Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5203, sondan 1034. ayet; 64. sure ve Teğabun Suresinin 4. ayetidir. Teğabun Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 61 ve toplam ebced değeri ise 5079 olarak hesaplanmıştır. Teğabun Suresinin toplam ebced değeri 78629 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يعلم ما في السموات والارض ويعلم ما تسرون وما تعلنون والله عليم بذات الصدور
İlk âyet genel olarak felsefenin, özel olarak da kelâm ilminin temel problemlerinden olan Allah’ın egemen iradesi karşısında insan iradesinin değeri ve insanın sorumluluğunun felsefî temeli konusuna ışık tutan bir anlatım inceliği taşımaktadır. Çünkü “Allah kiminizi kâfir kiminizi mümin olarak yarattı” tarzında bir ifade kullanılmayıp “Sizi yaratan O’dur. Ama kiminiz inkâr, kiminiz iman ediyor” buyurularak, bir taraftan inkâr ve iman realitesinin ilâhî güç ve iradeden bağımsız olmadığı, diğer yandan da her bir ferdin cebir altında değil, kendine verilen irade gücüyle yaptığı tercih sonucunda kâfir veya mümin olduğu belirtilmektedir. Her hâlükârda sonucun Allah Teâlâ’nın ilmi dışında kalamayacağını hatırlatan âyetin son cümlesinde, “Allah yapıp ettiklerinizi görmektedir” şeklinde bir ifade kullanılarak özellikle insanın hür iradesiyle yaptıklarına dikkat çekilmesi de bu mânayı destekler niteliktedir (“kesb” kavramı ve bu konudaki kelâm tartışmaları için bk. Bakara 2:7, 286). Kendi varlık sebebini ve dünya hayatının anlamını sağlıklı biçimde değerlendirebilmesi için 3. âyette insan, göklerin ve yerin hikmetli yaratılışı yani kâinattaki muhteşem düzen üzerinde ve hemen bunun yanında kendi yaratılışındaki seçkin özellikler hakkında düşünmeye, her şeyden önce bu âlemi var kılan irade ve kudretin ihtişamını kavramaya yönlendirilmektedir (Allah’ın “musavvir” isminin anlamı için bk. Haşr 59:24; insanın yaratılışındaki seçkinlik hakkında bk. İsrâ 17:70; Tîn 95:4). Bu sûretle Allah Teâlâ’nın kudret sıfatını, yarattıklarındaki eserleriyle gözlemleyip kabul etmenin yanında 4. âyette O’nun ilminin kuşatıcılığına, kalbin derinliklerinde saklandığı sanılan şeylerin dahi bu bilmenin dışında kalamayacağına dikkat çekilerek bu defa insan, hem Allah’ın ilim sıfatının kuşatıcılığını kavramaya hem kendi yapıp ettiklerinin de O’nun ilminin dışında kalmadığını bilerek sorumluluk fikri üzerinde yoğunlaşmaya çağırılmaktadır. 5. âyette ise tarihe yapılan bir gönderme ile sorumluluk bilinci içinde hareket etmemenin sonuçları üzerinde düşünme fırsatı verilmektedir.
Mehmet Okuyan
Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.
Göklerde ve yeryüzünde olanları (bütün yarattıklarını elbette) bilir, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri de bilir. Allah, göğüslerin (gönüllerin) özünü bilendir.
Allah göklerdeki varlıkları, yerdeki varlıkları ve olayları bilir. Gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz sözlerinizi ve fiillerinizi bilir. Allah gönüllerdeki sırları bilir.
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. O, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilmektedir. Evet, Allah kalplerde olanı da hakkıyla bilendir.
Göklerde ve yeryüzünde olan herşeyi bildiği gibi, aynı zamanda sizin gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da O biliyor. Allah, göğüslerin gizlediklerini en iyi bilendir.
Göklerde ve yerde olanların tümünü bilir. Sizin saklı tutmakta olduklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilir. Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
Allah, göklerde ve yerde olan her şeyin bilgisine sahiptir; dolayısıyla, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyden haberdardır.Şüphesiz O, kalplerde gizlenen bütün niyet ve düşünceleri bilmektedir.
O, göklerde ve yerde olanların hepsini bildiği gibi, sizin gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. Hattâ Allah, gönüllerin özündekileri de çok iyi bilir.1
1 Yani, O Allah’tan saklayabileceğiniz hiçbir şey yoktur.
Muhammed Esed
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; ve O, sakladıklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilmektedir: çünkü Allah, [insanların] kalpler[in]de olanın her türlü bilgisine sahiptir.
O, göklerde ve yerde olan ne varsa hepsini bilir; haliyle gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Zira Allah, göğüslerdeki en mahrem sırları bilendir. 6/3, 11/5, 67/13
O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir; yine gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da bilir: zira Allah gönüllerdeki (en mahrem) sırları bilendir.[5129]
Bilür her ne kim var‐ısa göklerde ve yirlerde. Daḫı bilür siz gizlegen nesne‐leri, āşikāre eylegeni daḫı ve Tañrı Ta‘ālā bilicidür göklerde olan nesneleri.