Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3516, sondan 2721. ayet; 32. sure ve Secde Suresinin 13. ayetidir. Secde Suresi 13. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 66 ve toplam ebced değeri ise 2391 olarak hesaplanmıştır. Secde Suresinin toplam ebced değeri 110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (10) م (5) bulunuyor.
Arapça Metin
ولو شئنا لاتينا كل نفس هديها ولكن حق القول مني لاملـن جهنم من الجنة والناس اجمعين
Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.[433]
Allah dileseydi, iyiliği veya kötülüğü seçebilmeleri konusunda insanları serbest bırakmaz, herkesi imana ve iyiliğe sevkedebilirdi. Bu takdirde, dünya hayatı ahireti kazanma yeri olmaktan çıkar, insanlar da melekler gibi olur, insanların özgür bir biçimde iradelerini kullanarak iyiliği veya kötülüğü seçebilme ve ahirette bunun sonucuna göre karşılığını görme şeklinde sınanmalarının bir anlamı kalmazdı. Âyetin ilk cümlesinde bu husus vurgulanmakta, ikinci cümlesinde ise kötülükleri tercih edenlerin ilâhî adalet gereği karşılaşacakları sonuç açıklanmaktadır.
Bu âyetlerde âhiret sahnelerinden biri canlı bir biçimde tasvir edilip güçlü bir uyarı yapılmaktadır: Dünya hayatının var ediliş hikmeti olan sınavın süresi sona erdikten sonra iman etmenin ve pişmanlık sergilemenin hiçbir değeri olmayacaktır; bu sebeple herkes ecel gelip çatmadan aklını başına toplamalı ve Allah’ın ezelî ilmindeki gerçekle yüz yüze gelmeden kendisine tanınan fırsatı değerlendirmelidir. Yüce Allah dileseydi elbette herkesin dünya hayatında doğru yolu izlemesini sağlayabilirdi; fakat O, bu hayatı şuurlu varlıklar için bir imtihan alanı kılarak anlamlandırmayı murat etmiş, yükümlü tuttuğu varlıklara da bunu bildirmiştir. Bu sebeple Allah Teâlâ’nın cehennemi hem insanlardan hem de cinlerden bir kısmı ile dolduracağını haber vermesi onları peşinen mahkûm etme değil, aksine kendilerine tanınan fırsatı hatırlatma anlamı taşımaktadır. Nitekim 14. âyette, günahkârlara verilen cezanın gerekçeye bağlandığı, bu cezanın mutlaka kendi yaptıklarına karşılık olduğu belirtilmektedir. Ayrıca birçok âyet ve hadiste, kişinin işlemediği bir günahtan ötürü ceza görmeyeceği, hatta şartlarına uygun bir tövbe ve benzeri vesilelerle günahlarının bağışlanacağı, buna karşılık yaptığı her iyiliğin de karşılığını göreceği bildirilmiştir. Şu halde 13. âyetten çıkarılması gereken sonuç şu olmaktadır: Cennet ve cehennem sembolik bir anlatımın ögelerinden ibaret sanılmamalı, vahiy yoluyla âhiret hayatına dair verilen bilgiler sorumluluk bilincini sürekli biçimde zinde tutmayı sağlayan birer gerçeklik olarak algılanmalıdır. 12. âyette geçen mücrimîn kelimesinin sözlük anlamı “suçlular, günahkârlar” olmakla beraber, burada öncelikle –10 ve 11. âyetlerde belirtildiği üzere– öldükten sonra dirilmeyi inkâr edenlerden ve dünyada iken inanmadıklarını âhirette itiraf edenlerden söz edildiği için bu kelimeyi “inkârcılar” şeklinde anlamak gerekir. 14. âyette inkârcıların âhiret gününü hatırdan çıkarmasından ve buna karşılık âhirette de ellerinden tutulmamasından söz edilirken “unutmak” anlamına gelen nisyân masdarından türetilmiş fiiller kullanılmıştır. Bazı müfessirler bunlardan birincisini gerçek anlamda “unutmak” yani hiç hatırına getirmemek şeklinde anlamışlarsa da, tefsirlerde daha çok birincisinde inkârcıların dinî bildirimleri ihmal ve terketmeleri, ikincisinde de ilâhî yardımdan yoksun bırakılıp ateşe terkedilmeleri anlamına ağırlık veren yorumlar yapılmıştır (Taberî, XXI, 99; Şevkânî, IV, 290-291; İbn Âşûr, XXI, 225-226).
Mehmet Okuyan
Biz dileseydik elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat “Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım!” diye benden kesin söz çıkmıştır.
1- Herkesi doğru yolu seçme mecburiyetinde bırakırdık. Ancak herkesi dilediği şeyi seçme konusunda serbest bıraktık. İnsanların, seçimlerinde özgür irade sahibi kılındıklarına dair Kur'an'da onlarca ayet var. (Örneğin, 18:29) 2- Herkesin yaptığının karşılığını göreceğine ve insanları yoldan saptıracağına dair ant içen şeytana (38:71-78) verdiğim cevapta da belirttiğim gibi, “şeytana uyanların Cehennem'e gireceği ile ilgili” yaptığım uyarı gerçekleşti. 3- Cehennem'in tamamını; şeytana uyan, doğru yoldan sapan, bilinen bilinmeyen ne kadar gerçeği yalanlayan nankör varsa, onlarla dolduracağım. Bir sonraki ayete bakılırsa, bu ayetle kast edilen şey açıklanmaktadır.
Ahmet Akgül
Eğer Biz dilemiş olsaydık, (elbette herkese) her bir nefse kendi hidayetini verirdik. (Ancak imtihan için insanları Hakk ile bâtıl arasında serbest bıraktık.) Fakat Benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: “Andolsun, cehennemi cinnlerden ve insanlardan (inkâr edenlerle ve zalimlerle) tamamıyla dolduracağım.”
Ve dileseydik herkesi doğru yola sevk ederdik ve fakat benden şu söz çıkmıştır, mukadderdir bu: Elbette cehennemi, bütün insanlarla, cinlerle dolduracağım.
Eğer dileseydik herkesi doğru yola ulaştırırdık, ancak herkesin zorlamayla değil kendi istekleriyle inanmalarını istedik ama tarafımdan şu söz de kesinlik kazandı: “Cehennemi mutlaka insanlarla ve cinlerle dolduracağım.”
Eğer bizim sünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı, herkese hidayet nasip eder, doğru, hak yola sevk ederdik. Fakat:
“Hür iradelerine ve özgürce seçme hakkına sahiplerken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için dalâleti tercih eden insanlar ve cinlerle, hepsiyle, kesinlikle Cehennemi dolduracağım” şeklindeki kararım da gerekçeli olarak kesinlik kazandı.
Eğer dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: 'Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkâr edenlerle) tamamıyla dolduracağım.'
Eğer dileseydik, herkese (dünyada) hidayetini verirdik, fakat benden şu söz gerçekleşti: “- Muhakkak ki cehennemi bütün (kâfir olan) cinlerle, insanlardan dolduracağım.”
Eğer isteseydik, herkese doğru yolu bulacak imkânı ona verirdik. Fakat Benden bir söz çıkmıştır ki, cinlerden ve insanlardan olan yığınlar ile Cehennemi dolduracağım.
Eğer dileseydik, her insanı (dünyada zorla) doğru yola ulaştırırdık (ancak iyilerle kötüleri ayırt etmek için herkesi kendi iradesine bıraktık). Fakat: “Mutlaka cehennemi görünmeyen varlıkların ve insanların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım” şeklindeki sözüm gerçekleşecektir.
Dünya hayatı sadece bir kemâle erme yeri değil, aynı zamanda bir imtihan âlemidir. Zorluğun, sıkıntının, acının, ıstırabın olmadığı yerde başarı olamaz, olgunlaşmadan söz edilemez. Yürüdüğünüz yolda barikatlar, hendekler ve bazı engeller yoksa o yol sizi başarıya götüremez. Ebedi nimetlerden yararlanmanın ve bu nimetleri ikram eden yaratıcının mülkünde söz sahibi olmanın bir bedeli olmalı. Herkes nihai kurtuluşa, esenliğe erebilecek iradeye ve özgürlüğe sahiptir. Allah, doğru yolu kullarına zorla empoze etseydi, o zaman, insanı doğru ile yanlış arasında tercih yapma yeteneğinden ve dolayısıyla bütün ahlakî sorumluluğundan alıkoymuş olacaktı. Ama öyle yapmadı, herkesi kendi özgür iradesiyle baş başa bıraktı. “(Kur'an) Rabbinizden gelen bir haktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen küfre sapsın…” (Kehf 18:29)
Diyanet İşleri (Eski)
Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair Benden söz çıkmıştır.
Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat, «Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım» diye benden kesin söz çıkmıştır.
Allah Teâlâ insanları ve cinleri cebren cennet veya cehenneme sevketseydi, kulun hürriyet ve iradesinin, bunlara bağlı imtihanın manası olmazdı. Mükellefler, kendi iradeleriyle hidayet ve cennet, yahut dalâlet ve cehennem yolunu seçeceklerdir.
Edip Yüksel
Dileseydik herkese hidayetini verirdik. Ancak, cinlerin ve insanların bir kısmıyla cehennemi topluca dolduracağıma dair sözüm gerçekleşmiştir.
İnsanların büyük çoğunluğu, Tanrı'nın kendilerini affetmesi için yaptığı çağrıyı önemsemeyerek cehenneme gitmek için inatla "direnir". Tanrı hiç kimseye hakzızlık etmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidâyetini verirdik. Fakat benden: "Bütün insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracağım." sözü hak olmuştur.
Eğer dilemiş olsa idik her nefse hidayetini verirdik ve lâkin benden şu kavil hakk oldu: elbette ve elbette Cehennemi dulduracağım bütün Cinlerle İnsanlardan
Eğer biz dileseydik herkesi elbette hidâyete erdirirdik. Fakat benden (saadır olan şu): «Cehennemi bütün cinlerden, insanlardan muhakkak dolduracağım» sözü hak olmuşdur.
Hâlbuki dileseydik, herkese hidâyetini elbette verirdik; fakat (herkesi kendi irâdesinde serbest bırakarak) benden: “Cehennemi, bütün cinlerden ve insanlardan(emirlerime isyân edenlerle) muhakkak dolduracağım!” sözü hak olmuştur.
Biz dilersek, her nefsi kendi yoluna getirirdik (ulaştırırdık). Ancak, benden kesinleşmiş bir söz olarak, sizin tanımadıklarınızdan (cinlerden) ve sizin tanıdıklarınızdan (ins den suçlu, günahkâr) hepsini cehenneme dolduracağım.
Biz dileseydik herkese iman yolunu bulacak şeyi verirdik [²], fakat benden bu söz sadır ve sabit olmuştur ki «— Herhalde Cehennemi bütün cin ve insan cinsi ile dolduracağım» [³].
İsmail Hakkı İzmirli Secde Suresi 13. Ayet Açıklaması
[2] Fakat onları serbest bıraktık. Kullar hangi fiili ihtiyar ederlerse biz onu dileriz. Böylece herkes ihtiyari ile İman veya küfürü iltizam etsin.[3] İşte bu sözün mucibinden dolayı umuma iman yolunu bulacak şeyi vermedik.
Kadri Çelik
Eğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidayetini verirdik. Fakat benden, “Bütün insanlar ve cinlerden cehennemi elbette dolduracağım” diye kesin söz gerçekleşmiştir.
“Şimdi sizi yeniden dünyaya göndersek de iman etseniz, böyle bir imanın ne değeri olur? Kaldı ki, eğer isteseydik, siz daha dünyadayken irâdenizi elinizden alır ve bütün insanları ve cinleri zorla emrimize boyun eğdirerek doğru yola iletirdik fakat imtihân hikmeti gereğince, dilediğiniz inanç ve hayat tarzını özgürce seçmenize izin verdik. Zira insan, ancak kendi özgür irâdesiyle ve bilinçli olarak doğru yolu seçtiği takdirde gerçek anlamda ahlâk ve erdemliliğe ulaşabilir. Bu yüzden, insandaki potansiyel gücün açığa çıkması için onu imtihâna tâbi tuttuk ve bu yolda ihtiyaç duyduğunuz her türlü imkân ve yetenekleri size verdik. Buna rağmen, sizler kötülüğü tercih ettiniz. Böylece, tarafımdan değişmez bir ilâhî yasa olarak ta ezelden ortaya konulan şu hüküm gerçekleşmiş oldu: “Yemin olsun ki, cehennemi Bana isyan eden bütün cinlerle ve insanlarla dolduracağım!”
Eğer Biz dileseydik herkesi (âhirette) kurtarırdık.1 Fakat Benim, “cehennemi kesinlikle cinlerin ve insanların (kâfirleriyle) tamamen dolduracağım.”2 sözüm, mutlaka gerçekleşecektir.
1 Âyetin bu bölümü; “Eğer Biz dileseydik, herkesi (dünyadayken) hak yola ulaştırırdık...” şeklinde de tercüme edilebilir. Ama o zaman imtihan etmenin hiçbir esprisi kalmazdı.2 Çünkü Allah, tüm insanlara elçileri vasıtasıyla ne yapıp ne yapmayacaklarını bildirmiş ve emrettiklerini yapmadıkları zaman da cehenneme koyacağını açıkça belirtmiştir. İşte Allah’ın bu sözü, âhirette gerçekleşecek ve onlar, orada affedilmeyeceklerdir.
Muhammed Esed
Eğer dileseydik her insanı doğru yola ulaştırırdık: 12 fakat [böyle olmasını dilemedik -ve sonuçta] şu vaadim doğru çıkacak: “Cehennemi mutlaka görünmeyen varlıklar ve insanlarla dolduracağım!” 13
Şayet biz isteseydik elbette herkesi doğru yola yöneltirdik, yapmadık tercihi insana bıraktık ki gideceği yeri kendisi belirlesin. “Andolsun ki ben de cehennemi inanmayan cin ve insanlarla dolduracağım” diye verdiğim söz gerçekleşsin. 10/99, 7/179
İmdi eğer Biz isteseydik, herkesi doğru yola (zorla) sokardık; fakat (bunu istemedik)[3693] ki, (iyiler kötülerden seçilsin de) tarafımdan verilmiş bulunan “Mutlaka cehennemi görünmeyen varlıkların[3694] ve insanların (kötüleriyle) tıka basa dolduracağım” sözü gerçekleşsin.[3695]
Mustafa İslamoğlu Secde Suresi 13. Ayet Açıklaması
[3693] Zımnen: Eğer zorlamış olsaydık, iradenin ve ahlâkî sorumluluğun gerekçesi kalmazdı. Zira inanç, ahlâkî değerini sahibinin o inancı özgürce seçebilme yeteneğinden alır (Krş: 18:29).
[3694] Yani: şeytanların.. (Bkz: 7:18 ve 38:85).
[3695] Adı geçen söz A’raf 18, Hûd 119 ve Sâd 84-85’te yer alır. Burada dile gelen söz; “Verdiğim irade emanetine ihanet ederek tercihini cehennem yönünde kullananları oraya dolduracağım” şeklinde anlaşılmak zorundadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer dilemiş olsa idik her nefsi elbette hidâyete erdirirdik. Fakat elbette ki, «Cehennemi bütün cinlerden ve insanlardan dolduracağım» sözü Benden hak olmuştur.
Eğer dileseydik bütün insanlara hidâyet verir, doğru yola koyardık. Lâkin “Cehennemi cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla dolduracağım” hükmü kesinleşmiştir. [10, 99]
Dileseydik, herkese hidayetini verirdik, (herkesi doğru yola iletirdik). Fakat benden "Mutlaka cehennemi, cinlerden ve insanlardan bir kısmiyle tamamen dolduracağım!" kararı çıkmıştır.
Dilesek Biz herkese hidayet verirdik.(5) Fakat Benim “Cinlerin ve insanların bütün inkârcılarıyla Cehennemi doldururum” şeklindeki sözüm böylece gerçekleşmiştir.
(5) O zaman iradelerini inkâr yönünde kullanma gücünü kendilerinde bulamazlardı; iradelerini ellerinden almış ve onları imana zorlamış olurduk.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: "Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım."