Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5661, sondan 576. ayet; 77. sure ve Mürselât Suresinin 39. ayetidir. Mürselât Suresi 39. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 18 ve toplam ebced değeri ise 496 olarak hesaplanmıştır. Mürselât Suresinin toplam ebced değeri 71828 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Ayırım günü”nden maksat hakkın bâtıldan, haklının haksızdan, inananın inkâr edenden ayırt edileceği yargı günüdür. Allah o gün gerek Kur’an’ın hitap ettiği topluluğu ve sonraki nesilleri, gerekse Kur’an’ın inmesinden önce gelip geçmiş bütün insanları mahşerde toplayıp aralarında hükmünü verecektir (krş. Vâkıa 56:49-50). Bir yoruma göre “siz ve sizden öncekiler” ifadesiyle bilhassa Hz. Peygamber’in muhatapları olan Arap müşrikleriyle önceki dönemlerin inkârcıları kastedilmiştir. Âyetin özellikle tehdit ve uyarı amacı taşıdığı dikkate alındığında bu yorum daha isabetli görülebilir. Nitekim 39. âyet de bu yorumu desteklemektedir. Burada inkârcılara, “Bir planınız varsa haydi bana karşı uygulayın planınızı!” denilerek hak ettikleri cezadan kurtulma hususunda bir çareleri varsa onu kullanmaları istenir; ancak bu istek, gerçekten onların bir çare bulmaları için değil, içine düşecekleri çaresizliği ortaya koymak içindir.
Mehmet Okuyan
38,39. (İnkârcılara şöyle denecektir:) “Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!
[Not:Kâfir ve zalimlerin, işi gücü hilekârlık, riyakârlık ve münafıklıktır. Bunların huyu çifte standarttır. Mert ve dürüst davranmazlar. Bunlar kötü niyetlerini “barış, kardeşlik, demokrasi, insan hakları” gibi yaldızlı kılıflarla sarmalayıp topluma yutturmaktadır. Ahirette bu tavırları kendilerine hatırlatılacaktır.]
“Şimdi, ey zâlimler; dünyadayken mazlumları kandırmak ve İslâm’ın sesini susturmak için binbir türlü entrikalarla zulüm ve haksızlıkları mazur göstermeye çalışan sizler; eğer bu mahkemeden de yakanızı kurtarabilecek bir hileniz varsa, haydi koyun onu ortaya da, atlatın Beni!