Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5621, sondan 616. ayet; 76. sure ve İnsân Suresinin 30. ayetidir. İnsân Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 1683 olarak hesaplanmıştır. İnsân Suresinin toplam ebced değeri 73518 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما تشاؤن الا ان يشاء الله ان الله كان عليما حكيما
Bu sûrede anlatılanların insanlar için uyarıcı öğütler olduğu ifade buyurulmuş, bunlardan ders çıkarıp Allah’a giden yolu seçmek ise insanların hür iradelerine bırakılmış; böylece insanın din ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğuna, bu bakımdan hiç kimsenin bu yollardan birini seçmesi için baskı altında tutulamayacağına işaret edilmiştir. Bununla birlikte başka yerlerde olduğu gibi burada da kulun irade, tercih ve kararından söz edilirken Allah’ın iradesinin mutlaklığı da hatırlatılmış; böylece kulların, rableri karşısında da hür ve bağımsız oldukları gibi hem din hem de mantık bakımından saçma olan bir fikre kapılmaları engellenmek istenmiştir. Çünkü kullara tercih ve karar verme kabiliyetini veren de Allah’tır, bunu her an yaratarak devam ettiren de Allah’tır. Âyette kulun dilemesinin Allah’a nisbet edilmesinin anlamı budur. Hem ilgili âyet ve hadislerin bütünü hem de fıtrî akıl, bir inanç ve davranışa mecbur kılınmış insanın ondan sorumlu tutulmayacağı sonucunu vermektedir. İlk bakışta farklı bir hüküm ve sonuç ifade eden âyet ve hadislerin bu genel ilke çerçevesinde anlaşılması ve yorumlanması gerekir. Buna göre Allah kullara dileme, tercihte bulunup karar verme imkânını bahşetmiştir; insanın sorumluluğunun temeli de budur. Allah’ın rızasına göre hareket etmeyi tercih edenler O’nun rahmetine ve cennetine nâil olurlar, aksi yolu tutanlar ise cehenneme giderler. Son âyetteki “zalimler”den maksat inkârcılardır. Zulüm kavramı gerek burada gerekse başka birçok âyette, “doğru ve gerekli olandan sapmak; dolayısıyla yanlış, asılsız bir şeye inanmak, haksız bir iş yapmak” anlamında kullanılır ve genellikle inanç, ibadet ve ahlâkta hak yoldan sapmışlığı ifade eder. Sûrenin bütününde insanın yaratılışına değinildi; ona doğru ve yanlış yolun tanıtıldığı belirtildi; müminlerin ve inkârcıların davranış özelliklerinden söz edildi; amaç ise akıllı ve iyi niyetli insanın bütün bu aydınlatıcı açıklamalardan nasibini almasını sağlamaktır.
Mehmet Okuyan
(Böyle yaparsanız) Allah’ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
29,30,31. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zâlimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.[702]
1- Allah size seçme hakkı tanımasaydı siz istediğiniz şeyi seçme imkânına sahip olamazdınız.
Ahmet Akgül
(Gerçi) Allah dilemedikçe, siz (bir şey) dileyemezsiniz! (Beyniniz, irade ve tercih etme yeteneğiniz bile Allah’tandır. Siz dileyemezsiniz, ancak Allah'ın dilediğini dileyebilirsiniz anlamındadır.) Gerçekten Allah (her şeyi hakkıyla) bilip durandır, Hüküm ve Hikmet sahibi olandır.
Ancak, Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecelli etmesi halinde siz de iradenizi ve tercihinizi kullanarak isabetli davranabilirsiniz. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
Bkz. 74:56, 81:29Burada Allah’ın iradesinin her şeyin üzerinde olduğu ve O’nun bilgisi ve takdiri olmadan kimsenin hiçbir şey yapamayacağı vurgulanmaktadır. Ancak bilinmelidir ki; cüz’i (serbest) irade insanın emrindedir. Allah’ın insana vermiş olduğu bu irade sayesinde insan yaşadığı her saniyeyi nasıl kullanacağına kendisi karar verir, kendine dokunacak olan hayrı ve şerri yine kendi meydana getirir. Yani kendi hayat filminin aktörü-aktrisi yine kendisidir. İnsan hayatında “nötr” zaman yoktur. Bütün zamanlar onun kendi iradesiyle doldurulur. Allah sadece diler ve takdir eder. Allah cüz’i iradeye sınır koymamıştır. Eğer koymuş olsaydı o zaman şer olmazdı.
Diyanet İşleri (Eski)
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
Bununla berâber, Allah (sizin serbestçe istemenizi) dilemedikçe, (siz)isteyemezsiniz!(1) Muhakkak ki Allah, Alîm (herkesin hâlini bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
(1)“Hazret-i Ya‘kūb’dan sorulmuş ki: ‘Ne için Mısırdan gelen gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Ken‘an kuyusundaki Yûsuf’u görmedin?’ Cevâben demiş ki: ‘Bizim hâlimiz şimşekler gibidir; bazen görünür, bazen saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevki‘de oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz!’ Elhâsıl, insan her ne kadar fâil-i muhtâr (istediğini yapmakta serbest) ise de, fakat وَماَتَشاَؤُنَ اِلَّا اَنْ يَشاَءُاللّٰهُ [Ve Allah (sizin serbestçe istemenizi) dilemedikçe, (siz) isteyemezsiniz!] sırrınca, meşîet-i İlâhiye(Allah’ın istemesi) asıldır kader hâkimdir. Meşîet-i İlâhiye, meşîet-i insâniyeyi geri verir! اِذَا جاَءَالْقَدَر عَمِيَ الْبَصَرُ [Kader geldiği zaman göz kör olur!] (kāidesi) hükmünü icrâ eder. Kader söylese; iktidâr-ı beşer(insanın iktidârı) konuşmaz, ihtiyâr-ı cüz’î (insanın irâdesi) susar!” (Mektûbât, 15. Mektûb, 41)
İlyas Yorulmaz
Allah dilemedikçe siz, hiçbir şey dileyemezsiniz. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilen ve her şeyin hükmünü verendir.
Şunu iyi bilin ki, Allah bu yola girmenizi dilemediği takdirde siz,değil hidâyete ermek, onu dileyemezsiniz bile. Eğer siz bir şeyler irâde edebiliyor, muhâkeme yapabiliyor, birtakım kararlar verebiliyorsanız, Allah size bu imkanları bağışladığı içindir. Hiç kuşkusuz O, tüm varlıklar üzerinde mutlak hâkimdir ve her şey O’nun kudret ve denetimi altındadır. Dolayısıyla, O’nun izin ve irâdesi olmadan hiçbir şey gerçekleşmez. Bununla birlikte Allah, doğru yola yönelmek isteyen hiç kimseyi bundan alıkoymaz; çünkü O, sonsuz kudret ve egemenlik sahibi olmakla birlikte, aynı zamandaher şeyin en doğrusunu bilendir, her konuda en âdil hükmü veren, sonsuz hikmetiyle her şeyi yerli yerince yapan bir hakîmdir. Öyle ki:
1 Yani, sizin cüz’i iradeniz, ancak Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde kalır ve siz de ancak bundan sorumlusunuz. “Allah’ın Takdiri” dediğimiz dileme kapasitesine asla ulaşamazsınız. Bk. (Tekvir: 29)
Muhammed Esed
Ama Allah [size o yolu göstermeyi] dilemedikçe siz onu dileyemezsiniz: 28 çünkü, bilin ki Allah her şeyi görendir, hikmet Sahibidir.
Zira Allah bu Kuran’ı indirerek öğüt almanızı dilemiş siz de Kuran’a yönelirseniz Allah’ın dileğini yerine getirmiş olursunuz. Çünkü Allah, her şeyi bilendir ve her hükmü doğru olandır. 3/133, 4/26, 6/156-157
Mustafa İslamoğlu İnsân Suresi 30. Ayet Açıklaması
[5495] Veya: “Zaten Allah (dilemenizi) dilemese siz asla dileyemezdiniz.” Tercihimizin gerekçesi açıktır: “O kullarının nankörlüğünden razı olmaz, fakat şükredecek olursanız, işte O sizin bu tavrınızdan razı olur.” (39:7)
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve siz dileyemezsiniz, meğer ki, Allah dileyecek olsun. Şüphe yok ki bihakkın bilen, hakîm olan, ancak Allah'tır.
Ama Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz. Çünkü her şeyi bilen, tam hüküm ve hikmet sahibi olan, Allah'tır. Her şeyi bildiği gibi, rahmet ve hidâyete lâyık olanları da pek iyi bilir.
Bir önceki âyet, dileyenin, Kur’ân’ın rehberliğinde Rabbine varan yolu tutacağını bildirirken, 30. âyet yüce Allah’ın dilediği kimseleri rahmetiyle kucaklayacağını bildiriyor. Demek ki samimi müminler, kendilerini bütün varlıklarıyla Allah’ın iradesine teslim ederler. Onların diledikleri, Allah’ın meşîetine, yani dilemesine uygundur.
Süleyman Ateş
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(3) Kulun hidayeti de, sapıklığı da, aslında kendi tercihinin sonucudur. Ancak bu sonucun gerçekleşmesi, Allah’ın dilemesine bağlıdır; yani, kimse “Tercihim budur” diye Allah’ı birşeye zorlayamaz. Âyet kulun iradesini reddetmemekte, ancak onun yapmış olduğu tercihin gerçekleşmesini Allah’ın izin ve iradesine bağlamaktadır. Hidayete talip olana hidayeti O verir, rahmet isteyeni O rahmetine eriştirir, sapıklığı tercih edeni O saptırır. 7:175-176 ve açıklamasına da bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.