Nûh Suresi 7. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5426, sondan 811. ayet; 71. sure ve Nûh Suresinin 7. ayetidir. Nûh Suresi 7. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 79 ve toplam ebced değeri ise 7691 olarak hesaplanmıştır. Nûh Suresinin toplam ebced değeri 75308 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
Arapça Metin
واني كلما دعوتهم لتغفر لهم جعلوا اصابعهم في اذانهم واستغشوا ثيابهم واصروا واستكبروا استكبارا
Harf Sayımı
Harf Sayımı
وانيكلمادعوتهملتغفرلهمجعلوااصابعهمفياذانهمواستغشواثيابهمواصرواواستكبروااستكبارا
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Ve-innî kullemâ de’avtuhum litaġfira lehum ce’alû esâbi’ahum fî âżânihim vestaġşev śiyâbehum ve esarrû vestekberû-stikbârâ(n)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
Sen onları bağışlayasın diye onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar; elbiselerine büründüler, direndiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9. Sonra Nûh şöyle devam etti: “Ey Rabbim! Doğrusu ben kavmimi gece gündüz tevhid inancına davet ettim. Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı. Her ne zaman onları senin bağışlamana çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça çağırdım. Sonra onlara davetimi hem açık ilân ettim, hem de gizlice. Özel olarak kendileriyle konuştum.”
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
“Öyle ki onları ne zaman Senin bağışlayıcılığına çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler¹ ısrarla kibirlendikçe kibirlendiler.”
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
“Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkayıvermişler, örtülerini başlarına çekmişler ve büyüklük tasladıkça kibirlenip, (küfür ve kötülükte) diretmişlerdi.”
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gerçekten de ben, onları, sen yarlıgayasın, suçlarını örtesin diye ne vakit çağırdıysam parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar ve elbiselerine büründüler ve ısrar ettiler ve ululandıkça ululanmaya kalkıştılar.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Gerçekten de günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ayak dirediler, büyüklendikçe büyüklendiler.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
“Ben, senin bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar. Beni görmemek için elbiselerine büründüler. Ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler, serkeşlik, zorbalık ettiler.”
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Ben, senin kendilerini bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini üzerlerine çektiler, (küfürlerinde) direndiler ve büyüklük tasladıkça tasladılar.
Ali Bulaç
Ali Bulaç
'Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Doğrusu ben, onları senin bağışlaman için her dâvet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve elbiselerine büründüler (ki beni görmesinler, küfürde) ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
Ve gerçekten ben, ne zaman onları bağışlaman için (hakka) çağırdımsa, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına geçirdiler, (küfürde) direttiler ve kibirlendiler de kibirlendiler.
Besim Atalay
Besim Atalay
Senin onları yarlıgamançin, ne zaman onları çağırdım ise, parmaklarıyla, kulakların tıkadılar, giysilerin örttüler, direndiler, kasaldıkça kasaldılar da!
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
“Doğrusu ben senin onları bağışlaman için kendilerini her çağrışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) örtülerini başlarına çektiler, (hakka karşı) direndiler, büyük bir kibir gösterdiler.”
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
"Her ne zaman senin onları bağışlaman için onları çağırdıysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına örttüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
"Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Ve ben onları mağfiret buyurman için her da'vet ettiğimde onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve esvablarına büründüler ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
«Hakıykat ben, Senin kendilerini yarlığaman için, onları ne zaman da'vet etdiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler ayak dirediler, büyüklük tasladılar da tasladılar».
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
“Ve doğrusu ben, onlara mağfiret etmen için kendilerini ne zaman (îmân etmeye)da'vet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, (inkârlarında da) ısrâr ettiler ve büyüklük tasladıkça tasladılar.”
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Hâlbuki, senin onların günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini başlarına çektiler, inkârda direndiler ve davetime karşı kibirlendikçe kibirlendiler.”
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Ben her ne zaman onları senin yarlıgaman için dâvet ettimse dâvetimi işitmemek için kulaklarını parmaklarıyle tıkadılar, beni görmemek için elbiselerine büründüler. Küfür ve masiyetlerınde ayak dirediler. Ve bana tâbi olmayı asla kibirlerine yediremediler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
“Doğrusu ben, senin onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler ve kibirlendikçe kibirlendiler.”
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
“Şöyle ki, onları bağışlaman için kendilerini ne zaman tövbeye çağırdıysam,beni duymamak için parmaklarını kulaklarına tıkadılar, cehâlet ve önyargı örtülerine, sosyal ve ekonomik çevre ve imkanlarına büründüler, apaçık hakîkat karşısında inatla direndiler ve küstahça kibre kapıldılar.”
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
“Ben, senin onları bağışlaman için onları ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkadılar; elbiselerini başlarına bürüdüler; direndiler; büyüklendikçe büyüklendiler”.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
“Doğrusu ben, Senin onları bağışlaman için ne kadar davet ettimse onlar, (davetimi duymamak için) parmaklarını1 kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler,2 (küfürlerinde) direndiler ve çok fazla büyüklük tasladılar.”
Muhammed Esed
Muhammed Esed
Ve doğrusu, onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar, [günahkarlık] giysilerine büründüler, 3 daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında [daha da] azgınlaştılar.
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Öyle ki onları ne zaman senin bağışlamana çağırdıysam, duymamak için parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler/mevki ve makamlarına sığındılar, böylece hakka karşı direndiler; kibirlendikçe kibirlendiler. 34/43, 35/42
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Senin bağışına layık olmaları için onları davet ettiğim her seferinde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, gözlerini (hakikate) kapadılar,[5327] (inkârda) direndiler, kibirlendiler de kibirlendiler...
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
«Muhakak ki ben onlar için mağfiret buyurasın diye kendilerini her ne zaman dâvet etti isem parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve libaslarına büründüler ve ısrar ettiler ve böbürleniverdiler.
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
Her ne zaman, onları bağışlaman için çağırdıysam, onlar parmaklarıyla kulaklarını tıkadılar. Esvaplarıyla örtündüler, direttiler ve çok kibirlendiler.
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Sen bağışlayasın diye onları ne zaman davet etsem parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerini üstlerine çektiler, ayak dirediler ve kibirlendikçe kibirlendiler.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Ben, onları senin bağışlaman için her ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini başlarına bürüdüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
“Senin bağışlaman için onları her çağırışımda kulaklarını tıkadılar, elbiselerine büründüler, inat ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
"Ben onları, sen kendilerini affedesin diye çağırdıkça, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiseleriyle sarılıp sarmalandılar, inat ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler."
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
daħı bayıķ ben her nice kim oķıyam anları tā yarlıġayasın anları ķıldılar barınaķlarını ķulaķları içine daħı örtündiler ŧonlarını daħı yazuķ üzere durdılar daħı ululıķ istediler ululıķ istemek.”
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Daḫı ben nice ki da‘vet itdüm‐ise ki anlaruñ günāhların baġışlayasın. Bar‐maḳların ḳulaḳlarına ṣoḳdılar ve başların ḳumāşlar‐ıla örtdiler ve küfremuṣırr oldılar ve büyüklendiler, iñen büyüklenmek.