Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5330, sondan 907. ayet; 69. sure ve Hâkka Suresinin 7. ayetidir. Hâkka Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 68 ve toplam ebced değeri ise 4836 olarak hesaplanmıştır. Hâkka Suresinin toplam ebced değeri 84094 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
سخرها عليهم سبع ليال وثمانية ايام حسوما فترى القوم فيها صرعى كانهم اعجاز نخل خاوية
Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün.
“Kapılarını çalacak felâket” diye çevirdiğimiz karia kelimesi “çarpan, vuran, çarpışan” anlamında olup burada kıyametin bir başka ismi olarak kullanılmıştır. Semûd ve Âd kavimleri âhireti inkâr edip kendilerine gönderilen peygambere isyan ettikleri için birincisi (Semûd), şiddetinden dolayı âyette “tâgiye” (azgın) denilen çok ağır bir depremle yok olup gitmiştir (bilgi için bk. A‘râf 7:73-79; Hûd 11:61-68); Âd kavmi ise inkârcılıkta ısrar ettiği için Allah onların üzerine kasıp kavuran bir fırtına göndermiş; bu fırtına Âd kavminin yurdunda yedi gece sekiz gün devam etmiş; sonunda insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yerlere serivermiştir (krş. Kamer 54:19-20). Âd kavminin muhteşem sarayları ve köşkleri yerle bir olmuş; böylece yok olup gitmişlerdir. Bu iki kavmin âkıbetleri, hem Muhammed ümmetine birer ders ve ibret levhası olarak hem de bu felâketleri gerektiren gücün kıyameti de gerçekleştireceğine bir kanıt olarak zikredilmiştir (bk. A‘râf 7:65-72; Hûd 11:50-60).
Mehmet Okuyan
(Allah) art arda yedi gece sekiz gün(düz) o (kasırgayı) onların üzerine salmıştı. (Orada olsaydın) o halkı, içi boş hurma kütükleri gibi yere serilmiş hâlde görürdün.
6,7,8. ‘Âd toplumuna gelince, onlar soğuk ve şiddetli bir rüzgârla yok edildiler. Allah o rüzgârı yedi gece, sekiz gündüz, aralıksız olarak başlarına sardı. Böylece o halkın, içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini görürsün. Onlardan geriye kalan hiçbir kimseyi görüyor musun?
Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.
(Allah) Onu, (korkunç kasırgayı) yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etmişti. Öyle ki, (orada bulunsan) o kavmin, bir süre zarfında sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görecektin.
Onu, yedi gece ve sekiz gün, birbiri ardınca musallat etti onlara, o topluluğa baksaydın görürdün ki bu kadar zaman içinde yıkılıvermişler yerlere, sanki içleri kof hurma kütükleriymiş onlar.
Allah kökünü kurutmak üzere, üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi. Öyle ki; kendi yurtlarında yıkılıp öldüklerini görürdün. Sanki onlar içleri bomboş hurma kütükleri gibiydiler.
Allah o fırtınayı, kasırgayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. O kavmin, orada, içi boş hurma kütükleri gibi yere serilmiş olduğunu gözünde canlandırabilirsin.
(Allah) onu yedi gece sekiz gün ardarda onların üzerlerine musallat etti. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi yere yıkılmış bir halde görürsün.
(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralıksız üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Allah o fırtınayı, üzerlerine yedi gece ve sekiz gün arka arkaya musallat etti. (Orada bulunaydın) bu kavmin o fırtınada yıkılıp kaldığını görürdün; sanki onlar, içleri kof hurma kütükleri idiler.
Allah, onların köklerini kazımak üzere, o rüzgârı yedi gece sekiz gün onların başında tuttu. O milletin yıkılmış kof hurma ağaçları gibi yere serildiklerini görürdün.
Allah onların kökünü kazımak için o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen (o zaman orada olsaydın), o halkı, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Bu ayetteki "yedi gece ve sekiz gündüz" ifadesi kesintisiz bir zaman dilimini ifade eder. Bu ayete göre Kuran'ın kabul ettiği gün, Yahudi geleneğindeki gibi gece ile değil gündüz ile başlar. Gece (leyl) kelimesinin Kuran'da gündüz (nehar) kelimesinden önce kullanılmasını delil olarak kabul eden geleneksel anlayış, gece ile gündüzü tanımlayan 91:3-4 ayetleriyle çelişir. Gecenin gündüzü geçemiyeceğini ifade eden 36:40 ayeti bu açıdan ilginçtir. 2:187 ayeti de gündüz ile gecenin ne zaman başlayacağını bildirir. 3:27; 17:12 ayetleri gece ile gündüzün karıştığı sabah ve akşam saatlerini anlatır. Bu ayetlere göre, gece guneş batımı ile başlar ve gündüz ise guneş batımından kısa bir süre sonra aydınlık çizginin kaybolduğu zamanda biter. Aynı şekilde, gündüz, günes daha doğmadan kısa bir süre önce başlar ve gece ise güneşin doğumuyla biter. Gündüz ve gece icin ayrıca bak 10:67; 25:62; 36:37.
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. Öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
müsellat etmişti Allah onun üzerlerine yedi gece sekiz gün husûm halinde: köklerini kesmek üzere müstemirren. Bir de görürsün ki o kavmı o müddet zarfında yıkıla kalmışlar. Ve sanki içleri kof hurma kütükleri imişler
(Allah) onu yedi gece, sekiz gün ardı ardınca üzerlerine musallat etdi, öyle ki (eğer sen de haazır olsaydın) o kavmin (bu müddet) içinde (nasıl) olub yıkıldığını görürdün. Sanki onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler.
Onu (o kasırgayı, Allah) yedi gece sekiz gündüz ardı ardına (köklerini kazırcasına)onların üzerine musallat etti; nitekim (orada olsaydın) o kavmi orada yere yıkılmış bir hâlde görürdün; sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibi olmuşlardı!
O fırtına onların üzerine yedi gece, sekiz gündüz devamlı, kesintisiz olarak estirildi. Sonra Ad toplumunun, boş hurma kütükleri gibi yerlere yıkılmış olduklarını görürsün.
Allah o rüzgârı arka arkaya yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat kıldı. O gün onları görseydin, sanki yere serpilmiş kof hurma kökleri gibi bulurdun.
(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin onların üzerine musallat etti. Böylece o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürdün.
Allah onların kökünü kazımak üzere, tam yedi gece sekiz gün boyunca aralıksız olarak bu kasırga azâbını üzerlerine saldı. Eğer orada bulunsaydın, bu azgın halkın, çürümüş hurma kütükleri gibi nasıl cansız bir hâlde yerlere serildiklerini görürdün.
Köklerini kazımak üzere onu Allah ardarda yedi gece sekiz gün onlara estirdi / musallat etti. Orada Kavim’i görürsün, yere serilmişler; sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibi!
(Allah) o kasırgayı, onların kökünü kazımak için aralıksız yedi gece, sekiz gündüz, üzerlerine musallat etti. O toplumu, orada yere serilmiş haldeyken bir görseydin sanki onlar, içi boş hurma kütükleri gibiydiler.
Allah, onların [kökünü kurutmak üzre,] üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi; öyle ki insanların [kökünden çıkarılmış] hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını gözünde canlandırabilirsin.
Allah, onların kökünü kazımak için o kasırgayı aralıksız olarak yedi gece sekiz gün boyunca estirdi. Onların, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere serildiklerini gözünde canlandırabilirsin. 46/21.25
(Allah), üzerlerine emrine âmâde kıldığı o (kasırgayı) yedi gece sekiz gündüz kesintisiz bir biçimde estirdi;[5277] öyle ki, tıpkı kökünden savrulmuş hurma kütükleri gibi, o kavmin orada öylece donup kaldığını gözünde canlandırabilirsin.
[5277] Husûm, “kesintisiz” anlamına gelebileceği gibi “kökünü kazıyan” veya akkor demir gibi “dağlayan” anlamına da gelir. Günle gecenin eşitlendiği sekiz güne buna kinayeten eyyam-ı husûm denmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen
(Cenâb-ı Hak) Onu (o rüzgarı) yedi gece ve sekiz gün ardı ardına onların üzerlerine musallat etti. Artık o kavmi görürsün ki, onlar sanki içleri bomboş hurma kökleriymiş gibi yere yıkılmışlardır.
Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen, o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Allah rüzgarı, her şeyi silip süpürecek şekilde yedi gece, sekiz gün üzerlerine saldı. O gün (orada olsaydın) bütün halkı yere serilmiş halde görürdün; içi boşalmış hurma kütükleri gibiydiler.
Onu, onların üzerine yedi gece-sekiz gün hiç ara vermeden saldı. Topluluğu orada yerlere serilmiş görürsün. İçleri boşaltılmış hurma kütükleri gibidirler.
Musallaṭ eyledi anı anlaruñ üstine, yidi gice ve sekiz gün biri biri ardınca.Pes ḳavm anda ölmişler, göre‐y‐idüñ. Ṣanaṣın anlar çürümiş ḫurmāaġacı dipleridür.