Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4717 , sondan
1520 . ayet;
51 . sure ve
Zâriyât Suresi nin
42 . ayetidir.
Zâriyât Suresi 42. ayetinin kelime sayisi
9 , harf sayısı
32 ve toplam
ebced değeri ise
3539 olarak hesaplanmıştır.
Zâriyât Suresi nin toplam ebced değeri
116578 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ما تذر من شيء اتت عليه الا جعلته كالرميم
م ا ت ذ ر م ن ش ي ء ا ت ت ع ل ي ه ا ل ا ج ع ل ت ه ك ا ل ر م ي م
Latin Harfleriyle Okunuşu
Mâ teżeru min şey-in etet ‘aleyhi illâ ce’alet-hu ke-rramîm(i)
1x
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Âd Hûd peygamberin, Semûd da Sâlih peygamberin kavminin adı olup Kur’ân-ı Kerîm’de bu toplumların ve Nûh kavminin yapılan bütün ilâhî uyarıları hafife almaları ve inkârcılıkta direnmeleri sebebiyle helâk edilmelerine değişik vesilelerle dikkat çekilmiştir (Âd hakkında bk. A‘râf
7:65 -72; Hûd
11:50 -60; Semûd hakkında bk. A‘râf
7:73 -79; Hûd
11:61 -68; Nûh kavmi hakkında bk. A‘râf
7:59 -64; Yûnus
10:71 -74; Hûd
11:25 -49).
(O kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmamış, her şeyi kül edip savurmuştu.
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.
Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.
Bu kasırga geçtiği her yerde, hiç birşey bırakmadı, herşeyi çürümüş kemiklere ve küle çevirdi.
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, kül haline getiriyordu.
Üzerinden geçtiği hiçbir şey bırakmaksızın hepsini kül gibi ediyordu.
Üzerinden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.
Öyle bir rüzgâr ki, uğradığı bir şeyi bırakmıyor, mutlak onu kül gibi savuruyordu.
Dokunduğu her şeyi, çürütüp kül etmeden bırakmazdı.
Bu fırtına, bir şeye dokunmazdı ki, onu çürük kemik gibi yapmasın !
O (rüzgâr), Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmamış, ne varsa toz duman edip dağıtmıştı.
41,42. Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Rastgeldiği her şeyi toz toprağa çeviriyordu.
O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu
(Öyle bir rüzgâr ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.
(O,) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu toz gibi ediyordu!
O rüzgâr, üzerine geldiği her şeyi biçilmiş ot gibi, ayakta bırakmadı.
O rüzgâr nereye uğradıysa orasını çürümüş kemiğe [⁴] çevirdi.
[4] Veya çörçöpe çevirdi.
(O rüzgâr) Uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka kemik gibi çürütüp kül ediyordu.
Karşısına çıkan her şeyi kavurupküle çeviren korkunç bir fırtına!
Üzerine geldiği her şeyi ancak Kül gibi yapıp bırakıyordu.
(O rüzgâr) üzerinden geçtiği her şeyi yok edip, külünü göğe savuruyordu.1
1 Bu âyet: “(O rüzgâr) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül ediyordu” şeklinde de tercüme edilebilir.
(bu kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, ve [her şeyi] çürümüş kemiklere benzetti. 28
Geçtiği yerde hiçbir şey bırakmıyor dokunduğu her şeyi un ufak ediyordu. 41/15-16, 46/21...25
(Bu fırtına) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, hepsini kül edip göğe savurdu.
Üzerine her uğradığı şeyi bırakmıyordu, illâ ki, onu çürümüş bir gül gibi kılmış oluyordu.
Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.
Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.
Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.
Bir rüzgâr ki, dokunduğu herşeyi küle çeviriyordu.
Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.
ķomaz [278b] hįç nesene kim geldi anuñ üzere illā kim ķıldı anı çürimiş süñük gibi.
hīç bir nesne ḳomaz ki üstine gelür, illā anı çürimiş süñük gibi eyler.