.
İman edenler, Yahûdiler, Sâbiîler ve Nasranîler;¹ kim Allah'a ve Âhiret Günü'ne iman etti ve sâlihâtı yaptı,² onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de.
1- Yahûdiliğin, Hıristiyanlığın ve Sabiîliğin geçerli oldukları zamanlarda iman eden ve sâlihâtı yapan Yahûdiler, Hıristiyanlar ve Sabiîler ile iman eden ve sâlihâtı yapan mü'minlerin ödüllerini Rabb'leri verecek. (Benzer ayet, 2/Bakara, 62). 2- Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
Ahmet Akgül
Şüphe yoktur ki: İman eden (Müslümanlar) ile; Yahudilerden, sabiilerden (putperestlerden) ve Hristiyanlardan (olup da) ; Allah'a, ahiret gününe gerçekten inanan ve salih amellerde bulunanlar (var ya), onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (Bâtıldan ayrılıp Hakkı tutanlar, hayırdan mahrum edilmeyecektir.)
Fakat inananlarla Yahudi olanlardan, Sabilerden ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanıp iyi işler işleyenlere ne bir korku vardır, ne de mahzun olur onlar.
Şüphesiz ki, “görünürde yalnız dilleriyle iman edenlerle” Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan, kim Allah'a ve ahiret gününe inanır, doğru ve yararlı işler yaparsa, ne korkacak ne de üzüleceklerdir.
Hakka ve tevhide yönelik inançları olanlar, sözde iman edenler, yahudiliğin takipçileri, sâbiîler, inançlarını terkedenler ve hristiyanlar, geçmişlerinin kirlerinden arınarak Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara, âhiret gününe hakkıyla iman edip, gevşekliği bırakarak, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirirler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlarlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olurlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerlerse, onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları, yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.
İman edenler, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe iman edip iyi işler işleyenler için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Gerçek şu ki, iman edenlerle yahudiler, sabiîler ve hristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Doğrusu dilleriyle imân eden münafıklarla Yahudî'lerden, Sabîîlerden (diğer bir Yahudi fırkasından) ve Hristiyanlardan kim Allah'a ve âhiret gününe iman edip de sâlih âmel işlerse, artık onlara korku yoktur ve onlar, mahzun da olacak değillerdir.
Hiç şüphesiz, Müminlerden, Yahudilerden, Sabiilerden, Hıristiyanlardan kim, Allah’a ve ahiret gününe inansa ve yararlı işler yapsa, ona ne (gelecek) korkusu ne de (geçmişin) üzüntüsü vardır.
İnanlı olanlarla, Yahudilerden, yıldıza tapanlardan, İsa'lılardan, Allah ile son güne inan getirip de, yararlı iş görenlere, ne bir korku var, ne de kaygılanırlar
İman edenler ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla bir korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.
Bkz. 2:62 ve dipnotu, 22:17Otoritelerin çoğuna göre ayette geçen “Sabiîler”, Müşrik Arapların izlediği puta tapıcılık geleneğinin doğruluğundan kuşku duyarak ruhlarını tatmin edecek başka bir inanç sistemi aramış ve bu arayışları sonucunda Tevhid inancını benimsemiş kimselerdir. Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye’de bulunurdu. Hz. Muhammed’in peygamberliğinden sonra bunlar sayıları azalarak yok olma noktasına gelmiştir. Bunların Hz. Yahya’nın takipçileri olduğunu söyleyenler de vardır. Ayetin ifadesine göre, adı geçen gruplardan, Allah’a ve ahiret gününe inanarak güzel ve faydalı eylemlerde bulunan herkes Allah katında hak ettiği mükâfata kavuşacaktır. Çünkü önemli olan inanç sisteminin özüdür, Allah’ın varlığına inanmaktır, faydalı ve güzel eylemlerde bulunmaktır, ahiretin geleceğini kabul etmektir. Nitekim peygamberlerin geliş amacı da bu üç ilkeye hizmet etmektir. Bu konuda ayrıca Bakara suresi 62. ayetin dipnotuna da bakabilirsiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
İman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir.
Önceden bir kimsenin dini ne olursa olsun ve ne kadar günah işlemiş bulunursa bulunsun Son Peygambere uyup doğruca iman eder, bundan sonra da imanın gereğini yaşarsa onun dünya ve ahirette korkacağı hiçbir şey yoktur. Sabiîler hakkında bk. s. 10.
Edip Yüksel
İnananlar, Yahudiler, diğer dinlerden olanlar ve Hıristiyanlardan kim () ALLAH'a ve () ahiret gününe inanır ve () erdemli bir yaşam sürerse onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler de...
Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Şübhe yok ki iyman edenler ve Yehudîler, Sâbiîler, Nasrânîler: Bunlar içinden her kim Allaha ve Âhıret gününe iyman edib de salih olarak çalışırsa artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olacak değllerdir
Şüphe yok ki îman edenlerle Yahûdî olanlar (dan), Saabiîler (den), Nasrânîler (den) kim, Allaha ve âhiret gününe îman edib de iyi amel (ve hareket) de bulunursa artık onların üzerinde hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.
Şübhesiz ki (zâhiren) îmân edenler, yahudi olanlar, sâbiîler(3) ve hristiyanlar yok mu, (onlardan) kim Allah'a ve âhiret gününe (hakikaten) îmân edip sâlih amel işlerse, artık kendilerine bir korku yoktur ve onlar mahzûn olmazlar.
(3)Âyet-i kerîmede geçen “sâbiîn” ta‘bîri için, bakınız; (sahîfe 9, hâşiye 1)
İlyas Yorulmaz
Elbetteki iman edenlerden, Yahudi olanlardan, Sabilerden ve Hıristiyanlardan kim Allah’a, ahiret gününe inanır ve Allah’ın yapılmasını emrettiği doğru amelleri yaparsa, onlar için ne korku ve nede üzüntü vardır.
Mü/min olanlar, Yahudi olanlar Sâbiîler, Nasranîler yok mu onlardan Allah/a, âhiret gününe iman edip amel-i salih işleyenler üzerinde hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Doğrusu iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amelde bulunursa, onlara ne korku vardır ve ne de onlar üzüleceklerdir.
(Bu ayet hakkında gerekli açıklama için Bakara/62. ayetin açıklamasına bakınız.)
Mahmut Kısa
Gerçek şu ki; Kur’an’a iman ettiklerini iddia edenler, Hz. İsa’ya ve Hz. Muhammed’e inanmadıkları hâlde, Allah’ın seçkin ve imtiyazlı kulları olduklarını öne süren Yahudiler, yıldızlara tapan Sâbiiler, Son Elçiyi inkâr eden ve İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu öne süren Hıristiyanlar, Zerdüşt’ün izleyicileri olduklarını iddia eden ve ateşe tapan Mecusiler ve diğerleri... Evet, hangi dine, hangi ırka ve hangi cemaate mensup olursa olsun, insanlar arasından her kim Allah’a ve âhiret gününe İslâm’ın istekleri doğrultusunda gereği gibi inanır ve O’nun mesajları doğrultusunda doğru ve yararlı işler yaparsa, işte onlar, zâlimlerin başına bir kâbus gibi çökecek olan o Hesap Gününde ne korkuya kapılacaklar, ne de üzülecekler!Cennete girebilmenin tek yolu, Allah’a ve âhiret gününe gereğince inanarak ilâhî prensiplerin belirlediği biçimde yararlı ve güzel davranışlar ortaya koymaktır. Nitekim:
İman edenler, yahudîleşenler, Sabiîler ve Nasrâniyler; bunlardan kim Allah’a, Âhir Gün’e inanırsa, salih bir amel işlerse, artık onlara korku yoktur; onlar üzülür de değildir.
Muhakkak ki inananlardan, (Mûsa-’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlardan, Sâbiîler1 ve Hıristiyanlardan, Allah’a ve âhiret gününe inanarak (inandığı) iyi işleri yaşayanlar,2 için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır.3
1 Sâbiî: Lügatte; dininden çıkıp başka bir dine giren demektir. Bu mana itibariyle Sâbiî; “İslâm dışındaki bütün dinler” anlamına gelir. Ancak Arap örfüne göre Sâbiî; a- Meleklere tapanlar, b- Yıldızlara tapanlar, c- Aslı hak olan bozulmuş bir dine inananlar, d- Putlara tapanlar demektir. Bk. (Bakara: 62, Hacc: 17) Geniş açıklama için Bk. (Elmalılı) Burada (وَالصَّابِؤُونَ) kelimesi (و) ile merfu’dur. Bu da (كَافِرُونَ–كَافِرِينَ) gibi bir i’rab farkından ibarettir ve Sâbiîn ne ise, sabiûn da odur. İkisi de Sâbiîler demektir. Buradaki (وَالصَّابِؤُونَ) kelimesinin merfu olması ile ilgili pek çok i’rab yapılmışsa da bunlardan en makulü Sibeveyh’in (وَالصَّابِؤُونَ وَالنَّصَارَى)’nın mu’tarıza gibi araya alınmış bir mübteda olduğunu ve âyetin takdirinin (...عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ وَالصَّابِؤُونَ وَالنَّصَارَى كَذَالِكَ) olduğu şeklindeki i’rabıdır. (Kurtubî) 2 Her ne kadar kâfirlere karşı yufka yürekli olanlar, bu ifâdelerden; Yahûdî, Hıristiyan ve Sâbiîlerin de Allah’a ve âhiret gününe inandıkları sürece cennete gireceklerini söylüyorlarsa da âyetin devamındaki “Salih Amel” kavramını görmek istemiyorlar. Salih amel: Allah’a ve âhiret’e îmandan sonra, Allah’ın indirdiği hükümlere göre yaşamaktır. Bu da; diğer kitaplar bozulduğuna göre, sadece Kur’an’a uymakla mümkündür.3 Bu âyette ifâde edilen dört sınıfın her birisine korku ve hüznün olmaması için; “Allah’a, âhiret gününe inanıp, inandıkları bu iyi işleri yaşamaları” şartı konulmuştur. Burada dikkat çekilmek istenen esas konu; diğerlerinin korkmamalarını sağlamak olmayıp, Müslüman’ım diye geçindiği halde, tıpkı Yahûdî ve Hıristiyanlar gibi inandığını yaşamayanların da korkmalarını vurgulamak olabilir.
Muhammed Esed
çünkü, [bu ilahî kelâma] iman edenler ve Yahudi itikadına uyanlar ile Sâbiîler 86 ve Hristiyanlardan Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıp, doğru ve yararlı fiillerde bulunanlar ne korkacak, ne de üzüleceklerdir.
Bu vahye iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kim Allah’a, ahiret gününe iman eder ve imanına yaraşır doğru ve güzel işler yaparsa, onlara azap korkusu yoktur ve üzülmeyeceklerdir. 2/62, 3/113-114, 6/48, 7/35
Çünkü (bu mesaja) inanan kimseler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan, Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanan, ıslah edici iyi işler işleyen hiç kimse, gelecekten endişe ve geçmişten dolayı üzüntü duymayacaktır.[962]
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 69. Ayet Açıklaması
[962] Krş: 2:62, not 116. Kur’an’ın çağrısı, isimlere mensubiyet değil Allah’a teslimiyettir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Muhakkak o kimseler ki, imân ettiler, ve o kimseler ki, Yahudi bulundular ve Sabii'ler ile Nâsrani'ler bunlardan her kim Allah Teâlâ'ya ve Ahiret gününe imân etmiş ve sâlih amelde bulunmuş ise artık onların üzerine bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
İman edenler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar. . . Bunlar içinden her kim Allah'a ve âhiret gününe iman edip makbul ve güzel işler yaparsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler. [2, 62'deki açıklamaya bkz. ]
İnanıp güvenenlerden; Yahudi olanlardan, Sabiî ve Hıristiyanlardan kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa, onlar ne bir korku duyar ne de üzülürler.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 69. Ayet Açıklaması
[*] Kendine peygamber tebliği ulaşmayan, sadece şirkten ve bildiği doğrulardan sorumlu olur.
Şaban Piriş
İman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan kimler Allah'a, ahiret gününe inanır ve doğruyu yaparlarsa onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir.
İman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden(22) kim Allah'a ve âhiret gününe iman eder ve güzel işler yaparsa, onların Rableri katında ödülleri vardır. Artık ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.
(22) Bu üç dinden hariç olanlar. Veya, Hıristiyanlık ve Yahudilik arasında, tek tanrılı bir din ki, bugün Irak taraflarında bir grup mensubu bulunmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Şu bir gerçek ki, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.
bayıķ anlar kim įmān getürdiler daħı anlar kim cuḥūd oldılar daħı firişteye ŧapıcılar daħı naśrāniler. anlar kim įmān getürdiler Tañrı’ya daħı śoñraġı güne daħı işledi eyü iş ķorķu yoķdur anlarun üzere ne daħı anlar ķayuralar.