Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5303, sondan 934. ayet; 68. sure ve Kalem Suresinin 32. ayetidir. Kalem Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 3053 olarak hesaplanmıştır. Kalem Suresinin toplam ebced değeri 90861 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ن hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ن (7) bulunuyor.
Bu âyetlerdeki kıssada bir bahçe olayı örnek gösterilerek Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen Mekke müşrikleri uyarılmaktadır. Rivayete göre geçmişte dindar bir adamın her türlü meyve, ekin ve hurma ağaçları bulunan bir bahçesi vardı. Hasat zamanı geldiğinde fakirleri çağırır, bahçenin ürünlerinden onlara ikramda bulunurdu. Adam ölünce oğulları, aile fertlerinin çokluğunu ileri sürerek yoksulların payını kesmeye ve bahçenin ürününü sabahleyin erkenden gizlice toplamaya karar vermişler, ancak gece gelen bir âfet ürünü imha etmişti (bk. Râzî, XXX, 87). Yüce Allah, Kur’an’da birçok yerde, verdiği nimete şükredenlere daha fazla nimet vereceğini, nankörlük edenleri de cezalandıracağını haber vermiştir (meselâ bk. Nisâ 4:147; İbrâhim 14:7; Lokmân 31:12). Nitekim Hz. Peygamber’i yalancılıkla itham edip getirdiği mesajı reddeden Mekke müşrikleri de peygamber aralarından ayrıldıktan sonra eski refahlarını, özellikle ticarî imkânlarını giderek kaybetmişler, sonunda müslümanlar karşısında varlıkları son bulmuştur. Müfessirlerin çoğunluğu 18. âyeti, “Bahçe sahipleri ‘Allah izin verirse’ demeden ertesi gün yapacakları iş hakkında karar verdiler” şeklinde açıklamışlardır ‘(“Allah izin verirse” gibi) bir kayıt koymaksızın’ diye çevirdiğimiz bölüm hakkında “yoksulların payını ayırmaksızın” şeklinde de bir yorum vardır (Şevkânî, V, 312). Gelecekte bir işi yapmaya niyet ederken “inşaallah” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak gerekir. Nitekim bu konuda yüce Allah Hz. Peygamber’i şöyle uyarmıştır: “‘Allah izin verirse’ demeden hiçbir şey için ‘Şu işi yarın yapacağım’ deme!” (Kehf 18:23-24); “Hiç kimse yarın ne elde edeceğini bilemez” (Lokmân 31:34). Zira bir şeyin meydana gelmesi için sadece insanın irade ve gücü yeterli değildir, Allah’ın da onu dilemesi gerekir. 28. âyette geçen “rabbin şanını yüceltmek”ten maksat 18. âyette bildirilen “Allah izin verirse” “istisna”, yani demek, işi Allah’ın iznine bağlamaktır. Bu uyarı, “Fakirler hakkındaki niyetleri ve takındıkları tavırdan dolayı Allah’tan af dilemeleri” şeklinde de açıklanmıştır (bk. Şevkânî, V, 314). 28-32. âyetlerden anlaşıldığına göre bu kişiler içlerinden aklı başında birinin haklı uyarılarını dikkate almamışlar, fakat bahçelerinin mahvolduğunu görünce onun haklı olduğunu anlamışlar, nasihatine kulak vermişler ve yaptıklarına pişman olup tövbe etmişler; ancak iş işten geçmiş, bahçeleri yanmıştı.
Mehmet Okuyan
Belki Rabbimiz bize (yok olan bahçemizin) yerine daha iyisini verir. Şüphesiz ki biz (artık) sadece Rabbimize yönelenleriz.”
29,30,31,32. Onlar, “Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik” dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: “Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz.”
(Ardından çaresiz) "Belki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize rağbet eden kimseleriz (diyerek kendilerini teselliye yöneldiler)."
[Not: Bu ayetlerde belirtilen “Ashabul Cennet-bahçe-bağ sahipleri” bir temsil ve teşbih (benzetme) olup günümüzdeki: bazı çiftlik-tarla, fabrika, banka, mağaza ve maden ocakları sahipleri gibi; işçisinin, emeklisinin, fakirlerin ve yoksul kesimlerin hakkını gasp eden, Allah yolunda infaktan vazgeçen vicdansız zenginleri, holdingleri ve tröstleri, hain ve zalim yöneticileri hatırlatmaktadır. Bu tip şahsiyet, şirket ve devletlerin başına gelen yangın, deprem ve tsunami musibetleri, kuraklık, artan sıcaklık, yaygın kıtlık ve hastalık gibi doğal afetler, isyan, işgal, anarşi gibi sosyal felaketler ve yılların, asırların birikimlerini bir anda mahveden küresel krizler, Kur’an’da anlatılan beliyyelerin çağımızdaki uzantılarıdır. Ayrıca: “Cennet” kelimesi, Arapça “cinn-gizlenen görünmez olan” kökünden kaynaklanır. Ağaç yaprakları tarlayı kapsayıp altını gizledikleri ve görünmez hale getirdikleri için bağ ve bahçeye “cennet” ismi konulmaktadır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Umulur ki Rabbimiz, onun yerine bize daha da hayırlısını verir, gerçekten de biz, Rabbimizi dilemede, ondan istemedeyiz.
«(Eh) Rabbimizin bize, bunun yerine, ondan daha hayırlısını vermesi me'müldür. Biz (bütün dilek ve isteklerimizi artık) gerçekden Rabbimize çevirenleriz».
“Umarız ki Rabb’imiz, bize rahmetiyle yönelerek bundan daha iyisini bahşeder; çünkü biz, bundan böyle yalnızca Rabb’imize yönelecek ve yalnızca O’na kulluk ve ibâdet edeceğiz!”
31,32. (Ve): “Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz, azgın kimselermişiz. Belki Rabbimiz, bize onun yerine daha hayırlısını verir. Artık biz (bundan sonra) sadece Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışacağız.” dediler.1
1 Bu toplumun bu dualarının kabul edildiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Allah tarafından affedilmeleri umulur. Hadis rivayetlerine şaşı bakıp israiliyyat ve Yahudi kaynaklı rivayetlere kucak açmayı alışkanlık haline getiren bazıları; bunların “affedildiklerini, hatta cennete kavuştuklarını, bahçelerinin helak edilmeyip mahrum bırakıldıklarını” söylemişlerse de bunlar ya israiliyyat ya da kendi hayal güçlerinin mahsulüdür.
Muhammed Esed
[Ama] belki Rabbimiz yerine daha iyisini bize bağışlayacak: 15 Biz de ümitle O'na yöneleceğiz!”
Mustafa İslamoğlu Kalem Suresi 32. Ayet Açıklaması
[5254] Kur’an’ın nüzul sürecindeki ilk kıssa budur. İsim, yer ve zaman bildirilmeyen kıssa ile ahlâkî bir ders verilmektedir. Bu ahlâkî dersi özet halinde Yûnus sûresinin 24. âyetinde buluyoruz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını bedel olarak verir, şüphe yok ki biz teveccüh edip Rabbimizin affını rica edenleriz.»