Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5184, sondan
1053. ayet;
62. sure ve
Cum'a Suresinin
7. ayetidir.
Cum'a Suresi 7. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
45 ve toplam ebced değeri ise
2549 olarak hesaplanmıştır.
Cum'a Suresinin toplam ebced değeri
59645 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ولا يتمنونه ابدا بما قدمت ايديهم والله عليم بالظالمين
ولايتمنونهابدابماقدمتايديهمواللهعليمبالظالمين
Velâ yetemennevnehu ebeden bimâ kaddemet eydîhim(t) va(A)llâhu ‘alîmun bi-zzâlimîn(e)
Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah, zalimleri hakkıyla bilir.
Esasen yahudi telakkisine göre iman esaslarının ayrıca bildirilmesine gerek yoktur; zira her yahudi dünyaya gelişiyle birlikte, Allah’la çeşitli peygamberler ve özellikle Hz. Mûsâ arasında yapılan ilâhî ahde bağlı olmaktadır. Hatta bu sebeple ayrıca bir iman ikrarı ve bunun için gerekli formül uzun süre tesbit edilememiştir. Söz konusu ahid tabii ki öncelikli olarak Allah’ın peygamberleri aracılığıyla bildirdiklerine sahip çıkma, onları gizlememe ve gereğini yerine getirme taahhüdünü içeriyordu (bk. Âl-i İmrân
3:81, 187). Ne var ki kendilerine Tevrat yüklenen yani onunla yükümlü tutulan (Zemahşerî, IV, 96-97) yahudiler bu sözlerini hatırlamak istemediler. Ama bu yükümlülüğü inkâr da edemedikleri için Tevrat’ın yükü sırtlarında kalmış oldu. Bu yük omuzlarında hissettikleri bir sorumluluk olmaktan çok sırtlarında taşıdıkları bir ağırlık halinde kaldığı için, bu tutumu benimseyenler 5. âyette oldukça ağır bir benzetme yapılarak eleştirilmiştir. Sırtında koca koca kitaplar taşıdığı halde onların sadece maddî ağırlığı altında ezilen ama kendisiyle onların içerikleri arasında bir bağ kurma yeteneğine sahip olmayan merkep benzetmesi, bir mesel (somut düşünmeyi ve sonuçlar çıkarmayı kolaylaştıran canlı bir örnek) olduğu için kuşkusuz sırf Tevrat’la yükümlü tutulanlara değil benzer tutumu benimseyen bütün ilâhî dinlerin mensuplarına yöneltilmiş bir eleştiri ve uyarı niteliğindedir. Âyetin son cümlesi de bu uyarının genel olduğunu göstermektedir. Bakara sûresinin 94. âyetinde de yahudilere, şayet Allah katında âhiret yurdunun başka insanlara değil sırf kendilerine ait olduğu iddiasında samimi iseler, ölümü istemeleri çağrısı yapılmış ve 95. âyetinde bunu asla yapamayacakları belirtilmiştir. Bu ifadeden onların âhiret mutluluğunun sırf kendilerinin olacağını iddia ettikleri anlaşılmaktadır. Burada ise âhiretle ilgili kuruntularına değil, bütün insanlar içinde yalnız kendilerinin Allah’ın dostları oldukları iddiasına gönderme yapılmakta, ama kendisinden kaçıp durdukları ölümü asla temenni etmeyecekleri hatırlatılarak bu iddialarında da samimi olmadıklarına dikkat çekilmektedir. Kur’an’ın değişik âyetlerinden anlaşıldığına göre ilâhî dinlerin temel iman esasları aynıdır, Hz. Mûsâ’ya bildirilenle Hz. Muhammed’e bildirilen arasında bu açıdan fark yoktur. Halbuki Bakara sûresinin 96. âyetinin tefsiri sırasında belirtildiği üzere Hz. Mûsâ’ya nisbet edilen bugünkü Tevrat’ta âhiret fikri zayıf ve müphem olup ölüm sonrası diriliş ve âhiret hayatıyla ilgili bilgiler ve inanç esasları ancak tarih olarak oldukça geç dönemlere ait kutsal kitap metinlerinde yer tutabilmiştir. Kanaatimizce, birçok çağdaş Kitâb-ı Mukaddes araştırmacısı tarafından kabul edilen mevcut Tevrat’ın, farklı metinlerin bir araya getirilmesi sonucunda oluşturulduğu ve aynı kaynaktan gelmediği yönündeki tesbit de dikkate alındığında, Tevrat’taki bu durum ile yahudilerin kendi yapıp ettikleri yüzünden ölüm sonrasına ait beklentilerinin zayıflamasından söz edilen bir bağlamda Tevrat’la ilgili sorumluluklarının bilincinde davranmadıkları eleştirisine yer verilmesi arasında bir bağ kurularak, yahudilerin Tevrat’ın bu konuya ilişkin içeriğini korumada kusurlu davrandıkları uyarısının yapıldığı sonucuna ulaşılabilir. 5. âyetin “Allah’ın âyetlerini yalan sayan kavmin misali ne kötü!” şeklinde çevrilen son cümlesi de bu kanaati desteklemektedir. Şu var ki bu husus, 5. âyette belirtildiği üzere, (yazılı) Tevrat ile sınırlıdır ve Yahudilik’te âhiret inancının bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Hatta aksine, konuya ilişkin araştırmalar yahudi tarihi boyunca –ifade ediliş biçimi, içinde yaşanan çağa, coğrafyaya ve kültüre göre farklılıklar taşısa da– öldükten sonra hayatın devam ettiği fikrinin ve âhiret inancının var olduğunu ortaya koymaktadır (bu konuda bilgi, özellikle Tora’da (Tevrat) ölüm sonrası hayatın varlığını gösteren bazı pasaj ve ifadelere dikkat çeken açıklamalar için bk. İsmail Taşpınar, Duvarın Öteki Yüzü / Yahudi Kaynaklarına Göre Yahudilik’te Ahiret İnancı, İstanbul 2003). Bakara sûresindeki çağrı ile burada yapılan çağrı arasındaki ortak nokta ise, ölümü asla istemeyeceklerinin asıl sebebi öteki hayata dönük ümitlerini söndürecek derecede kötü işler yapmış ve âhiret hayatının varlığını bildikleri halde dünya hayatına taparcasına bağlanmış olmalarıdır. Bu son nokta Bakara sûresinin 96. âyetinde, “Yemin olsun ki, onları insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun” şeklinde, burada 8. âyette de “kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm” denerek ifade edilmiştir (Tevrat ve Yahudilik hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân
3:3-4; Ömer Faruk Harman, “Tevrat”, İFAV Ans., IV, 363-367; a.mlf., “Yahudilik”, İFAV Ans., IV, 464-470; ölümün mahiyeti hakkında bk. Âl-i İmrân
3:185; nefis-ruh-insan ilişkisi için bk. Nisâ
4:1; İsrâ
17:85).
Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günahları) sebebiyle ölümü istemezler. Allah zalimleri iyi bilendir.
Bu iki ayetin benzerleri için bkz. Bakara
2:94-95.
Onlar yaptıkları yüzünden asla ölümü temenni edemeyecekler. Allah o zâlimleri çok iyi bilmektedir.
Yaptıkları şeyler nedeniyle, hiçbir zaman ölümü temenni etmezler. Allah, haksızlık edenleri¹ en iyi bilendir.
1- Vahyin hükümlerine uymayarak; kendilerine zarar verenleri, kendilerine kötülük yapanları.
Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri (işledikleri zulüm ve kötülükler) dolayısıyla bunu (ölümü) hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri (çok iyi) Bilendir.
Ve ebediyen istiyemezler onu, elleriyle hazırladıkları şeyler yüzünden ve Allah, zalimleri bilir.
O Yahudiler elleriyle işledikleri kötü işler yüzünden, ölümü asla temenni etmezler ve Allah bunlar gibi yaratılış gayesi dışında yaşayanları hakkıyla bilendir.
Onlar, işledikleri günahlar ve önceden yaptıkları isyan, tahrif v.s. dolayısıyle asla ölümü temenni edemezler. Allah zâlimleri, haksızlıkta, isyanda ısrar edenleri iyi tanıyor.
Ama onlar ellerinin öne sürdüğü (günahlar) dolayısıyla bunu asla dilemezler. Allah zalimleri bilir.
Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiç bir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.
Halbuki onlar, ellerinin öne sürdüğü günahlar yüzünden, ölümü hiç bir zaman isteyemezler. Allah zalimleri pek iyi bilir, (ona göre cezalarını verir).
Ve onlar, yaptıkları suçlardan dolayı ölümü asla istemeyeceklerdir. Şüphesiz Allah, zalimleri çok iyi bilendir.
Yaptıkları iş yüzünden ölmeyi hiç istemezler, Allah bilir zalimleri
Ama onlar daha önce işledikleri günahlar yüzünden, ölümü hiçbir zaman isteyemezler. Allah zalimleri çok iyi bilir.
Yaptıklarından ötürü, ölümü asla dileyemezler. Allah, zalimleri bilendir.
Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.
Çünkü zalimlerin işleri, inkâr ve isyan olmuştur. Bunları irtikâp edenler ölümü isteyemezler.
Onlar, yapmış olduklarından ötürü hiç bir vakit onu dileyemiyeceklerdir. ALLAH zalimleri iyi bilir.
Ama onlar, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü (işler) yüzünden ölümü asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir.
Halbu ki ellerinin takdim ettiği günahlar yüzünden onu ebeden temenni edemezler, Allah zalimleri bilir
Onlar, ellerinin öne sürdüğü (irtikâb etdikleri küfür ve meaasî) yüzünden bunu ebedî ve kat'î olarak arzuu etmezler. Allah o zaalimleri çok iyi bilendir.
Hâlbuki ellerinin takdîm ettiği (işlediği günahlar) yüzünden onu ebediyen temennî edemezler. Allah ise, o zâlimleri hakkıyla bilendir.
Kendi elleriyle kazandıklarından dolayı, hiçbir zaman ölümü istemezler. Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
Onlar elleriyle irtikâp ettikleri fena amellerinden dolayı onu ebediyen temenni edemezler, Allah zalimleri hakkıyle bilir.
Oysa onlar, ellerinin öne sürdüğü (işler) dolayısıyla bunu hiç bir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir.
Onlar, elleriyle yaptıkları kötü işlerden dolayı âhirette azap çekeceklerini çok iyi bildiklerinden, hiçbir zaman ölümü arzu etmezler! Fakat korkunun ecele faydası yoktur: Allah, zâlimleri çok iyi biliyor ve hak ettikleri cezayı elbette verecektir! (2. Bakara: 95)
Ellerinin takdim ettikleri sebebiyle bunu ebedî olarak temenni etmezler.
Allah Zâlimler’i bilmektedir.
Fakat onlar, (Dünyada) yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni edemezler. Ve Allah, zâlimleri çok iyi bilir.
Ama aslında onu hiçbir zaman özlemezler, çünkü bu dünyada kendi elleriyle yapıp-ettiklerini[n farkındadırlar]; 7 ve Allah zalimleri hakkıyla bilendir.
Ne var ki onlar işledikleri günahlardan dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmezler. Allah bu günahkâr zalimleri çok iyi bilmektedir. 3/185, 35/45
Elleriyle yaptıkları yüzünden asla (ölümü) temenni etmeyeceklerdir: Allah zulme gömülüp gidenleri çok iyi bilmektedir.
Halbuki, onu ebedîyen temenni etmezler, ellerinin takdim ettiği (günah) sebebiyle. Allah ise zalimleri hakkıyla bilicidir.
Ama onlar bizzat yaptıkları zulümler sebebiyle asla ölümü temenni etmezler. Allah o zalimleri pek iyi bilir.
Ama onlar, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü (işler) yüzünden asla ölümü temenni etmezler. Allah zalimleri bilir.
Yaptıkları şeyler sebebiyle ölümü hiç bir zaman istemezler. Yanlışlar içinde olanları bilen Allah’tır.
Elleriyle işledikleri yüzünden onu hiç arzu etmezler. Allah, zalimleri bilir.
Fakat onlar, elleriyle işledikleri yüzünden, ölümü asla istemezler. Allah ise o zalimleri bilir.
Ama onlar, ellerinin üretip önden gönderdikleri yüzünden ölümü asla temenni edemezler. Allah, zalimleri bilmektedir.
daħı arzulamayalar anı hemįşe andan ötürü kim ilerü duttı elleri. daħı Tañrı bilicidür žālimleri.
Anlar ölümi hergiz [istemezler] günāhları sebebi‐y‐ile. Daḫı TañrıTa‘ālā bilicidür ẓālimleri.
Halbuki onlar (dünyada) öz əlləri ilə etdikləri əməllərə (qazandıqları günahlara) görə heç vaxt (ölümü) diləməzlər. Allah zalımları (kafirləri) çox gözəl tanıyandır!
But they will never long for it because of all that their own hands have sent before, and Allah is Aware of evil doers.
But never will they express their desire (for Death), because of the (deeds) their hands have sent on before them! and Allah knows well those that do wrong!