Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5379, sondan 858. ayet; 70. sure ve Meâric Suresinin 4. ayetidir. Meâric Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 46 ve toplam ebced değeri ise 2659 olarak hesaplanmıştır. Meâric Suresinin toplam ebced değeri 70602 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
تعرج الملئكة والروح اليه في يوم كان مقداره خمسين الف سنة
“Huzuruna yükselmenin birçok yolu” diye çevirdiğimiz meâric (tekili: mi‘rec) “yükselme vasıtaları” demektir. Bazı müfessirler bu kelimeye, “meleklerin yükseldiği gökler, Allah’ın mahlûkata lutfettiği nimetlerin mertebeleri, cennetteki dereceler, mânevî ve ruhanî mertebeler” gibi açıklamalar getirmişlerdir (Elmalılı, XIII, 5352). Bir kısım müfessirler ise meârici mecaz olarak insanı Allah’ın varlığını kavramaya ve O’nunla mânevî yakınlık kurmaya götüren yollar olarak yorumlamışlardır (bk. Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, XXIX, 56; Esed, III, 1186). Bizim “istedi” diye çevirdiğimiz sûrenin ilk kelimesi “sormak” mânasına da geldiği için bunu “Birisi ... sordu” şeklinde çeviren ve anlayanlar da olmuştur.Rivayete göre müşriklerin ileri gelenleri, Hz. Peygamber’e, alaylı bir üslûpla, haber verdiği azabın gelip gelmeyeceğini, gelecekse bunun ne zaman gerçekleşeceğini soruyorlardı. Bir rivayete göre bu soruları soran Nadr b. Hâris idi (bk. İbn Âşûr, XXIX, 153). 2. âyet bizim tercih ettiğimiz mânayı desteklemektedir. Buna göre inkârcılar Hz. Peygamber’in getirdiği kitap doğru ise Allah tarafından başlarına taş yağdırılmasını veya büyük bir ceza ile cezalandırılmalarını istemişlerdi. Müşriklerin, aslında alay ve inkâr yollu ortaya koydukları bu tür sorularına ve isteklerine cevap olmak üzere 2. âyette, onlar ihtimal vermese de, vakti geldiğinde Hz. Peygamber’in haber verdiği azabın mutlaka gerçekleşeceği, bunu hiç kimsenin önleyemeyeceği bildirilmiştir. Müfessirlere göre 4. âyette geçen “ruh”tan maksat Cebrâil’dir; “miktarı elli bin yıl olan gün”den ne kastedildiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı müfessirler buradaki elli bin yılı dünyanın ömrü, bazıları kıyametin oluş süresi, kimileri de âhirette kulların hesap vereceği süre olarak açıklamışlardır. Bir görüşe göre kıyametin müddeti inkârcılar için elli bin sene, müminler için sadece bir günün muayyen bölümü kadar sürecektir. Elli bin senenin, âhiret hayatının toplam süresi olduğunu ileri sürenler de vardır. Ancak bize göre bu yorumların hiçbirinin kabul edilebilir bir mesnedi ve gerçekliği yoktur. Bir önceki âyette geçen “huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan” şeklindeki ifadenin ardından burada da “Melekler, miktarı elli bin sene olan bir gün içinde O’na yükselmektedirler” buyurulmuştur. Görüldüğü gibi bu ifadenin kıyamet ve uhrevî hesapla, dünya veya âhiretin süresiyle bir ilgisi yoktur; sadece meleklerin Allah’a yükselmesinden söz edilmektedir. Şevkânî’nin naklettiği bir yorumda da belirtildiği gibi bu âyetteki elli bin sayısı bu mertebelerin ne kadar yüce olduğunu zihinlerde canlandırmayı amaçlayan temsilî bir anlatımdır (V, 332; krş. Hac 22:47).
Mehmet Okuyan
Melekler ve ruh(lar), miktarı elli bin sene olan bir günde O’na yükselir.
O'nun sahip olduğu yüceliklere, melekler ve Ruh (Cebrail), bir günde yükselirler ki; o bir gün (sizin hesabınıza göre) elli bin yıl sürebilecek bir zamandır.
Bkz. 22:47, 32:5 ve dipnotu“Miktarı elli bin yıl olan mesafe”, arşın büyüklüğünü ortaya koyan mecâzi bir anlatımdır. Kur’an’daki “Zaman” ve “mekân” kavramlarının, Allah ile ilişkili olarak kullanılması tamamıyla mecazidir. İnsanın zamandan ve süreden anladığı şeyin Allah’a göre bir anlamı yoktur.
Diyanet İşleri (Eski)
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
Şu evrende görevli bütün melekler ve ölü kalplere hayat bahşeden vahiy meleği Kutsal Ruh Cebrail bile, dünya takvimine göre tam elli bin yılsüren bir günde bütün mertebeleri aşıp O’nun huzuruna yükselirler. Oysa sen ey insan, meleklerin dahi ancak elli bin yılda ulaşabildiği olgunluk makamlarına, şu kısacık ömründe ulaşabilirsin.
1,2,3,4. Birisi,1 kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara2 sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin3 yıl gibi gelir.
1 Müfessirlerin çoğunluğuna göre Nadr b. Hâris’in; “Ey Allah’ım bu Kur’an eğer doğruysa bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver.” demesi üzerine bu âyetler indirilmiştir. (Esbâb-ı Nüzûl - Suyûtî) Yukarıdaki tercüme (تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ) cümlesi (الْمَعَارِجُ) için cümle-i mu’tarıza kabul edilerek yapılmıştır. (Kurtubî) 2 Meâric: Mirâc gibi veya aynı anlamda “mi’rec” veya “ma’rec” kelimelerinin çoğuludur. “Uruc” ve “Suud”, yani aşağıdan yukarıya çıkma aletleri, merdivenler ve asansörler yahut çıkılacak dereceler, mertebeler, yükseklikler demektir. “Z’ül-meâric” de bunların sahibi demek olur. Tefsirciler “Meâric” kelimesinin tefsirini yaparken başlıca dört yorum getirmişlerdir. Birincisi, İbnu Abbas’tan rivayet edildiği üzere; “gökler, yüksek dereceler” demektir ki, melekler bunlarda gökten göğe yükselirler. Bazıları da bunlar için “meleklerin emir ve yasaklarla çıktıkları asansörler ve derecelerdir” demişlerdir. İkincisi, Katâde’nin rivayetine göre, faziletler, nimetler ve yücelikler, yani yükseklikler ve yüksek lütuflar ve nimetlerdir. Üçüncüsü, Cennette Allah’ın, dostlarına ihsan ettiği derecelerdir. Dördüncüsü, manevî ve ruhî mertebelerdir. 3 Bu “elli bin yıl” ifâdesi, çokluktan kinâye olabilir. “Gökten yere kadar bütün işlerin, O’nun tarafından idare edilmesi, sonra (bu işlerin) O'nun huzuruna yükselmesi, size göre bin yıl kadar süren bir zaman diliminde olur.” (Secde: 5) buyrulmuş olmasına dayanılarak burada da o mânânın gözetileceğini söyleyenler olmuştur. Bununla beraber burada bu senenin melekler ve Ruh senesi olmak ihtimaliyle günün daha ziyade korkutma ve sakındırma ifade etmiş olması da ihtimal dâhilindedir. Bazıları burada “elli bin sene”den maksadın, uzunluğun miktarını beyan değil, o günün dehşetinden kinaye olduğunu söylemişlerdir ki bu, o günün daha uzun ve daha kısa olmasına engel değildir.
Muhammed Esed
bütün melekler ve [insana bahşedilmiş olan] ilham O'na [bir günde] yükselir, 4 uzunluğu elli bin yıl [gibi] süren bir günde. 5
Mustafa İslamoğlu Meâric Suresi 4. Ayet Açıklaması
[5296] Melâike ile melek arasındaki fark için bkz: 2:30, not 42.
[5297] Vav harfinin “beraberlik” (maiyyet) anlamına dayanarak. Ruh vahiy meleğinden daha çok “vahiy” anlamına gelse gerektir (Krş: 16:2; 40:15; 42:52; 97:4).
[5298] Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar.
Hac 47’de “bin yıl”. Zamanın görece niteliğine atıf. Yevmin, “gün” veya “gün içinden bir an” anlamına gelir. Samanyolu galaksisinin bir günü yaklaşık 250 milyon yıldır. Kendi etrafında dönüşünü bu sürede tamamlar.
[5299] Bu âyet, “O’na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise imana uygun eylemlerdir. Gizliden gizliye çirkin tuzaklar tasarlayanlara gelince: onları şiddetli bir azap beklemektedir” (35:10) âyeti ışığında anlaşılabilir. Nadr b. Haris’in, “Ey Allah! Eğer bu Kur’an senin katından geldiyse, üstümüze gökten taş yağdır veya bizi acı bir azaba uğrat!” (Krş: 8:32) demesi üzerine nâzil olmuştur. Allah’tan insana rahmet ve vahiy nâzil olur, insandan Allah’a dua ve ubudiyet çıkar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Melekler ve Rûh oraya bir günde çıkarlar ki, oranın mesafesi ellibin yıldır.
Bu gün hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Kanâatimize göre, bu gün bize, tekâmül sürecinin uzun zaman aldığını gösteren göreli bir zaman birimidir. Aynı zamanda bu ifâde zamanın i'tibârîliği prensibini de ortaya koymuştur.
Süleymaniye Vakfı
Süresi elli bin yıl olan bir günde[1] (tekrar diriliş öncesinde) melekler ve ruhlar[2] O’na yükselir.