Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5606, sondan 631. ayet; 76. sure ve İnsân Suresinin 15. ayetidir. İnsân Suresi 15. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 2329 olarak hesaplanmıştır. İnsân Suresinin toplam ebced değeri 73518 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Allah Teâlâ yukarıdaki özellikleri taşıyan müminleri kıyamet gününün sıkıntılarından koruyacağını, onlara sevinç ve mutluluk dolu bir hayat nasip edeceğini ifade buyurduktan sonra vereceği nimetleri açıklamıştır. Başka âyetlerde de kıyamet gününde bir kısım yüzlerin mutluluktan parıldayacağını bir kısım yüzlerin de sıkıntıdan sararıp solacaklarını haber vermiştir (Kıyâmet 75:22-24). Bu âyetlerin genelinden çıkan sonuca göre yüce Allah’ın müminlere ikram edeceği cennet, her türlü ihtiyacın karşılandığı, rahat ve huzur kaynağı imkânların bol bol bulunduğu bir yerdir. Orada canların çektiği ve gözleri okşayan her türlü nimetin bulunduğu haber verilmiştir (bk. Zuhruf 43:71). 13. âyet müminlerin âhirette güneş ışınlarından kaynaklanan yakıcı sıcakla karşı karşıya kalmayacaklarını ifade eder. Âyetten cennetin kendine has bir nurla aydınlatılacağı, orada her şey mutedil olup sıkıntı verecek herhangi bir şeyin bulunmayacağı anlaşılmaktadır. 14. âyette belirtilen gölgelerin de cennetteki ağaçların gölgeleri olduğu belirtilir. 15-21. âyetlerde cennetliklerin içecekleri içkiler, sunucular ve hizmetçiler anlatılmakta; elbiseleri ve takıları tasvir edilmektedir. Müfessirler buradaki kâselerin gümüş ve billûrla tanıtılmasının, sadece bilinmeyeni bilinenle anlatmak, böylece muhatabın zihninde cennet nimetleriyle ilgili bir imaj, bir fikir ve sonuçta bir arzu uyandırmak maksadıyla yapılmış bir benzetmeden ibaret olduğunu belirtirler. Bunların mahiyetleri hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Nitekim Abdullah b. Abbas, “Cennetteki nimetlerle dünyadakiler arasında isim benzerliğinden başka benzerlik yoktur” demiştir (Râzî, XXX, 249; ayrıca bk. Bakara 2:25).
Mehmet Okuyan
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kupalar dolaştırılacaktır.
15,16. Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.
15, 16. Yanlarında, gümüş kaplar ve billûr kâselerle, gümüş beyazlığında (billûr gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki, sâkiler bunu (cennet şarabını) ölçüsünce tayin ve takdir ederler.
Müfessirler, cennet kapları, kupaları ve kâselerinin gümüş ve billûrla tanıtılmasının, sadece bilinmeyeni bilinenle anlatmak maksadıyla yapılmış bir teşbih olduğunu belirtirler. Nitekim Abdullah b. Abbas, «Cennetteki nimetlerle dünyadakiler arasında isimlerinden başka bir benzerlik yoktur» demiştir.
Edip Yüksel
Onlara gümüş tepsiler ve şeffaf bardaklarda sunulur.
(1)“Cennetin kapları, ne şişeden ve ne de gümüşten olmadıklarından, bu cümlenin ma‘nâ-yı zâhirîsine hamli (görünen ma‘nâsıyla anlamak) câiz değildir. Çünki o kaplara gümüşten yapılmış şişeler denilemez! Zîrâ her iki unsur arasında mutâbakat (uygunluk) yoktur. Ancak قَوَار۪يرَ مِنْ فِضَّةٍ [Gümüşten billurlar] cümlesinden ma‘nâ-yı mecâzî (hakīkī ma‘nâsı dışında bir ma‘nâ) ile hem şişenin şeffâfiyeti hem gümüşün beyazlığı kasdedilmiştir. Yani o kaplar, şişe gibi şeffaf, gümüş gibi beyazdırlar.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 119)
İlyas Yorulmaz
Gümüş ve kristal içinde içecek dolu bardaklarla onların etrafında dolanılır.
12, 18. Sabırlarına karşı mükâfat olmak üzere onlara Cennet, ipekli elbise verdi. Onlar orada tahtlar üzerinde yan gelecekler, ne güneş ne de sert soğuk görmeyecekler [³]. Onun ağaçları onlara yakından gölge salacak, meyveleri de kolay kolay toplanacaktır. Onlara gümüşten billûr gibi şeffaf kaplar, sürahilerle her nevi içki dolaştırılacak, gümüşten olan o şeffaf kapları onlara, arzu ettikleri [⁴] kadar verecekler. Onlara zencefil [⁵] katılmış şarap içirilecek. Zencefil tadında olan o içki Cennette öyle bir kaynaktır ki kolay içilmekte ona Selsebil adı verilir [⁶].
İsmail Hakkı İzmirli İnsân Suresi 15. Ayet Açıklaması
[3] Veya ne güneş, ne ay görmeyecekler, belki güneşsiz, ay'sız ziyadar olacak.[4] Veya kanacakları.[5] Zencefil Araplar indinde lezzetli, kokulu bir şey sayılmakla onların örfüne göre zencefil tadı verecek şarap verilecek demek olur.[6] Yani suyu leziz, tatlı, onda zencefil acılığı da yoktur, kolay içilir veya o, Selsebil adlı bir çeşmedir.
Mustafa İslamoğlu İnsân Suresi 15. Ayet Açıklaması
[5480] Bir sonraki kavârîra min fiddatin ibaresinden, bu ibarenin bi âniyetin ve ekvâbin min fiddatin kânet kavârîrâ şeklinde anlamlandırılması gerektiğini anlıyoruz. Kânet burada teşbih edatı işlevi görür. Yutâfu ‘aleyhim, bu bağlamda “servis yapılacak” anlamına gelir. Tâfe ‘aleyh, hem “servis yaptı” anlamına “birinin etrafında fır döndü” hem de “kendini bir şeyin içinde buldu, başa bir iş geldi” anlamına kullanılır. Kalem 19’da bu ikinci anlamda kullanılmıştır. Tercihimizin gerekçesi budur. Âniye’nin tekili ina’ kalbi, kalp Kâbe’yi temsil eder. Kalp hem tavaf eder, hem tavaf edilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onların üzerlerine gümüşten kaplar ile ve billûrdan küpler ile dolaşılır.
15, 16. Etraflarında hizmet edenler gümüş kaplar, billur kâseler, gümüşî parlaklıkta billur kupalarla dolaşır, onlara ikram ederler. Cennetlikler içeceklerini kendi iştahları ölçüsünce tayin ederler.