Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 871, sondan 5366. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 82. ayetidir. En'am Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3013 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
الذين امنوا ولم يلبسوا ايمانهم بظلم اولئك لهم الامن وهم مهتدون
Ağırlıklı görüşe göre bu âyetteki ifade de Hz. İbrâhim’e aittir ve onun “İki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?” şeklindeki sorusuna yine kendisi tarafından verilen cevaptır. Sorunun soran tarafından cevaplandırılması, başka bir cevabın bulunmamasından dolayıdır. “(Allah’a) inanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar” ifadesi, söz konusu kavmin Allah’a inanmakla birlikte, Tanrı saydıkları başka şeyleri O’na ortak koştuklarını göstermektedir. Âyetteki zulümden maksat, Allah’a şirk koşmaktır. Çünkü zulmün asıl anlamı, “hak sahibinin hakkını tanımamak, vermemektir.” Ulûhiyyet ve rubûbiyyet yalnızca Allah’a ait olduğu halde, başka varlık ve nesneleri de Tanrı yerine koymak, Allah’ın mahlûkatı üzerindeki hakkını tanımamaktır. Nitekim Hz. Peygamber de “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı O’na kulluk edip hiçbir şeyi kendisine ortak koşmamaktır” (Buhârî, “Tevhîd”, 1; Müslim, “Îmân”, 48-51) buyurmuştur. Sahih kaynaklarda nakledilen bir rivayete göre bu âyet geldiğinde müslümanlar, hayat boyunca zulümden uzak durmanın kendileri için mümkün olmadığını düşünerek telâşa kapılmışlar; bunun üzerine Resûlullah âyete şu şekilde açıklık getirmiştir: “Bu sizin düşündüğünüz zulüm değildir. Burada Lokmân’ın oğluna hitaben söylediği “Sevgili oğlum! Allah’a ortak koşma; çünkü O’na ortak koşmak kesinlikle çok büyük bir haksızlıktır” (Lokmân 31:13) meâlindeki âyette geçen zulüm kastedilmiştir” (Buhârî, “Enbiyâ”, 41).
Mehmet Okuyan
İman edenler ve imanlarına herhangi bir [zulüm] (şirk) bulaştırmayanlar var yaişte güven onlarındır ve onlar doğru yola ulaştırılmışlardır.
İman edip de imanlarına zulüm kisvesi giydirmeyen kimseler (şirke düşmeyen, haksızlık ve ahlâksızlık ameli işlemeyenler) var ya; işte güven (emniyet ve saadet) onlar içindir. Ve bunlar hidayet üzerindedir.
İman edenler ve imanlarına şirk, baskı, zulüm, işkence, haksızlık, isyan ve inkâr bulaştırmayanlar, bunlara âlet olmayanlar, işte onlar güven içindedirler. Doğru, hak yolda, İslâm'da sebat edenlerdir."
İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle (şirkle) kirletmeyenler var ya; işte onlardır güven içinde olacak olanlar. Çünkü onlar doğru yolu bulmuşlardır.
Şirk, yani çeşitli biçimlerle Tanrı'ya ortak koşmak, Kuran'da zulüm olarak tanımlanmıştır (31:13). Peygamberin kendisine şefaat edeceğine inanmak veya türbelerden yardım dilemek, namazlarda Allah'ın isminden başka isimleri zikretmek, dinin kaynağı olarak Kuran'a başka kitapları ortak koşmak gibi Kuran'da anlatılan putperestlikten sakınmalıyız.
Elmalılı Hamdi Yazır
İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
Îman edenler, bununla beraber îmanlarını haksızlıkla da bulaşdırmayanlar, işte (ancak) onlardır ki (korkudan) emîn olmak hakkı kendilerinindir. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir.
Îmân edip de îmanlarını bir zulümle (şirkle) bulaştırmayanlara gelince, işte onlar var ya, kendileri için (ebedî azab korkusundan) emîn olmak vardır ve onlar hidâyete erenlerdir.
İman etmiş kişiler, imanlarına (kendilerinden iman şartı ilave etmeyerek) zulüm ile asla hiçbir şey karıştırmayanlardır. İşte onlar güven içerisinde olup, doğru yolda olanlardır.
“Evet, Allah’a ve âhiret gününe yürekten inanan ve imanlarını şirk, inkâr, isyankârlık gibi herhangi bir zulüm ile kirletmeyenler var ya, işte her türlü tehlikeden kurtulup güvene kavuşmak onların hakkıdır; doğru yolda olanlar da, yalnızca onlardır.”
İman edenler ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar, işte korkudan emin olmak bunların hakkıdır. Ve doğru yolda olanlar da bunlardır. 4/115, 31/2...5-13, 28/50, 47/25
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 82. Ayet Açıklaması
[1080] Rasulullah, buradaki zulm sözcüğünü “şirk” olarak tefsir etmiş ve buna da Lokman 13’ü delil göstermiştir (Buhârî ve Müslim). Âyetin ibadet ya da isyanla değil imanla ilgili olan bağlamı bu rivayeti destekler (Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
O kimseler ki, imân etmişler ve imânlarını bir zulme bulaştırmamışlardır. İşte korkudan emin olmak onlara aittir. Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.
Süleymaniye Vakfı En'am Suresi 82. Ayet Açıklaması
[*] Müfredat والظلم عند أهل اللغة وكثير من العلماء: وضع الشيء في غير موضعه المختص به؛ إما بنقصان أو بزيادة؛ وإما بعدول عن وقته أو مكانه، Burada imanda yanlışla, amelde yanlış arasındaki farka dikkat etmek gerekir. Ayrıca (Lokman 31:13) itibariyle bu yanlış en başta "şirk" olabilir.
Şaban Piriş
İman edenler ve imanlarına zulüm karıştırmayanlar, işte emniyet onlar içindir, hidayette olanlar da onlardır.
(13) “Zulüm” sözcüğü ile, “Allah’a ortak koşmak” kastedilmiştir. Peygamberimiz, “Hangimiz nefsine zulmetmemiştir ki?” diyerek bu âyetin kapsamına girmekten endişelenen Sahâbîlerine, “Buradaki zulüm, Allah’a ortak koşmaktır” buyurmuş ve “Şirk pek büyük bir zulümdür” (31:13) meâlindeki âyeti okumuştur. (Buhârî, Tefsir 6:3; Müslim, İman: 197; Tirmizî, Tefsir 6:4.)
Yaşar Nuri Öztürk
İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle kirletmeyenler var ya, güvende olma/güvenilir olma işte onların hakkıdır; doğruyu ve güzeli yakalayanlar da onlardır.