Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1144, sondan 5093. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 190. ayetidir. A'raf Suresi 190. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 55 ve toplam ebced değeri ise 3341 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (7) م (5) ص (1) bulunuyor.
Arapça Metin
فلما اتيهما صالحا جعلا له شركاء فيما اتيهما فتعالى الله عما يشركون
Fakat Allah onlara iyi ve sağlıklı bir çocuk verince de, Allah’ın kendilerine verdiği çocuk konusunda O’na ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
“Can” diye çevirdiğimiz âyetteki nefs kelimesi eski tefsirlerde genellikle Hz. Âdem olarak yorumlanmıştır (meselâ bk. Taberî, IX, 143; Kurtubî, VII, 337; Şevkânî, II, 313). Ancak Fahreddin er-Râzî’nin de geniş olarak açıkladığı gibi bu yorum önemli problemlere yol açmaktadır. Her şeyden önce, eğer âyetteki nefis kelimesiyle Hz. Âdem’in, ondan yaratılan “eş” ile de Havvâ’nın kastedildiği kabul edilecek olursa, bu durumda âyetin devamındaki bilgiye göre onların çocukları doğduktan sonra Allah’a ortak koşmuş oldukları sonucu çıkmaktadır. Halbuki ne Kur’ân-ı Kerîm’in başka bir yerinde ne hadislerde ne de diğer İslâmî kaynaklarda Âdem ile Havvâ’nın şirke saptıklarına dair bilgi bulunmaktadır; aksine onların yasaklanan meyveyi yemelerinin ardından, İslâmî literatürde zelle diye adlandırılan bu hatalarından ötürü bile ağır bir üzüntü ve pişmanlık duyup hemen tövbe ettikleri ifade edilmektedir. Bu durumda Râzî’nin, Kaffâl’ın görüşü olarak verdiği yorum ve buna dayanarak yaptığı açıklamalar daha isabetli görünmektedir. Buna göre âyette gerçekten vuku bulmuş bir olaydan değil, bir “temsil”den söz edilmekte ve bununla da müşriklerin cahilliklerine ve şirk iddialarına işaret edilmektedir. Buradan hareketle Râzî âyete şöyle bir yorum getirmektedir: “O yüce Allah sizin her birinizi bir candan yaratmış; insanlıkta erkeğe eşit bir insan olarak eşini de yine aynı cinsten (özden) yaratmıştır (erkek bir asıldan, kadın ise başka bir asıldan yaratılmış değildir). Erkek eşine yaklaştıktan sonra kadının hamile olduğu anlaşılınca, rablerine, ‘Andolsun, bize kusursuz bir çocuk verirsen (lutuf ve ihsanından dolayı) kesinlikle (sana) şükredenlerden olacağız!’ diyerek dua ederler. Fakat Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, bu verilenle ilgili olarak Allah’a ortaklar koşmaya kalkışırlar; çünkü bazan natüralistler gibi bu çocuğun yaratılışını tabiat güçlerine, bazan müneccimler gibi yıldızlara, bazan da putperestler gibi putlara nisbet ederler” (XV, 86-87). Kuşkusuz burada, aşağıda söz konusu edilecek olan şirk inancına ve putperestlerin yanlışlarına dair âyetlere bir geçiş olmak üzere, özellikle müşriklerin tutumları anlatılarak dolaylı bir üslûpla genel bir uyarıda bulunulmaktadır. Bu iki âyette erkek ile kadının yaratılıştaki eşitliği, erkeğin kadına karşı hissettiği duygusal ilgi, bunun ardından gelen cinsel birleşme ve nihayet bu birleşmeden çocuğun doğması kısaca anlatılmak suretiyle insan soyunun çoğalma süreci özetlenmiş bulunmaktadır. Fakat bütün bunları yapıp yaratanın yüce Allah olduğunun bilinmesi gerekir. Yaratılışta O’nu dışlayan veya başka yaratılış sebeplerini O’na denk yahut O’nun üstündeymiş gibi gören her inanç bir şirktir. Kur’an’ın ilk muhatapları olan Mekke putperestleri çeşitli putlarını yüce Allah’a bu şekilde ortak koştukları gibi dünyanın çeşitli kültürlerinde muhtelif kavimler de birçok yer veya gök cisimlerini, ata ruhlarını vb. yaratılmışları tanrı tanımak suretiyle şirke sapmışlardır. Fakat Allah bütün bu ortak koşulan şeylerden münezzehtir, yücedir. Kimi insanların ihtiyaç duyunca Allah’a yakarıp işi bitince nankörlük ettiklerini bildiren başka âyetler de vardır (Yûnus 10:22; Ankebût29:65; Rûm 30:33).
Mehmet Okuyan
(Allah) onlara iyi (sağlıklı) bir çocuk verince, kendilerine verdiği (çocuk) hakkında O’na ortaklar koşarlar. Allah ise onların ortak koştuklarından yücedir.
Burada sözü edilen durum, insanın nimete karşı şükürsüzlüğünü ortaya koymayla ilgilidir; Hz. Âdem ve eşi üzerinden onların şirke düşmüşlüğü mesajı ayette kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü ayetin sonunda ve devam eden bölümlerdeki ifadeler, [tesniye] “ikili” değil, çoğuldur.
Bayraktar Bayraklı
Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği evlat konusunda Allah'a ortaklar koştular. Allah onların ortak koştuğu şeylerden uzaktır.
Ama O, onlara (Adem’in çocukları olan erkek ve kadınlara) salih (çocuklar) verince (ve sayıları çoğalıp Hakk’tan uzaklaşınca Allah’ın), kendilerine verdiği (nimetlerle şımarıp) O’na ortaklar kılmaya başladılar. (Yani Ademoğulları, çocuklarının ve aile efradının rahatı ve çıkarı uğruna helâl-haram ölçülerini ve cihad (Hakk yolunda mücadele) hükümlerini hiçe saydılar. Oysa) Allah, onların şirk koştuklarından Yücedir.
Ne zaman ki o Allah, o ana ve babaya kusursuz bir çocuk lutfedince, kendilerine verilen bu çocuğun, dünyaya gelmesinde Allah'tan başka güçlere de bir paye yakıştırmaya kalkarlar. Oysa Allah, onların koşageldikleri ortaklıktan çok yücedir.
Allah kendilerine, sağlıklı, güzel, sâlih bir evlat verince, ikisi birden, verdiği evlât ile, içinde bulundukları nimetler ve imkânlarla ilgili, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında O'na ortaklar icadetmeye mi başlıyorlar? Allah, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Âdemoğulları'nın ortak koşmaya devam ettikleri şeylerden yüce ve uludur.
(Allah) onlara sağlıklı bir çocuk verince de, kendilerine verdiği şeyde O'na ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuklarından yücedir. [17]
17.Burada Hz. Adem ve Havva (a.s.)`dan sonra insanların yaptıklarına dikkat çekilmektedir. Yoksa Hz. Adem ve Havva (a.s.) Allah`a ortak koşmuş değillerdir.
Ali Bulaç
Ama O, onlara (Adem'in çocukları erkek ve kadınlara) salih (bir çocuk) verince, kendilerine verdiği şey konusunda O'na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.
Fakat (Allah) onlara, her şeyi tam bir çocuk verince, tuttular çocuğun ismi üzerinde sonradan insanlar Allah'a bir takım ortaklar koşmağa başladılar. (Abdullah ismini verecek yerde, şeytanın kandırmasıyla Abdu'l Hâris ismini verdiler; yahud Âdem Aleyhisselâmın soyundan gelen çiftler, evlâdlarına Abdu'l-uzza, Abdu'l-menat ve Abdu'ş-Şems isimlerini vererek onları taptıkları putlara nisbet etmekle şirke vardılar.) Allah, onların koştukları şirkten münezzehtir.
Bahaeddin Sağlam A'raf Suresi 190. Ayet Açıklaması
Not: Âdem ve ilk insan ile ilgili yaratılıştan tutun da bu gibi meselelere kadar bütün kıssanın temel unsurları, bir fert ve tek bir kişi ile ilgili değildir. O kıssa ve teferruatı, insanlık nevinin serüvenini, şimdiki yaradılışını, eşyayı ve isimlerini nasıl öğrendiğini, meleklerden nasıl üstün olduğunu, melekler ve tabiatın insana nasıl musahhar olduğunu, insanın nimetlere karşı nasıl nankör olduğunu, Allah’ı unuttuğunu bildiriyorlar..
Besim Atalay
Allah onlara, yararlı bir çocuk verdikten sonra, bununla eş koşarlar Allaha, eş koşmuş oldukları şeyden Allah yücedir
Ama (Allah) onlara iyi bir çocuk verince; kendilerine verdiği bu çocuk hakkında Allah'a ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştuğu şeylerden münezzehtir.
Cemal Külünkoğlu A'raf Suresi 190. Ayet Açıklaması
Müslümanlar çocuklarına “Abdullah, Abdurrahman” (Allah’ın kulu, Rahman’ın kulu) anlamlarına gelen isimler takarlardı. Müşrikler ise putlarına nispet ederek çocuklarına “Abdul-Menat, Abdul-Uzza” (Menat’ın kulu, Uzza’nın kulu) gibi isimler koyarlardı. Burada müşriklerin bu davranışı şiddetle kınanıyor. Ayrıca çocuklarını yaratanın, Allah olduğunu unutup, onların bir kısım dünyevi tedbirlerle meydana geldiğini söylerlerdi. Onun için erkek çocuğu olanı tebrik ederler, kızı olanı aşağılarlardı. Hele çocuğu olmayanı adam yerine koymazlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Fakat (Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında (sonradan insanlar) Allah'a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir.
Âyette geçen şirk olayı Âdem ile Havva’dan değil, onların çocukları olan insanlıktan meydana gelmiştir. Mesela Kureyş müşrikleri putlara nisbet ederek çocuklarına «Menat’ın kulu, Uzzâ’nın kulu» şeklinde isim verirlerdi. İşte bu durum hatırlatılmakta ve oğulların işlediği suçtan ötürü babalarının itab edilmesi şeklinde tecelli etmektedir. Nitekim, çoğul olarak gelmiş olan «yuşrikûn» kelimesi de buna delâlet eder.
Edip Yüksel
Onlara kusursuz bir çocuk verince, O'nun kendilerine verdiği bu hediyeyle ilgili olarak O'na ortaklar koşmaya başladılar. ALLAH onların ortak koştukları her şeyden çok yücedir.
Fakat Allah, kendilerine salih bir evlat verince, her ikisi de tuttular verdiği evlatlar üzerine ona ortak koşmaya başladılar. Allah, onların koştukları şirkten münezzehtir.
Fakat Allah kendilerine yaraşıklı bir çocuk verince erkeği dişisi tuttular ona vergisi üzerinde bir takım şerikler koşmağa başladılar, Allah ise onların koştukları şirkten müteali
Fakat (Allah) onlara düzgün (bir çocuk) verince kendilerine verdiği bu (çocuk) hakkında ona eşler tutmıya başladılar. Onlar neyi eş tutuyorlarsa Allah onlardan (münezzehdir) yücedir.
Fakat (onların neslinden öyle insanlar da var ki, Allah) onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği (bu çocuk) hakkında O'na (Allah'a) birtakım ortaklar koşmağa başladılar. Hâlbuki Allah, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden pek yücedir.
Rableri ikisine sağlıklı bir çocuk verince, o ikisine verdiğine karşılık, ikisi de Allah’a ortak koştular. Allah onların koştukları ortaklardan çok çok yücedir.
Vaktaki Allah onlara düzgün bir çocuk verdi. Her ikisi Allah/ın kendilerine verdiği çocuk hakkında ona şerik koştular [⁷]. Allah onların şerik koşmalarından pâk ve âlidir [⁸].
Fakat Allah onlara sağlıklı bir çocuk bağışlayınca, Yaratıcının kendilerine lütfettiği bu çocuğun dünyaya gelmesinde başka güçlerin de pay sahibi olduğunu, dolayısıyla onlara da mutlak itaat edilmesi gerektiğini söyleyerek, O’na ortaklar koşmaya başlarlar. Oysa Allah, onların müşrikçe yaklaşımlarının ürünü olan ve içinde eksiklik, noksanlık, acizlik barındıranbütün sıfatların üzerinde ve ötesindedir, çok yücedir!
Fakat Allah, kendilerine sağlıklı bir çocuk verince her ikisi de tutup Allah’ın verdiği çocuk hakkında ona ortak koşmaya başlarlar.1 Şunu iyi bilsinler ki Allah, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.
1 Yani onu yaratanın, Allah olduğunu unutup, çocuklarının sünnetullaha vesile olan bir kısım dünyevi tedbirlerle meydana geldiğini söylemeye başlarlar. Veya çocuklarını şeytanların kulu, güneşin oğlu, bir anlık zevkin mahsulü veya aslî günâh, zannederler. Allah’a kul, Peygamberlerine ümmet olarak yetiştireceklerine, tağutlara köle yaparlar. Doğuncaya kadar onlara gösterdikleri ihtimamı ve Allah’a teslimiyeti, onlar doğduktan sonra, unuturlar. Hatta Allah’a sanki hiç ihtiyaçları yokmuşçasına bir tavır içerisine girerler. Yani güçlerinin yeteceğini zannettikleri durumlarda akılcı (mutezilî), ellerinden bir şey gelmeyeceğini anladıkları zaman da cebriyeci olurlar. Ama bir türlü ehl-i sünnet olamazlar.
Muhammed Esed
Ama ne zaman ki O, kendilerine kusursuz bir [çocuk] bahşeder, hemen tutup O'nun bahşettiği şeyin dünyaya gelmesinde O'ndan başka güçlere de bir paye yakıştırmaya kalkarlar! 156 Oysa, Allah, uluhiyetinde O'na ortak koştukları her şeyden, herkesten çok yücedir.
Allah da onlara sağlıklı bir evlat verince o çocuğun dünyaya gelmesinde, başka varlık ve kişileri pay sahibi yaptılar. Oysa Allah onların şirk koştukları şeylerden çok yücedir. 42/49- 50
Fakat O kendilerine eli ayağı düzgün, kusursuz bir çocuk bahşedince de; onlara bahşettiği çocuk üzerinden O’na ortak koşmaya kalkarlar: oysa Allah, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.[1311]
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 190. Ayet Açıklaması
[1311] Burada maksat Âdem ve eşine dikkat çekmek değildir. Çocuk sahibi olma sürecine dahil olan sebepler zincirini yüceltip, insanı, neslini sürdürecek bir donanımla yaratan Allah’ın eşsiz rolünü göz ardı eden nankör mantık kınanmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki onlara sâlih evlat verdi. Bunlar kendilerine verdiği şeyde O'na (O Hâlık-i Kerîm'e) şerikler koşmaya başladılar. Allah Teâlâ ise bunların şerik koştukları şeylerden müteâlidir.
Fakat Allah kendilerine kusursuz bir çocuk verince, annesi de babası da ölçüyü kaçırıp verdiği çocuk sebebiyle şirke bulaştılar. Tuttular, Allah'a birtakım şerikler yakıştırdılar. Halbuki Allah onların yakıştırdıkları her türlü ortaktan münezzehtir.
Fakat (Allah) onlara iyi, güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği şeyde Allah'a ortaklar koşmağa başladılar. Allah ise onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Allah onlara eli yüzü düzgün bir çocuk verdiğinde ise, Onun verdiği şeyde Allah'a ortaklar koştular. Oysa Allah onların ortak koştuğu şeylerden yücedir.
Allah onlara iyi huylu, barışçıl bir çocuk verince, kendilerine verdiği nimette ikisi birden Allah'a ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuğu şeylerden arınmıştır.