Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1092, sondan 5145. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 138. ayetidir. A'raf Suresi 138. ayetinin kelime sayisi 24, harf sayısı 99 ve toplam ebced değeri ise 3574 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (20) ل (13) م (8) ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
وجاوزنا ببني اسرايل البحر فاتوا على قوم يعكفون على اصنام لهم قالوا يا موسى اجعل لـنا الها كما لهم الهة قال انكم قوم تجهلون
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine ait putlara tapan bir kavme rastladılar. İsrailoğulları, “Ey Mûsâ! Onların kendilerine ait ilâhları (putları) olduğu gibi sen de bize ait bir ilâh yapsana” dediler. Mûsa şöyle dedi: “Şüphesiz siz cahillik eden bir kavimsiniz.”
Müfessirler, 138. âyette sözü edilen putperest toplumun kimliği konusunda farklı bilgiler vermişlerdir. Bir görüşe göre bu toplum, Lahm kabilesinin bir boyu olup sığır heykellerine taparlardı. Diğer bir görüşe göre bunlar, Araplar’ın Amâlika dedikleri ve Baal (sahip, efendi) adlı boğa heykeline tapan Ken‘ânîler’dir. İsrâiloğulları da zaman zaman Baal’e tapmışlardır (meselâ bk. Hâkimler, 2:11-13; I. Krallar, 16:30-33). Mevdûdî ise söz konusu putperest toplumun, Sînâ yarımadasında, Mafka denilen askerî bir garnizonda yaşayan Mısırlılar olması ihtimali üzerinde durmuştur. Mafka’ya yakın başka bir yerde Sâmî kavimlerinin inancındaki ay tanrısına tahsis edilmiş başka bir tapınak bulunuyordu. Belki de İsrâiloğulları’nın ilgisini çeken topluluk bu tapınaktaki putlara tapıyordu (II, 85).
Hz. Mûsâ kavmini Kızıldeniz’den sağ salim geçirince karşılaştıkları bu toplumun putperestlik uygulamaları İsrâiloğulları’nın hoşlarına gitti ve Mûsâ’dan, kendi dinlerinde de böyle bir gelenek başlatmasını istediler. İbn Atıyye onların bu isteklerinin, Allah’ı inkâr ederek O’nun yerine bu putları tanrı tanımaları anlamına gelmediğini, sadece Allah’a yakınlaşmak için putları aracı olarak kullanma maksadı taşıdığını belirtir (VII, 149). Fahreddin er-Râzî de, onların bu tutumlarını “cehalet” ve “irtidad” olarak değerlendirdikten sonra, İbn Atıyye’nin görüşünü tekrar eder. Râzî ayrıca, Allah’tan başka bir varlığa tapmanın, –ister o varlığı evrenin yaratıcısı kabul ederek olsun, isterse ona ibadet etmenin Allah’a yaklaştıracağı düşüncesiyle olsun– Allah’tan başka mâbudlar ve putlar ihdas etmenin küfür olduğunu ifade eder. Çünkü ibadet en büyük saygıdır ve böyle bir saygı ancak, en büyük nimet ve lutufların sahibi Allah’a yapılır (XIV, 222-223). Bu sebeple Hz. Mûsâ, böyle bir teklifte bulunanları “Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz!” diyerek suçlamış; ayrıca özendikleri kavmin bu temelsiz din ve inançlarının, bütün benzerleri gibi yıkılmaya mahkûm olduğunu, kezâ dinî ibadet ve uygulamalarının da asılsız ve geçersiz olduğunu ifade ederek böyle bir kavme özenmenin cahillikten başka bir şey olmadığını bildirmiştir.
Şu halde takarrub (Allah’a yakınlaşma) maksadıyla da olsa, putlar türetip onlara tapanlar, zamanla bu önemsiz varlıkları gerçek tanrı yerine koyup Allah’ı unutacak ve inkâr edeceklerdir. Nitekim tarihteki birçok benzerleri gibi Câhiliye Arapları da “Biz putlara, sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” (Zümer 39:3) demelerine rağmen gerçekte Allah’ı unutmuşlar, O’nun yerine putları koymuşlardı. Bazı gelişmemiş toplumlarda görülen ve cismanî olmayan varlığı somutlaştırarak algılama eğiliminin bir neticesi olan inkârcılık ve müşriklik şeklindeki bu tür sapmalara, farklı biçimlerde de olsa, günümüzün gelişmiş toplumlarında bile rastlanabilmektedir.
İsrâiloğulları’nın, tevhid inancının hâkim olduğu İbrâhim milletine mensup olmalarına rağmen, böyle bir teklifte bulunmalarının, yüzyıllar boyunca putperest bir dinî geleneğin hüküm sürdüğü Mısır kültürüyle dejenere olmalarından kaynaklandığı düşünülebilir. Nitekim Kitâb-ı Mukaddes’te de bu duruma işaret edilmektedir (Yeşû, 24:14-15). Burada Hz. Mûsâ’nın ilk halefi olan Yeşû (Yûşa‘), İsrâiloğulları’na Allah’tan korkmalarını ve yalnız O’na kulluk etmelerini, “ırmağın öte tarafında ve Mısır’da” atalarının taptığı ilâhları bırakmalarını emretmekte; “... Kime kulluk edeceğinizi bugün seçin; fakat ben ve evim halkı, biz rabbe kulluk edeceğiz” demektedir. İlginçtir ki, Yûşa‘ peygamber bu konuşmayı Mısır’dan çıkıştan yetmiş yıl sonra yapmıştır ve bu konuşma, İsrâiloğulları’nın “ırmağın ötesindeki” putperest tesirlerden, yetmiş yıl sonra bile hâlâ kurtulamadıklarını göstermektedir.
Mehmet Okuyan
İsrailoğulları’nı denizden geçirmiştik. Orada kendilerine ait birtakım putlara tapan bir kavmin yanına gelmişlerdi. Bunun üzerine (Musa’ya) “Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi, sen de bizim için bir ilah yap!” demişlerdi. (Musa) şöyle demişti: “Şüphesiz ki siz cahillik eden bir toplumsunuz.”
Denizi geçtikten sonra kendilerine ait putlara tapmakta olan kavmin kimlerden oluştuğuna dair ayette herhangi bir bilgi yoktur. Müfessirlerimiz bu bağlamda çeşitli isimler ileri sürmekte, bir kısmı Lahm, bir kısmı Hz. Musa’nın kendileriyle savaşması emredilen Ken‘âniler olduğunu belirtmişlerdir. Haklarında Kur’an’da bilgi verilmemesinden hareketle, bu kavmin kimlerden oluştuğuna dair net bir şeyler söylemek durumunda değiliz. Bunların tapındığı putların “inek” şeklinde olduğu, daha sonra Sâmirî’nin de bunlardan esinlenerek bir buzağı putu yaptığı ifade edilmektedir. Çeşitli ayetlerde geçen [asnâm] kelimesi ise daha çok madeni bir kaynaktan yapılmış “putlar” anlamına gelmektedir. Burada önemli olan, denizden geçirilen İsrailoğulları’nın onlara bakarak ortaya koydukları çirkin tavırdır.
Bayraktar Bayraklı
İsrâiloğulları'nı denizden geçirdik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine, “Ey Mûsâ!” dediler, “Bunların ilâhları olduğu gibi, sen de bize bir ilâh belirle!” Mûsâ dedi ki: “Siz gerçekten câhil bir toplumsunuz.”
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Kendilerine özgü putlara tapan bir halka rastladılar. Ey Musa! “Bize de bunların ilahları gibi bir ilah yap.” dediler. “Siz gerçekten cahil bir kavimsiniz.” dedi.
(Ardından) İsrailoğullarını (Firavun zulmünden kurtarıp) denizden geçirdik. (Derken) Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. (Bunu görünce) Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onlarınki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O ise: "Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" diye (azarladı).
İsrailoğullarını denizden geçirdik de putlara tapmakta olan bir topluluğa rastladılar. Ya Musa dediler, onların taptığı putlar gibi bize de putlar yap. Musa, şüphe yok ki dedi, siz bilgisiz bir kavimsiniz.
Ve israoğullarını denizden geçirdik. Orada kendilerine mahsus, birtakım putlara samimiyetle tapan bir toplulukla karşılaştılar; ve bunun üzerine israoğulları: “Ey Musa! Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver” dediler. Musa da: “Gerçekten siz eğri doğru nedir bilmeyen, cidden ne cahil bir topluluksunuz” dedi.
İsrâiloğulları'na denizi geçirdik. Yollarına devam ederken bir kavme rastladılar. Onlar kendilerine mahsus ağaçtan yontularak, metalden dökülerek yapılan heykellere, putlara tapıyorlardı. Kavmi Mûsâ'ya:
“Ey Mûsâ, onların tanrıları gibi sen de bize bir tanrı yap" dediler. Mûsâ:
“Siz, Allah'ın varlığını, birliğini, ibadete lâyık tek tanrı olduğunu hâlâ anlamamakta ısrar eden, bilgi ve muhakemenizi kullanmayan, tutarsız, cahilce davranan bir kavimsiniz" dedi.
İsrailoğullarını denizden geçirdik ve putları önünde eğilen bir topluluğa rastladılar. "Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi bize de bir ilah yap" dediler. (Musa) dedi ki: "Siz gerçekten cahillik eden bir topluluksunuz.
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmen bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: 'Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap.' O: 'Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz' dedi.
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, putlara ibâdet eden bir kavme uğradılar. (İçlerinde câhil olanlar şöyle) dediler: “- Ey Mûsa, bunların taptıkları tanrıları gibi, bize de bir tanrı yap.” Mûsâ, onlara dedi. “- Siz, bir topluluksunuz ki gerçekten cahillik ediyorsunuz.
Ve İsrailoğulları’nı denizden geçirdik. Kendi putlarına sebatla ibadet eden bir topluma rastladılar. “Ey Musa! Onların ilahları olduğu gibi bize de bir ilah yap!” dediler. Musa: “Siz ancak cahil bir toplumsunuz.”
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Onlar, (çölde) gönülden putlara tapan bir topluluğa (Amelika kavmine) rastladılar ve dediler ki: “Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap!” O da dedi ki: “Siz gerçekten cahil topluluksunuz.”
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 138. Ayet Açıklaması
Ayetin hemen ilk cümlesindeki; “İsrailoğullarını denizden geçirdik” ifadesi, “İsrailoğullarına özgürlük ve zulümden kurtuluş gibi lütufların ihsan edildiğini” gösteriyor. Her türlü sosyal ve siyasi nimetlerin başlangıcını oluşturan “denizden geçme” hadisesi Allah’ın yardımıyla Hz. Musa’nın bir mucizesi olarak gerçekleşiyor. Fakat İsrailoğulları yine de puta tapan ve Amalikalılar olduğu söylenen bir topluluğu görünce onlara özenerek Hz. Musa’dan kendilerine de bir put yapmasını istiyorlar. Demek onca ilahi desteğe ve mucizeye rağmen puta tapma geleneğinin etkisi hala üzerlerinde ve Allah’a olan imanları bu geleneği yıkacak güce tam ulaşamamış.
Diyanet İşleri (Eski)
138,139. İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Puta gönülden tapan bir millete rastladılar. "Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler, Musa: " Doğrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve işledikleri boşa gidecektir" dedi.
İsrailoğullarını denizden geçirdik, orada kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Bunun üzerine: Ey Musa! Onların tanrıları olduğu gibi, sen de bizim için bir tanrı yap! dediler. Musa: Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz, dedi.
İsrailoğulları denizi geçtikten sonra buzağıya tapan Amalika kavmine rastladılar, kendi peygamberlerinden, onların tanrıları gibi bir tanrı yapmasını istediler. Hz. Musa onların teklifini reddetti ve onları cehaletle suçladı.
Edip Yüksel
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Kendilerine özgü heykellere tapan bir topluluğa rastladılar ve: "Musa, bunların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap," dediler. "Siz, gerçekten cahil bir topluluksunuz!," dedi.
Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.
Ve Beni İsraîle denizi atlattık, derken bir kavme vardılar, toplanmışlar kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı, ya Musâ! dediler: Bunların bir çok ilâhları olduğu gibi sen de bize bir ilâh yap, siz, dedi: Gerçekten cahillik ediyorsunuz
İsrâîl oğullarını denizden geçirdik. Şimdi putlarının önünde tapagelen bir kavme rast geldiler. Dediler ki: «Yâ Musa, onların nasıl Tanrıları varsa sen de bize öyle bir Tanrı yap»! «Siz, dedi, cidden ne cahillik eder bir kavmsiniz»!
Hem İsrâiloğullarını denizden geçirdik; derken kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar. Dediler ki: “Ey Mûsâ! Onların nasıl birtakım ilâhları varsa, (sen de) bize (öyle) bir ilâh yap!” (Mûsâ da:) “Hakikaten siz câhillik etmekte olan bir kavimsiniz!” dedi.
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Sonra (yollarının üzerinde) putlara gönülden, samimi olarak tapan bir topluluğa geldiler. Musa’ya “Bu topluluğun ilahları gibi, sende bizim için bir ilah yap” dediler. Musa onlara “Siz gerçekten cahil bir toplumsunuz.”
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Onlar çölde kendi putlarına tapmaya müdavim olan bir cemaata uğradılar: «— Musa! Onların mabutları gibi bize de bir mabut yap» dediler. Musa: «— Siz, cahil bir kavimsiniz» dedi.
İsrail oğullarının denizden geçmelerini sağladık. Kendilerine mahsus putlara saygıyla tapınmakta olan bir topluluğa rastladılar. “Ey Musa! Bunların birçok ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah yap” dediler, Musa, “Doğrusu siz bilgisiz bir topluluksunuz.” dedi.
Biz İsrail Oğulları’nı denizden karşı tarafa geçirdikten sonra, birtakım putlara tapmakta olan bir toplulukla karşılaştılar. Yüzyıllarca putperest bir toplumun esâreti altında yaşamış olan bu insanlar, “Ey Mûsâ!” dediler, “Bize de bunların tanrıları gibi görebileceğimiz, dokunabileceğimiz bir tanrı yap!” Buna karşılıkMûsâ, “Siz gerçekten de câhil bir toplumsunuz!” dedi.
Deniz’den İsrail’in oğullarını geçirdik. Kendilerine ait putlara tapan / onlarla meşgul olan bir kavme uğradılar.
-“Ey Musa! Bunlara ait ilahlar gibi bize de bir ilah yap!” dediler.
Dedi ki:
-“Siz, câhillik eden bir kavimsiniz”.
138,139. Ve İsrâil oğullarını denizden geçirdik. Yolda, kendilerine ait bir takım putlara tapan bir topluma rastladılar. Bunun üzerine: “Ey Mûsa! Bu adamların putları gibi, sen de bize bir put yap!” dediler. Mûsa da onlara: “Doğrusu siz beyinsiz bir toplumsunuz. Bunların uydukları şu sapkın din, yok olmaya mahkûmdur ve onların bütün yaptıkları da bâtıldır.”1 (dedi.)
1 Bu kıssada esas vurgulanmak istenen konu: İsrâil Oğullarının firavundan kurtulduktan sonra, meylettikleri ilk küfürdür. Bu küfür meyli de çok enteresandır. Zîrâ onların; yıllarca Firavunun zulmünden Allah’ın izniyle kendilerini kurtaran bir peygamber başlarındayken, “denizden geçme mûcizesinin” üzerinden fazla bir zaman geçmemişken, böyle bir istekte bulunmaları, gerçekten son derece dikkat çekici bir beyinsizlik örneğidir. Ayrıca bu ve benzeri olaylardan İsrail Oğullarının Hz. Musa’ya samimi bir imanla inanmadıkları anlaşılmaktadır.
Muhammed Esed
VE İSRAİLOĞULLARI'NI denizden geçirdik; derken, birtakım putlara tapınıp duran bir toplulukla karşılaştılar. 101 [İsrailoğulları]: “Ey Musa,” dediler, “Bize de onların tanrıları gibi bir tanrı yapıver!” (Musa): “gerçekten de siz [eğri doğru nedir] bilmeyen bir toplumsunuz!” dedi,
Ve biz İsrailoğullarını sağ salim denizden karşıya geçirmiştik. Orada bir takım kutsadıklarına tapan insanlarla karşılaştılar ve: – Ey Musa bize de bunlarınki gibi ilah yapsana, dediler. Musa da onlara: – Siz gerçekten çok cahil bir toplumsunuz! Dedi. 7/148
SONUNDA İsrâiloğullarını denizden geçirdik; derken, birtakım putların[1251] yanıbaşında mesken tutmuş insanlarla karşılaştılar. “Ey Musa!” dediler, “Onların ilâhı gibi bize de bir ilâh tedarik ediver!” (Musa) cevaben dedi ki: “Siz sahiden de kendini bilmez bir yığınsınız.[1252]
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 138. Ayet Açıklaması
[1251] Esnâm, muhtemelen nüzûl sürecinde ilk geçtiği yer (Krş: 14:35; 6:74; 26:71; 21:57). Somut ya da soyut sembol şahsiyetleri temsilen tapınma veya tazim amacıyla metal malzemeden dökülerek yapılan şekilli putlar. Bu hariç kullanıldığı her yerde İbrahim kavminin putları kastedilir. Aynı şey evsân için de geçerlidir (Bkz: 29:17, not 23). Hz. İbrahim’in dilinden kavminin putları 21:52’de temâsîl, Ankebut 17’de evsân (t. vesen) şeklinde verilir.
[1252] Kur’an’da cehalet soyut bilgiye sahip olup olmamakla değil kendini bilmekle alâkalı olarak kullanılır. Zımnen: Cahil kendisine, düşmanın düşmanına yaptığını yapar (Bkz: 3:154, not 128).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Kendilerine ait birtakım putlara ibadette bulunan bir kavme uğradılar. Dediler ki: «Ya Mûsa! Bize de put yap, nasıl ki onların putları vardır.» Dedi ki: «Muhakkak siz cahillik eder bir kavimsiniz.»
138, 139, 140. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken yolları, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir topluluğa uğradı. “Mûsâ! dediler, bunların tanrıları olduğu gibi bize de bir tanrı yapıver! ” O ise: “Siz” dedi, “gerçekten cahil bir milletsiniz! Çünkü şu imrendiğiniz kimselerin dini yıkılmıştır ve yaptıkları bütün ameller de boşunadır. Hem Allah size bunca lütufta bulunup öteki insanlara üstün kılmış olduğu halde, hiç ben sizin için O'ndan başka bir tanrı arar mıyım? ” [2, 47]
Buradaki insanlar Sina’da yaşayan Mısırlılardı. Hz. Mûsâ ve kavmi muhtemelen, şimdiki Süveyş’e yakın bir yerden Kızıldeniz’i geçmişlerdi. Mısır’a bağlı Sina yarımadasındaki Mafka şehrinde günümüze kadar kalan Mısırlılara ait bir mâbed bulunmaktadır. İsrailoğullarının bunlar gibi inanç sahiplerine özendikleri anlaşılıyor. 2,93 âyetinden, Mısır’daki uzun kölelik döneminin İsrailoğulları üzerinde kalıcı tesirler bıraktığı, bu arada sığır cinsini tanrılaştırma alışkanlığı kazandıkları anlaşılıyor.
Süleyman Ateş
İsrail oğullarını denizden geçirdik, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rastladılar: "Ey Musa, dediler, (bak) bunların nasıl tanrıları var, bize de öyle bir tanrı yap!" (Musa) dedi: "Siz, gerçekten cahil bir toplumsunuz."
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken putlara tapan bir topluluğa rastladılar ve dediler ki “Musa! Onların tanrıları gibi bir tanrı da bize yapsana!” Dedi ki “Siz gerçekten kendini bilmez bir topluluksunuz.”
İsrailoğullarını denizden geçirmiştik. Kendi (elleriyle yaptıkları) putlarına bağlanmış bir topluma uğradılar-Ey Musa, bunların ilahları gibi bize de bir ilah yapsana! dediler. Musa da onlara:-Şüphesiz, cahillik eden bir toplumsunuz! dedi.
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rast geldiler. “Ey Musa,” dediler, “onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap da tapalım.” Musa “Siz ne cahil milletsiniz,” dedi.
İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa rastladılar. Bunun üzerine: "Ey Mûsa, dediler, bunların ilahları olduğu gibi sen de bize bir ilah belirle!" Mûsa dedi: "Siz cahilliği sürdürmekte olan bir toplumsunuz."
daħı geçürdük biz benį isrāyil’i deñize. pes geldi anlar bir ķavm üzere kim muķım olmışlar butlar üzere kim anlaruñdur eyittiler “iy mūsā ! eyle bizüm içün Tañrı nite kim anlaruñdur Tañrı’lar. “eyitti “bayıķ siz ķavmsız bilmezsiz.”