Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1267, sondan 4970. ayet; 9. sure ve Tevbe Suresinin 32. ayetidir. Tevbe Suresi 32. ayetinin kelime sayisi 15, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 2443 olarak hesaplanmıştır. Tevbe Suresinin toplam ebced değeri 738241 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يريدون ان يطفؤا نور الله بافواههم ويأبى الله الا ان يتم نوره ولو كره الكافرون
Bu âyette, herkesin kolayca tasavvur edebileceği bir benzetmeden yararlanılarak inkârcıların bir üfleme ile ilâhî ışığı söndürme arzusu içinde oldukları, ama Allah Teâlâ’nın buna müsaade etmeyeceği ve bu ışığı tamamlayacağı ifade edilmektedir. Bunu İslâm meşalesinin eninde sonunda herkesi aydınlatacağı şeklinde anlamak mümkündür. Nitekim tarihin her döneminde peygamberlerin getirdiği vahyin parıltısından rahatsız olup inananları bir kaşık suda boğma istek ve çabası içinde olanlar görülmüştür. Fakat bu ışık, bu tür esintiler karşısında bazı dalgalanmalara ve zafiyetlere mâruz kalsa bile asla söndürülememiştir; insanlığın günümüzde ulaştığı nokta da, tevhid inancına dayalı olan bu mesajın gitgide daha bir yaygınlık kazandığını, ilgiyle karşılandığını ve kısa bir süre içinde bu aydınlığın bütün beşeriyeti kuşatacağını göstermektedir.
Mehmet Okuyan
Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. (Oysa) kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
Benzeri Saff 61:8’de geçen bu ayette Yüce Allah hahamların ve rahiplerin çoğunun, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalıştıklarını bildirmektedir. İnkarcılar ne kadar direnirlerse dirensinler, hangi çabayı ortaya koyarlarsa koysunlar, hangi entrika ve tuzaklara girişirlerse girişsinler, Yüce Allah hakikat dediği nurunu elbette tamamlayacaktır; çünkü O’nun isteği insanların hak ve hakikate ulaşmalarıdır. Bu yüzden insanlara akıl, irade, fıtrat ve vicdan vermiş, peygamberler görevlendirmiş, kitaplar göndermiştir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:9; Saff 61:7-8; Nûh 71:7.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.
Allah'ın nurunu¹ ağızlarıyla söndürmek² istiyorlar. Ancak, gerçeği yalanlayan nankörler hoşlanmasalar da Allah kesinlikle nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemez.
1- Aydınlığını. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran ışığını.
2- Kur'an hakkında yalan yanlış bilgilerle, onu etkisiz hale getirmek.
Ahmet Akgül
(Zavallılar) Allah’ın nurunu, ağızlarıyla söndürmek istiyorlar (ahmaklar, üfürmekle Güneş’i karartmaya çalışıyorlar); halbuki kâfirler hoşlanmasa da, Allah mutlaka nurunu tamamlayıverecektir. (Dinini ve düzenini hâkim kılmayı murat etmiştir ve takdiri kesinleşmiştir. Bundan asla vazgeçmeyecek, İslam’ın aleyhine, kâfirlere ve zalimlere fırsat vermeyecektir.)
İsterler ki Allah'ın nurunu nefesleriyle söndürsünler, halbuki Allah, kafirler istemese de, onlara zor gelse de nurunu yüceltip itmam etmekten başka hiçbir şeye razı değildir.
Allah'ın yol gösterici nurunu, ağızlarındaki laf kalabalığıyla, batıl söylentilerle söndürmek istiyorlar. Fakat Allah, bunun gerçekleşmesine izin vermeyecektir. Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlamayı diliyor.
Onlar laf ebeliği ile, birkaç üfürüklük nefesle Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlamaktan, İslâm'ı hakim kılmaktan asla vazgeçmez.
bk. Kur’an-ı Kerim, 8:8; Papazların, piskoposların, hahamların, altın ve gümüş biriktirme alışkanlıklarına ve hâlâ bu işi yapmaya devam ettiklerine işaret var.
Ahmet Varol
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.
Dilerler ki Allahın nuurunu ağızlariyle (püf deyib) söndürsünler. Halbuki Allah kendi nuurunu kendisi tamamlamakdan (ilâ etmekden) başkasına raazî olmaz. İsterse kâfirler hoş görmesin.
(1)“Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev‘-i beşerin (bütün insanlığın) dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşâallah! Hakīkat-i İslâmiye’nin güneşi ile, sulh-ı umûmî dâiresinde (umûmî bir huzur içinde) hakīkī medeniyeti görmekliği, rahmet-i İlâhiyeden bekleyebilirsiniz!” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 410)Ayrıca İslâm Dîni’ni bozmaya çalışan bir kısım ehl-i dalâlete verilen cevablar için bakınız; (Mektûbât, 29. Mektûb, 283-293)
İlyas Yorulmaz
Allah’ın nuru olarak, indirdiği kitabın yol gösterici özelliğini, dilleriyle uydurdukları yalanlarla, insanlar üzerindeki etkisini kaldırmaya çalışıyorlar. Ama doğruları kabul etmeyenler istemeseler de Allah, yol gösteren ve insanları aydınlatıcı nuru olan kitabın indirilmesini tamamlayacaktır.
İnkârcılar, ağızlarıyla uydurdukları yalan, iftira ve propagandalarla zihinleri bulandırıp Allah’ın nurunu söndürmek ve böylece lâf kalabalığına getirip hakîkati karanlıkta boğmak istiyorlar. Oysa Allah, tertemiz gönülleri iman ve hakîkat nurlarıyla aydınlatmak ve tüm Peygamberlerin getirdikleri İslâmnurunu bütün cihana yayarak dinini tamamlamak istiyor, kâfirlerin hoşuna gitmese de!
Allah'ın [yol gösterici] ışığını, laf kalabalığıyla 48 söndürmek istiyorlar: Fakat Allah [bunun gerçekleşmesine] izin vermeyecektir, çünkü O, ışığının olanca aydınlığıyla yayılmasını irade etmiştir, hakkı inkar edenler bundan hoşlanmasa da! 49
Onlar Allah’ın (hidayet) nurunu küçücük ağızlarıyla[1437] söndürmek istiyorlar; Allah ise, nurunu tamamlamak dışındaki bir seçeneğe asla izin vermeyecektir; nitekim inkâr edenler istemese de…
Mustafa İslamoğlu Tevbe Suresi 32. Ayet Açıklaması
[1437] Zımnen: “üfürükleriyle” (Krş: 61:8). Mecazen “asılsız söz, kuru sıkı atış” anlamını da içerisinde taşıyan “üfürük” karşılığını, bi-efvahihim ibaresinin mecazî çağrışımlarını da çeviriye kazandırmak için tercih ettik. Bir önceki âyet bu üfürmelerin putlaştırmayla ilgili olduğunu örnekleriyle vermektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar Allah Teâlâ'nın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Allah Teâlâ ise nûrunu tamamlamaktan başka birşeye razı olmaz. Velev ki kâfirler hoşlanmasınlar.
Onlar Allah'ın nûrunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler. Allah ise, nûrunu tam parlatmaktan başka bir şeye razı olmaz. Kâfirler isterse hoşlanmasınlar! [8, 8]
Allah’ın nûrundan maksat, İslâm veya Kur’ân-ı Kerimdir.
Süleyman Ateş
Allah'ın nurunu ağızlariyle söndürmek istiyorlar. Halbuki, kafirler hoşlanmasa da Allah, mutlaka nurunu tamamlamak ister, (bundan başka bir şeye razı olmaz).
Bunlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı değildir