Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5085, sondan 1152. ayet; 57. sure ve Hadîd Suresinin 10. ayetidir. Hadîd Suresi 10. ayetinin kelime sayisi 37, harf sayısı 152 ve toplam ebced değeri ise 10732 olarak hesaplanmıştır. Hadîd Suresinin toplam ebced değeri 189037 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما لكم الا تنفقوا في سبيل الله ولله ميراث السموات والارض لا يستوي منكم من انفق من قبل الفتح وقاتل اولئك اعظم درجة من الذين انفقوا من بعد وقاتلوا وكلا وعد الله الحسنى والله بما تعملون خبير
Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
İnsanların bu dünyada sahip oldukları servet ve diğer imkânların asıl mâliki ve kişilerin gerçek konumları hakkında 7. âyette yapılan hatırlatmayı takiben burada bir de bütün bu imkânların âkıbeti hakkında bir uyarı yapılmakta, “Mal sahibi mülk sahibi! Hani bunun ilk sahibi?” mısralarında özetlenen gerçeğe dikkat çekilmektedir. İnsan ister uzun süre yaşama emeli ve hayatını refah içinde geçirme düşüncesiyle isterse mirasçılarına çok şey bırakma hevesiyle ne kadar servet biriktirirse biriktirsin, bir gün asıl mâlik olan Allah’ın imtihan sebebiyle kullarına bu servet üzerinde tanıdığı yetkiler sona erecektir. “Göklerin ve yerin mirasının Allah’a ait” yani “tamamının zaten O’na kalacak olduğu”nun belirtilmesi işte bu anlamdadır. Daha sonra “Ne diye hâlâ Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz?” buyurularak soru şeklinde bir uyarıya yer verilmesi, belirtilen gerçeği göz önüne alan müminin infak konusunda daha duyarlı davranmasının kaçınılmaz olacağına vurgu yapma anlamı taşımaktadır (ayrıca bk. Âl-i İmrân 3:180).
Âyette geçen “fetih” kelimesiyle Mekke fethinin kastedildiği kanaati yaygındır. Bununla birlikte bazı müfessirler Hudeybiye Antlaşması’nın da fetih anlamı taşıdığını ve burada bu antlaşmanın kastedildiğini belirtirler (İbn Atıyye, V, 259; “fetih”in bu anlamı için bk. Fetih 48:1). Zor dönemlerde özveride bulunmanın ve güçlüklere katlanmanın normal zamanlara nazaran daha değerli olduğuna ilişkin bir örneğe yer verildikten sonra Allah Teâlâ’nın, kendi yolunda infakta bulunma ve canını feda etmeyi göze alma noktasında buluşan her iki gruba da güzel ödüller vaad ettiği belirtilmektedir. Böylece belirli bir döneme yetişememiş olanların bu sebeple hayıflanmalarına gerek olmadığı; bütün zamanlarda, iyi niyetle çaba harcayıp özveride bulunacaklara tanınmış fırsatlar bulunduğu, bununla birlikte istisnaî özellikler taşıyan gayret ve fedakârlıklara müstesna bir mevki tanınmasının normal karşılanması gerektiği bildirilmiş olmaktadır. Derveze bu âyetin Hz. Ebû Bekir hakkında indiği yönündeki rivayete değindikten sonra şöyle der (XII, 35-36): Bu kümedeki âyetlerin ruhundan ve bağlamından edindiğimiz izlenim, anılan âyetin bir kişi hakkında değil, Tevbe sûresinin 100. âyetinde “es-sâbikūne’l-evvelûn” diye nitelendirilen ilk tabaka muhacir ve ensar hakkında olduğudur. Ona göre âyetin iniş vesilesi de İslâmiyet’e yeni girmiş, özellikle görevlerini yerine getirme ve özveride bulunma hususunda tereddütlü ve gevşek davranan kimselerin uyarılmasına ihtiyaç duyulmasıdır. Nitekim onların bu gibi tutumlarına başka birçok âyette değinilmiştir (bk. Bakara 2:264-267; Nisâ 4:52-57, 71-87, 95-100, 114-115, 140-147 ve bu sûrenin daha sonra gelecek âyetleri).
Mehmet Okuyan
Size ne oluyor da Allah yolunda [infak] etmiyorsunuz (vermiyorsunuz)? (Oysa) göklerin ve yerin mirası, yalnızca Allah’a aittir. İçinizden zaferden önce [infak] eden (veren) ve savaşan(lar, diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, sonradan [infak] edenlerden (verenlerden) ve savaşanlardan daha üstündür. Allah hepsine en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:180
Fedakârlık yapanların hak edişleri duruma göre farklı olduğu için onların gideceği cennetler de birbirinden farklı olacaktır. Ancak hepsi de cennete gidecektir.
Bayraktar Bayraklı
Size ne oluyor ki Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerde ve yerde bulunan her şey yalnız Allah'a kalacaktır. Sizden o büyük fetihten önce infak edip savaşanlar ile, savaştan sonra infak edip savaşanlar eşit değillerdir. Onların derecesi sonradan infak edip savaşanlardan daha yüksektir. Allah hepsine de güzel şeyleri vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Size ne oluyor ki, göklerin ve yerin son sahipliği Allah'ın olduğu halde, Allah'ın yolunda harcamıyorsunuz? Sizden, fetihten önce Allah yolunda harcayan ve savaşanla, fetihten sonra harcayan ve savaşan bir değildir.¹ Onlar daha üstün derece sahibidirler. Allah, hepsine “en iyiyi” söz verdi. Allah, Yaptıklarınızdan En İyi Haberdar Olandır.
1- Zor koşullarda Müslüman olmakla, avantajlı koşullarda Müslüman olmak bir değildir.
Ahmet Akgül
Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce (iman ve) infak edenler ve (din yolunda) çarpışıp (cihad görevini yerine getirenler, asla başkalarıyla) bir tutulmaz. Elbette onlar, derece olarak sonradan infak eden ve (Hakk uğrunda çarpışıp) mücadele verenlerden daha büyük (ve üstün) dür. (Gerçi) Allah, (mücahit, müttaki ve infak edici mü’minlerin) hepsine en güzel olanı va'ad etmiştir. Allah, yaptıklarınızdan “Habir”dir (hepsini bilmektedir ve size tek tek haber verecektir).
Ve ne oluyor size de Allah yolunda mallarınızı harcamıyorsunuz? Ve Allah'ındır göklerin ve yeryüzünün mirası; sizden, fetihten önce mallarını harcayan ve savaşan, başkalarıyla bir değildir; onların, fetihten sonra mallarını harcayan ve savaşanlara karşı derece bakımından pek büyük bir üstünlükleri var; ve hepsine de Allah, güzel mükafatlar vaadetmiştir ve Allah, ne yapıyorsanız, hepsinden de haberdar.
Size ne oluyor ki, mallarınızı Allah yolunda harcamıyorsunuz? Oysa göklerin ve yeryüzünün mirası Allah'ındır. Sizden Mekke fethinden önce, malını harcayıp savaşanlarla, fetihten sonra harcayıp savaşanlar bir değildir. Öncekilerin derecesi, bunlardan daha büyüktür. Ama Allah hepsine de, yine en güzel mükafatlar vaat etmiştir. Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Nerde kaldı müslümanlığınız, niçin Allah'ın emrinden uzak duruyor, göklerin ve yerin mirası, bâki olan Allah'ın olduğu halde, Allah yolunda, İslâm uğrunda karşılık gözetmeden gönüllü harcamıyorsunuz? Elbette içinizden, Mekke'nin fethinden önce kesenin ağzını açanlar, karşılıksız, gönüllü harcayanlar, savaşanlar ötekilerle bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcama yapanlardan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber, Allah hepsine de devlet nimetini, en güzel muameleyi, en güzel âkıbeti va'detmiştir, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.
Siz neden Allah yolunda harcamayasınız? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Sizden fetihten önce harcayanlar ve çarpışanlar elbette (ötekilerle) bir olmazlar. Onların dereceleri, daha sonra harcayan ve çarpışanlarınkinden daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı [2] vaadetmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı va'detmiştir. Allah, yaptıklarınızdan hâberdardır.
(Ey müminler!) Size ne oluyor ki, Allah yolunda (mallarınızı) harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır (her şey O'nundur ve O'na kalacaktır; çünkü bâki O'dur.) Fetihten (Mekke'nin fethinden) evvel, Allah yolunda harcayıb savaşanlarınız, diğerleri ile bir olmaz. Onlar, sonradan harcayıb savaşanlardan, fazilet ve derece yönünden daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine Hüsna'yi= Cenneti vaad buyurdu. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Göklerin ve yerin mirası Allah’ın olduğu halde, neden Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Sizden (Mekke) fethinden önce, Allah yolunda harcama yapıp (O’nun yolunda) savaşan ile (ötekiler) bir olmaz. Bunlar, fetihten sonra harcama yapıp da savaşanlardan, derece olarak büyüktürler. Allah hepsine de güzel olan Cenneti vaadetmiştir. Ve Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. (O, hiçbir şeyi boşa atmaz.)
Ne oldu size, Allahın yolunda harcamıyorsuz? Göklerin, yerin mirası Allahın, sizlerden hiçbiriniz, fetihten önce, hem harcayan, hem çarpışan kimseyle bir olamaz, fetihten sonra, hem harcayıp, hem çarpışan kimselerden, onların çok büyüktür sevapları, onlara da, bunlara da hepsine Allah iyilik vadeder, Allah bilir niderseniz
Ve size ne oluyor ki Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin mirası (mülkü) Allah'ındır. İçinizden, zaferden (Mekke'nin fethinden) önce (Allah yolunda) harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir olmaz. Onların derecesi daha sonra mal harcayıp savaşanların derecesinden daha üstündür. Bununla birlikte Allah her iki gruba da en güzel ödülü vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan bütünüyle haberdardır.
Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vâdetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır.
Buna göre Mekke fethinden önce harcayan ve savaşanlar, fetihten sonra savaşanlar ve harcayanlardan daha faziletlidirler. Fâni malı, bâki olan ahiret için harcamanın ehemmiyeti hatırlatılırken, Hz. Ebubekir’e işarette bulunulmuştur. Çünkü o, imanıyla, infakıyla ve cihadıyla ilklerdendir.
Edip Yüksel
Size ne oluyor ki ALLAH yolunda harcamıyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin zenginlikleri ALLAH'ındır. Zaferden önce harcayıp savaşanlarınız, daha sonra harcayıp savaşanlarla bir olmazlar; onlardan daha üstündürler. ALLAH her birine kurtuluşu söz vermiştir. ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.
Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşan bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsinede en güzel sonucu vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Hem Allah yolunda neye infak etmiyesiniz ki. Göklerin, Yerin miyrası zaten Allah'ın [hepsi ona kalacaktır], fetihden evvel infak edip çarpışanlarınız diğerlerine müsavi olmaz, onlar sonradan infak edip çarpışanlardan derece i'tibariyle daha büyüktür, Bununla beraber hepsine de Allah hüsnayı va'd buyurdu. Allah her ne yaparsanız da habîrdir.
Ne oluyor size ki (îman etdikden sonra da) Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin (bütün) mîrâsı Allahındır. İçinizde fetihden evvel (Allah yolunda) harcayan ve muhaarebe eden kimseler (diğerleriyle) bir olmaz. Onlar derece i'tibariyle (o fetihden) sonra harcayan ve muhaarebe edenlerden daha büyükdür. (Bununla beraber) Allah (bu iki zümreden) her birine en güzel olanı (cenneti) va'detdi. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır,
Hem size ne oldu ki Allah yolunda sarf etmeyeceksiniz? Göklerin ve yerin mîrâsı zâten Allah'ındır (hepsi sonunda O'na kalacaktır). Fetihten evvel, içinizden (Allah yolunda)sarf eden ve savaşanlar, (diğerleriyle) bir olmaz! İşte onlar, derece i'tibâriyle sonradan sarf eden ve savaşanlardan daha büyüktürler. Bununla berâber, Allah hepsine de en güzeli(Cenneti) va'd etmiştir! Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdâr olandır.
Göklerin ve yeryüzünün mirası Allah’a ait olduğu halde, size ne oluyor da Allah yolunda (mallarınızı) harcamıyorsunuz? Sizden, Mekke’nin fethinden önce infak eden ve savaşanlar, daha sonra infak eden ve savaşanlardan daha üstün dereceleri vardır. Ancak Allah fetihten sonra savaşanların hepsine güzellikler vaat etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Size ne oluyor ki Allah yolunda hayra harcetmiyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası [⁴] Allah/ındır. İçinizden Mekke fethinden evvel hayra sarfedip vuruşan, sonradan sarfedip vuruşanlarla bir olmaz. Onlar derece ve makamca daha sonra hayra harcedip vuruşanlardan daha büyüktür. Allah hepsine de güzel mükâfat vaadetmiştir, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
İsmail Hakkı İzmirli Hadîd Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4] Herkes ölür, her ne kalırsa Allah'ın olur.
Kadri Çelik
Size ne oluyor da Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı vaat etmiştir. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.
Size ne oluyor ki, malınızdan bir kısmını Allah yolunda harcamaktan kaçınıyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin zenginlikleri zaten Allah’ındır.Sizin olduğunu sandığınız servet ve zenginlikler, aslında size geçici olarak verilmiş birer emânetten başka bir şey değildir. Öyleyse, hemen şimdi, sizin yardımınıza en çok ihtiyaç duyulduğu bir zamanda malınızla ve canınızla Allah yolunda mücâdele edin! Çünkü içinizden, fetihten önceki zor ve sıkıntılı dönemde Allah yolunda mallarını harcayıp savaşanlar, sonradan bu işe girişen müminlerle bir olmazlar. Her ne kadar Allah her ikisine de en güzel ödül olan cenneti vaad etmişse de, onlar, İslâm’ın hâkimiyetinden sonra mallarını Allah yolunda harcamaya ve savaşmaya başlayan kimselerden daha üstün bir dereceye sahiptirler. Unutmayın, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.O hâlde, elinizdeki nîmetleri en çok kâr getirecek yerlere harcayarak akıllıca yatırım yapın:
Size ne oluyor, Allah yolunda infâk etmiyorsunuz / harcamıyorsunuz? Hâlbuki Yer’in ve Gökler’in mirası Allah’ındır.
Sizden Fetih öncesi infâk etmiş ve savaşmış kimse eşit olmaz.
İşte onlar, derece bakımından sonradan infâk etmiş ve savaşmış kimselerden daha çok büyüktür.
Allah, İyilikler-Güzellikler’i hepsine de vaad etmiştir.
Allah, ne işliyorsanız haberlidir.
(Ey İnsanlar! Sonunda) göklerin ve yerin mirası, Allah’ın olduğu halde, sizi Allah yolunda harcamaktan alıkoyan nedir? Elbette içinizden fetihten1 önce (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlar, (ötekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, -Allah hepsine de en güzel sonuç (olan cenneti) vâdetmiş olduğu halde-, sonradan (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür. Ve Allah yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.2
1 Bu Fethin, Mekke’nin fethi olmasından Hudeybiye fethi olması daha kuvvetlidir. Zîrâ Rivâyetler sûrenin Uhud savaşından sonra Hudeybiye antlaşması öncesi hicretin 4-5. yıllarında nâzil olduğu yolundadır.2 Bu âyet, Hz. Ebû Bekir (r.a) hakkında nâzil olmuştur. (Vahidî) Ayrıca bu ayet, sebebin özel olması, hükmün genel olasına mani olmayacağından Mekke’nin fethinden veya Hudeybiye’den önce infak ve savaşla cihat yapan Mühacir ve Ensar’ın ilklerinin hepsine şamildir. Onun için ayetin “Onların derecesi, sonradan (Allah yolunda) harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür” bölümü çoğul olarak gelmiştir. Halid b. Velîd, Abdurrahman b. Avf’a: “Siz bizden önce iman ettiğinizi başa kakarak bize üstünlük taslamak istiyorsunuz” demişti. Hz. Peygamber bunu duyunca: “Ashabımı benim için bırakın, nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki siz dağlar kadar altın infak etseniz onların amellerine yetişemezsiniz” buyurdular. (Ahmed b. Hanbel) Bu hâdis (اُوۨلٰٓئِكَ) ile işaret olunanların Hudeybiye’den evvel infak edenler olduğunu teyit eder. Zira Halid b. Velîd Hudeybiye’den sonra ve Mekke’nin Fethinden önce Müslüman oldu. Bu durumda fetihten kastedilenin de Hudeybiye olduğu anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
Göklerin ve yerin mirasının [tek başına] Allah'a ait olduğunu 8 gördüğünüz halde neden Allah yolunda sınırsızca harcamazsınız? İçinizden Fetih'ten önce 9 [Allah yolunda] harcayan ve savaşanlar [bundan kaçınanlar ile] eşit olmazlar: bu (önceki)lerin derecesi [Fetih'ten] sonra harcamaya ve savaşmaya başlayanların derecesinin üstündedir, halbuki Allah [kendi yolunda çaba sarf edecek] herkese en güzeli vaad etmiştir. 10 Ve Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Göklerin ve yerin gerçek mirası Allah’ın olduğu halde malınızdan niye Allah yolunda harcamıyorsunuz? Sizden Mekke’nin fethinden önce harcayıp savaşanlar diğerleriyle eşit değildir. Bunlar fetihten sonra harcama yapıp savaşanlardan daha üstün derecelere sahiptir. Gerçi Allah hepsine cennet vaat etmiştir. Bilin ki Allah, yapıp ettiklerinizden haberdardır. 9/74...81, 47/38
Neden siz Allah yolunda infak etmeyesiniz ki? Üstelik göklerin ve yerin mirası tamamen Allah’a aitken… İçinizden zor ve kor zamanlarda[4940] infak edenler ve savaşanlarla, (iş kolaya binince bunları yapanlar) bir olmaz; böyleleri derece olarak, daha sonra infak edenler ve savaşanlardan daha üstündür; ve böyle davranan herkese Allah en güzeli vaad etmiştir: ve Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.[4941]
Mustafa İslamoğlu Hadîd Suresi 10. Ayet Açıklaması
[4940] Lafzen: “fetihten önce”. Zor zaman dostlarından söz ediliyor. Buradaki fetih Mekke’nin fethi türünden başarılı bir askerî operasyon değil, Fetih sûresinin girişinde kastedilen türden kalplerin islâma açılışıdır.
[4941] Bu âyetlere medar olacak Medine’de yaşanmış örnek bir olayı müfessirlerimiz 92. sûrenin tefsirinde, İbn Abbas’tan İkrime yoluyla gelen ve İbn Ebi Hatim’in tahric ettiği bir rivayet naklederler: Ensar’dan birinin hurması yetimler sahibi yoksul komşunun bahçesine ağmaktadır. Bu dallardan dökülen hurmaları komşu evin çocukları yemektedirler. Bahçe sahibi bir gün hışımla gelir, toplanmış hurmaları alır ve çocukları döver. Olay Allah Rasûlü’ne intikal edince bahçe sahibini çağırtır ve o ağacın meyvesini vakfetmesi durumunda kendisine Allah’tan âhirette bir bahçe vermesi için dua edeceğini vaad eder. Sonuçta, servete sahip değil servete ait olduğu anlaşılan adam (rivayetin orijinalinde “münafıklardan biri” olduğu yorumu yapılıyor) bu muhteşem fırsatı teper. Bu olayı duyan Uhud gazisi Sabit b. Dahdah el-Belevî iki gözü iki çeşme Allah Rasûlü’ne gelerek “Aynısı benim için de geçerli mi?” diye sorar ve Medine’nin en değerli hurmalıklarından olan bahçesine karşılık o ağacı alarak vakfeder (İbn Âşûr, Leyl sûresinin tefsirinde). Hadis kaynaklarında böyle yer alan olay, siyer kaynaklarında (msl: Meğazî) bazı farklılıklarla nakledilir. Buna göre Evs’ten Ebu Lübabe’nin velayeti altındaki bir yetim, velisinin kendisine ait bir hurma ağacına sahip çıktığı şikâyetinde bulunur. Allah Rasûlü, Ebu Lübabe lehine hükmeder. Fakat ağacın sahibi olduğu fikrine kendisini alıştıran yetim, bu sonuca çok üzülür. Allah Rasûlü, Ebu Lübabe’den cennette bir bahçe bahşedilmesi için dua etmesi karşılığında o ağacı hediye etmesini ister. Fakat yetimin yaptığına içerleyen Ebu Lübabe teklifi kabul etmez. Olayın devamı yukarıdaki şekilde gelişir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve sizin için ne vardır ki, Allah yolunda infakta bulunmayasınız? Ve göklerin ve yerin mirası Allah içindir. Sizden kable'lfeth infak eden ve mukatelede bulunanlar ki, onlar dereceten pek büyüktürler. Bilâhare infak eden ve mukatelede bulunanlar ile müsavî olmazlar. Maamafih Allah Teâlâ hepsine de pek güzel mükâfaat vaadetmiştir ve Allah Teâlâ yapar olduğunuzdan haberdardır.
Göklerin ve yerin yegâne vârisi Allah olup, bütün mallarınız zaten O'na ait olduğu halde niçin Allah yolunda harcamıyorsunuz? Sizden, fetihden önce infak eden ve savaşan kimse ile bunları yapmayan elbette bir olmaz. İşte onlar, bundan sonra infak edip savaşanlardan derece bakımından daha yüksektirler. Bununla beraber Allah, her birine de cennet vâd eder. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır. [34, 39; 16, 96; 4, 95]
Mekke’nin fethinden önce, müminler her taraftan düşmanlarla çevrilmişti. İslâm’a girmek, onu müdafaa etmek büyük fedakârlık isterdi. Fetihden sonra cihad, eskisine göre oldukça kolaylaşmıştı.
Süleyman Ateş
Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Elbette içinizden (Mekke'nin) feth(in)den önce (Hak yolunda) harcayan ve savaşan(lar, ötekilerle) bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de (gerek fetihten önce, gerek fetihten sonra infak eden ve savaşan müslümanlara) en güzel sonucu va'detmiştir. Allah, yaptıklarınızı haber almaktadır.
Sizin neyiniz var ki Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Göklerde ve yerdeki her şey zaten Allah’a kalacaktır. Önünüzün açılmasından önce hayra harcayan ve savaşanların derecesi, daha sonra hayra harcayan ve savaşanlarınki ile bir olmaz; öncekilerin derecesi daha yüksektir. Allah hepsine, yaptığının en güzeli ile karşılama sözü vermiştir. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.
Süleymaniye Vakfı Hadîd Suresi 10. Ayet Açıklaması
[*] Buraya, "Mekke'nin fethinden önce" anlamı da verilebilir ama o zaman ayetin muhatabı biz olmayız.
Şaban Piriş
Göklerin ve yerin mirası Allah'ın olduğuna göre ne diye Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, Fetih'ten önce infak edip, savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Allah, hepsine en güzelini vaat etmiştir. Allah, yarattıklarından haberdardır.
Size ne oluyor ki Allah yolunda bağışta bulunmuyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır.(7) Fetihten önce Allah yolunda harcama yapan ve savaşanlarınız, başkalarıyla bir olmaz. Onlar, daha sonra harcayan ve savaşanlardan daha yüksek bir mertebededirler. Bununla beraber, Allah onların hepsine de en güzel ödülü(8) vaad etmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
(7) Gökler ve yer, içlerindekiyle beraber Allah’a aittir. Herkes ve herşey geçer, gider; Allah’ın onlara emanet olarak verdiği mülk yine Allah’a döner.(8) Cenneti. Farklı derecelerde bulunmakla birlikte, onların hepsi de Cennete girecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Sizin, Fetih'ten önce infakta bulunan ve çarpışmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı değildir. Onlar, derece yönünden Fetih'ten sonra infakta bulunup çarpışmaya girenlerden çok daha üstündür. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Allah, işleyip ürettiklerinizi en iyi biçimde haber almaktadır.