Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 938, sondan 5299. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 149. ayetidir. En'am Suresi 149. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 2092 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Bu âyetten Allah’ın; insanların doğru yola ermelerini dilemediği anlamı çıkarılamaz. Burada vurgulanmak istenen nokta, insanların hür iradesine Allah’ın müdahale etmediğidir. İnsanlar doğru, ya da eğri yolu kendi hür iradeleriyle seçerler. Allah da bu tercihlerin aksine bir irade ortaya koymaz. Zira böyle bir şey insan iradesine baskı olurdu ki, bu taktirde insanların sorumlu olmaması gerekirdi. Buna göre Allah’ın, insanları kendi tercihlerine ters düşecek şekilde zorunlu olarak doğru yola getirmek istememiş olması, aslında onların iradelerini bu yönde kullanmadıklarının bir ifadesidir. Kısaca âyet şöyle anlaşılmalıdır: “Siz istemeseniz de Allah sizi doğru yola iletebilirdi. Ama bu sizin hür iradenizi yok saymak olurdu. Bu sebeple Allah sizin tercihinize ters düşecek şekilde doğru yola girmenizi istemedi ki iradenize baskı yapmış olmasın.”
Asıl güvenilecek olan kesin, üstün ve gerçek delil, Allah’ındır; O’nun ortaya koyduğu, akla, ilme, irfana dayalı delildir ki o da Allah’ın gerek vahyedilen bilgilerde, gerekse akıl ve basîret sahiplerine hitap eden tabiat düzeninde sergilediği gerçeklerdir.
Mehmet Okuyan
De ki: “Kesin (en üstün) delil, yalnızca Allah’a aittir. (Allah) dileseydi elbette hepinizi doğru yola ulaştırırdı.”
1- Dayanak. Tutanak, kanıt, belge. 2- Sizi, kendi seçiminizin sonucuna bırakmasaydı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir.
Ahmet Akgül
(Ey Nebim, onlara) De ki: “Son derece açık, kesin ve güvenilir delil, Allah’ındır. Eğer O dileseydi (sizde de samimi bir istek ve gayret görseydi), elbette hepinizi toptan hidayete erdirirdi.” (Böylece muhkem ayetleri, Sahih hadisleri ve İcma-ı ümmeti size rehber ettirirdi.)
“Kesin, sağlam ve maksada ulaştıran delil Allah'ındır. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, hepinizi doğru yola iletirdi." de.
Diyesin ki: «Tam hüccet Allahın katındadır, isteseydi hepinizi doğru yola iletirdi» Diyesin ki: «Allah bunu haram kıldı!» diye tanıklıyacak kimseleri getirin, eğer tanık olurlarsa onlara tanık olma, bizim
Müşrikler «Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız... Hiçbir şeyi de haram kılmazdık» diyerek kâfirliklerini Allah’ın iradesine bağlamak istiyorlardı. Yüce Allah bu âyet ile kendisinin delilinin daha üstün ve neticeye ulaştırıcı olduğunu bildirdi. Zira O dileseydi kullarını günaha meyletmeyecek özellikte yaratırdı. Ancak O bunu dilemedi, kullarını hem günah işlemeye hem de sevap kazanmaya kabiliyetli bir özellikte yarattı. Onlara irade verdi, kendi dilemesini de kulların iradeleri doğrultusunda yöneltti. Ancak hayra razı oldu, şerre razı olmadı. Allah dilese kuldaki kötülük yapma özelliğini ondan alır ve böylece bütün insanlar hidayete ermiş olurlardı. O zaman da imtihan hikmeti ortadan kalkar ve maksat hasıl olmazdı.
Edip Yüksel
De ki: "En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı."
Allah'ın delili, otuz beş ayet önce bildirildiği gibi tam detaylı olan kitabındadır. Saçma sapan hikayeler ve çelişkili haramlar ile dolu olan hadis kitaplarında değil.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "En kesin ve üstün delil, Allah'ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
Söyle (onlara): «(Madem ki öyle bir ilminiz yokdur) o halde tam ve kâmil hüccet Allahın (hücceti) dir. İşte eğer O, dileseydi topunuzu birden elbette hidâyete kavuşdururdu».
De ki: “Öyle ise en mükemmel delil Allah'ındır. O hâlde (O) dileseydi, elbette sizi hep berâber hidâyete erdirirdi. (Ama O, sizi kendi irâdenize bıraktı.)”
(Menakib-u İbn-i Meğazili s.40 ve 19’da, Enes’in bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini nakletmiştir: “Resulullah’ın yanında bulunuyorduk. Ali bin Ebi Talib’i gördüğünde Peygamber şöyle buyurdu: “Ben ve Ali, kıyamet gününde bu ümmetin üzerine yetkin delil ve hüccetiz.”)
Mahmut Kısa
Sözlerine devamla de ki: “En üstün ve en mükemmel bilgi ve delil, Allah’ın katından gelen bu Kur’an’dır. Ve Kur’an diyor ki; Allah dileseydi, elbette irâdenizi elinizden alır ve hepinizi doğru yola iletirdi. Fakat O, özgür irâdenizle doğruyu seçip iman etmenizi dilemiştir. Aksi hâlde, insanı insan yapan ve meleklerden üstün kılan en büyük meziyeti ortadan kalkar, onun ahlâk ve erdemliliğinin hiçbir anlam ve değeri olmazdı.
Ama Allah sizlere de irâde vermiş, hidâyetini sizin irâdenize de bağlamıştır. Siz yola gelmek isteyeceksiniz ki Allah da sizi yola getirsin. Allah, doğru yolu gösterdiği halde siz yola gelmezseniz, Allah sizi zorla yola getirmez. Sizi, kendi seçiminizin sonucuna bırakır. Artık davranışınızın sorumluluğuna katlanırsınız. Yoksa elbette Allah, zorla insanları doğru yola getirmek istese, kim O'nun irâdesine ve gücüne karşı gelebilir? Kim O'nun fermânı dışına çıkabilir? Ama insanlar için belli bir süre özgürlük, akıl ve irâdelerine göre davranma yetkisi vermiştir. İnsan neyi isterse Allah onu yaratır, fakat isteyerek yaptığından dolayı insan, eyleminden sorumludur.
Süleymaniye Vakfı
De ki “Susturucu delil Allah’ınkidir: Eğer tercihi Allah yapsaydı elbette hepinizi yola getirirdi.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 149. Ayet Açıklaması
[*] Çünkü Allah emrini verdikten sonra bir şeyin olmaması mümkün değildir. İnsanların müslüman olmaları için emir çıksa o emir herkes için çıkardı. O zaman da imtihanın bir anlamı kalmazdı.
Şaban Piriş
De ki:-Tam ve kamil delil Allah'ın delilidir. O, dileseydi hepinizi doğru yola çıkarırdı.