Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5117, sondan 1120. ayet; 58. sure ve Mücadele Suresinin 13. ayetidir. Mücadele Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 115 ve toplam ebced değeri ise 7299 olarak hesaplanmıştır. Mücadele Suresinin toplam ebced değeri 131377 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ءاشفقتم ان تقدموا بين يدي نجويكم صدقات فاذ لم تفعلوا وتاب الله عليكم فاقيموا الصلوة واتوا الزكوة واطيعوا الله ورسوله والله خبير بما تعملون
Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Diyanet İşleri (Yeni) Mücadele Suresi 13. Ayet Tefsiri
Önceki âyetle getirilen düzenlemenin asıl amacının bir sınama ve yukarıda izah edilen sonucu gerçekleştirme olduğu bu âyetin ifadesinden daha açık biçimde anlaşılmaktadır. Müminlerin bu konudaki kusurlarının Allah tarafından bağışlandığı, bu düzenlemeyi yeni bir malî yükümlülük şeklinde algılamamaları, ama mevcut yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirmeye çalışmaları yani namazlarını özenle kılıp zekâtlarını vermeleri, Allah ve resulüne itaat etmeleri istenmektedir. Kanaatimize göre, bu âyetin önceki âyetle getirilen hükmü neshettiği veya mâlî ödemeyi yükümlülük olmaktan çıkarıp gönüllü hale getirdiği gibi yorum ve değerlendirmeler ile bu hükmün uygulanma süresi ve miktarıyla ilgili rivayetleri (meselâ bk. Taberî, XXVIII, 19-22; Zemahşerî, IV, 76) yukarıdaki izah çerçevesinde değerlendirmek uygun olur.
Mehmet Okuyan
(Elçi ile) gizli (özel) görüşmenizden önce [sadaka]lar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapamadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre namazı kılın, zekâtı verin; Allah’a ve Elçisine itaat edin! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Allah’a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Teğâbun 64:12.,Kur’an’ın bütününde olduğu gibi bu iki ayet arasında da [nesh] (hüküm iptali), söz konusu değildir. Böylesi bir durumun söz konusu olabilmesi için “sadaka vermeyin” şeklinde mevcut hükme tamamen aykırı bir ifadenin yer alması gerekmekteydi. Oysa konuyla ilgili ayetlerde de Kur’an’ın genelinde de böyle bir durum söz konusu değildir.
Bayraktar Bayraklı
Özel konuşmanızdan önce sadakaları vermekten çekindiniz mi? Çünkü sadaka vermeyi yerine getirmediniz; Allah da sizi affetti. Artık namazı kılınız, zekâtı veriniz, Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, sizin hatadan dönüşünüzü kabul etti. Artık salatı ikame edin, zekatı¹ verin; Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
1- Ayette yer alan “salat” sözcüğünden kasıt, “namaz;” “zekât” sözcüğünden kasıt da “mali yardım” demek değildir. Kast edilen şey şudur: Kulluğunuzu, Allah'a yönelmenizi, şirkten arınmış bir bilinçle yapın. Bunu; benliğinizi arındırmış, temizlenmiş ve arı duru hale gelmiş bir şekilde yerine getirin. Ayette de görüldüğü gibi, sadaka vermenin dahi kendisine ağır geldiği bir kimseden ne diye zekât vermesi istensin ki?
Ahmet Akgül
(Allah’ın elçisiyle) Gizli konuşmanızdan önce sadakalar vermekten ürküp-çekinip (sıkıldınız) mı? Çünkü (nefislerinize ağır geldiği için) yapamadınız, (ama) Allah sizin tevbelerinizi kabul etti (ve bağışladı) . Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin (cimrilik edip eksik bırakmayın), Allah'a ve O'nun Resulüne (her konuda) itaat edin, (Hakk’tan ayrılmayın, zira) Allah, yaptıklarınızdan Haberdardır.
Gizlice konuşmadan önce sadakalar vermeden korktunuz mu? Mademki yapmadınız, Allah da tövbe nasip etti artık size ve kabul etti tövbenizi, şu halde namaz kılın ve zekat verin ve itaat edin Allah'a ve Peygamberin'e ve Allah, ne yapıyorsanız hepsinden de haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce, sadaka vermekten dolayı, fakir düşeceğinizden mi korkuyorsunuz? Madem size emredileni yapmadınız, Allah da sizi bundan affetti, bundan dolayı, bundan sonra, sadaka vermeden de konuşup danışabilirsiniz. Öyleyse sizler bundan böyle, namazınızda devamlı ve dikkatli olun, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Çünkü Allah, yapageldiğiniz herşeyden haberdardır.
Ne o, gizli, özel, bir şey konuşmanız-dan önce, imanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalar vermekten, harçları ödemekten sızlanır hale mi geldiniz? İmkânlarınızın olmaması, sıkıntıya düşmeniz endişesiyle, bunu yapamaz durumda iken, Allah'ın size ruhsat tanıdığı, günah ve isyandan vazgeçip, kendisine itaate yönelişinizi kabul ettiği zaman, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılmaya devam edin, vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin, Allah'a ve Rasûlüne itaat edin, Kur'ân'ı ve sünneti uygulayın, tebliğe, teşrie riayet edin. Allah işlediğiniz amellerden haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce sadakalar vermekten korktunuz mu? Madem ki yapmadınız, Allah da sizin tevbelerinizi kabul etti; şu halde namaz kılın, zekât verin, Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resûlü'ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
(Peygambere maruzatta bulunmak için) konuşmanızdan önce sadakalar vereceğinizden korktunuz mu? Mademki (emredildiğiniz şeyi) yapmadınız, Allah da sizin kusurunuzu bağışladı. Artık namazı gereği üzre kılın, zekâtı verin. Allah'a ve peygamberine itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Peygamber ile gizli konuşmalarınızdan önce sadaka vermekten çekindiniz mi? İşte madem yapmadınız ve Allah da tevbenizi kabul etti; (onun yerine tam olarak) namaz kılın, zekât verin. Allah’a ve Resulüne itaat edin. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce verdiğiniz sadaka sizleri korkuttu mu? Eğer yapmaz iseniz, Allah sizi bağışlar; namaz kılın, zekât verin, hem Allaha, hem de peygamberine başeğin, Allah bilir niderseniz
Baş başa konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Sizler bunu yapamayınca Allah da sizden bu yükümlülüğü kaldırdı. Şu hâlde namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah'ın ve Resulünün emirlerine uyun! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Bu âyet, önceki âyetin hükmünü neshederek, sadaka yükümlülüğünü hafifletmiş, verilmediği zaman muaheze edilmeyeceklerini bildirmiştir.
Edip Yüksel
Özel görüşmenizden önce bir sadaka vermekten çekindiniz mi ki onu uygulamadınız? ALLAH tevbenizi kabul eder. Namazı gözetin, zekatı verin, ALLAH'a ve elçisine uyun. ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
Ya!.. Fısıltınızdan önce sadakalar takdim etmekten korktunuz mu? Mâdemki yapmadınız Allah da size tevbe lûtfetti artık namaza devam edin ve zekâtı verin ve Allah ve Resulüne itaat edin ki Allah habîrdir her ne yaparsanız
Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korkdunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etdi. O halde dosdoğru namazı kılın. Zekâtı verin. Allaha ve peygamberine (diğer emirlerinde de) îtâat edin. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdârdır.
Gizli konuşmanızdan önce sadakalar takdîm etmekten korktunuz mu? Mâdem ki yapmadınız, Allah da sizi affetti (sadaka vermeden konuşmanıza izin verdi); o hâlde namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin,(2) Allah'a ve Resûlüne itâat edin! Allah, ne yaparsanız(hepsinden) haberdâr olandır.
Hayrat Neşriyat Mücadele Suresi 13. Ayet Açıklaması
(2)“Evet nasıl ki Fâtiha Kur’ân’a, insan kâinâta fihristedir; namaz da hasenâta (iyiliklere) fihristedir. Çünki namaz; savm (oruç), hac, zekât ve sâir hakīkatleri hâvî olduğu (içine aldığı) gibi, idrâkli ve idrâksiz(anlayışlı ve anlayışsız) mahlûkātın (yaratılmışların) ihtiyârî ve fıtrî (irâdeyle ve yaratılışları îcâbı olan)ibâdetlerinin nümûnelerine de şâmildir (onları da içine alır). Meselâ: Secdede, rükû‘da, kıyamda olan melâikenin ibâdetlerini, hem taş ve ağaç ve hayvanların o ibâdetlere benzeyen durumlarını andıran bir ibâdettir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 38) “Namaz, عِماَدُ الدّ۪ينِ [Dînin direği] hadîs-i şerîfi mûcibince (gereğince) dînin direği ve kıvâmı (en olgun hâli)olduğu gibi, zekât da İslâm’ın kantarası, yani köprüsüdür. Demek birisi dîni, diğeri âsâyişi muhâfaza eden İlâhî iki esastırlar. Bunun için birbiriyle bağlanmışlardır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 39)
İlyas Yorulmaz
Elçi ile özel görüşme öncesinde sadaka vermenizden korktunuz mu? Sonra bunu yapmadınız. Allah sizi hatalarınızdan dolayı affetti. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve O’nun elçisine itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır.
Gizli konuşmadan evvel sadaka vermekten fakir düşeceğiniz diye mi telâş ettiniz? Çünkü emrolunanı işlemediniz. Allah, bu özürünüzü kabul etti, yapmamanıza müsaade etti. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah/a ve peygamberine itaat edin. Allah yaptığınızdan haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden ürküntü mü duydunuz (da yapmadınız)? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre, artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a ve O'nun resulüne itaat edin. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.
Peygamber ile özel görüşme öncesinde sadaka vermek sizi bu kadar korkuttu mu ki, —Hz. Ali ve birkaç kişi hariç— görüşme isteğinden vazgeçtiniz? Sadaka vermekten kaçınmak bir mümine hiç yakışır mı? Ama yine de Allah sizin bu kusurunuzu bağışladı ve buyruk hedefine ulaştığı için, bundan böyle sadaka vermeksizin Peygamberle yalnız görüşmenize izin verdi. Çünkü artık, İslâm toplumunun önderiyle baş başa görüşmek için ayrılan vaktin ne kadar değerli olduğunu idrâk etmiş bulunuyorsunuz. Fakat ne zaman müminlerde bu zaaf tekrar ortaya çıkarsa, bu ayetin hükmü yeniden geçerli olacaktır. O hâlde, halkın nazarında size itibar kazandıracak özel görüşmelerle değil, sizi Allah katında yüceltecek gerçek iyiliklerle meşgul olun: Örneğin, namazınızı güzelce kılın, zekâtınızı verin ve Allah’a ve Elçisine gönülden itaat edin! Ve şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.
Gizli konuşmalarınız arasında sadaka takdim etmeye çekindiniz, öyle mi?
Diyelim ki yapmadınız, Allah da size tevbe kabul etti; artık Namaz’ı kılın, Zekât’ı verin, Allah’a ve O’nun rasûlüne itaat edin!
Ne işliyorsanız, Allah haberlidir.
(Ey îman edenler!) Yoksa Peygamberle gizli bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah, sizi affetti.1 Artık namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan (tümüyle) haberdardır.
1 12. ayet yukarıdaki notta da belirtildiği gibi 13. ayetle nesh edilmiştir. Hem de bu ayetin nesh edildiğini Hz. Ali (r.a) söylemiştir. Nesh’i kabul etmeyenler, mensuh ayetler için “kadük” ifadesini bile kullanacak kadar basitleşerek akıllarını dinlerinin önünde tutma alışkanlıklarını hakaretamiz ifadelerle sürdürmeye devam etmektedirler. Her ne kadar nesh’i ilk inkâr eden mutezili veya şiî olduğu söylenen el-Isfahani ise de şimdiki mutezililer ondan da ileri giderek işi hakaret boyutuna taşımışlardır. Hatta meseleyi; kendilerini peygamber gibi zannedip, âlim (!) olduklarına ve kendilerini rahatsız edenlerin de, “zat-ı alilerinin(!) mesailerini çaldıklarına” kadar getirmişlerdir. Esasen nesh; “hayırlı bir ayetin yerine ondan daha hayırlı veya benzeri bir ayetin yine Allah tarafından getirilmesi” demektir. (Bakara: 106) Kadük ise; “Bir yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarılarının değerini yitirmesi” demektir. Dini, felsefe veya beşeri bir sistem zannedenlerin düştükleri acizlik ne kadar da kötüdür. Konu ile ilgili olarak Bk. (Bakara: 106 ve dipnotu.)
Muhammed Esed
[Elçi'ye] danışmanız vesilesiyle kimseye bir yardımda bulunmamaktan dolayı [günah işlemiş olabileceğinizden] korkuyor musunuz? Eğer [imkanlarınızın olmamasından dolayı] bunu yapamazsanız ve Allah size affediciliğini gösterirse, siz de namazlarınızda devamlı ve dikkatli olun ve [sadece] arındırıcı yükümlülüklerinizi 24 yerine getirin ve [böylece] Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin: Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.
Elçiyle özel görüşme yapmadan önce sadaka vermek zor geldi değil mi? İmkân sahibi olduğunuz halde bunu yapmamanızdan dolayı Allah bu yükümlülüğünüzü kaldırdı. O halde namazınızı kılmaya ve zekâtınızı vermeye devam edin Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat edin zira Allah yapıp ettiklerinizden haberdardır. 2/271
(Elçi ile) özel görüşme talebinizden önce, sadaka türü bir şeyler vermekten dolayı sizde şafak attı, öyle mi? Hemen belli oldu bunu yapamayacağınız ve Allah sizin pişmanlığınızı kabul etti:[4992] haydi artık namazı hakkını vererek kılın, zekâtı gönlünüzden gele gele verin, Allah’a ve Rasulüne itaat edin: zira Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.
Mustafa İslamoğlu Mücadele Suresi 13. Ayet Açıklaması
[4992] Özel görüşme sadakası, bu sadakayı vermeyecekleri gün gibi ortada olan münafıkları deşifre etmeyi amaçlıyordu. Yöntem o kadar etkili oldu ki, amaç kısa zamanda gerçekleşti. Zira para söz konusu olunca, ilk geri duran münafıklar oldu ve bu da emrin amacının gerçekleştiği anlamına geliyordu. Dolayısıyla bu âyeti bir önceki âyetin hükmünü iptal eden (nâsih) âyet gibi algılamak bir âyetin hükmünü geçersiz ilan etmek (mensuh) demeye geldiği için tehlikeli, o âyetin getirdiği muhteşem terbiyeyi önlediği için zararlı, Allah’ın bir emrine “kadük” muamelesi yapıldığı için vebaldir. Zira bu âyetin emri, benzer durumlarda dün nasıl geçerliyse bugün de öyle (belki daha fazla) geçerlidir. Zira çok önemli görevler ve sorumluluklar üstlenen kimselerin mesaisinin, gerekli gereksiz, yerli yersiz çalınması geçmişte kalan bir durum değildir. Böylesi bir durumda bir âlimin, mesaisini özel görüşme ile alacak birine “şu eseri oku, şunları şunları yap, şu şu sorumluluklarını yerine getir” şartı koşması, bu âyetin maksadıyla uyumludur. Aynı şey görev ve sorumlulukları ağır yetkililer için de geçerlidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ya maruzatta bulunmadan önce sadakalar takdîm etmenizden korktunuz mu? Madem ki yapmadınız ve Allah üzerinize afv ile nazar buyurdu, artık namazı ikame edin ve zekâtı verin ve Allah'a ve Peygamberine itaat eyleyin ve Allah yapar olduğunuz şeylerden haberdardır.
Özel görüşmeden önce sadaka vermeniz halinde fakir düşeceğinizden mi korktunuz? Size emredilen bir bu tasadduku yapmadığınıza göre, Allah da sizi bundan muaf tuttu. Artık namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin! Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allah da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.
Yapacağınız özel görüşmeden önce sadakalar vermeniz sizi rahatsız mı etti? Madem vermediniz; Allah da bu konudaki tevbenizi kabul etti; öyleyse namazı tam kılın, zekatı verin, Allah’a ve elçisine boyun eğin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.
Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten çekiniyor musunuz? Bunu yapamazsanız; Allah, tevbenizi kabul eder, öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Gizli konuşmadan önce sadaka vermekten korktunuz da mı bunu yapmadınız? Yine de Allah sizi bağışladı. Siz de namazı dosdoğru kılmaya bakın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Zira Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.(3)
(3) Peygamberimizle özel olarak görüşme taleplerinin, onu bunaltacak ve mü’minlerin işleriyle meşgul olmaktan alıkoyacak bir seviyeye vardığı anlaşılıyor. Bunun üzerine getirilen önlem amacına ulaşınca bu yükümlülük kaldırılmıştır. Böylelikle, ihtiyaç halinde başvurulabilecek bir çözüm gösterilmiş bulunmaktadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti. Artık namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.