Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5112, sondan 1125. ayet; 58. sure ve Mücadele Suresinin 8. ayetidir. Mücadele Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 38, harf sayısı 166 ve toplam ebced değeri ise 8613 olarak hesaplanmıştır. Mücadele Suresinin toplam ebced değeri 131377 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الم تر الى الذين نهوا عن النجوى ثم يعودون لما نهوا عنه ويتناجون بالاثم والعدوان ومعصيت الرسول واذا جاؤك حيوك بما لم يحيك به الله ويقولون في انفسهم لولا يعذبنا الله بما نقول حسبهم جهنم يصلونها فبئس المصير
Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530]
Diyanet İşleri (Yeni) Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
Yahudilerle münafıklar kendi aralarında fısıldaşıp müslümanlara bakarak kaş göz işaretleri yapıyor, onlarla alay ediyorlardı. Hz. Peygamber onların bu davranışını yasaklamış, ancak onlar bundan vazgeçmemişlerdi. Münafıklar ayrıca Hz. Peygambere selâm verecekleri zaman “es-Selâmu aleyke” yerine, “Ölüm sana” anlamına gelen “es-Sâmu aleyke” cümlesini söylüyorlardı. Âyet, onların bu çirkin davranışlarını kınamaktadır.
Diyanet İşleri (Yeni) Mücadele Suresi 8. Ayet Tefsiri
Her an müşriklerden bir saldırı gelmesi ve onlarla sıcak çatışmaya girilmesi ihtimalinin bulunduğu bir dönemde inen bu âyetin öncelikli konusu ve hedefinin, iman etmiş gibi göründükleri için müslüman muamelesi gören münafıkların ve yapılan sözleşme gereği Medine şehir devletinin vatandaşı olan yahudilerin bazı yanlış tavır ve hareketleri olduğu anlaşılmaktadır. Zira tarihî bilgiler, Medine’deki münafıkların o sıralarda yahudilerle gizli bir ittifak içinde olduklarını göstermektedir; 14. âyette de bu hususa özel olarak değinilecektir. Hendek Savaşı’ndan sonra Medine’de yahudi kalmamış olması, bu âyetin belirtilen savaştan önceki bir tarihte yani sûrenin bütününe ait sıralamadaki yerine göre daha önceki bir zamanda inmiş olduğunu düşündürmektedir. Bununla beraber, burada yahudilerin daha önceki tutumlarına bir gönderme yapılmış bulunması yahut söz konusu ifade ve tutumların sadece münafıklara ait olması da muhtemeldir.
Münafıklar ve/veya yahudiler kendi aralarında toplanıp Hz. Peygamber ve müslümanlar aleyhine entrikalar çeviriyor, bu arada yanlarına bir mümin yaklaştığında kaş göz işaretleriyle onu tedirgin ediyorlardı. Resûlullah’a bu durumun intikal ettirilmesi üzerine böyle davranmamaları uyarısı yapıldı. İşte yaygın yoruma göre âyetin ilk cümlesinde onların belirtilen yasağa riayet etmediklerinden söz edilmekte ve bu gayri ahlâkî tutum kınanmaktadır.
Âyetin devamında bu kimselerin Resûl-i Ekrem’i selâmlama biçimleri eleştirilmekte fakat ne dedikleri açıklanmamaktadır. Tefsirlerde âyetin bu kısmını izah sadedinde genellikle, bazı yahudilerin Hz. Peygamber’e “es-selâmü aleyk” yerine “es-sâmü aleyk” diyerek selâm vermeleri olayına değinilir (meselâ bk. Buhârî, “Edeb”, 38; Taberî, XXVIII, 13-15). Allah’ın selâmladığı şekil olan “es-selâmü aleyk”, “Esenlik üzerine olsun” anlamına gelirken, küçük bir telaffuz oyunuyla söylenen “es-sâmü aleyk”, “Başına ölüm gelsin” veya “İçine (dininden) bıkkınlık gelsin” demek oluyordu. Hz. Âişe bunu farkedince onlara lânetleyici ifadelerle karşılık vermiş, Hz. Peygamber ise Hz. Âişe’yi teskin etmiş ve yumuşak söz söylemesini istemişti. O “Ama ey Allah’ın resulü, onların ne dediğini duymadın mı?” deyince Hz. Peygamber, “Benim de onlara ‘ve aleyküm’ dediğimi duymadın mı?” cevabını verdi. Böylece Resûlullah onların selâmını hakîmane bir şekilde “O dediğiniz sizin üzerinize olsun” anlamına gelen bir ifadeyle söylediklerini kendilerine iade etmiş oluyordu (Buhârî, “Edeb”, 38; Müslim, “Selâm”, 6-12). İbn Âşûr ise bir grup yahudi ile Hz. Peygamber arasında geçen mezkûr olayın bu âyetle ilgisi olmadığı, burada münafıkların “es-selâmü aleyk” yerine Câhiliye âdetine göre söylenen selâm ifadelerini sürdürmekte ısrar etmelerine veya yahudilerden öğrendikleri bazı kinayeli sözleri (bk. Bakara 2:104; Nisâ 4:46) söylemelerine işaret edildiği kanaatindedir (XXVIII, 31). İbn Abbas’tan nakledilen bir ifadede bu âyetin tamamının münafıklar hakkında olduğunun ve onların arasında da yahudi karakteri taşıyanlar bulunduğunun belirtilmesi (bk. İbn Atıyye, V, 277) bu kanaati destekleyici niteliktedir.
Aynı âyetin “Üstelik birbirlerine ‘Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!’ diyorlar” diye çevrilen kısmını, “Üstelik içlerinden veya baş başa kaldıklarında ... diyorlar” şeklinde tercüme etmek de mümkündür. İnkârcıların ve sapkın düşünce sahiplerinin Allah’ın cezalandırmasını beşerî düzleme indirgeyerek bu tarz bir argüman geliştirmeleri, örneğine sık rastlanan bir durumdur. Kur’an’da ve hadislerde Allah Teâlâ’nın kendisine ortaklar koşulduğunu gördüğü, duyduğu, bildiği halde, insanlardan farklı olarak hemen cezalandırma cihetine gitmediği, her konuda olduğu üzere bu konuda da kendi hikmetine göre ve dilediği zaman hükmünü icra ettiği ve imtihan sebebiyle genellikle kullarına fırsat tanıyıp nihâî hükmünü âhirete ertelediği belirtilmiş; hemen dünyada cezalandırılmama durumuna aldanarak “Nasıl olsa herkesin yaptığı yanına kalıyor” gibi bir yanılgıya düşmemek gerektiği uyarısı yapılmıştır.
Mehmet Okuyan
Gizli konuşmaktan engellendikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Elçi’ye isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamlamadığı şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!
Gizli konuşmaktan yasaklandıktan sonra o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda gizlice toplananları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Orası ne kötü varış yeridir![618]
Bayraktar Bayraklı Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
[618] Necvâ/gizli konuşma hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 101-108.
Erhan Aktaş
Gizlilik içinde konuşmaktan¹ yasaklandıkları halde, bu yasağa uymayarak günah, düşmanlık ve Resûl'e karşı gelmek amacıyla gizlilik içinde bir araya gelenlerden haberin var mı? Sana geldikleri zaman, Allah'ın seni selamlamadığı şeyle seni selamlarlar.² Kendi aralarında da: “Söylediğimiz şeylerden dolayı Allah bize azap etse ya!”³ diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Ona yaslanacaklar. Orası ne kötü varış yeridir.
1- Aralarında kötü niyetle. 2- Ehli Kitap ve münafıklar “Es-selamu aleyk.” (Üzerine selam olsun) yerine, (üzerine ölüm olsun) anlamında “Es-sammu aleyk.” diye selam veriyorlardı. Samm; zehir, zıkkım, ölüm anlamına gelmektedir. 3- “Gerçekten nebi olsaydı, söylediklerimizden dolayı Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi?”
Ahmet Akgül
‘Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis fesatçılığından) men edilip (uyarıldıkları halde), sonra bu yasaklandıkları şeye dönenleri; günahı, düşmanlığı ve peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmez (ve farkında olmaz) mısın? Onlar Sana geldikleri zaman, Seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlamakta (ve Müslüman rolü oynamaktadırlar) . Ve kendi kendilerine (kaldıklarında ise) : "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya" diyerek (inkârlarını kusmaktadırlar) . Onlara cehennem yeterlidir (gereklidir) ; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir dönüş yeridir (girdiklerinde anlayacaklardır).
Bakmaz mısın gizli ve fısıltıyla konuşmadan vazgeçmeleri emredilenlere, sonradan gene vazgeçmeleri emredilen şeye dönerler ve suça ve düşmanlığa ve Peygambere isyana ait şeyleri gizlice konuşurlar ve senin yanına gelince de Allah'ın, sana verdiği selamdan başka bir tarzda selam verirler sana ve birbirlerine de şu söylediklerimiz yüzünden derler, Allah'ın bizi azaplandırması gerekmez miydi? Cehennem yeter onlara, oraya atılıp yanacaklardır ve gerçekten de orası, dönülüp gidilecek ne de kötü yerdir.
Abdulbaki Gölpınarlı Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
Yahûdiler, Hz. Peygambere "Es-Sâmu aleyk - ölüm sana" diye selâm verirlerdi. Hz. Peygamber de "sana da" diye karşılık verirdi. Bu âyet, buna işaret etmektedir.
Abdullah Parlıyan
Ey Muhammed! Bakmıyor musun şu adamlara ki, gizli gizli konuşmaktan yasaklandıkları halde, yine o yasaklandıkları işe dönüyorlar günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda, gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi kendilerine: “Bu söylediklerinizden dolayı, Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter, oraya gireceklerdir, ne kötü girilecek yerdir orası.
Fısıltı yayarak ortalık bulandırmaktan menedildikten sonra, ilahi ilmin-hikmetin gereği kendilerine yasak edilen o tür davranışları yapmaya kalkışarak, bile bile günah işleme, zarar verme, düşmanlık ve Rasulullah'a, sünnetine bağlılığı ve saygıyı terketme, emirlerine itaat etmeme, savsaklama ve rızasını gözetmeme hususunda gizlice konuşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman Allah'ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selâmlıyorlar. Kendi içlerinde de:
“- Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmeyecek mi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter. Onlar Cehennemi boylayarak yanacaklar. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir!
Gizli konuşmaktan menedilip de sonra menedildikleri şeye dönenleri ve günâh, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelme konusunda aralarında gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde de seni, Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlarlar ve kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler. Orası ne kötü bir varış yeridir!
8.İbnu Ebi Hatim`in Mukatil bin Hibban`dan rivayet ettiğine göre yahudiler yanlarından bir sahabi geçtiğinde aralarında gizli gizli konuşuyorlardı. Sahabi de kendine bir suikast planı yapıyor olabilecekleri düşüncesine kapılarak tereddüde düşüyordu. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onları böyle gizlice konuşmaktan nehyetti. Ama yahudiler yine vazgeçmediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ayetin: "Sana geldiklerinde de seni, Allah`ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlarlar ve kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derler" mealindeki kısmı hakkında da Ahmed bin Hanbel , Bezzar ve Taberani, Abdullah bin Amr`dan şöyle bir rivayet nakletmişlerdir: Yahudiler Resulullah (a.s.)`a "Sâm aleykum (ölüm sizin üzerinize olsun)" diye selâm verirler, sonra kendi aralarında: "Söylediğimizden dolayı Allah bize azap etse ya!" derlerdi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Hz. Aişe (r.a.) ve Enes bin Malik (r.a.)`ten de bunu destekleyen rivayetler nakledilmiştir.
Ali Bulaç
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlamıyorlar. Ve kendi kendilerine: 'Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya' derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.
(Ey Rasûlüm), bakmaz mısın şunlara, (o münafıklarla yahudilere): Gizli konuşmaktan yasaklandılar da, sonra dönüb yasaklandıkları şeyi yapıyorlar ve yalan, zulüm, Peygambere isyan fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde de, seni Allah'ın selâmlamadığı bir suretle selâmlıyorlar. (Es-selâmü Aleyk yerine, üzerine ölüm olsun manâsına gelen Es-Sâmü Aleyk diyorlar). Kendi aralarında da: “- Allah bizi, söylediklerimizle azablandırsa ya!” diyorlar. Onlara cehennem yeter; oraya girecekler. Artık o, ne kötü dönüş yeridir...
Şu adamları görmedin mi? Ki (kötülük konusunda) gizli toplantı yapmaktan yasaklandıkları halde, tekrar dönüp toplanıyorlar. Günah, düşmanlık ve Peygamber’e karşı gelmek için, gizli kararlar alıyorlar. Sana geldikleri zaman, Allah’ın sana verdiği selam dışında bir selam ile selam verirler. Ve içlerinden: “(Eğer Muhammed haklı olsaydı,) Allah bize azap vermeli değil miydi?” diyorlar. Ceza olarak Cehennem onlara yeter. Onlar oraya dayatılacaklar. En kötü varılacak yer orasıdır.
Gizlice konuşmaktan geri durmaları emrolunan kimselerin, yine konuştukların günahla, düşmanlıkla peygambere karşı bulunmakçin, fısıldaştıkların görmüyor musun? Sana geldiklerinde, Allahın vermediği bir selâmla seni selâmlıyorlar; kendi kendilerine bir de derler ki: «Yaptığımız bu sözden, niçin Allah bize ceza vermiyor?»; Yurtları cehennem, orada yakılırlar, o ne kötü bir döneydir
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve resule karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı gibi selamlıyorlar (“Es-selâmü Aleyküm” yerine, üzerine ölüm olsun manasına gelen “Es-Sâmü Aleyküm” diyorlar). Üstelik kendi aralarında; “söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diy(erek de alay ediy)orlar. Cehennem onların hakkından gelecektir! Onların hepsi oraya (mutlaka) atılacaklardır. Ne kötü varış yeridir orası (bir bilseler)!
Cemal Külünkoğlu Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
O günün Yahudilerinin ve münafıkların bir kısmı, Hz. Peygamber’le karşılaştıkları ya da yanına geldikleri zaman: “Size ölüm olsun” anlamına gelen “es-Samü-Aleyküm Ya Ebe’l Kasım” derlerdi ve böylelikle “es-Selâmü Aleyküm” ün telaffuzunu bozarak duyanların kendilerinin selam verdiğini zannetmelerini sağlarlardı. Hz. Peygamber de onların bu saygısız ve kaba davranışlarına karşı “size olsun” anlamına gelen “Aleyküm” şeklinde mukabelede bulunurdu. Yani “size de ölüm olsun” derdi. Onlar bu şekildeki çirkin kelime oyunlarını zaman zaman Hz. Peygamberin arkadaşlarına da yaparlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü dönüş yeridir orası!
Bunlar, yahudiler ve münafıklardı. Müslümanların yanında işaretlerle gizli gizli konuşurlar, müminlerin içlerine şüphe sokmaya çalışırlar, savaşta mücâhitlerin mağlup oldukları, geride kalanların da öldürüldükleri hissini uyandırmaya çalışırlardı. Hz. Peygamber onları bu ahlâksızlıktan menetmişti. Yahudilerin bir başka ahlâksızlığı da, Hz. Peygamber’le karşılaştıklarında «Sana ölüm olsun» anlamına gelen «Es-sâmü aleyk» şeklinde selam vermeleriydi. Hz. Peygamber onların bu saygısız ve kaba ifadelerine «Size olsun» anlamına «Aleyküm» şeklinde karşılık verir, nâzik ve mülayim tavrını değiştirmezdi.
Edip Yüksel
Gizli toplantılar yapmaktan menedildikleri halde hâlâ menedildikleri işte israr edenler dikkatini çekmedi mi? Onlar günah işlemek, düşmanlıkta bulunmak ve elçiye itaatsizlik etmek amacıyla kulis yapıyorlar. Sana geldiklerinde, ALLAH'ın seni selamlamadığı bir biçimde selamlıyorlar. Kendi aralarında, "Söylediklerimizden ötürü ALLAH bizi cezalandırsa ya!" derler. Cehennem onlara yeter. Orada yanarlar; ne kötü bir duraktır orası.
Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü dönüş yeridir orası!
Bakmaz mısın şunlara: Gizli konuşmadan nehyedildiler de sonra dönüp nehyolundukları şeyi yapıyorlar, günah, udvan ve Peygambere ısyan fısıldaşıyorlar, yanına geldiklerinde de seni Allahın sağlıklamadığı bir suretle sağlıklıyorlar, kendi içlerinde de Allah bizi söylediklerimizle ta'zib etse ya! Diyorlar, Cehennem onlara yeter, ona yaslanacaklar, artık o, ne fena âkıbettir
Fısıltı (ile konuşmak) dan men'edilib de sonra men'edildikleri (o haale) dönmekde ve günâhı, düşmanlığı ve peygambere ısyaanı fısıldaşmakda olanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni Allahın selâmlamadığı bir şeyle selâmlarlar. Kendi aralarında da «Allah bizi söyleye geldiğimiz yüzünden azâblandırmalı değil miydi?» derler. Onlara cehennem yeter. Oraya girecekler, işte o, ne kötü dönüş yeridir!
Gizli konuşmaktan yasaklanıp da sonra kendisinden yasaklandıkları şeye dönenleri, hem günah, düşmanlık ve peygambere isyan husûsunda birbirleriyle gizlice konuşanları(yahudilerle münâfıkları) görmedin mi? Sana geldikleri zaman, seni Allah'ın kendisiyle selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar. Hâlbuki kendi içlerinde: “(Eğer peygamber olsaydı, bu) söylemekte olduklarımızdan dolayı Allah'ın bize azâb etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya gireceklerdir! Artık o, ne kötü varılacak yerdir!(2)
Hayrat Neşriyat Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
(2)Yahudi ve münâfıklar, bir muhârebede Müslümanları endişeye düşürmek ve üzmek gāyesiyle, mücâhidlerin mağlûb edildiği ve bir kısmının da öldürüldükleri söylentisini yaymaya çalışıyorlardı. Resûl-i Ekrem(asm) onları bu davranışlarından men‘ ettiyse de onlar bu îkāza uymadılar. Hattâ bir vesîleyle Hz. Peygamber(asm)’ın yanına geldiklerinde, “Sana ölüm olsun” ma‘nâsına gelen اَلسَّامُ عَلَيْكَşeklinde selâm verdiler. Resûlullah (asm) onların bu maksadını anlamakla berâber, tavrını bozmadı ve onlara: “Sizin de üzerinize olsun!” ma‘nâsına وَ عَلَيْكُمْ diyerek karşılık verdi. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 441; Nesefî, c. 4, 343)
İlyas Yorulmaz
Gizli toplantı (kulis) yapmaları yasaklananları görmüyor musun? Yasaklandıkları gizli toplantılara dönüyorlar ve günah işlemek, düşmanlık yapmak ve elçiye isyan etmek için karar alıyorlar. Senin yanına geldiklerinde, Allah’ın seni övmediği bir şekilde seni övüyorlar. Sonra kendi içlerinden de “Elçiye söylediklerimizden dolayı Allah’ın bize azap etmesi gerekmiyor muydu?” diyorlar. Onlara cehennem yeter ve oraya atılacaklar. O cehennem, ne kadar kötü bir dönüş yeri.
Görmüyor musun ki birleşip gizli konuşmadan nehyolunduktan [¹] sonra yine nehyolundukları şeye dönüp günahkârlığa, düşmanlığa, peygambere kaşı gelmeye ait hususatta gizli konuşurlar. Bunlar yanına geldikleri zaman Allah/ın sana vermediği selâmla selâm verirler [²]. Kendi kendilerine «— Bu dediklerimizle Allah bize azap etmeyecek miydi?» [³] derler. Onlara girecekleri Cehennem elverir. Orası ne fena uğraktır!
İsmail Hakkı İzmirli Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
[1] Müslümanlara eza vermek için Yahudiler ve münafıklar birbirleriyle gizli konuşurlardı. Bu hal menolunmuşken yine gizli konuşmada devam ederlerdi.[2] (Esselâmü a'leyk - Sana Allah selâmet versin) yerinde (Essâmü a'leyk - Allah sana ölüm versin) derler.[3] «O, gerçek peygamber olaydı bu sözlerimizden dolayı biz, herhalde bir azaba uğrardık».
Kadri Çelik
Gizli konuşmaktan men edilip de sonra men edildikleri şeye dönenleri ve de günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmeyi (aralarında) fısıldaşmakta olanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selâmlamadığı biçimde selâmlıyorlar ve kendi kendilerine, “Söylemekte olduklarımız dolayısıyla Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Onlara cehennem yeter, oraya gireceklerdir. Evet, o pek de kötü bir gidiş yeridir.
(Birçok rivayette anlatıldığı gibi bu, Yahudi ve münafıkların ortak tavrı idi. Onlar Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanına geldiklerinde “es-Samu aleyke (Ölüm olsun üzerine) Ya Ebe’l Kasım” diyorlar ve böylelikle “es-Selamu aleyke”nin telaffuzunu bozarak bunu işiten kimselerin kendilerinin selam verdiğini zannetmelerine neden oluyorlardı.)
Mahmut Kısa
Baksana şu Yahudi ve münâfıklara; bu tür gizli toplantı yapmaları kesinlikle yasaklandığı hâlde, hâlâ yasağı çiğnemekte ısrar ediyor ve günah işlemek, müminler arasına kin ve düşmanlık tohumları ekmek ve Peygambere başkaldırmak amacıyla gizli toplantılar düzenliyorlar. Senin yanına geldiklerinde, seni Allah’ın Kur’an’daki selâmlamasına aykırı bir tarzda selâmlıyorlar. “Es-selâmu aleyküm!: Size selâm olsun!” sözünü, kasden “Es-sâmu aleyküm!: Ölüm sizin başınıza!” şeklinde telaffuz ediyorlar. Bundan dolayı başlarına yıldırımlar düşmediğini görünce de, içlerinden, “Eğer Muhammed gerçekten bir Peygamber ise ve ilâhî adâlet diye bir şey varsa, bu söylediklerimizden dolayı Allah bizi cezalandırsa ya!” diyorlar. Elbette cezalandıracak: İçinde ebediyen azap çekecekleri cehennem onlara ceza olarak yeter; ne korkunç bir son!
Gizli Konuşmak’tan nehiy edilen / yasaklanan sonra yine de yasak edildikleri şeye dönen; Günah, Düşmanlık ve Rasûl’e isyan ile ilgili gizli gizli fısıldaşan kimselere bakıp görmedin mi?
Sana geldikleri zaman Allah’ın sana tahiyyet yapmadığı bir şeyle tahiyyet / selamlama / dirlik dileği yapıyorlar.
Kendi aralarında: -“Söylediğimiz sebebiyle Allah bize azap etseydi ya?” diyorlar.
Onların hesabı Cehennem’dir; oraya atılacaklardır.
Gidip Varılacak Yer ne kötüdür!
(Ey Muhammed!) Gizli toplantılarında (sana düşmanlık için) fısıldaşmaları yasaklananların, sonra yasaklandıkları şeye döndüklerini, günâh, düşmanlık ve Peygambere isyan (hususunda aralarında) fısıldaştıklarını ve sana geldiklerinde de seni, Allah’ın selâmlamadığı1 bir şekilde selâmladıklarını2 bilmiyor musun? (Bir de) onlar, aralarında; “Bu söylediklerimiz yüzünden Allah’ın bize azap etmesi gerekmez miydi?” diyorlar. Onlara ancak sonunda içerisine atılacakları cehennem kâfi gelir. Çünkü orası, varılacak yerlerin en kötüsüdür.
1 Allahu Teâlâ peygamberlerini: “…selam olsun seçkin kıldığı kullarına…” (Neml: 59), “Bütün Peygamberlere selâm olsun” (Saffat: 181), “Şüphesiz, Peygambere, Allah rahmet eder ve melekleri duâ eder. Ey îman edenler! Siz de ona hürmet edin ve tam teslim olun” (Ahzab: 56) şeklinde selamlamıştır.2 Hz. Aişe’den rivâyet olunduğuna göre; Yahûdîlerden bir grup, Rasûlullah’ın huzuruna geldiler ve “helâk olasın ey Kasım’ın Babası” (السَّامُ عَلَيْكَ يَا اَبَا الْقَاسِمِ) dediler. Peygamberimiz de; (عَلَيْكُمْ) “siz de” diye cevap verdi. (Buharî, Müslim)
Muhammed Esed
(Ve sen ey Muhammed!) gizli konuşmalar [yoluyla dolap çevirmek]ten men edilen, 11 ama men edildikleri şeye [tekrar] başvurmaktan kaçınmayanların ve kötülükte bulunmaya, saldırganlığa ve Elçi'ye karşı gelmeye 12 niyetlenerek fesatlık kuranların farkında değil misin? Bu [insan]lar, sana ne zaman yaklaşsalar 13 Allah'ın asla hoş görmeyeceği tarzda seni selâmlarlar; 14 ve birbirlerine: “Allah neden söylediklerimizden dolayı bizi cezalandırmıyor?” 15 derler. Cehennemdir onların payına düşecek olan: onlar işte oraya girecekler; o, ne kötü bir duraktır!
Aralarında kötü niyetli gizli toplantı yapmaları kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen bu yasağa uymayıp kötülük düşmanlık ve elçiye isyan maksadıyla gizli görüşme yapanları görüyorsun değil mi? Onlar seninle karşılaşınca Allah’ın seni selamlamadığı gibi selamlarlar. Üstelik kendi aralarında da “Allah bizi söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya!” derler. Cehennem onların hakkından gelecektir. Evet, hepsi de oraya atılacaklar, ne kötü bir son duraktır orası! 8/30, 27/47...51
(Ey Rasul!) Gizli görüşmeden men edilen, sonra da men edildikleri şeye tekrar dönenleri görmedin mi? İşte onlar günah, düşmanlık ve Rasul’e isyan hususunda gizli kapaklı işler çeviriyorlar. Ne zaman sana gelseler, Allah’ın seni selamlamadığı biçimde seni selamlıyorlar[4982] ve kendi aralarında “Hadi bakalım, Allah sözlerimizden dolayı bizi cezalandırsın da görelim!” diyorlar. Cehennem gelir bunların hakkından.[4983] Oraya dikilecekler![4984] O ne kötü son duraktır.
Mustafa İslamoğlu Mücadele Suresi 8. Ayet Açıklaması
[4982] Zımnen: “Allah’ın hoş görmediği, razı olmadığı biçimde”.
[4983] Zımnen: “Cehenneme kadar yolları var!”
[4984] Veya: “Orada düzeltilecekler”. “Namaz” anlamındaki salât ile aynı kökü paylaşan kelime için A’lâ 15’in ilgili notuna bkz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bakmaz mısın o kimselere ki gizlice konuşmadan nehyedilmişlerdir, sonra da nehyedilmiş oldukları şeye dönüverirler ve günah ile ve adavet ile ve Peygambere isyan ile fısıldaşırlar ve sana geldikleri zaman da seni Allah'ın selâmlamadığı bir şey ile selâmladılar ve kendi içlerinde de derler ki, «Allah bizi söylediğimiz şey ile muazzep etmeli değil mi?». Onlara cehennem kâfidir, ona yaslanacaklardır. Artık ne fena bir dönüş yeri.
Böyle kulis yapmaları men edilmişken, kendilerine yasaklanan bir işi tekrar yapıp günah, zulüm, Peygambere isyan hususunda kulis yapan, fısıldaşan kimseleri görmüyor musun? Senin yanına vardıklarında, sana Allah'ın öğrettiği selâmdan başka bir şekilde selâm verirler. Kendi içlerinden de: “Allah bizi bu söylediklerimizden dolayı cezalandırsa ya! ” diye alay ederler. Onların hakkından ancak cehennem gelir! Muhakkak onlar oraya girecekler. Orası gidilecek ne fena yerdir!
Görmedin mi şu adamları ki gizli gizli konuşmaktan menedildikleri halde yine o menedildikleri işe dönüyorlar; günah, düşmanlık, Elçiye isyan hususunda gizli gizli konuşuyorlar. Sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir tarzda selamlıyorlar ve kendi içlerinde de: "Bu dediğimizden ötürü Allah bize azab etse ya" diyorlar. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir, ne kötü gidilecek yerdir orası!
Yasaklanmasına rağmen, yasağı çiğneyerek günah işleme, düşmanlık etme ve elçiye karşı gelme konularında, aralarında gizlice konuşmaya devam edenleri hiç görmedin mi? Onlar, yanına geldiklerinde Allah’ın selamlamadığı bir selamla seni selamlar ve birbirlerine şöyle derler: “Söyleyip durduğumuz bu sözler yüzünden Allah bize azap etse ya!” Onların hakkından Cehennem gelir. Onlar oraya gireceklerdir. Ne kötü hale gelmektir o.
Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah'ın selamlamadığı bir şekilde selamlıyorlar. Kendi kendilerine de:-Bu söylediklerimiz sebebiyle Allah'ın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer!
Gizlice konuşmaktan men olunan o kimseleri görmedin mi? Yine kendilerine yasaklanan şeye dönüyorlar ve günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek için fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde de seni Allah'ın selâmlamadığı bir şekilde selâmlıyorlar ve kendi kendilerine, “Söylediğimiz şey yüzünden Allah bizi cezalandırsa ya!” diyorlar. Onları ancak Cehennem paklar. Oraya gireceklerdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!
Görmedin mi şu fısıldaşmaktan yasaklananları ki, biraz sonra, yasaklanmış oldukları şeye dönüyorlar ve günah, düşmanlık, peygambere isyan konusunda fısıldaşıyorlar. Sana geldiklerinde, seni Allah'ın selamlamadığı biçimde selamlıyorlar. Kendi içlerinde ise şöyle diyorlar: "Söylediğimiz şey yüzünden Allah bize azap etse ya!" Cehennem yeter onlara. Girecekler oraya. Ne kötü dönüş yeridir o!
ey görmedüñ mi anları kim yıġlındılar çivşeyü söylemekden andan dönerler aña kim yıġlındılar andan? daħı çivşeyü söyleşürler yazuġı daħı ḥaddan geçmegi daħı yalavaca 'āsį olmaġı. daħı ķaçan kim geldiler saña selām virdiler anuñ-ile kim selām virmedi saña anuñ-ile Tañrı ya'nį «selām aleyh» dirler daħı eydürler gendüzilerinde “nişe 'aźāb eylemez bize Tañrı andan ötürü kim eydürüz?” ŧapdur anlara ŧamu gireler aña pes ne yavuz dönecek yirdür!