Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 974, sondan 5263. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 20. ayetidir. A'raf Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 25, harf sayısı 104 ve toplam ebced değeri ise 5793 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (21) ل (10) م (11) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فوسوس لهما الشيطان ليبدي لهما ما وري عنهما من سواتهما وقال ما نهيكما ربكما عن هذه الشجرة الا ان تكونا ملكين او تكونا من الخالدين
Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
Vesvese “aynı şeyleri tekrar tekrar fısıldama” anlamına gelir ve daha çok ayartıcı, tahrik edici sözler veya psikolojik telkinler, yönlendirmeler için kullanılır. Burada İblîs’in, “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı” diyerek Âdem ve Havvâ’yı ayartması, onları günah işlemeye teşvik etmesi hakkında kullanılmıştır (Taberî, VIII, 140; Râzî, XIV, 45; İbn Âşûr, VIII/2, s. 56-57). Süleyman Ateş, “yasak meyve ile cinsel organ arasında bir ilişki olduğunu” ileri sürmektedir (III, 324). Ehl-i kitap arasında da bu görüşü benimseyenler olmuştur. Nitekim İskenderiye Yahudiliği ve özellikle Philon ile bazı kilise babaları yasak ağacın cinsel ilişkiyi ifade ettiğini ileri sürmüşlerdir (bk. Süleyman Hayri Bolay, “Âdem”, DİA, I, 361). Ancak, Şevkânî’nin de belirttiği gibi (II, 224) bu tür konular, mahiyetini anlayıp kavramakla yükümlü kılındığımız hususlardan olmadığı için, en doğru tutum Kur’an’ın bildirdikleriyle yetinmektir.
Mehmet Okuyan
(O sırada) şeytan, birbirine kapalı edep yerlerini kendilerine göstermek için onlara (Âdem ve eşine) vesvese vermiş, “Rabbiniz size bu ağacı ancak melek olursunuz veya çok uzun yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı!” demişti.
Bu cümle Hz. Âdem’in ve eşinin cennetten çıkartılma nedeninin şeytan olduğunu göstermektedir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi söz konusu bahçeden çıkartılmaya sebep olan kişi Hz. Havva değil, İblis’tir. Benzer mesajlar: Bakara 2:36; Tâhâ 20:120.
Bayraktar Bayraklı
Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı” dedi.
Derken şeytan, kötülüklerini¹ kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melek/melik olmayasınız veya ölümsüz olmayasınız diye yasakladı.” dedi.
1- “Avret yerlerinin açığa çıkması”; “Kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerinin kendilerine gösterilmesi” şeklinde verilen gülünç anlamlar İsrailiyat'tan yapılan alıntılardır. İnsanın yaratılışında, “bizatihi” çirkin olarak yaratılmış bir organı yoktur. Bu nedenle güya çirkin olan ve daha önce farkında olmadıkları cinsel organlarının kendilerine gösterilmesi çeklinde verilen anlamlar doğru değildir. Ayette geçen “sev'âte” sözcüğü “sue” sözcüğünden türemiştir. “Sue”, kötü iş, söz ve durum demektir. Dolayısıyla “kötülüklerin gösterilmesi, avret yerlerinin açığa çıkarılması” değil; insanın fıtratında bulunan “hasenenin” (iyiliğin) karşıtı olan “kötülük” egosunun harekete geçmesi, açığa çıkması, mal edinme ve biriktirme hırsı demektir.
Ahmet Akgül
Şeytan kendilerinden örtünüp gizlenmesi (gereken) çirkin-edep yerlerini (avret mahallerini) açığa çıkarmak (böylece cinsi tahrikle şehvet tuzağına kaptırmak) için onlara vesvese verip (akıllarını çeldi) ve dedi ki: “Rabbinizin size bu (şehvet) şecerini yasaklaması, sadece, sizin iki melek olmamanız veya cennette ebedi kalmamanız içindir.”
Şeytan, onlara gizli kalmış olan avret yerlerini belirtip göstermek için ikisini de vesveselendirdi ve bu ağacın meyvesini yerseniz mutlaka iki melek haline gelir, yahut da ebedi ömre kavuşursunuz, onun için Rabbiniz sizi nehyetti dedi.
Derken şeytan harekete geçip, örtülmüş olan utanç yerlerini kendilerine göstermek için ikisine birden fısıldayarak: “Rabbiniz sizi bu ağaçtan ancak, melek olmanız veya burada ebedi olarak kalanlardan olmamanız için yasaklamıştır” dedi.
Şeytan, Âdem ile eşini kıskanıp, ilahi ilmin hikmetin gereği onlara yasaklanan bitkinin mahsulünden yemeyi fısıldayarak câzip gösterdi. Karşılıklı olarak farkında olmadıkları, kendilerini ayıplatacak fiillerini akıllarına düşürmek ve edep yerlerini açtırmak istiyordu. Ve:
“Yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren koruyan kontrol eden Rabbiniz, size bu bitkiyi, bunu dillendirmeyi sırf gözde melekler olursunuz veya ebedî hayat ile yaşayanlar haline gelirsiniz, diye yasakladı" dedi.
Şeytan o ikisinin bedenlerinden gizlenmiş olan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi sırf melek yahut sonsuz hayat süreceklerden olmamanız içindir dedi.
Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: 'Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.'
Nihayet Şeytan, onların örtülü avret yerleri kendilerine açılmak için, onlara vesvese verip şöyle dedi: “-Rabbiniz size bu ağacı, iki melek olacağınız, yahut devamlı (cennette) kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti.”
Şeytan, avretlerinden örtülü olan kısmı (farkına varmadıkları durumu) onlara göstermek için, onlara fısıldamaya başladı. Ve dedi ki: “Rabbiniz bu ağaçtan yemenizi, ancak iki melek veya ebedî kalıcılardan olmayasınız, diye yasak etti.”
Hemen iblis onları — örtülmüş bulunan, ut yerlerini açmak için— işkillendirip: «Sizler iki melek, ya da sonsuz olmamanızçin, Tanrınız size bu ağacı yasaklamıştır» dedi onlara
Bunun üzerine, şeytan, (o ana kadar) birbirlerine kapalı olan mahrem yerlerini açıp kendilerine göstermek amacıyla onlara (şöyle) fısıldadı: “Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, yalnızca, siz ikiniz melekler (gibi) olmayasınız ya da sonsuza kadar yaşayamayasınız diyedir.”
Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir."
Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.
Şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan bedenlerini ortaya çıkarmak için onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesinin sebebi, ikinizin birer melek veya birer ebedi varlık olmamanız içindir," dedi.
Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi.
Derken Şeytan bunlara kendilerinden örtülmüş olan çirkin yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi, ve sizi rabbınız başka bir şey için değil, sırf Melek olacağınız yâhud ebediyyen kalanlardan olacağınız için bu ağaçtan nehyetti dedi
Derken şeytan, onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini kendilerine açıklamak (göstermek) için ikisine de vesvese verdi: «Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil, ancak iki melek olacağınız, yahud (ölümden âzâde ve) ebedî kalıcılardan bulunacağınız için (ya'ni böyle olmayasınız diye) yasak etdi» dedi.
Derken şeytan, (o ikisini, netîcelerinden biri de) onlardan örtülmüş avret yerlerini kendilerine göstermek (olan hatâya sevk etmek) için, onlara vesvese verdi ve: “Rabbiniz, ancak melek olmayasınız veya (Cennette) ebedî kalıcılardan olmayasınız diye sizi bu ağaçtan men' etti” dedi.
Şeytan ikisinin gizlenmiş olan zaaflarını ortaya çıkarmak için, onlara vesvese (fısıldadı) verdi ve dedi ki “Rabbinizin bu ağacı ikinize yasaklamasının nedeni, sizin iki melek veya ölümsüzlerden olmamanız içindir.”
20, 21. Şeytan ise gizli kalan avret yerlerini kendilerine göstermek için [⁵] onlara vesvese verdi. Dedi ki «— Rabbinizin bu ağacı yasak etmesi ancak sizlerin melek [⁶] olmamanız veya daim kalmamanız içindir [⁷]», «— Herhalde sizin hayrıhahlarınızdanım» diye onlara bir de yemin etti.
İsmail Hakkı İzmirli A'raf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[5] O vakte kadar onlar avret yerlerini bilmezlerdi.[6] Veya padişah.[7] Asla ölmeyip Cennette ebedî kalmamanız için.
Kadri Çelik
Şeytan, kendilerinden örtülmüş olan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi: “Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi iki melek olmanızı veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.”
Derken şeytan, birbirlerine kapalı olan mahrem yerlerini açıp kendilerine göstermek ve böylece şehvet duygularını kamçılayıp onları isyana sürüklemekiçin her ikisine fısıldayarak dedi ki: “Rabb’inizin size bu ağacı yasaklamasının tek sebebi, birer melek olacağınızdan yahut sonsuz hayata kavuşacağınızdan endişe duymasıdır.”
Şeytan, örtülü olan avret yerlerini onlara açmak / göstermek için ikisine de gizlice fısıldadı:
-“İkiniz ancak iki melek (melik) olursunuz veya Sürekli Kalacaklar’dan olursunuz diye rabbiniz sizi bu Ağaç’tan men’ etti” dedi.
20,21. Bunun üzerine şeytan o ikisinin, kendilerine örtülmüş olan avret yerlerini meydana çıkarmak için1 o ikisine2 de vesvese3 verdi ve: “Rabbiniz size bu ağacı, sadece sizin birer melek olmamanız ya da ebedî yaşayanlardan olmamanız için yasakladı.” dedi ve: “Doğrusu ben, sizin iyiliğinizi istiyorum.” diye yemin etti.
1 Bu ifâdeden; Hz. Âdem’le Hz. Havva’nın cennette çıplak dolaşmadıkları ve avret yerlerini cennette kendilerinden başka insan olmadığı halde bile örttükleri açıkça anlaşılmaktadır. Bk. (Tâ Hâ: 118) Bir kısım tefsircilerin, Hıristiyanlık ve ilkellik kültürüyle, “Hz. Âdem ve Havvanın cennette çıplak olduklarını, ilkelliklerinden bunun farkında bile olmadıklarını” ifâde etmeleri nezaketsizliğin çok ötesine geçmektedir.2 Bu âyet; şeytanın önce Havva’yı kandırdığı, sonra onu kullanarak Hz. Âdem’i yoldan çıkarttığı kanaatini yalanlar. Doğrusu şeytan, ikisini birden kandırmıştır. 3 Vesvese: Fısıltı ve fiskos gibi gizli ses, hışırtı anlamına gelir. Buna göre vesvese: kalpte meydana gelen şüphe, tereddüt, kuruntu, nefsin veya şeytanın insanın gönlüne düşürdüğü hayırsız, düşünce ve duygular demektir. Vesvese kelimesi Kur'ân'da dört yerde geçmektedir. Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir. Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Kur'ân ve sünnette vesvese tasvip edilmemiştir. Bilhassa vesvese ile ilgili bütün âyetlerde, vesvesenin şeytandan geldiğine işaret buyurulmuştur. Buna göre İslâm vesveseden sakınmayı istemiştir. Vesveseye kapılan insan, ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz.
Muhammed Esed
Bunun üzerine, Şeytan, onlara, [o ana kadar] farkında olmadıkları çıplaklıklarını göstermek amacıyla 14 fısıldayıp: “Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, yalnızca, siz ikiniz melekler [gibi] olmayasınız ya da sonsuza kadar yaşamayasınız diyedir” 15 dedi.
Şeytan Allah’ın yaklaşmayın dediği kötülüğü/günahı işlemeleri için eğer bunu yaparsanız birer melek veya burada kalıcı olanlardan olursunuz diye vesvese verdi. 2/35, 20/117- 118, 20/120- 121
Bunun üzerine, şeytan onlara (o zamana değin) cinsellikleri[1166] hakkında henüz farkına varmadıkları şeyi ifşa etmek için fısıldadı ve “Rabbinizin sizi bu ağaçtan uzak tutması, başka değil, sadece siz (ondan yiyince) iki melek (gibi) olursunuz ya da ölümsüzleşirsiniz de ondandır” dedi.[1167]
Mustafa İslamoğlu A'raf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[1166] Sev’e, cinsel organdan kinaye olan bu kullanım, en temelde “cinsel güdülere” bir atıftır (Krş: Lisân ve Müfredât).
[1167] Zımnen: Mükemmel yaratılmamış olan insanoğlunun mükemmelleşme arzusu, şeytanın kullanacağı bir tuzaktır. Bu tuzağa düşen İblisleşir ve cennetten olur. Âdem gibi kusurunu bilense itiraf eder ve cenneti bulur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra şeytan, ikisine de onların kendilerinden örtülmüş olan çirkin yerlerini onlara açıvermesi için vesvese vermeğe başladı. Ve «Rabbiniz sizi bu ağaçtan nehyetmedi, ancak iki melek olacağınız veya ebedî kalacaklardan bulunacağınız için nehyetti,» dedi.
20, 21. Fakat şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi. Onlara şöyle telkinde bulundu: “Rabbinizin size bu ağacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi, sizin meleklerden veya ölümsüz hayata kavuşanlardan olmanızı önlemektir” diyerek, kendisinin onların iyiliğini istediğine dair yemin üstüne yemin etti. [20, 120]
Derken şeytan, onların, kendilerinden gizlenmiş olan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek, ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men'etti" dedi.
Sonra Şeytan vücutlarından açılması hoş olmayacak yerlerinin örtüsünü açıp onlara göstermek için şöyle vesvese verdi[1]: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması sadece hükümdar (saltanat sahibi)[2] olmanızı ya da ölümsüzleşmenizi engellemek içindir.”
Süleymaniye Vakfı A'raf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[1] Adem ve Havva (a.s.) bu bahçede bulundukları sürece ne sıkıntı ne açlık çekecekler ne de çıplak kalacaklardı. (Ta Ha 20:118) [2] Elimizdeki Kur'ân nüshalarında melek olarak harekelenen (sesli harf kazanan) kelime , melik şeklinde de okunmuştur (Keşşaf). Melik, en üst yetkili, sultan ve hükümdar demektir. Bu okuyuşu, konuyla ilgili Taha 20:120. ayeti de onayladığı için âyete yukarıdaki anlam verilmiştir. Tefsir ve meallerde 'melek' kelimesi tercih edilmiştir. Ama Âdem aleyhisselamın kendine secde eden meleklere özenmesi çok uzak bir ihtimaldir. Kuran'ın esas nüshaları harekesiz Arapça olduğundan ve sonradan hareke eklendiğinden bu hatanın yapıldığı düşünülmektedir.
Şaban Piriş
Şeytan, örtülü olan avret yerlerini kendilerine göstermek için, ikisine de gizlice fısıldadı ve şöyle dedi:-Rabbiniz, bu ağacı yalnızca ikinizin de melek olmamanız veya ölümsüz olmamanız için yasakladı.
Derken, çirkin yerlerini kendilerine göstermek için Şeytan onlara vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz, melek olursunuz veya ebediyen Cennette kalırsınız diye sizi bu ağaçtan men etti.”
Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
vesvese eyledi anlara şeyŧān tā aça ol ikiye arnı kim örtünildi ol ikiden ud yirlerinden daħı eyitti “yıġmadı siz ikiyi çalabuñuz uşbu aġaçdan [76a] illā kim olmayasız iki firişte ya'nį ölmeyesiz ya olmayasız ebed ķalıcılardan.”