Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1785, sondan 4452. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 35. ayetidir. İbrahim Suresi 35. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 54 ve toplam ebced değeri ise 2847 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (5) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
واذ قال ابرهيم رب اجعل هذا البلد امنا واجنبني وبني ان نعبد الاصنام
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 35. Ayet Tefsiri
Hz. İbrâhim’in, güvenli kılmasını Allah’tan istediği şehir Mekke’dir. Allah Teâlâ önceki âyetlerde (28-34) genel olarak insanlığa verdiği nimetleri hatırlatmıştı. Burada da, Hz. İbrâhim’in duasını kabul etmek suretiyle özel olarak Mekkeliler’e vermiş olduğu nimetleri hatırlatmakta ve bu nimetlere şükretmelerinin gereğine dikkatlerini çekmektedir. Ayrıca Allah’ın verdiği sayısız ve sınırsız nimetlerin şükrünü yerine getiren bir kulun yani Hz. İbrâhim’in Allah’a karşı tutumu, kulluğu, O’na nasıl yalvarıp yakardığı ve O’ndan istedikleri dile getirilmekte, kurtuluşun, Allah’ın birliği ilkesine dayanan Hz. İbrâhim çizgisinde olduğuna işaret edilmektedir.
35. âyette “putlar” diye çevirdiğimiz esnâm (tekili sanem) kelimesi, Allah’tan başka kendisine ilâhî güç veya nitelikler yakıştırılarak tapınma duygusu içerisinde değer verilen ve şirke vasıta kılınan her şeyi ifade eder. “Putlar”dan maksat, onları yapanlar, puta tapmayı icat edip uygulayanlardır. Bu mânada putlar (putperestlik) birçok insanın sapmasına yol açmıştır. Can ve mal güvenliğinin bulunmadığı bir yerde dinî ve dünyevî görevler yerine getirilemeyeceği için Hz. İbrâhim öncelikle beldenin güvenli kılınmasını, sonra da insanlığı mânevî felâketlere sürükleyen putperestlikten hem kendisini hem de soyundan gelenleri korumasını yüce Allah’tan niyaz etmiştir. İbrâhim aleyhisselâm bu şirk vasıtalarından korunan müminleri kendi dininin mensuplarından ve kurtuluşa erenlerden saymış, kendisine karşı gelip isyan edenler hakkında ise, “Sen çok bağışlayan, pek esirgeyensin” diyerek onları Allah’ın af ve bağışına havale etmiştir. Bu durum Hz. İbrâhim’in şefkat ve merhametinin enginliğini göstermektedir.
Hz. İbrâhim’in Hâcer’den İsmâil adında bir oğlu olmuştu; Hz. İbrâhim Allah’tan aldığı bir işaretle Hacer ve oğlu İsmâil’i Mekke’ye götürüp Kâbe yakınlarında tarıma elverişli olmayan, çorak bir vadiye yerleştirdi. Bu esnada Hz. İbrâhim bu vadinin yerleşim merkezi ve güvenli bir belde haline gelmesi için Allah’a dua etti (Bakara 2:126). Müfessirlere göre İbrâhim bu âyetlerde bildirilen duasını da Mekke yerleşim merkezi haline geldikten ve İsmâil ile birlikte Kâbe’yi inşa ettikten sonra yapmıştır (İbn Kesîr, I, 252). Allah Hz. İbrâhim’in duasını kabul ederek Mekke’yi güvenli bir şehir haline getirmiş ve dünyanın muhtelif yerlerinde yetiştirilen ürünlerin gerek hac ve umre gibi ibadetler, gerekse panayır vb. ticarî vesilelerle buraya getirilmesini sağlamıştır (krş. Kasas 28:57; Ankebût 29:67; Mekke ve Kâbe hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3:96).
37. âyetteki “İnsanların gönüllerini onlara meylettir” diye çevirdiğimiz cümle, “İnsanlardan bazılarının gönüllerini onlara meylettir” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu takdirde sadece müminlerin gönüllerinin meylettirilmesi istenmiş olur. 39. âyet dikkate alındığında Hz. İbrâhim’in bu duayı, eşi Sâre’den olan oğlu İshak’ın dünyaya gelmesinden sonra yaptığı anlaşılmaktadır. Rivayete göre Hz. İbrâhim, oğlu İsmâil doğduğu zaman doksan dokuz yaşında, İshak doğduğunda ise 112 yaşında bulunuyordu (İbn Kesîr, I, 252). Tevrat’ta bu bilgi 86 ve 100 yaş şeklinde geçer (Tekvîn, 16:6; 21:5). Hz. İbrâhim’in daha önce yapmış olduğu duasının kabul olunup (Sâffât 37:100) yaşlılığına rağmen kendisine bu iki çocuğun lutfedilmesini Allah’a hamd ve şükürle karşıladığı görülmektedir. (Hz. İbrâhim’in müşrik olan anne ve babasının affı için dua etmesi hakkında bk. Tevbe 9:114).
Mehmet Okuyan
Hani İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu şehri (Mekke’yi) güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmamızdan uzak tut!
1- Kimi çevirilerdeki “Beni ve çocuklarımı” yerine “beni ve oğullarımı” şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir.
Ahmet Akgül
Hani bir zaman İbrahim şöyle demişti: "Ey Rabbim bu beldeyi (ve bölgeyi) güvenli (ve bereketli) kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten (ve tağuti düzenlerin peşine gitmekten) uzak tut. (Zira hidayet Sendendir.) ”
Hani İbrâhim:
“Rabbim, bu şehri, Mekke'yi, emniyetli ve güvenli hale getir. Beni ve oğullarımı, ağaçtan yontularak, metalden dökülerek yapılan heykellere, putlara tapmaktan uzak tut.” diye dua etmişti.
Cemal Külünkoğlu İbrahim Suresi 35. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:126, 3:96-97, 29:67Hz. İbrahim’in “güvenli kıl” diye hakkında dua ettiği yer Mekke’dir. Allah Hz. İbrahim’in duasını kabul etmiş ve Mekke’yi her bakımdan güvenli bir belde kılmıştır. “Kâbe'yi insanların sevap kazanmaları için bir toplanma ve güvenlik yeri kıldık.” (Bakara 2:125) “Oraya giren emniyette olur.” (A. İmran 3:97) Yukarı Mezopotamya’da Urfa’da doğan Hz. İbrahim kendisine peygamberlik verildikten sonra ilk iş olarak putlara savaş açtı. Kral Nemrut tarafından ateşe atılan ve fakat Allah’ın korumasıyla ateşten kurtulan Hz. İbrahim kardeşi Harân’ın oğlu (yeğeni) Lût’u ve ailesini de yanına alarak Mısır’a gitti. Bir süre Mısır’da kalan Hz. İbrahim daha sonra Filistin’e yerleşti. Karısı Sare’nin çocuğu olmadığı için cariyesi olan Hacer’le evlendi. Hacer’den İsmail dünyaya geldi. Daha sonra Sare’den de İshak adını verdiği ikinci oğlu oldu. Hz. İbrahim, aile içinde yaşanan anlaşmazlıklar yüzünden oğlu İsmail’i de yanına alarak Mekke yöresine yerleşti.İşte bu ayetler Hz. İbrahim’in Mekke’ye yerleştikten sonraki hayat hikâyesini anlatmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."
(Şevahid’ut Tenzil c.1 s.316’da yer aldığına göre İmam Muhammed Bakır şöyle buyurmuştur: “Peygamber ve Müminlerin Emiri İmam Ali dışında bütün Araplar ve Kureyş topluluğu, peygamberimizin zuhurundan önce putlara tapmış ve onlara kurbanlar kesmişlerdir. Putlara tapmış ve onlara kurban kesmiş birinin imamet makamına geçmesi ise asla caiz değildir. Nitekim şanı yüce olan Allah şöyle buyurmuştur: “Ahdime (imamete) zalimler asla nail olamaz.”)
Mahmut Kısa
Hani İbrahim, Mekke’de Kâbe’yi inşâ ettikten sonra, Rabb’ine el açıp yalvararak demişti ki: “Ey Rabb’im! Bu şehri, insanların huzur ve emniyet içerisinde yaşayabilecekleri güvenli bir bölge kıl; beni ve neslimi, putlara tapmaktan ebediyen uzak tut!”
1 Bu şehir Mekke’dir. Hz. İbrahim (a.s), Mekke’yi güvenli kılması için Allah’a duâ etmiş ve Allah da duâsını kabul etmiştir. Buna göre; Mekke’de insan kanı dökmek, hayvanlarını avlamak ve orada insanlara zulmetmek haram kılınmıştır.
Muhammed Esed
HANİ, İbrahim: “Ey Rabbim!” demişti, 48 “Bu beldeyi emin kıl; 49 beni ve çocuklarımı putlara 50 tapmaktan ebediyyen uzak tut!
Bir de, İbrâhim, bir vakitler şöyle demişti: “Ya Rabbî! Burayı emin bir belde kıl, beni de evlatlarımı da putlara tapmaktan uzak tut. ” [2, 126; 29, 67; 3, 96-97]
Şimdi yüce Allah, bir misal olarak Hz. İbrâhîm'i anlatmaktadır. Hz. İbrâhîm, Yukarı Mezopotamya'daki Ur (Urfa) kentinde doğdu. Allah kendisini peygamberlikle görevlendirdi. Putatapanlara karşı geldi, putları yerdi. Kral Nemrud kendisini ateşe attırdı. Fakat Allah onu yanmaktan korudu. O da kardeşinin oğlu Lût'u ve âilesini yanına alarak Mezopotamya'dan çıktı, Harran'dan geçip Mısır'a gitti. Mısır'da bir süre kaldıktan sonra Filistin'e gelip yerleşti. Karısı Sare'nin çocuğu olmuyordu. Sâre'nin teşvikiyle Hâcer'le birleşen İbrâhîm'in İsmâ'îl adlı bir oğlu oldu. Bir zaman sonra çok ileri yaştaki Sâre'den de İshâk adını verdiği oğlu doğdu. Bunun üzerine Sâre, Hâcer'den olan çocuğun, kendi çocuğuyla birlikte İbrâhîm'in mîrâsına sâhibolmasını önlemek için İbrâhîm'e, Hâcer'i, çocuğu ile beraber evden uzaklaştırmasını söyledi. Aslında Hâcer, kendi câriyesi olduğu için yasal olarak buna hakkı vardı. Hz. İbrâhîm de Allah'ın vahyine dayanarak Hâcer'le İsmâ'îl'i alıp Faran'a yani Mekke yöresindeki dağların eteğine yerleştirdi. İşte şimdi okuduğumuz âyetler, Hz. İbrâhîm'in, karısını ve çocuğunu bu vâdîye getirdikten sonra Allah'a yalvarışını anlatmaktadır.
Süleymaniye Vakfı
Bir gün İbrahim şöyle dua etti: “Rabbim! Bu bölgeyi güvenli bir şehir haline getir. Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak eyle.