Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 867, sondan 5370. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 78. ayetidir. En'am Suresi 78. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 6057 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
فلما را الشمس بازغة قال هذا ربي هذا اكبر فلما افلت قال يا قوم اني بريء مما تشركون
Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.
Milâttan önce 2100’lerde yaşadığı kabul edilen ve Allah’ın birliği esasına dayalı (Hanîf) dinî geleneğin önderi olarak bilinen Hz. İbrâhim’in kavmi ay, güneş ve yıldızlarla bu gök cisimlerini sembolize eden putlara taparlardı. Tevrat’a göre Hz. İbrâhim’in doğum yeri olan Ur şehrinde yapılan kazılar sonucu bulunan tabletlerde 5000 civarında tanrı ismi geçmektedir. İbrâhim aleyhisselâm, muhtemelen kendisi bu gözlemlere girişmeden önce de tevhid ehlinden olmakla birlikte, kavminin bu bâtıl inançlarından hareket ederek onları tevhid akîdesine ikna etmek düşüncesiyle önce, belki de yıldızlar içinde en parlak olan birinin, sonra ayın ve ardından da güneşin tanrı olup olamayacağını tartmış; gelip geçici ve değişken bir varlığın tanrı olamayacağı, tanrısal bir sevgiyle benimsenemeyeceği şeklindeki temel gerçeğe dayanarak bunların hiçbirini ilâh diye kabul etmenin mümkün olmadığını, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tan başka gerçek ilâh bulunmadığını ispatlamış; nihayet sahip olduğu veya gözlemlerinden sonra ulaştığı yakînî imanı “Ben, Hanîf olarak yüzümü (bütün varlığımla), gökleri ve yeri yoktan yaratan (dolayısıyla sizin tapmakta olduğunuz yıldızları, ayı ve güneşi de yaratan) Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim” ifadesiyle ortaya koymuştur. Böylece Hz. İbrâhim pek çok müslüman ilim ve fikir adamının Allah’ın varlık ve birliğini aklî delillerle ispat etmek bakımından önemle üzerinde durdukları, gözleme dayalı bu istidlâli ile hem putperest kavminin inançlarını çürütmüş hem de hak dinin en temel ilkesi olan doğru bir ulûhiyyet inancının nasıl olması gerektiğini göstermiş bulunmaktadır. İbn Âşûr, 78. âyetteki “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” şeklindeki ifadeden, İbrâhim’in bu gözlemi tek başına yapmadığı, yanında kavminden bir grup insanın da bulunduğu sonucunu çıkarmıştır (VII, 319). Ayrıca aynı ifadeden, başka birçok insan topluluğu gibi bu kavmin de aslında Allah’ın varlığına inandıkları, fakat gök cisimlerini ve bunları sembolize eden putları O’na ortak koşmak suretiyle tevhid inancından saptıkları anlaşılmaktadır. Esasen Kur’an’ın hâkim tavrı, tanrı tanımazlardan ziyade şirkle mücadeledir. Bu da Kur’an’ın insanlarda ulûhiyyet fikrinin fıtrî olduğu, ancak bunun birçok şirk çeşidiyle, çok tanrıcılık inancıyla bozulduğu şeklindeki yaklaşımından kaynaklanmaktadır.
Mehmet Okuyan
Güneşi doğarken görünce de “Bu daha büyük. (Bu durumda) bu (muymuş) benim rabbim!” demişti. O da batınca, “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım!” demişti.
En‘âm 6:76-78 arasındaki üç ayet, En‘âm 6:74, 75 ve Enbiyâ 21:51. ayetler ışığında anlaşılmalıdır. Hz. İbrahim, gezegene, aya veya güneşe tapıyor değildir. Bunlara tapan kavmini gerçek ile yüzleştirmek için bu şekilde bir tebliğ metodu uyguladığı görülmektedir. Dolayısıyla “bu benim rabbim” anlamına gelen ifadelerin, “bu muymuş benim rabbim!” şeklinde anlaşılması gerekir.
Bayraktar Bayraklı
Güneşi doğarken görünce: “Budur rabbim, bu daha büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
1- 76, 77, 78. Ayetlerde, İbrahim Nebi'nin, aklını kullanarak, muhakeme ve mukayese yaparak Allah'ı idrak ettiği şeklindeki” yorumlar doğru değildir. Bu ayetlerde, İbrahim Nebi'nin kendi kavminin inanç sisteminde çok önemsenen, tapınma nesneleri olarak görülen ve bunlar üzerinden gizemli bir inanç sistemi oluşturulmuş olan yapıyı; yıldızlara, Ay'a ve Güneş'e tapınmayı, ironik bir dille eleştirisi ifade edilmektedir. Yoksa önce yıldızlara, sonra Ay'a ve ardından da Güneş'e; bunlar yok olunca da bunlardan hareketle Allah'ı bulması söz konusu değildir. Burada ironi olarak, neden aklınızı kullanmıyorsunuz, yok olup gidenlerden Rabb olur mu denmekte; insanlar, doğru düşünmeye yönlendirilmek istenmektedir.
Ahmet Akgül
(Ve sabahleyin) Güneş'i doğarken görünce: “(Öyle ise;belki de) Rabbim budur, bu hepsinden büyük” demişti. O da batınca: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. (Sonradan yaratılan ve batıp kaybolan şeylerden ilah olmayacağını anladım ve Âlemlerin Rabbine sığındım) ” diye (uyarıp imanını ilan etmişti).
Derken güneşin ışıklar saçarak doğduğunu görmüş, Rabbim bu demişti, bu daha büyük. Fakat güneş de batıp gidince ey kavim demişti, benim, sizin şirk koştuğunuz şeylerle hiçbir ilgim yok.
Sonra güneşin doğduğunu görünce: “Bu mu imiş benim Rabbim, bu hepsinden de büyük” diye haykırdı. Ama o da kaybolunca “Ey halkım! Ben sizin gibi, Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştırmaktan uzağım.
Güneşi doğarken görünce de:
“Bu mudur benim Rabbim? Bu daha mı büyük?" dedi. O da batınca:
“Ey kavmim, ben sizin, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım" dedi.
Sonra güneşi (etrafa ışıklar saçarak) doğar görünce: 'İşte bu benim rabbim, bu en büyük' demişti. Ama o da kayboluverince, kavmine demişti ki: 'Ey kavmim, doğrusu ben sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.'
Daha sonra, güneşi doğar halde görünce: “- Rabbim bu mudur?” “Bu, gördüklerimden daha büyük ve parlak!” demiş ve batınca da; “-Ey kavmim, bu gördükleriniz, hep yok olan varlıklardır, ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden kat'iyyen berîyim.” diye söylemişti.
Sonra güneşin doğmakta olduğunu görünce; “İşte Rabbim budur, bu daha büyüktür” dedi. Sonra o da batınca: “Ey kavmim! Ben sizin eş koştuklarınızdan beriyim.”
Nihayet güneşi doğarken görünce de: “(Demek) Rabbim budur, zira bu (hepsinden) daha büyüktür” dedi. O da batıp gidince, dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.”
Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.
Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım".
vaktâki güneş doğmak üzere iken gördü «bu imiş rabbim, bu hepsinden büyük» dedi, o da batınca ey kavmim, dedi: haberiniz olsun ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden berîim
Sonra güneşi doğar vaz'iyyetde görünce de: «Bu mu imiş benim Rabbim?! Bu, hepsinden de büyük!» demiş, batınca da (şöyle) söylemişdi: «Ey kavmim, (Gördünüz ya, bunların hepsi fânî ve mahlukdur) Ben sizin (Allaha) eş katageldiğiniz nesnelerden kat'iyyen uzağım».
Bu defa güneşi doğmuş bir halde görünce, “Bu benim Rabbim dir. Çünkü bu daha büyük” dedi. Güneş batınca, “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a koştuğunuz ortaklardan uzağım.”
Güneşi doğmuş görünce yine «— İşte Rabbim; bu, daha büyüktür» dedi. Fakat güneş batınca «— Ey kavmim! Ben şerik koştuğunuz şeylerden ilişiğimi kestim» dedi.
Bir sabah vakti güneşi doğarken görünce, “Sizin iddianıza göre, benim Rabb’im bu öyle mi!? Çünkü içlerinde en büyüğü bu!” dedi. Fakat o da batınca, “Ey halkım!” diye seslendi, “Bakın; ben, sizin Allah’aortak koştuğunuz her şeyden uzak olduğumu ilan ediyorum!”
78,79. (Daha sonra da) Güneş’i doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im? (Bakın) bu daha büyük.” dedi. O da batınca: “Ey kavmim! Ben kesinlikle sizin (Allah’a) ortak koştuklarınızdan uzağım ve ben, bütün varlığımla yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah’a) çevirdim ve ben asla Ona ortak koşanlardan değilim.” dedi.
Sonra, güneşin doğduğunu görünce, “İşte benim Rabbim bu! Bu [hepsinin] en büyüğü!” diye haykırdı. Ama o [da] kaybolunca: “Ey halkım!” diye seslendi, “Bakın, sizin yaptığınız gibi, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmak benden uzak olsun!
Sonra İbrahim doğmakta olan güneşi görünce: “İşte budur benim Rabbim, zira bu daha büyük ve daha parlak.” demiş, o da batınca: “Ey kavmim, ben sizin şirk/ortak koştuklarınızdan uzağım.” demişti. 26/75
Nihayet güneşin doğuşunu gördü ve “Benim Rabbim bu; (zira) bu en büyüğü!” dedi. Fakat o da kaybolunca “Ey kavmim!” diye seslendi, “Ben sizin şirk koştuğunuz şeylerde yokum![1077]
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 78. Ayet Açıklaması
[1077] Kuşeyri Hz. İbrahim’in tevhide yürüyüşü sırasındaki üç durak olan yıldız, ay ve güneş sembollerini İslâm’ın üç bilgi sistemine tatbik eder:
1) Akıl temeli üzerine kurulu Burhan Bilgi Sistemi.
2) Vahiy temeli üzerine kurulu Beyan Bilgi Sistemi.
3) Sezgi temeli üzerine kurulu İrfan Bilgi Sistemi (Risâle, Kahire, 1991, s. 287).
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, güneşi doğmaya başlar gördü. Dedi ki: «Budur Rabbim, bu daha büyük.» Nihâyet o da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben muhakkak sizin Allah Teâlâ'ya şerik koştuğunuz şeylerden berîyim.
78, 79. Daha sonra güneşi doğarken görünce (iddianıza göre) “Rabbim, her hâlde budur, bu hepsinden daha büyük! ” Batıp kaybolunca da: “Ey halkım, ben sizin Allah'a şerik koştuğunuz şeylerden berîyim. ” “Ben batıl dinlerden uzaklaşarak, yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Rabbülâlemin'e yönelttim, ben asla sizin gibi müşrik değilim! ” dedi. [6, 19; 7, 54]
Güneşi doğarken görünce: "Budur Rabbim, bu daha büyük!" dedi. (O da) batınca dedi ki: "Ey kavmim, ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."
Işıklarını saçarak doğan güneşi görünce "(Tamam) İşte benim rabbim (beni yöneten) budur; bu daha büyük" dedi; onun ışığı da kaybolunca dedi ki "Ey halkım! Sizin ortak saydığınız ne varsa ben onların hepsinden uzağım.
Nihayet Güneş'in doğmakta olduğunu gördüğünde, "Benim Rabbim bu, bu daha büyük!" dedi. O da batıp gidince şöyle seslendi: "Ey Kavmim! Ortak koştuğunuz şeylerden uzağım ben."
pes ol vaķt kim gördi güni ŧoġmış eyitdi “uşbudur çalabum uşbu uluraķdur.” pes ol vaķt kim uyaķdı eyitdi “iy ķavmum! bayıķ ben bįzarvan andan kim ortaķ eylersiz.”
Daḫı ḳaçan ki güneşi gördi nūrlu çıḳmış, eyitdi: Bu ola beni yaradan,bu uluraḳdur. Pes ol vaḳt ki ġāyib oldı, eyitdi: İy ḳavmüm ben bīzār‐men sizşirk getürgenden.