Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5164, sondan 1073. ayet; 61. sure ve Saf Suresinin 1. ayetidir. Saf Suresi 1. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 2224 olarak hesaplanmıştır. Saf Suresinin toplam ebced değeri 61776 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu ayetle aynı/benzer 1 ayet daha bulunmaktadır. Bunlar; 59:1 ayetleridir.
Arapça Metin
سبح لله ما في السموات وما في الارض وهو العزيز الحكيم
Tesbîh terimi kısaca, bir yandan şuurlu varlıkların iradî olarak Allah Teâlâ’nın her türlü noksanlıktan uzak olduğunu söz ve davranışlarla ortaya koymaları (tenzih), diğer yandan da evrendeki bütün varlıkların ilâhî yasalara zorunlu olarak boyun eğip O’nun hükümranlığını itiraf etmeleri anlamına gelir (ayrıca bk. İsrâ 17:44).
Mehmet Okuyan
Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı [tesbih] eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
1- Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
Ahmet Akgül
Göklerde olanlar da, yeryüzünde olanlar da (hepsi ve her şey) Allah'ı tesbih etmektedir. (Her şey yaratılış gayesine uygun olarak hareket, hizmet ve tabii ibadet halindedir.) O (Allah) Azîz’dir (asla yenilmeyen ve baş edilmeyen güç ve şeref sahibidir), Hakîm’dir (her şeye hükmetmektedir ve her işini hikmetle=üstün bilgelikle yürütmektedir).
Sûre başında, iman edenlere seslenerek söylediklerinin aksine davrananların Allah’ın gazabını kazanacakları bildirilip, Allah’ın kendi yolunda saf saf çarpışanları sevdiği açıklanmıştır. Müslümanların pey-gamberlerine nasıl davranmaları gerektiğini de anlatan sûre, yahudi ve münafıkların Allah’ın nurunu söndür-meleri için yaptıkları uğraşıların başarısız kalacağı bildirilmekte, dünya ve ahiret başarısının Allah yolunda mal ve can ile cihaddan geçtiği bildirilip, mü’minlerin peygambere yardım ederek Allah’ın rızasını kazana-cakları da hatırlatılmaktadır. Sûreye Havariyyûn adı da verilir.
Ahmet Tekin
Göklerdeki varlıkların ve imkânların ve yerdeki varlıkların ve imkânların tamamı Allah'ın koyduğu düzen içinde görevlerini yaparak Allah'ı tesbih ve zikrediyorlar. O kudretlidir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder (O'nun verdiği vazifeyi icra ederek O'na karşı sorumluluğunu yerine getirir). O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Medine’de nazil olmuştur ve 14 ayettir. Adını, müminlerin saf tutarak Allah yolunda savaştıklarını bildiren 4. ayetten almıştır.)
Mahmut Kısa
Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, dâimâ Allah’ın sınırsız kudret ve azametini övgüyle anarak yüceltmektedir. Şu muhteşem kâinat nizamı içerisinde yer alan her şey, kendisini yaratan Allahû Teâlâ’nın her türlü kusur ve noksanlıktan uzak olduğunu haykırmakta, O’nun sonsuz ilim, kudret, merhamet, hikmet, iyilik, adâlet ve benzeri sıfatlarını gözler önüne sermektedir. Eğer çevrenizdeki varlıklara ibret nazarıyla bakacak olursanız, her zerresinin Allah’ı zikrettiğini duyacak, göreceksiniz. Gerçekten O, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. Asla yersiz ve gereksiz hüküm vermeyen ve hükmüne karşı konulamayan Yüce Yaratıcıdır.
Medîne’de, Uhud savaşından sonra, muhtemelen hicretin dördüncü yılında indirilmiştir. Adını, dördüncü ayetinde geçen ve birbirlerine kenetlenmiş müminlerin, Allah yolunda “saflar hâlinde” mücâdelesini anlatan “saffen” kelimesinden almıştır. 14 ayettir.
Mahmut Özdemir
Yer’dekiler ve Gökler’dekiler Allah’ı tesbih etti.
Azîz Hakîm O’dur.
Göklerde ne varsa yerde ne varsa hepsi de Allah’ın koyduğu yasaya boyun eğdiler ve ona göre hareket ettiler. Zira O’dur mutlak kudret ve güç sahibi ve her hükmü doğru olan. 7/206, 16/49
GÖKLERDE olan her şey ve yerde olan her şey Allah adına hareket ettiler (de, bu kozmik düzen öyle oluştu):[5075] zira O’dur her işinde tek mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden O’dur.[5076]
[5075] Zımnen, “Söylem-eylem çelişkisine düşen ey mü’minler! Allah adına hareket eden hiç böyle yapar mı?” îmâsını içerir gibidir. Aynı ibâre ve tesbih hakkında 59:1 not 2.
[5076] Aziz ve Hakîm isimlerinin bu bağlamdaki zımnî açılımlarıyla ilgili bkz. 59:1, not 2.
Ömer Nasuhi Bilmen
Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa Allah için tesbihte bulunmuştur. Ve O azîzdir, hakîmdir.
Allah’ın eksiklerden münezzeh, hiçbir şeye ve kimseye muhtaç olmadığı hatırlatılıyor. Böylece bu sûre boyunca emredilen cihad ve tebliğin faydasının insanlara raci olup Allah’a bir fayda vermesinin sözkonusu olmadığı vurgulanıyor.
Süleyman Ateş
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi Allah'ı tesbih etmiştir. O üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.