Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5257, sondan 980. ayet; 67. sure ve Mülk Suresinin 16. ayetidir. Mülk Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 4183 olarak hesaplanmıştır. Mülk Suresinin toplam ebced değeri 102262 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ءامنتم من في السماء ان يخسف بكم الارض فاذا هي تمور
Müfessirler “gökte olan”dan maksadın kim veya ne olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: 1. Bundan maksat Allah’tır; ancak bu mecazi bir anlatım olup maksat O’nun yüceliğini ve gücünün sonsuzluğunu vurgulamaktır. Allah mutlak mânada yücedir, sonsuz ve sınırsızdır, zamanda ve mekânda olanlar ise sınırlıdır ve Allah bu sınırlamalardan münezzehtir. 2. Maksat gökteki meleklerdir. Onlar Allah’ın emriyle yeryüzüne inerek kendilerine verilen görevleri yerine getirirler. 3. Maksat, Allah’ın gökten inen azabıdır. Allah’ın rahmeti ve nimeti nasıl gökten iniyorsa O’nun azabı da inkârcı ve isyankârların başına gökten iner (daha geniş bilgi için bk. Râzî, XXX, 69-70; Elmalılı, VII, 5232 vd.; İbn Âşûr, XXIX, 33). Bize göre burada geçen “gök” kelimesiyle, fizikî evrenin gökleri değil, madde ötesi, yüce olan varlık düzeyi kastedilmiş olmalıdır.
15. âyette belirtilen imkânların iyi değerlendirilmesi gerektiği yönünde ikazlar içeren bu âyetlerde insanların, yeryüzündeki nimetlerden yararlanırken azgınlık ve taşkınlık göstermemeleri gerektiğine, aksi takdirde yeryüzünde şiddetli felâketlerin, yıkımların vuku bulacağına, böylece Allah’ın gönderdiği uyarıcıyı (peygamber), onun uyarılarını önemsemeyenlerin şiddetle cezalandırılacaklarına dikkat çekilmektedir. Nitekim 18. âyette de geçmişte gerçekleri yalan sayanların bu şekilde cezalandırıldığı hatırlatılmaktadır (krş. Kasas 28:81; Hâkka 69:6-8).
Mehmet Okuyan
Gökte (de) olanın sizi yere batırmasından güvende misiniz? O zaman (yer) hemen sarsılmaya başlar.
Bu ayette geçen [es-semâ’] kelimesi Yüce Allah’ın gökte oluşunu değil, yüceliğini sembolize etmektedir. Zuhruf 43:83’te de Allah’ın hem gökte hem de yerde ilah olduğu belirtildiği için burada kastedilen konu Allah’a –haşa– mekan isnat etmek değil, O’nun otoritesine ve yüceliğine dikkat çekmektir.
Bayraktar Bayraklı
Göktekinin sizi yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz? O zaman yer şiddetle sarsılır.
1- Mekândan münezzeh olan Allah'ın, gökte olması mekânsal değil, mecazdır. (Benzetmedir.) Yani en yüksek, en yüce makamda bulunan, yüceler yücesi demektir.
Ahmet Akgül
Gökte olanın (melek ordularının, gök taşlarının, gezegen ve yıldızların yörüngesinden çıkıp Dünya’ya çarparak) sizi yerin (dibine) geçirmeyeceğinden nasıl emin olmaktasınız? (Oysa) Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır.
Kudreti ve emri, gökte bulunan, yüce olan mabudun, sizi yerle beraber batırmayacağından emin misiniz? O vakit görürsün ki o sakin yeryüzü, çalkanıp durmada, titreyip kıvranmada.
Göklerde olan (ve âlemin idaresine memur bulunan) meleklerin, sizi yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz? (Ey Mekke'liler!) O vakit bir de bakarsınız, arz çalkalanıp duruyor.
Gökte olduğunu zannettiğiniz (ama her yerde olan) Allah'ın, (yaptıklarınız yüzünden) sizi yerin dibine batırmayacağından emin misiniz? (Ey Mekkeliler!) O vakit bir de bakarsınız, arz çalkalanıp duruyor.
Bkz. 43:84“Gökte olduğunu zannettiğiniz” ifadesi meallerde genelde “gökte olanın” yani “Allah’ın” şeklinde tercüme edilmiştir. Bu söylem Arapların o günkü Allah anlayışını yansıtmaktadır. Araplar ne zaman Allah’tan bahsetse: “Gökte olan Allah” gibi ifadeler kullanırlardı. Bugün bile “gökte olan görüyor, yukarda Allah şahittir ki” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Bütün bunlar cahiliye âdetinden günümüze kadar intikal etmiş yanlış ve sakıncalı ifadelerdir. Oysa Allah, zatında, sıfatlarında, isimlerinde, fiillerinde ve mülkünde ortağı olmadığı gibi, cisim ve cevher değildir. Hem zamandan hem de mekândan münezzehtir. Ölçüye sığmaz, yer gök onu içine alamaz. O her yerde, her an yasalarıyla kaimdir ve her şeye hâkimdir. İnsana şah damarından daha yakın olan Allah onun için yukarda, gökyüzünde olamaz. O, onun her zaman yanında hazır ve nazırdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
Âlemin tedbiri ile görevli olan meleklere işaret bulunduğu belirtilmekle beraber; asıl fiili yaratan ve cezayı veren Cenab-ı Allah’tır, her şey O’nun izni ve emriyle meydana gelmektedir.
Edip Yüksel
Yoksa, aniden sallanmaya başlayacak olan yerin dibine sizi batırmayacağına dair göktekinden güvence mi aldınız?
(Bu âlemin tedbîrine müvekkel olan) gökdeki (melek) lerden, (Allahdan), sizi yere batırıvermesinden emîn mi oldunuz? O vakit bakarsınız ki o (arz durmayıb) çalkanmakdadır.
Gökte olanın(2) (kâinâtın tedbir ve idâresine vekil kılınan meleklerin) sizi yere batırmasından emin mi oldunuz? Bir de bakarsınız ki o (yer) sarsılıyordur!
(2)“Gökte olan” ta‘bîrinden maksad melâikelerdir. Allah’ın emirlerini yerine getirmekle vazîfeli olan melekler, aslında herşey gibi Cenâb-ı Hakk’ın kudretine, şu dünyadaki imtihan sırrıyla, birer izzet perdesi olup, en büyük cisimlerden, en küçük teferruâta kadar herşeyin yaratılışı, sevk ve idâresi ancak ve bizzat Allah’ın emir ve irâdesi ve kudretiyledir. (Beyzâvî, c. 2, 511; Sözler, 29. Söz)
İlyas Yorulmaz
Gökyüzünde olanın (Allah’ın), sizi yerin dibine geçirmesinden güvende mi oldunuz? O uyarıcı nasılmış öğreneceksiniz.
1 Bununla kastedilen Allah’ın kendisidir. Burada; “sema”, sadece gök dediğimiz semadan ibaret değil, mecâzen üstünlük ve bütün yaratıkların, mekânın ve zamanın üzerinde olan yücelik anlamınadır. Gök, her zaman sema demenin yerini tutmaz. Onun için, “Allah semadadır” demek, “Allah şu gözlerimizle gördüğümüz göktedir” anlamına gelmez. Yani yeryüzü de gökyüzü de zâten semadadır. Yani “Allah her yerdedir.” Ayrıca bu ifâdeyi “Allah’ın manevi şahsı ve hükümranlığı bütün kâinata hâkimdir.” şeklinde anlamak da mümkündür.2 Sizi hiç helâk etmeyeceğinden yahut yeryüzü ile birlikte batırıvermesinden, eminsiniz de hiç korkunuz kalmadı mı?
Muhammed Esed
O Gökteki'nin, 15 yeryüzünün bir gün gelip sarsılmaya başladığında sizi yutmasına izin vermeyeceğine emin olabilir misiniz?
Gökte olduğunu zannettiğiniz (fakat mekândan münezzeh olan) Allah’ın sizi yerin dibine batırmayacağından emin misiniz? Bir de bakarsınız ki yeryüzü sallanmaya başlamış. 57/4, 58/7
Gökte olduğunu (sandığınız) Zât’ın,[5218] sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin misiniz? O zaman, bir de bakmışsınız ki (arz) çalkalanmaya başlamış.
[5218] Lafzen: “gökte olanın...” Bu ifade, vahyin ilk muhatabı olan soyutlama yeteneği gelişmemiş ortalama bir Arabın Allah tasavvurunu ele vermektedir. Elbette Allah için zaman ve mekân söz konusu değildir. Allah’ın yarattıklarının hiçbirine hiçbir hususta benzemezliği bir ilkedir ve “O’nun gibisinin benzeri olamaz.” (42:11) âyetine dayanır. (Gökten gelebilecek belaya ilişkin bkz: 29:34.)
Ömer Nasuhi Bilmen
Emin mi oldunuz, gökte olanın sizi yerin dibine geçirivermesinden? O vakit o yer, çalkanıverir.
Bu ifadeden, Allah’ın yukarıda bir cihette ve bir yerde olduğu mânası çıkarılamaz. İnsan, mekânlara sığmayan Rabbini, farkında olmadan hep yücelerde düşündüğünden böyle buyurulmuştur. Nasıl ki duada eller yukarıya kaldırılır. Vahiyler, kitaplar, melekler, emirler yukarıdan indirilir. Hâşa, bunlar Allah’ın yukarıda olduğunu anlatmak gayesini taşımazlar. Bu müteşabih âyetler insana bir tasavvur verirler. Bu gibi âyetler Allah’ın mutlak yüceliğini ifade ederler. Bunlar. “O’nun hiç benzeri yoktur!” (42,11) “Yüzünüzü nereye döndürürseniz Allah oradadır!” (2,115) gibi muhkem âyetlerin ışığında gerçek mânalarını bulurlar.
Süleyman Ateş
Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer, birden sallanmağa başlar (ve siz yerin dibine geçersiniz).
(4) Buna “gökteki melekler” anlamını verenler de olmuştur; ancak çoğunluk, burada Allah’ın kastedildiği düşüncesindedir. Bununla beraber, bu ifade bir yücelik ve münezzehlik ifadesidir; yoksa Allah’a mekân yakıştırmamaktadır. 6:3’te de buyurulduğu gibi, “Göklerde de, yerde de Allah odur.”
Yaşar Nuri Öztürk
O göktekinin, sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer aniden çalkalanmaya başlar.