Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5487, sondan 750. ayet; 73. sure ve Müzzemmil Suresinin 12. ayetidir. Müzzemmil Suresi 12. ayetinin kelime sayisi 4, harf sayısı 19 ve toplam ebced değeri ise 317 olarak hesaplanmıştır. Müzzemmil Suresinin toplam ebced değeri 67081 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak” cümlesi, elde ettikleri nimetlerin şükrünü yerine getirmeyen ve Allah’ın gönderdiği peygamberi yalancılıkla itham eden varlıklı ve despotik tavırlı Mekke müşrikleriyle ilgilidir. Allah Teâlâ Hz. Peygamber’e onlarla uğraşmasına gerek olmadığını, onların cezalarını kendisinin vereceğini bildirmiştir. Müfessirlerin çoğunluğu, bu cezalandırma sürecinin hicretten sonra Bedir Savaşı’yla başladığını belirtirler. 12. âyet onların cezalarının dünyada sona ermediğine, âhirette de cehennem ateşiyle cezalandırılacaklarına işaret etmektedir. “Prangalar” diye çevirdiğimiz enkâl kelimesi “kelepçeler, bukağılar, demir halkalar” anlamına da gelmektedir. Buna göre âyet suçluların elleri kelepçeli, ayakları bukağılı, boyunlarına halka geçirilmiş olarak cehenneme sürüleceklerine işaret eder. Müfessirler “boğazdan geçmeyen yiyecekler”den maksadın zakkum ağacı ve kuru diken olduğunu söylemişlerdir (Şevkânî, V, 367; krş. Gåşiye 88:6). 13. âyetin son bölümünde suçlular için ayrıca mahiyeti belirtilmeyen elem verici bir azaptan söz edilmektedir. 14. âyette de bu cezaların, dağların ve yeryüzünde bulunanların şiddetli bir şekilde sarsılması ve dağların kum yığını haline gelmesi ve kıyametin kopmasıyla başlayacağı haber verilmiştir (dağların parçalanması hakkında bilgi için bk. Kehf 18:47). Bütün bunlar dünyada verilen ağır cezalara benzetme yoluyla uhrevî cezanın ağırlık ve dehşetini tasvir etmeye yönelik anlatımlardır.
Mehmet Okuyan
12,13. Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır.
12,13,14. Şüphesiz, yerin ve dağların şiddetle sarsılacağı, dağların saçılmış kum yığını haline geleceği gün, katımızda prangalar ve cehennem vardır. Boğazı tıkayan yiyecek ve acıklı azap vardır.
12, 13. Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap vardır.
Bu süre zarfında, diledikleri yolu seçmekte özgürdürler fakat şunu iyi bilsinler ki, katımızda zâlimler için ağır bukağılar, zincirler ve alevli bir ateş vardır!
Mustafa İslamoğlu Müzzemmil Suresi 12. Ayet Açıklaması
[5386] Muhtemelen cahîm sözcüğünün ilk geçtiği yer burası. Semantik dönüşümler sonucu “şiddetli ateş” anlamını kazanan kelimenin etimolojik kökeni ‘göze yansıyan’ ya da ‘gözden yansıyan’ duyusal bir yanış ve yakışla ilgilidir. Muhatabını gözü aracığıyla yüreğini yakıp tutuşturmaya cahmetu’l-‘ayn denilir. Bazı durumlarda gözler tutuşturulmuş iki meşale gibi yanar ve yakar. Gördüğü karşısında dehşete düşerek “gözleri faltaşı gibi açılan kişi” için cahhame’r-racul denilir (Mekâyîs ve Lisân).
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki Bizim yanımızda ağır bukağılar ve bir alevli ateş vardır.