Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 884, sondan 5353. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 95. ayetidir. En'am Suresi 95. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 69 ve toplam ebced değeri ise 4933 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الله فالق الحب والنوى يخرج الحي من الميت ومخرج الميت من الحي ذلكم الله فانى تؤفكون
Bu ve müteakip âyetlerde, her biri başlı başına birer mûcize olan, fakat her zaman tekrarlandığı için insanların önemini kavramaktan gafil olduğu başlıca yaratılış olaylarına ve ilâhî kudretin işaretlerine dikkat çekilmiştir.
Tohumun ve çekirdeğin patlayarak filiz vermesi ve bu suretle tabiatın canlanması, bitkilerle bezenmesi, nimetlerle dolup taşması o yüce kudretin muhteşem eserleridir. Böylece O, ölüden diriyi, diriden ölüyü, tohumdan ve çekirdekten bitkileri, bitkiden tohum ve çekirdekleri çıkarmaktadır. Âyette, kesintisiz tekrar eden bu açık seçik tecellilere rağmen insanoğlunun nasıl olup da gerçeğe sırtını dönebildiği, O’nu yaratıcı olarak tanıyıp kulluk etmekten geri durabildiği sorulmaktadır.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki Allah; tohumu ve çekirdeği yarandır (çatlatandır). (Böylece) ölüden diriyi; diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. Nasıl oluyor da (gerçeklerden) döndürülüyorsunuz!
Bu ve bir sonraki ayette geçen [fâlık] kelimesi, “yarmak, çıkarmak, görünür kılmak” gibi anlamlar içermektedir. Bu yüzden hem tohumun yarılıp ortaya çıkartılması hem de geceden sonra sabahın görünür kılınması bu kelimeyle ifade edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği çatlatandır; ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde haktan nasıl döndürülüyorsunuz?
(Bitkilerin tohumu olan) Taneyi ve çekirdeği yaran (ve çeşitli nimetler yaratan) şüphesiz Allah'tır. O, (cansız tohumlardan tatlı bitki ve meyveler yarattığı gibi) diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da (Hakk’tan) çevrilip (bâtıla kaymaktasınız?)
Şüphe yok ki tohumları ve çekirdekleri yarıp nebatları ve ağaçları yetiştiren Allah'tır. Ölüden diri izhar eder, diriden ölü. Budur Allah işte, nasıl oluyor da ondan yüz çeviriyorsunuz?
Şüphesiz ki Allah, daneyi ve çekirdeği yeniden hayat verip yeşertmek için çatlatıp yaratandır. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarandır. İşte budur Allah. Bunca delillere rağmen, nasıl oluyor da aklınızı kullanmayıp gerçeklerden çevriliyorsunuz?
Allah tohumu ve çekirdeği çatlatıp filizlendirendir.
Ölüden diriyi, tohum ve yumurtadan canlıyı çıkaran, diriden de ölüyü, canlıdan tohum ve yumurtayı çıkarandır.
İşte budur Allah. O halde, haktan, Allah'a kulluk ve ibadetten hiç bir fayda sağlamayan, zararı dokunmayan şeylere kulluk ve ibadete nasıl olup da çevriliyorsunuz?
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. Ölüden diriyi çıkarır. Diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. Böyleyken siz nasıl yüz çeviriyorsunuz?
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O, diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?
Allah, taneleri ve çekirdekleri çimlendirip çatlatandır. Ölüden diri çıkarır; diriden ölü çıkaran da O'dur. (Ölü yumurtadan canlı tavuk ve canlı tavuktan ölü yumurta gibi). İşte Allah! O halde siz O'ndan (ona iman etmekten) nasıl çevriliyorsunuz?
Hiç şüphesiz Allah, hububat ve çekirdekleri açıp filizlendirendir. Diriyi ölüden çıkartıyor. Ve (belli bir kanuniyet içinde nesilleri kaybolmayacak şekilde) ölüyü diriden çıkartandır. İşte böyle dirilten, öldüren Allah’tır. Daha nereye saptırılıyorsunuz?
Kuşkusuz Allah, tohumu ve meyve çekirdeğini patlat(ıp içinden filizler çıkar)andır. O, Ölüden diriyi meydana getiren, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte (sizin Rabbiniz olan) Allah budur. O halde nasıl oluyor da (Rabbinizin öğütlerinden) uzaklaştırılıyorsunuz?
Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği çatlatandır, ölüden diriyi çıkaran, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde (haktan) nasıl dönersiniz!
Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O'dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz?
Allâh o dâneleri, çekirdekleri pörtleten, ölüden diri çıkarır, ve diriden ölü çıkaran, işte size söyliyorum Allâh o, şimdi söyleyin nereden çevriliyorsunuz?
Şübhesizki Allah (ot bitirmek için) taneleri, (ağaç çıkarmak için) çekirdekleri yaratandır. Ölüden diriyi O çıkarır, diriden ölüyü çıkaran da Odur. İşte Allah bu. O halde (bunca bürhanlara rağmen) nasıl olub da (îmandan) çevriliyorsunuz?
Şübhesiz ki Allah, dâneleri ve çekirdekleri (onlardan bitkiler çıkarmak üzere)çatlatıp yarandır.(1) Ölüden diriyi çıkarır; diriden de ölüyü çıkarandır. İşte (Rabbiniz olan)Allah budur; öyle ise (haktan) nasıl çevriliyorsunuz?
(1)“Tohum olacak bir habbedeki (dânedeki) veya bir çekirdekteki garîb, acîb, muntazam vaziyete bakınız ki; o habbe, tohum olacak cismin bütün eczâsıyla (parçalarıyla) münasebetdar (alâkalı) olduğu gibi, nev‘iyle yani ebnâ-yı cinsiyle de (aynı cinsten olanlarla da) ve bütün mevcûdât (varlıklar) ile de münâsebetleri vardır. Ve onlara karşı o münâsebetleri nisbetinde vazîfeleri vardır. Eğer o tohumcuk habbenin Kadîr-i Mutlak’tan (sonsuz kudret sâhibi olan Allah’dan) nisbeti (bağı) kesilip kendi nefsine isnâd edilirse, yani kendi kendine olmuştur denilirse, her bir tohumda, herşeyi görecek bir gözün ve herşeye muhît (kuşatıcı) bir ilmin bulunduğuna i‘tikād etmek (inanmak) lâzım gelir.” (Mesnevî-i Nûriye, Lem‘alar, 8)
İlyas Yorulmaz
Taneyi ve çekirdeği yaran Allah, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah böyle olduğu halde, siz (O’ndan başka ilahlar ile) nasıl aldatılıyorsunuz.
Ot bitirmek için taneleri, ağaç çıkarmak için çekirdekleri yaran Allah/tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. Allah işte budur. Öyle ise neye O/ndan yüz çeviriyorsunuz?
Tohumu ve çekirdeği parçalayıp içinden yemyeşil filizler çıkaran Allah’tır. Çünkü O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü. İşte sizin Rabb’iniz Allah budur; hâl böyleyken, nasıl oluyor da, Rabb’inizin mesajından yüz çevirebiliyorsunuz?
Allah, Çekirdek ve Tane’yi yarıp çıkarmaktadır.
Ölü’den Diri’yi çıkarıyor; Diri’den de Ölü’yü çıkarandır.
Allah işte budur.
Nasıl (aldanıp) çevriliyorsunuz?
Şüphesiz ki tohum tanelerini ve çekirdekleri çatlatan, ölüden diriyi çıkardığı gibi, diriden de ölüyü çıkaran, O Allah’tır. İşte Allah, budur. Siz nasıl da saptırılıyorsunuz.
KUŞKUSUZ Allah, tohumu ve meyve çekirdeğini çatlatarak ölüden diriyi meydana getirendir ve diriden de ölüyü çıkaran. İşte budur Allah: ve akıllarınız hâlâ nasıl da tersyüz oluyor! 80
Tohumu ve çekirdeği çatlatıp yeşerten, ölüden diriyi çıkaran diriden de ölüyü çıkaran şüphesiz ki Allah’tır. İşte budur Allah! O halde size ne oluyor? 3/27, 10/31, 30/19, 20/127, 23/89
KUŞKUSUZ Allah’tır tohumu ve çekirdeği yaran -böylece O bir süreç içinde ölüden diriyi çıkartmış oluyor- dahası O’dur diriden ölüyü çıkaran.[1090] İşte budur Allah! Peki, nasıl oluyor da böylesine savruluyorsunuz!
Mustafa İslamoğlu En'am Suresi 95. Ayet Açıklaması
[1090] İnne edatının yapısı gereği nasbettiği ismine ‘tümleç’ vurgusu yüklemek gerektiği için, bu tür cümleler genellikle devrik çevrilmelidir. Bu tarz bir çeviri, Allah’ı, “Allah…yarandır” gibi mahdut bir eylemiyle tanımlamak yerine, eylemi Allah’tan bağımsız algılamama amacına matuf olan “Allah’tır…yaran” gibi doğru ve hikmetli bir yaklaşımı da öne çıkarmaktadır. Arap dilinde isim süreklilik ve sabitliğe delâlet ederken fiil bir süreç içinde yenilenmeye ve değişkenliğe delâlet eder (İtkân II, 316). Âyette ölüden diriyi çıkarmak fiille (yuhricu) ifade edilmiş, çünkü hayata gelmenin yasası bir sürece bağlı olarak sürekli yenilenme ve değişimdir. Diriden ölüyü çıkarmak ise isim (muhricun) olarak gelmiştir, çünkü ölmek, hayata gelmek gibi zorunlu bir sürece bağlı kılınmamıştır. Birbiri ardınca gelen fiil ve isim cümlelerindeki fiil (yuhricu) ve isim (muhricun) farkı, iki dil arasındaki yapısal farklılığın çıkardığı zorluğa rağmen, çeviriye yansıtılmaya çalışılmıştır. “Bir süreç içinde” ifadesi, fiil formunun bu özelliğinin çeviriye yansımasıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, daneleri de, çekirdekleri de yaran Allah Teâlâ'dır. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkaran O'dur. İşte Allah Teâlâ O'dur. Artık nasıl olur da (O'ndan) çevriliyorsunuz?
Taneleri ve çekirdekleri çatlatıp yararak (her şeyi gelişme yoluna koyan) Allah'tır. Ölüden diriyi O çıkarır, diriden ölüyü çıkaran da O'dur. İşte gerçek İlah bunları yapandır! Artık nasıl oluyor da haktan uzaklaştırılıyorsunuz? [3, 27; 36, 33-36]
Ölüden diriyi çıkarmak: kuru taneden yeşil bitki, kâfirin neslinden mümin çıkarma; diriden ölü çıkarma ise bunun aksi olarak açıklanır. Canlılar ölü maddeleri yiyerek beslenir. Bebeğin bedeni ölü sütü, canlı ete dönüştürür. Canlı bedenden ölü süt çıkar. Bunun da ötesinde, hayat ve ölüm deveranı, hayatın sırrı ve kâinatın ihtiva ettiği büyük bir mûcizedir. Su, karbondioksit, hidrojen ve topraktaki inorganik tuzlar, güneş ışığı, yeşil bitkiler ve muayyen bakteriler sayesinde, nebat ve hayvandaki hayat maddesini teşkil eden organik maddelere dönüşürler. İkinci durumda ise bu maddeler, canlı artıkları halinde ölüm âlemine dönerler. Böylece Yüce Yaratıcı akıp giden zamanın her anında ölüden hayat, hayattan ölü çıkarır.
Süleyman Ateş
Daneyi ve çekirdeği yaran, şüphesiz Allah'tır. (O), ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur. O halde nasıl (yalnız O'na tapmaktan) çevriliyorsunuz?
Taneleri ve çekirdekleri pörtleten (yaran) Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur. Buna rağmen nereden yanlışa sürükleniyorsunuz?
Taneleri ve çekirdekleri yaran Allah'tır. O ölüden diriyi çıkarır; diriden ölüyü çıkaran da Odur. Allah işte budur. Nasıl olur da ondan yüz çevirirsiniz?(15)
(15) Canlılarla ilgili bir mucizenin iki yönüne temas edilmektedir. Bunlardan biri, genetik programlarla ilgilidir. Taneler ve çekirdekler, bu programların kayıtlarını saklayan kudret ve hikmet eserleridir; bunlar yarılıp açıldığında, içindeki program işlemeye başlar ve zerre kadar bir çekirdeğin üzerinde, dağ gibi ağaçlar adım adım inşa edilir. Köklerden yapraklara, çiçeklerden meyvenin tadına, rengine, kokusuna ve biçimine varıncaya kadar herşey ve her güzellik, inceden inceye ve sonsuz hikmetle düzenlenmiş olan bu programlara uygun şekilde gerçekleştirilir. Yeryüzü, toprağın altındaki sayısız tohumlarda kayıt altına alınmış genetik programlara uygun şekilde süsünü takınır, çiçekler açar, meyveler verir, rengârenk güzelliklere bürünür. İkinci olarak, ölüden dirinin ve diriden ölünün çıkarılmasına işaret edilmiştir ki, 3:27 ile ilgili dipnotunda da belirtildiği gibi, bu da, taklit edilmek bir yana dursun, açıklaması bile yapılamayan, ama gözlerimizin önünde cereyan edip duran bir mucizedir. Çünkü toprağın altına giren tane ve tohumlar cansız, onlardan çıkanlar ise canlıdır. Hayatın nereden geldiği, ne zaman ve nasıl devreye girdiği konusunda ise kimsenin söyleyebileceği birşey yoktur. İşte bütün bunları yapan ancak Allah’tır ve kulların ibadetine lâyık olan da ancak Odur. Bir tane yahut çekirdeği yaratamayan, ölüden diriyi çıkaramayan varlıkların ise hiçbir şekilde ibadete muhatap olması düşünülemez.
Yaşar Nuri Öztürk
Hiç kuşkusuz, Allah'tır Fâlık olan/dâneyi yaran, çekirdeği patlatan. Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O'dur! İşte budur Allah! Peki nasıl ters bir yöne çevriliyorsunuz?
Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā yarar dāneleri, bitürür çekirdekleri. Daḫı çıḳarur diri ölü‐den, daḫı çıḳarur ölü diriden. Oldur sizi yaradan Tañrı. Pes niçün yalansöylersiz?