Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 846, sondan 5391. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 57. ayetidir. En'am Suresi 57. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 77 ve toplam ebced değeri ise 4792 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل اني على بينة من ربي وكذبتم به ما عندي ما تستعجلون به ان الحكم الا لله يقص الحق وهو خير الفاصلين
De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
İlk âyet, bir bakıma, inkârcıların Resûlullah’ı “şair, sihirbaz, mecnun” gibi hiçbir gerçeklik taşımayan ifadelerle itham etmelerine karşı bir cevap teşkil etmekte; onun tebliğlerinin kesin ve apaçık delile (beyyine) dayandığını haber vermektedir. 57-59. âyetlerde, müşriklerin, güya Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmak ve âciz olduğunu göstermek için “Eğer iddialarında doğruysan, hadi şu bizi tehdit ettiğin azap ve musibetleri başımıza getir de görelim!” gibi sözler sarfetmelerine karşılık, Resûlullah’ta tanrısal bir güç bulunmadığı, onun böyle bir iddia da taşımadığı, azap ve musibet gibi hususlardaki hükmün yalnız Allah’a ait olduğu bildirilmiştir. Hz. Peygamber’in, Kur’an’daki bu açıklamaları, yani Allah’ın kendisine tanıdığı yetki ve görevin ötesinde ilâhî güçler taşımadığını, gaybı da bilmediğini –kendilerini olduğundan daha kudretli göstermeye çalışan sahte önderlerin aksine– hiçbir komplekse kapılmadan tam bir dürüstlük ve içtenlikle insanlara bildirmesi, onun nübüvvetinin en belirgin delillerinden biridir.
59. âyet, yüce Allah’ın ilminin ne kadar geniş, ne kadar kapsamlı olduğunun çok veciz ve eşsiz ifadelerindendir: Gaybın anahtarları (başka bir kıraate göre gaybın hazineleri) Allah’ın yanındadır (gayb terimi için bk. Bakara 2:3). Burada Allah’ın ilminin, karalar ve denizler gibi en geniş varlık ve olaylardan, düşen bir yaprağa, yerin karanlıklarındaki bir bitki tanesine, kuruluk, yaşlılık vb. keyfiyetler gibi en basit varlık ve olaylara kadar her şeyi kuşatıp kapsadığı, dolayısıyla bütün bunların en yüce, en ince bilgi ve kudretle yaratılıp düzenlendiği ifade buyurulmuştur. Bundan dolayı kelâm bilginleri tarafından söz konusu âyet, bazı düşünürlerin, ilm-i ilâhînin cüz’iyyâtı (değişken varlık ve olayları) kapsamadığı yolundaki iddialarını çürüten en kesin delillerden biri olarak gösterilmiştir. “Apaçık bir kitap” diye çevirdiğimiz “kitâbin mübîn” tamlaması, “hafaza melekleri tarafından tutulan amel defteri”, “levh-i mahfûz” veya “Allah’ın her şeyi kuşatan ilmi” olarak açıklanmıştır (Zemahşerî, II, 19; İbn Atıyye, II, 300). Râzî son yorumu tercih eder (XIII, 11).
Mehmet Okuyan
De ki: “Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım; siz ise onu yalanladınız. Acele gelmesini istediğiniz (gün) benim yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O gerçeği anlatır ve O doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
Buradaki [yekussu’l-hakka] ifadesi “hükmü O verir” anlamını da içermektedir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir kanıta dayanmaktayım ve siz onu yalanlamış oluyorsunuz. Çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve en iyi hüküm veren O'dur.
De ki: “Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı anlatır. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
De ki: "Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge (Kur’an-ı Kerim) üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azap) yanımda (ve benim kararımda) değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, sadece Hakk olanı anlatır ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."
De ki: Ben, sizin yalan saydığınız apaçık, bellibeyan deliline uydum Rabbimin. Çabucak gelmesini istediğiniz azap da benim elimde değil. Hüküm, ancak Allah'ın, doğruyu haber veren odur ve odur ayırt edenlerin en hayırlısı.
De ki: “Bakın, ben Rabbimden gelen gerçekleri ortaya koyan, açık bir belge üzereyim ve siz O'nu yalan saydınız. Çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim yanımda değildir. Bütünüyle idare ve hakimiyet, ancak Allah'a mahsustur. O size tüm gerçekleri açıklıyor. Çünkü hak ile batıl arasında, en iyi hüküm veren O'dur.”
“Ben Rabbimden gelen apaçık hak bir delile, şeriata dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Küstahça çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim elimde değil. Hükümranlık, yargı ve icra yalnızca Allah'a aittir. O hakkı, doğruları, sorumluluk konularını anlatır, gerekçeli, hikmete dayalı, âdil icraat yapar. O, hakkı bâtıldan ayırt edenlerin, doğru hüküm verenlerin, isabetli icraat yapanların en hayırlısıdır." de.
İmam Âsım, İbn Kesir, Ebu Cafer, Nâfî dışındaki imamların kıraatine göre “gerekçeli hikmete dayalı, âdil icraat yapan” manası ilâve edilmiştir.
Ahmet Varol
De ki: "Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanmaktayım. Sizse onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, doğru haberi bildirir ve (doğruyu yanlıştan) ayıranların en hayırlısıdır."
De ki: 'Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır.'
De ki: “- Ben, Rabbimden açık bir hüccet (Kur'ân) üzereyim. Siz ise, onu yalanladınız. Acele istediğiniz azab benim elimde değil. Azabı çabuklaştırmak veya geciktirme hususunda hüküm ancak Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
De ki: “Ben Rabbim’den gelen apaçık bir delil üzereyim. Ve siz onu yalanladınız. Acele gelmesini istediğiniz şey (azap,) benim elimde değildir. Bütün idare ve hüküm ancak Allah’ındır. O, size hakkı (hakikati) açıklıyor. O, her şeyi en iyi şekilde ayırt edendir.”
Diyesin ki: «Ben, bana Tanrım katından gelen hüccet üzreyim, onu yalanladınız, ivdiğiniz nesne, elinde değil, hüküm ancak Allahın, hak olanı hükmeder, hayırlısı odur hükmedenlerin»
(Yine) de ki: “Ben Rabbimden gelen kesin bir delile dayanıyorum, siz ise onu yalanladınız. Bir an önce gerçekleşmesini istediğiniz azap da benim yetkimde değildir. Hüküm, yalnız ve yalnız Allah'a aittir. O hakikati haber verecektir. Zira O. (Hak ile batıl arasında) en iyi hükmü verendir.”
Bu ayet, Enfal suresi 8:32. ayetinde zikredilmiş olan, “gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acıklı bir azap getir” gibi inkârcıların, Hz. Peygamber’in Allah’ın elçisi olduğunu ispat etmek için kendilerinin Allah tarafından derhal cezalandırılmaları gerektiği şeklindeki alaycı taleplerine bir işarettir.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır."
De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
Kâfirler, inanmadıkları için üzerlerine gökten taş yağdırılması yahut acıklı bir azaba uğratılmaları gibi bir mucize istiyorlardı. Halbuki İslâm davası daha yeni başlamıştı. O yoluna devam edecek, aklî ve ilmî delillerle her tarafa yayılacaktı. Dolayısıyla onların istediği şekilde bir azabı Peygamber istemediği gibi Allah da göndermedi.
Edip Yüksel
De: "Ben Rabbimden bir delile dayanmaktayım. Siz ise onu yalanladınız. Ona meydan okuyarak istediğiniz şeyi getirmek benim elimde değil. Hüküm, ancak ve ancak ALLAH'ın. Gerçeği anlatıyor. O, en iyi ayırandır.
Çevre, gelenek, çıkar ve duyguların tutsağı olan fanatik inkarcılar Tanrısal delilleri göremezler ve görmek istemezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak Allah'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır".
De ki ben rabbımdan bir beyyine üzerindeyim, siz ise onu tekzib ettiniz, acele istediğiniz azâb benim elimde değil, huküm ancak Allahındır, o hakkı anlatır, hem o da'va fasledenlerin en hayırlısıdır
De ki: «Şübhesiz ben Rabbimden apaçık bir hüccetin (tam) üstündeyim. Siz ise onu yalan saydınız. Sizin çarçabık (gelmesini) istemekde olduğunuz (azâb) benim yanımda değildir. Hüküm de Allahdan başkasının değildir ki doğruyu O haber verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır».
De ki: “Şübhesiz ben, Rabbimden (gelen) apaçık bir delil üzereyim; hâlbuki (siz)onu yalanladınız. Kendisini acele istemekte olduğunuz şey (o azab) yanımda değildir.Hüküm ancak Allah'ındır. (O,) hakkı anlatır ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
Deki “Ben, Rabbim den gelen kesin doğru delillerle hareket ettiğim halde, siz bu açık delilleri yalanlıyorsunuz. Sizin benden acil olarak istediğiniz (mucizeler veya azap) benim elimde değil. Bu konuda kesin hükmü veren Allah’dır. Doğru olanı anlatan O dur. Çünkü O, doğru ile yanlışı ayıranların en hayırlısıdır.”
Onlara de ki «bende Rabbim tarafından bildirilmiş apaçık bir hüccet vardır [⁴]. Siz ise onu yalan saydınız. Sizin çabucak istediğiniz azap elimde değildir. Hüküm ancak Allah/ındır, O, doğruyu haber verir, O, doğruyu eğriden ayıranların en iyisidir».
İsmail Hakkı İzmirli En'am Suresi 57. Ayet Açıklaması
[4] Artık beni kandıramazsınız.
Kadri Çelik
De ki: “Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım. Hâlbuki siz onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap ise) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O gerçeği anlatır ve O (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
Sözlerine devamla de ki: “Bakın, ey kâfirler! Ben, Rabb’im tarafındangönderilen apaçık bir delile, Kur’an’a dayanmışım. Fakat siz onubile bile inkâr ettiniz. Sizin alay ederek bir an önce gelmesini istediğiniz o ilâhî azâbı getirmek benim elimde değildir. Zira her konuda olduğu gibi, bunda da karar verme ve hükmetme yetkisi, yalnızca Allah’a aittir. Allah ise, en doğru, en âdilâne hükmü verir ve ancak hakîkati dile getirir. Çünkü O, hak ile bâtıl arasında hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”
De ki: -“Ben, rabbimden gelen bir açık belge / beyyine üzerindeyim.
Onu yalanladınız.
Acele istediğiniz şey benim elimde değildir.
Hüküm ancak Gerçeği kıssa olarak anlatan Allah’ındır.
O Ayıranlar’ın en hayırlısıdır”.
(Ve devamla): “Ben Rabbimden (gelen) apaçık bir delile dayanıyorum ama siz, onu yalanlıyorsunuz. Sizin acele gelmesini istediğiniz (azabı) getirmek benim elimde değil. Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. Ayırt edici hükmü verenlerin en hayırlısı olarak, hakkın takipçisi sadece O (Allah)’tır.” de.
De ki: “Bakın, ben Rabbimden gelen açık bir kanıta dayanmaktayım; ve [bu şekilde] siz O'nu yalanlamış oluyorsunuz! [Bilgisizliğiniz yüzünden] bu kadar şiddetle arzuladığınız şey benim elimde değil: 47 Hüküm ancak Allah'a aittir. O hakikati ilan edecektir, çünkü [hak ile bâtıl arasında] en iyi hüküm veren O'dur”.
Ve yine de ki: “Ben, Rabbimden gelen apaçık belgeye Kuran’a dayanmaktayım. Ve siz de bunu yalanlamış durumdasınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz azap benim elimde değil, hüküm yalnızca Allah’a aittir. Gerçek hükmü O verir, zira O hak ile batılın arasını ayıranların en iyisidir.” 11/17-63, 47/14, 21/24, 18/26, 22/56
De ki: “Çünkü ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanmaktayım; ve siz bu tavrınızla onu da yalanlamış bulunuyorsunuz; sizin acele gerçekleşmesini istediğiniz şey (de) benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakikati haber verecektir; zira (hak ile bâtıl arasında) en iyi hükmü O verir.”
De ki: «Ben şüphesiz Rabbimden bir beyyine üzerindeyim. Siz ise O'nu tekzîp ettiniz. Sizin alelacele istediğiniz şey benim yanımda değil, hüküm ise ancak Allah'ındır. Hakkı o beyan eder ve o ayırdedenlerin en hayırlısıdır.»
De ki: “Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım. Siz ise, onu yalan saydınız. Gelmesi için acele ettiğiniz azap da benim elimde değildir. Azabı çabuklaştırmak veya ertelemek hakkındaki hüküm, ancak Allah'ındır. O doğru haber verir. O doğruyu eğriden ayırt edenlerin, hükmedenlerin en hayırlısıdır. ”
De ki: "Ben, Rabbimden (gelen) açık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azab) da benim yanımda değildir. Hüküm vermek, yalnız Allah'a aittir. (O) gerçeği anlatır ve O, (davayı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir."
De ki “Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum ama siz yalan yanlış şeylere sarılıyorsunuz. Sizin hemen istediğiniz şeyi yapmak benim elimde değildir. Kararı verecek olan sadece Allah'tır. Doğruyu O anlatır, en iyi ayıklamayı da O yapar.
Ve yine de ki:-Ben, Rabbimden gelen apaçık bir belge üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah'a aittir. O ayıranların en hayırlısı olarak gerçeği anlatır.
De ki: Ben Rabbimden açık bir delil üzereyim; oysa siz onu yalanladınız. Sizin çabuklaştırılmasını istediğiniz şey benim elimde değildir; hükmü ancak Allah verir. O doğruyu bildirir. Doğru ile eğriyi ayırt edenlerin en hayırlısı da Odur.
De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı O anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur."