Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5551, sondan 686. ayet; 74. sure ve Müddessir Suresinin 56. ayetidir. Müddessir Suresi 56. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3486 olarak hesaplanmıştır. Müddessir Suresinin toplam ebced değeri 86621 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وما يذكرون الا ان يشاء الله هو اهل التقوى واهل المغفرة
Öğüt ve uyarı olduğu belirtilen şey Kur’an âyetleridir. 55. âyette samimiyet ve iyi niyetle öğüt almak, gerçeği bulmak isteyenlerin, aradıklarını Kur’an’da bulacakları bildirilmiştir. Kuşkusuz her şey Allah’ın dilemesine, izin ve imkân vermesine bağlıdır. Ama Allah iyilik dileyen için iyiliği, kötülük dileyen için de kötülüğü murat edip yaratmaktadır, uyguladığı kural budur. Âyetler uyarıcı olarak Kur’an’ın gönderildiğini ifade ettiği gibi başka kitap gönderilmeyeceğine, dünya ve âhiret mutluluğu için Kur’an’ın yeterli olduğuna da işaret etmektedir.
Mehmet Okuyan
(Bunu yapanlar), Allah’ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. [Takvâ]ya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O’dur.
[694] Dileyenin öğüt alacağı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 156-158.Müddessir sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 159-160.
Erhan Aktaş
Allah dilemedikçe¹ onlar öğüt almazlar. O, takvaya ehildir² ve bağışlamaya ehildir.
1- Zorla yaptırmadıkça. 2- Allah, koyduğu kurallarla, kötü ve zararlı şeylere karşı korumada ve bağışlamada yetkin ve yeterlidir.
Ahmet Akgül
(Ve tabi insanlar hidayete ve istikamete yönelmedikçe ve) Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; (oysa) takvanın sahibi (korkulmaya layık ve ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (insanı bağışlamaya ehil ve yetkin olan da) O'dur.
Ama öteki dünyaya inanmayanlar, Allah dilemedikçe O Kur'ân'dan ders alamazlar. O Allah, azabından korkulup korunulacak olan, ve kendi kitabıyla yol bulunandır. Bağışlamaya ehil olan da yalnızca O'dur.
Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde onlar da öğüt alabilirler. O, takva esaslarını-Kur'ân esaslarını ortaya koymaya, korunmaya-takvaya dayalı düzeni kurdurmaya, kulluk ve sorumluluk şuurlarıyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkararak şahsiyetlerini korumaya, dinî ve sosyal görevleri konusunda insanları bilinçlendirmeye, azabından korunulmaya tekehil olan varlıktır, koruma kalkanına almakta, bağışlamakta da kudret ve hükümranlık sahibidir.
(Ne var ki) Allah dilemedikçe (kendileri de istemedikçe) ondan ders almazlar. Saygıyla direktiflerine itaat edilmeye layık olan ancak O'dur, affetmeye ehil/yetkili olan da O'dur.
Bununla berâber, Allah (hikmetine binâen kendi lütfundan) dilemedikçe nasîhat almazlar! (Kendisinden) sakınılmaya lâyık olan da, bağışlamaya ehil olan da O'dur!
Fakat şunu asla unutmayın ki, Allah insanların öğüt almasına izin vermediği takdirde, onlar asla öğüt alamazlar! Eğer insanlar özgür irâdelerini kullanarak birtakım tercihlerde bulunabiliyorlarsa, bu Rabb’inin lütuf ve kereminden dolayıdır. O hâlde, her türlü kötülükten, günahtan kurtulup gerçek anlamda dürüst ve erdemli olabilmek için O’na yönelsinler. Çünkü O,kendisinden sakınılmaya lâyık olan biricik otorite, biricik yargı makâmıdır ve çünkü O, her türlü affın, bağışlamanın kaynağıdır!
Allah dilemiş bu Kuran’ı indirmiş öğüt alasınız diye. Çünkü sorumluluğunu yerine getiren de uyarı için vahiy indiren de O’dur, bağışlamaya en ehil olan da O’dur. 4/165, 6/156-157, 20/133-134
Mustafa İslamoğlu Müddessir Suresi 56. Ayet Açıklaması
[5441] Zımnen: Böylece Allah da insanın öğüt almasını dilediğine göre, artık kimse “Eğer Allah isteseydi, ne biz ne de atalarımız asla şirk koşmazdık” (6:148) türünden bahanelerle Allah’a iftira etmemelidir. Yani: İnsanın dilemesini de Allah dilemiştir: Vermeyi dilemeseydi, dilemeyi vermezdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Maamafih düşünüp tefekkür edemezler, meğer ki Allah dilesin, kendisinden korkulacak olan ve mağfiret buyurmaya ehl olan da ancak O'(Hâlık-i Kerîm) dur.
Ama Allah dilemedikçe onlar ders alamazlar. Saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız O'dur.
Suat Yıldırım Müddessir Suresi 56. Ayet Açıklaması
Hidâyete gelmek, kişinin kendi elinde değildir. İradesini hidâyet yönünde kullanması neticesinde Cenab-ı Hakkın ona hidâyeti nasib etmesi, hidayeti kalbinde yaratması ile kul doğru yolu bulur. Bu, ince kader sırrıdır. Eğer Allah Teâlâ, insanları kendi hallerine bıraksaydı, mukadderatlarını Kendisi tayin etmeseydi, dünyanın nizamı altüst olurdu. En büyük zararı insanlar çekerdi. “Bir Kadir-i mutlak eylemişken tanzim, Devran görünür her kula bin türlü sakîm, Her kul verebilseydi meramınca nizam, Her devrini eylerdi cahîm içre cahîm.” (Yahya Kemal) Bir insan ne kadar günahkâr olursa olsun bunlardan vazgeçerek Allah’ın rahmetine sığınırsa, Allah onu bağışlar. Yoksa Allah Teâlâ, yapılanları unutmama, ille de cezalandırma, kin tutma gibi şeylerden münezzehtir.
Süleyman Ateş
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).
O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah’ın onayladıklarıdır. Böylesi, Allah’tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.
(8) 7:174-175 ve 76:30’un açıklamalarına bakınız.(9) Bu âyeti açıklayan bir hadis-i kudsî şöyledir: “Yüce Allah buyuruyor ki: Korkulmaya lâyık olan Benim. Benden korkan, Benimle beraber başka bir tanrı edinmesin. Onu affetmeye ehil olan da Benim.” (Tirmizî, Tefsir 74:4; İbni Mâce, Zühd: 35; Dârimî, Rikak: 16.)
Yaşar Nuri Öztürk
Ve onlar, Allah'ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O'dur.