Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5441, sondan 796. ayet; 71. sure ve Nûh Suresinin 22. ayetidir. Nûh Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 758 olarak hesaplanmıştır. Nûh Suresinin toplam ebced değeri 75308 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Sonraki birçok peygamber gibi Hz. Nûh’un da kendi halkının ileri gelenlerinin direnişiyle karşılaştığı anlaşılmaktadır. Halkın peşlerinden gittiği bu üst tabakanın servet ve mevkileri, kibirlerini ve küstahlıklarını arttırarak onları bir yok oluşa sürüklemiştir. Âyette sadece dünyevî nimet ve ikballere önem vermenin uzun vadede mutlaka mânevî değerleri yok edip toplumun temel dokusunu tahrip edeceği gerçeğine de işaret edilmektedir. İnkârcı önderlerin “tuzak kurmaları”nı anlatan ifade, ayak takımını Nûh’u öldürmeye kışkırtmaları veya kendilerinin zengin ve güçlü olduklarını hatırlatarak bunu, doğru yolda bulunduklarının bir sonucu olarak göstermeleri şeklinde açıklanmıştır.
21,22. Nûh şöyle dedi: “Ey Rabbim! Bunlar bana karşı geldiler. Malı ve çocukları kendi zararını arttırmaktan başka işe yarayamayan kişiye uydular ve büyük tuzaklar kurdular.”
21,22. Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
21,22. Nûh (Rabbine yönelerek): “Ey Rabbim! Gerçekten onlar bana isyan edip, malı ve çocuğu, sadece küfürlerini artıran ve çok büyük tuzaklar kuran kimselere uydular.” dedi.
[5334] Akla kurulan bu tuzaklar şunlar: insan soyundan bir elçi gelmesi (7:63), ilk inananların toplumun ezilen kesimleri olması (11:27); hazinelere ve gaybın ilmine sahip olmasının istenmesi (11:31); yerleşik düzeni devirip (siyasî) üstünlük sağlamakla itham edilmesi (23:24).
Hz. Nuh (a.s.) sabırsızlığından değil, uzun yıllar boyunca hakikati tebliğ ettikten sonra, o inatçı halkın artık inanmayacaklarını kesin olarak anladıktan sonra beddua etti. Nitekim Hz. Mûsâ ile Harun (a.s.) Firavun hakkında beddua etmiş ve bu dua makbul olmuştu. [10,88-89])