Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1096, sondan 5141. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 142. ayetidir. A'raf Suresi 142. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 107 ve toplam ebced değeri ise 7818 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (12) م (8) ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ووعدنا موسى ثلثين ليلة واتممناها بعشر فتم ميقات ربه اربعين ليلة وقال موسى لاخيه هرون اخلفني في قومي واصلح ولا تتبـع سبيل المفسدين
Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.[227]
Hz. Mûsâ’nın kavmi, “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demişlerdi. (Bakınız: Bakara sûresi, âyet, 55) Bu âyetin son cümlesi, onlara da bir cevap niteliğindedir.
İsrâil halkı, Mısır esaretinden kurtulup Sînâ çölüne geçtikten sonra bu çölde kırk yıl boyunca evsiz barksız dolaştılar. Bu yüzden Sînâ çölü “şaşkın vaziyette dolaşmak” anlamına gelen Tîh adıyla da anılır. Tûrisînâ, bu çölün ve yarımadanın güneyinde bulunmaktadır. Yüce Allah, esaretten kurtulan kavme şeriatını bildirmek üzere Mûsâ’ya Tûrisînâ’ya gelmesini emretti. Mûsâ, yerine kardeşi Hârûn’u bırakarak ondan sulh ve sükûnu korumasını, bozgunculuk çıkarabileceklere karşı dikkatli olmasını istedi. Bu tedbirleri aldıktan sonra Allah’ın emrine uyarak Tûr’a gitti.
Araplar genellikle gün yerine gece kelimesini kullandıklarından; ayrıca ibadet, zikir, dua gibi dinî faaliyetler için gündüze nisbetle gecenin sükûneti daha elverişli olduğundan âyette Mûsâ’nın Tûr’da geçirdiği süre hakkında gün yerine gece kelimesi zikredilmiştir. Bakara sûresinde (2:51) bu buluşma süresi sadece “kırk gece” kaydıyla anılırken burada söz konusu sürenin otuz ve on gece olarak iki bölümde anılması ve böylece Bakara sûresindeki âyete bir ayrıntı ilâve edilmesi çeşitli şekillerde yorumlanmış olup (bk. İbn Atıyye, VII, 152-153; Râzî, XIV, 226), muhtemelen bu iki farklı süre, Hz. Mûsâ’nın kırk gece içinde kaydettiği iki ruhî ve mânevî gelişmeye işaret etmektedir. Otuz gecenin ibadet süresi, on gecenin ise Tevrat’ın inzâl edildiği süre olduğu da düşünülebilir.
Mehmet Okuyan
(Vahyetmek üzere) Musa’ya otuz gece belirlemiş ve ona on gece daha ilave etmiştik; böylece Rabbinin belirlediği zaman kırk geceyi bulmuştu. Musa, kardeşi Harun’a şöyle demişti: “Kavmimin arasında benim yerime geç; onları ıslah etmeye devam et; bozguncuların yoluna uyma!”
Bu cümle Bakara 2:51. ayetle birlikte okunmalıdır.
Bayraktar Bayraklı
Mûsâ'ya otuz gece vâde verdik ve ona on gece daha ilâve ettik. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit, kırk geceyi buldu. Mûsâ, kardeşi Hârûn'a dedi ki: “Kavmimin içinde benim yerime geç; onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma!”
Musa'ya, otuz gece süre verdik, sonra buna on gece daha ekledik. Böylece Rabb'inin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, “Benim halkım içinde halifem ol¹, onları ıslah et ve bozguncuların yoluna uyma!” dedi.
Ve derken (huzurumda ibadet ve riyazetle vakit geçirmek üzere) Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a: “Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma” deyip (ayrıldı).
Musa ile otuz gece münacatta bulunmayı sözleşmiştik de bu vadeyi, on gece daha katarak tamamlamıştık böylece Rabbinin tayin ettiği müddet, kırk geceyi bulmuştu ve Musa, kardeşi Harun'a, kavmimin içinde benim yerime geç, onları düzene koy ve bozguncuların yoluna uyma demişti.
Bu günlerin, zilkade ayıyle zilhiccenin ilk on günü olduğu söylenmiştir.
Abdullah Parlıyan
Ve sonra Musa için, Sina dağında otuz gecelik bir süre belirledik ve buna bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Ve Musa kardeşi Harun'a şöyle dedi: “Bu toplumum arasında benim yerimi al; dürüst ve erdemli davran, bozguncuların yolunu tutma.”
Mûsâ ile otuz gece, bir araya geleceğimize dair sözleştik. Buna bir on gece daha ilâve ettik. Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu. Mûsâ kardeşi Hârûn'a:
“Kavmimin içinde benim yerime geç. Islaha çalış, din ve dünya işlerini, sosyal ilişkileri düzelt, geliştir, bozguncuların yoluna gitme" dedi.
Musa ile otuz gece (münacaatta bulunması) üzere sözleştik. Sonra buna on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin onun için belirlemiş olduğu süre kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a: "Kavmimim içinde benim yerime geç, düzelt ve bozguncuların yoluna uyma" dedi.
Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a 'Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma' dedi.
Biz, Mûsa'ya otuz gün (Oruç tutmasına karşılık kendisine Tevrat'ı vereceğimizi, yahut kendisiyle konuşacağımızı) vâdettik; ve ona bir on (gün) daha ilâve ettik. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk gece (gün) olarak tamamlandı. Mûsa, kardeşi Harûn'a şöyle dedi: “- Kavmimin içinde yerimi tut ve onların hallerini düzeltmeğe çalış da fesad çıkaranların yoluna gitme.”
Musa’ya otuz gece vaadettik. On gece daha ilave ettik. Rabbi ile olan buluşması kırk gece olarak tamamlandı. Musa (mikata giderken) kardeşi Harun’a: “Kavmimiz içinde benim yerime geç, uygun işler yap, sakın bozguncuların yoluna uyma!” dedi.
Böylecene, Tanrının adadığı vakit de, kırk geceyle tümlendi, kardeşi Harun'a Musa dedi ki: «Ulusum içinde bana arda ol, yararlı iş gör, uymayasın fesatçılar yoluna»
Ve Musa için (Sina Dağında) otuz gecelik bir süre belirledik. Ve buna bir on gece daha ekledik ki böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlandı. Ve Musa kardeşi Harun'a şöyle dedi: “Halkımın arasında benim yerime geç, dürüst (ve erdemli) davran, bozguncuların yoluna uyma!”
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 142. Ayet Açıklaması
Bkz. 2:51Bu ayet, Bakara suresi 2:51. “Biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik” ayetinin açıklaması niteliğindedir. Musa Peygamberin İsrailoğullarına dinlerinin esaslarını ve puta tapmanın zararlarını öğretecek Tevrat’ı alabilmesi için Tur Dağına çıkmış, orada otuz günü oruç tutarak ve otuz geceyi de ibadetle geçirerek kendisini manevi kirlerden temizlemiştir. Son on gün içinde de kendisine Tevrat indirilmiştir. Onun için ayette 30 gece ile 10 gece ayrı ayrı ifade edilmektedir.Kırk gün, kırk gece, kırk yıl gibi zamanlar insanın olgunlaşması için önemlidir. İsrailoğullarına Arz-ı Mukaddes kırk yıl yasaklanmıştır (Maide 5:26). İnsanın olgunluk yaşı Kur’an’da 40 olarak belirtilmiştir (Ahkâf, 46:15). Hz. Muhammed’e Peygamberliğin verildiği yaşın kırk olduğunu da bilmekteyiz.
Diyanet İşleri (Eski)
Musa'ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Milletim içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme" dedi.
(Bana ibadet etmesi için) Musa'ya otuz gece vade verdik ve ona on gece daha ilâve ettik; böylece Rabbinin tayin ettiği vakit kırk geceyi buldu. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma.
Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona on gece daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Halkım içinde benim yerime geç, doğru davran. Bozgunculuk yapanların yoluna da uyma," dedi.
"Kırk" sayısının "otuz + on" biçiminde anlatılışının 19 kodlu matematiksel yapıyla ilişkilidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Musa'ya otuz geceye vaat verdik ve süreye bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin mikatı (tayin ettiği vakit) tam kırk gece oldu. Musa, kardeşi Harun'a şöyle dedi: Kavmim içinde benim yerime geç, ıslaha çalış ve bozguncuların yolundan gitme!
Bir de Musâya otuz geceye va'd verdik ve anı bir on ile temamladık, bu sûretle rabbının mîkatı tam kırk gece oldu ve Musâ kardeşi Haruna şöyle dedi: kavmim içinde bana halef ol, ıslâha çalış da müfsidler yoluna gitme
Musa ile otuz gece (bize münâcatda bulunması için) sözleşdik ve ona bir on (gece) daha katdık. Bu suretle Rabbinin ta'yin buyurduğu vakit kırk gece olarak tamamlandı. Musa, biraderi Hârûna dedi ki: «Kavmimin içinde benim yerime geç, (onları) ıslah et, fesadcıların yoluna uyma.
Ve Mûsâ ile otuz gece için va'dleştik, hem bunu on (gece daha ilâve etmek) ile tamamladık; böylece Rabbisinin ta'yîn ettiği vakit, kırk geceye tamamlandı ve Mûsâ kardeşi Hârûn'a dedi ki: “Kavmimin içinde benim yerime geç, (onları) ıslâh et ve fesad çıkaranların yoluna uyma!”(2)
(2)Mûsâ (as), Cenâb-ı Hakk’ın emriyle Zilka‘de ayının tamâmını oruçla geçirmiş ve bu sürenin sonunda da ağzını misvaklamıştı. Cenâb-ı Hakk ise, katında makbûl olan oruçlu ağzının kokusuyla ona hitâb etmek murâd ettiğinden, on gün daha oruç tutmasını emretmiş, o da önceki otuz günün üzerine, Zilhıcce ayında on gün daha oruç tutmuştu. (Nesefî, c. 2, 109)
İlyas Yorulmaz
Biz Musa ile otuz günlüğüne (tur dağında) sözleştik. Otuz güne on günlük bir süre ilave ettik ve Rabbinin belirlediği zaman kırk güne tamamlandı. Musa kardeşi Harun’a “Kavmime benden sonra sen yöneticilik edeceksin, doğru şeyler yap ve bozguncuların yoluna sakın ola ki uyma” dedi.
Biz Musa ile münacatımız için otuz gece vaadlaşmıştık [²] onu ayrıca on gece ile tamamladık. Böylece Rabbinin tâyin ettiği vakti tam kırk gece oldu. Musa kardeşi Harun/a: «— Kavmim arasında benim yerime geç, işleri düzelt, fesatçıların yoluna tâbi olma» dedi.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 142. Ayet Açıklaması
[2] Yani Allah emretmiş, Musa Aleyhisselâm da emri kabul etmişti.
Kadri Çelik
Musa ile otuz gece sözleştik ve ona bir on daha ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk gece olarak tamamlanmış oldu. Musa, kardeşi Harun'a, “Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve sakın bozguncuların yoluna tabi olma” dedi.
Derken,Mûsâ’ya Tevrat’ın ilk ayetlerini vermek üzere huzurumuza çağırmadan önce, oruç ve benzeri ibâdetlerle bu büyük buluşmaya hazırlanması için ona Sînâ Dağında otuz gün otuz gecelik bir süre belirledik; sonra buna bir on günlük rûhî hazırlık süresi daha ekledik; böylece Rabb’inin ona belirlediği süre kırk geceye tamamlanmış oldu. Mûsâ, kendisiyle birlikte Sina dağının eteklerine kadar gelen kardeşi Hârûn’a, “Ben yokken bu halka sen önderlik edeceksin; onlara güzellikle davran ve sakın bozguncuların yolundan gitme!” dedi.
Musa’ya otuz gece görüşme vaadi / sözü verdik.
Buna on gece daha ekledik.
Rabbinin mîkâtı / vakitleştiği süre tam kırk gece oldu.
Kardeşi Harun’a Musa:
-“Kavmim içinde benim yerime geç!
İslah et!
Bozguncular’ın yoluna uyma!” dedi.
Ve sonra Biz, Mûsa ile otuz geceliğine sözleştik, süreye bir on gece daha ekledik1 ve böylece Rabbinin belirlediği buluşma süresi, kırk geceye ulaştı.2 (Bunun üzerine) Mûsa, kardeşi Hârûn’a: “Kavmim içerisinde benim yerime geç, kötülükleri düzelt ve sakın bozguncuların yolundan gitme!” dedi.
1 Bu olay, Bakara: 51’de; “Mûsa ile kırk geceliğine sözleştik.” şeklindedir. Bu âyet, o âyetteki kırk gecenin açıklaması niteliğindedir. Bir de gece ifâdesi; İslâm’da günün gece ile başlamasından dolayı kullanılmış olabilir. Ayrıca geceye o gecenin gündüzü de dâhildir. Bunlar göz önüne alınırsa, âyetin tercümesi “ve sonra Biz, Mûsa ile kırk günlüğüne sözleştik,” şeklinde olabilir.2 Çile (Erbaîn): Nefsânî arzulardan kurtularak ruh temizliğine ermek için tarikat yolunda ilerleyen sâlikin kırk gün süreyle özel bir mekânda inzivaya çekilip sıkı bir perhiz ve kendisini ibadete vermesi anlamında bir tasavvuf terimidir. “Kırk” anlamındaki Farsça çihl (چهل) kelimesinden gelen çile, “çihle” veya “çille” şeklinde de söylenir. Bazı tarikatlarda çile yerine yine “kırk” anlamına gelen Arapça “erbain” kelimesi de kullanılmıştır. Tasavvuf kaynakları bazı âyetleri kendi düşünceleri doğrultusunda yorumlayarak, özellikle Hz. Mûsâ’nın vahiy almak üzere kırk gece Tûr’da kalarak ibadet ettiğine işaret eden âyeti (A‘râf: 142) delil göstererek çile uygulamasını Kur’ân-ı Kerîm’e dayandırırlar. Bazı Hint dinlerinde ve sûfî ekollerindeki “riyazat ve kırk bekleme” geleneği, “hâşâ Peygamberlik stajı” gibi algılanarak kötüye kullanılmıştır. Bu kırk gün içerisinde Hz. Mûsa’nın “çile” ve “riyazat” ile meşgul olduğu kanaati sağlam rivâyetlere dayanmamaktadır ve âyetlerde konuyla ilgili bir açıklama da yoktur. Bu konudaki rivayetler kerametleri kendilerinden ve müritlerinden menkul bir kısım şeyhlerin uydurmalarından başka bir şey değildir. Hz. Mûsa’nın Sina Dağında, bu kırk gün zarfında ne yaptığını en iyi Allah bilir. Hz. Peygamber döneminde evlenmemeye, sürekli oruç tutmaya veya geceleri sabahlara kadar namaz kılmaya karar verenler görülmüştür (Buhârî). Hatta Osmân b. Maz‘ûn kendini iğdiş etmeye karar vermiş (Buhârî), Ebû İsrâil çok sıcak bir günde güneş altında ayakta durup oruç tutmaya teşebbüs etmişti (Buhârî). Ancak Kur’ân-ı Kerîm, dünya nimetlerinden ölçülü bir şekilde faydalanmayı tavsiye ettiğinden (A‘râf: 33, Kasas: 77) bu tür aşırı hareketler Hz. Peygamber tarafından engellenmiştir. Abdülkadir Geylânî ve Ahmed er-Rifâî gibi ilk tarikat kurucularında “erbain” mevcut değildir. Erbaîn uygulaması özellikle Kadiriyye, Sühreverdiyye ve Halvetiyye mensupları arasında görülür. Genellikle kırk gün süren çilenin uygulama şekli Sühreverdî tarafından ortaya konmuştur. Çeşitli tarikatlarda açlık, sürekli sükût ve tefekkür, aralıksız ibadet ve zikir, çöllerde dolaşmak, mağaralarda yaşamak, bekârlık, iğdiş olmak, et yememek, soğuk su içmemek, kendini hor hakir bir durumda bırakmak, yalın ayak baş açık gezmek, tekkeye odun taşımak, hatta sakalıyla tuvalet temizlemek başlıca çile çeşitleri olarak görülür. İbnu Kayyim el-Cevzî ve İbnu Teymiyye gibi âlimler, bu uygulamanın Hristiyanlıkta ve Hint dinlerinde bulunduğunu söyleyerek erbaîne girmenin sapkınlık olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ca’ferî Şiîler de genellikle erbaîne karşıdırlar. Sonuç olarak bu uygulamaların tamamı, İslam dışı uygulamalardır. Yani Allah’a kul olamayanların kulların kulu olarak ne hallere düştüklerinin en bariz örneğidir.
Muhammed Esed
VE [Sonra] Musa için [Sina Dağı'nda] otuz gecelik bir süre belirledik; ve buna bir on gece daha ekledik, ki böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlandı. 104 Ve Musa kardeşi Harun'a şöyle dedi: “Halkımın arasında benim yerimi al; dürüst (ve erdemli) davran; bozguncuların yolunu tutma.”
Biz Musa ile otuz geceliğine sözleşmiştik ve ona on gece daha ekledik böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlanmış oldu. Musa kardeşi Harun’a: – Halkımın içinde benim görevimi sen üstlen ve düzeni sağla sakın fitne ve fesat çıkaranların yoluna uyma! Dedi. 2/51, 20/83
VE Musa’ya otuz gecelik bir süre tayin ettik ve buna on gece daha ekledik. Böylece Rabbinin tayin ettiği süre kırk geceye tamamlanmış oldu.[1255] Ve Musa kardeşi Harun’a dedi ki: “Halkımın arasında benim vekilim ol ve düzeni sağla: sakın bozguncuların peşinden gitme!”
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 142. Ayet Açıklaması
[1255] Sûrenin 30. âyetine ilaveten, 20:83-86 âyetleri ışığında anlaşılmalıdır. Allah, Hz. Musa’ya kavminin yoldan çıktığını haber verdiğinde, Musa’ya verilen 40 günlük süre dolmamıştı. Musa bu süreyi yarıda keserek kavmine dönmüş, sonra 10 gün daha ilâhî mülakata katılarak 40’a tamamlamıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Mûsa ile otuz geceye vaadleştik, ve onu bir on ile tamamladık, artık Rabbinin tayin ettiği vakti tam kırk gece oldu.Ve Mûsa kardeşi Harun'a dedi ki: «Sen kavmimin içinde benim halifem ol ve ıslaha çalış ve müfsidlerin yoluna tâbi olma.»
Otuz geceyi ibadetle geçirmesi ve Tevrat'ı almaya hazırlanması için, Mûsa ile sözleşip onu huzurumuza kabul ettik. Sonra on gece daha ilave ettik. Böylece Rabbinin belirlediği müddet tam kırk gece oldu. Mûsâ, kardeşi Harun'a: “Kavmim içinde benim vekilim ol, onları güzelce yönet ve sakın müfsitlerin yoluna uyma! ” dedi. [2, 51] {KM, Çıkış 19. bölüm ve 24, 18; 34, 28; Tesniye 9, 9; 5, 2-4}
İsrailoğulları hürriyetlerine kavuşunca muvahhid topluluğun uyacakları şeriatı bildirmek üzere Cenab-ı Allah Hz. Mûsâ’yı kırk günlüğüne Sina’ya çağırdı. Sina dağının tepesinde bugün, Hz. Mûsâ’nın kırk gün kaldığı söylenen bir mağara bulunur. Kutsal bir ziyaret yeri olan bu mağara yakınında bir cami, bir kilise, bir de Justinyen zamanında yapılmış bir manastır vardır.
Süleyman Ateş
Musa ile otuz gece (bana ibadet etmesi için) sözleştik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabbinin tayin ettiği vakit, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: "Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma."
Musa ile otuz geceliğine sözleşmiştik; buna on gece daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceyi buldu. Musa kardeşi Harun’a dedi ki “Halkım içinde benim halifem ol, yerime geç. İyi davranışta bulun, bozguncuların yoluna girme.”
Musa ile otuz geceye sözleşmiştik ve on gece ile onu tamamladık da Rabbinin belirlediği süre tam kırk gece oldu. Musa kardeşi Harun'a:-Kavmimde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma! dedi.
Musa'ya da otuz gece vaad etmiş, sonra on daha ilâve etmiştik; böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlanmıştı.(17) Musa ise kardeşi Harun'a “Sen benim yerime kavmimin başına geç,” demişti. “Islaha çalış, bozguncuların yolundan gitme.”
(17) İsrailoğullarının Firavun zulmünden kurtulmasından sonra, onlara dinlerinin esaslarını öğretecek bir kitabı Allah tarafından getirmek üzere, Hz. Musa Tur Dağına çıkmış; burada otuz günü oruç ve ibadetle geçirdikten sonra, anlaşıldığına göre, son on gün içinde de kendisine Tevrat indirilmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
Mûsa ile otuz gece için vaatleştik. Ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye ulaştı. Mûsa, kardeşi Hârun'a dedi ki: "Toplumum içinde benim yerime sen geç, barışçı ol, bozguncuların yolunu izleme!"