Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1209, sondan 5028. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 49. ayetidir. Enfal Suresi 49. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 5774 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
اذ يقول المنافقون والذين في قلوبهم مرض غر هؤلاء دينهم ومن يتوكل على الله فان الله عزيز حكيم
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Münafıklarla “kalpleri çürük”, hastalıklı olanlar aynı kişiler değildir. Burada kalbin çürük olup olmaması iman ile ilgilidir. Münafık, içinden inanmayan, kâfir olan kimsedir, böyle olanlara kalbi iman bakımından çürük, hastalıklı denemez, çünkü onun imanı yoktur. Kalbi çürük olanlar, inkârları zayıflamış olmakla beraber iman da edememiş bulunan, ikilemde kalmış olan kimselerdir. İşte müminlerin çevresinde bulunan bu iki grup, güçlü müşrik ordusuna karşı savaşmaya kalkıştıklarını görüp işitince onları kınamış, eleştirmiş, “dinlerinin kendilerine yaptığı telkine uyarak ölüme atıldıklarını” söylemişlerdi. Bunlar Allah’ın gücünü, olağan dışı yardımını, O’na güvenenlerden esirgemediği desteğini bilmiyorlardı. Asıl sapkınlar ve gevşek inancın aldattığı kimseler kendileriydi.
Mehmet Okuyan
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, (Bedir’e giden müslümanlar için) “Bunları dinleri aldatmış!” diyorlardı. (Oysa) kim Allah’a güvenirse, şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Yüce Allah müslümanlar sayıca ve mühimmat bakımından kendilerinden çok daha fazla ve güçlü olan Mekkeli müşriklere karşı savaşa çıktıkları için çevrelerinde bulunan münafıkların ve kalplerinde hastalık bulunanların sözlerine yer vermekte ve onlara göre dinlerinin yani Hz. Muhammed’in risalet öğretilerinin Bedir’de savaşa giden müslümanları aldattığını söylediklerini hatırlatmaktadır
[Tevekkül], elden gelen fedakârlıkların ve sorumluluklarının gereğini yerine getirdikten sonra Yüce Allah’a güveni esas almak demektir. Müminlerden istenen de böyle bir güveni hayatlarında kurmalarıdır. [Tevekkül] sadece Yüce Allah’a yönelik gerçekleştirilmelidir; çünkü [vekîl] yani “güven kaynağı” olarak Allah yeter; her şeye [vekîl] olan O’dur; O en güzel vekildir.
Bayraktar Bayraklı
Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, sizin için, “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Oysa kim Allah'a dayanırsa Allah daima galiptir; hüküm ve hikmet sahibidir.
Münafıklar, o kalplerinde hastalık bulunanlar: “Bunları, dinleri aldatmış.” diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül¹ ederse Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
1- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
Ahmet Akgül
(Dış Güçler ve Şeytani Merkezlerle irtibat kurup imkân ve iktidara kavuşan) Münafıklar ve kalbinde maraz olanlar (Hakk davada ve hayır yolunda sabit ve sağlam kalan mü’minlere) : “Bunları dinleri (ve Allah’ın va’adine olan hayali güvenleri) aldatıp şımartmıştır (ve bu yüzden büyük güçlere ve zalim yönetimlere kafa tutmaya başlamışlardır)” diyorlardı. Oysa kim Allah’a tevekkül ve teslimiyet gösterirse, şüphesiz (onu zafere ulaştıracaktır, çünkü) Allah Üstün ve Güçlü olandır, Hüküm ve Hikmet sahibi (hükümrandır).
Hani münafıklarla gönüllerinde hastalık olanlar, bunları dinleri aldatmıştır demişlerdi; halbuki kim Allah'a dayanırsa bilsin ki Allah, şüphe yok ki üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
O zaman münafıklarla, kalplerinde hastalık bulunanlar: “Bu adamları dinleri yanlış yola götürüyor” diyorlardı. Ama Allah'a güvenip dayanan kişiye gelince o bilir ki, Allah mutlaka her yaptığını yerli yerince yapan ve en yüce iktidar sahibi olandır.
O sırada müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıklar ve kalpleri kararmış, akıllarından zoru olanlar, hasta ruhlular müslümanlara:
“Şu adamları dinleri, şeriatları, medeniyetleri aldattı" diyorlardı. Kim Allah'a dayanıp güvenir, işlerini Allah'a havale ederse, bilsin ki, Allah kudretlidir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
49.Mücahid`den rivayet edildiğine göre Kureyş`ten Kays bin Velid bin Muğire, Ebu Kays bin Fâkih, Hars bin Zem`a ve Ali bin Umeyye bin Halef gibi bazı kimseler İslâmiyet konusunda tereddüt içindeydiler. Müslümanların sayılarının az olduğunu ve bu az sayıyla kalabalık bir müşrik topluluğun karşısına çıktıklarını görünce: "Bunları dinleri aldattı" dediler. Yani: "Bunlar dinlerinin vaadlerine inanarak, sevap ve cennet tutkusuna kapılarak tehlikeli bir işe girişiyorlar" demek istiyorlardı. Yüce Allah da onların bu sözlerine karşı bu ayeti kerimesini indirdi.
Ali Bulaç
Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: 'Bunları (müslümanları) dinleri aldattı.' Oysa kim Allah'a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
O sıra münafıklarla, kalblerinde bir hastalık bulunanlar (henüz İslâmı kabul etmekle imanları kökleşmiyenler), şöyle diyorlardı. “- Bu müslümanları, dinleri aldattı.” Halbuki Allah'a tevekkül edip ona güvenen galip olur. Çünkü Allah (her şeye) galiptir; (yaptıklarında) hikmet sahibidir.
Ve hatırla ki; münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar: “Bunların dinleri kendilerini aldattı” dediler. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, Aziz ve Hakîmdir. [Güçlüdür. Onu korumaya gücü yeter ve hikmet dairesinde ona mükâfat verir.]
O sırada münafıklar ile kalplerinde (inkâr ve şüpheden) hastalık bulunan (bazı yeni Müslüman)lar (sizin zayıflığınıza bakarak): “Bunları dinleri (galip gelmek konusunda) yanılgıya düşürmüş” dediler. Hâlbuki kim Allah'a güvenip dayanırsa Allah ona yeter. Çünkü Allah mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Bkz. 2:14“Kalplerinde hastalık bulunanlar” Müslüman kimliğine büründükleri halde iman kalplerine henüz nüfuz etmemiş sözde Müslümanlardı. Bunlar imanla küfür arasında bir çizgide mü’minlerle beraber Medine’ye hicret etmeyip Mekke’de kalan kişilerdi. Bu kimseler müşriklerle beraber istemeyerek de olsa savaşa çıkmışlar ve müşrik ordusu karşısında Müslümanların sayılarının az olduğunu görünce, “bunları dinleri yanılgıya düşürmüş” diyerek kendilerine göre güçlü gördükleri inkârcılar safında yer almışlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı; oysa, kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.
O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, (sizin için), «Bunları, dinleri aldatmış» diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur. Yoksa orduların sayı ve techizat üstünlüğü değildir).
O sırada münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar, (müslümanlar hakkında) "şu adamları dinleri aldattı" diyorlardı. Oysa her kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah galiptir, güçlüdür ve hikmet sahibidir.
O sıra münafıklar ve kalblerinde bir maraz bulunanlar şöyle diyorlardı: «şunları dinleri aldattı» halbuki her kim Allaha tevekkül ederse şüphe yok ki Allah bir azîz, hakîmdir
O zaman münafıklarla yüreklerinde maraz bulunanlar şöyle diyordu: «Bunları (müslümanları) dînleri aldatdı». Halbuki kim Allaha dayanıb güvenirse hiç şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
O zaman münâfıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar (sizin için): “Bunları, dinleri aldattı!” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah'a tevekkül ederse, artık mukakkak ki Allah, Azîz (kudreti dâimâ üstün olan)dır, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
İkiyüzlü münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar (inananlar için) “Dinleri onları şımarttı” dediler. Kim Allah’a güvenip arkasına alırsa elbette ki Allah en güçlü olan ve her şeye hüküm verendir.
Hani münafıklar ile yüreklerinde hastalık bulunanlar, «— Mü/minleri dinleri aldatmıştır» diyorlardı. Herkim Allah/a mütevekkil olursa galip olur. Çünkü Allah galib-i yektadır, hakimdir.
Hani ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunanlar “Müslümanları dinleri aldattı” diyorlardı; oysa kim Allah'a güvenirse (bilsin ki) Allah üstün güç sahibidir, hikmet sahibidir.
Öte yandan, inanmadıkları hâlde Müslüman gözüken ikiyüzlüler ve İslâm’dan yana kesin tercihini henüz yapmamış olan, dolayısıyla kalplerinde hastalık bulunan bazı zayıf imanlılar, “Bu Müslümanları, dinleri fenâ hâlde aldatmış! Baksanıza, kendilerinin üç katı bir orduya kafa tutuyorlar!” diyorlardı. Oysa bilmiyorlardı ki, her kim —üzerine düşeni yaptıktan sonra— Allah’a güvenip dayanırsa, Allah O’na yeter; çünkü Allah, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir. Neyi dilemiş ve hangi hükmü vermişse, mutlaka doğrudur ve gerçekleşecektir. O hâlde, kudret ve hikmet isteyen, O’na bağlanmalıdır. O’ndan yüz çevirenlere gelince:
O sıra Münafıklar ve kalblerinde hastalık olanlar:
-“Onları kendi dinleri aldattı” diyorlar.
Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, hakîm azîzdir.
(Ey îman edenler!) O sırada münâfıklar1 ve kalplerinde hastalık bulunanlar2 (sizin için): “şu adamları, dinleri aldattı.” diyorlardı. Hâlbuki Allah’a tevekkül eden kimse, Allah’ın kesinlikle çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibi olduğunu (bilir.)
1 Bunlar; Medîne’de kalan münâfıklarla, Bedir savaşına katılan tek münâfık olan Muattib b. Kuşeyr idi.2 Bunlar da; Mekkelilerden Müslüman olmuş, fakat îman kalplerine henüz yerleşmemiş ve şüphelerinden dolayı hicret etmemiş kimselerdi. Bunlar müşriklerle beraber savaşa istemeyerek çıkmışlar, Müslümanların az olduklarını görünce de: “Bunları dinleri aldatmış” diyerek, kâfirlerle beraber olmaya karar vermişlerdi. O gün Bedirde bunlardan; Kays b. Velid b. Muğire, Ebû Kays b. Fakih b. Muğire ve Haris b. Zem’a b. el-Esved ve Aliy b. Ümeyye ve Âs b. el-Münebbih müşriklerle beraber öldürüldüler. (Taberî)
Muhammed Esed
Bu arada, ikiyüzlüler ve kalplerinde eğrilik bulunanlar: “Bu adamları dinleri yanlış yola götürüyor!” 54 diyorlardı. Ama Allah'a güvenip dayanan kişiye gelince, [o bilir ki], Allah mutlaka doğru hüküm ve hikmetle edip-eyleyen en yüce iktidar sahibidir.
İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: (Müslümanlar için) – İşte bunları dinleri aldatmış, diyorlardı. Oysa kim Allah’a güvenirse bilmelidir ki Allah üstün kudret sahibidir ve hükmünde doğru karar verendir. 4/142...145, 63/1...8, 3/7, 5/52, 22/53, 33/12, 47/29, 3/160- 161, 8/61, 9/129, 14/11
O zaman ikiyüzlüler ve kalbinde hastalık olanlar[1377] diyorlardı ki: “Bu adamlara dinleri yanlış yaptırıyor!” Oysa, Allah’a güvenen herkes şunu bilmeli: her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet eden yalnız Allah’tır.[1378]
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 49. Ayet Açıklaması
[1377] “Kalbinde hastalık olanlar” ile ilgili bkz: 74:31, not 24.
[1378] Allah’ın gör dediği yerden bakanla şeytanın gör dediği yerden bakan aynı şeye baksalar da aynı şeyi göremezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar diyordu ki: «Onları dinleri aldatmıştır.» Halbuki her kim Allah Teâlâ'ya tevekkül ederse artık şüphe yok ki Allah Teâlâ azîzdir, hakîmdir.
O zaman münafıklar ve kalplerinde şüphe bulunanlar diyorlardı ki: “Bu Müslümanları dinleri aldatmış, (çünkü kendilerinden çok üstün bir ordu ile savaşa girişiyorlar. )”Halbuki kim Allah'a güvenip dayanırsa Allah ona yeter. Şüphe yok ki Allah azîzdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar (sizin için): "Bunları dinleri aldatmış, (baksana başa çıkamayacakları bir kuvvetle savaşmağa kalkıyorlar)." diyorlardı. Oysa, kim Allah'a dayanırsa şüphesiz Allah, daima galib, hüküm ve hikmet sahibidir.
O gün ikiyüzlüler (münafıklar) ve kalplerinde hastalık olanlar: “Bu adamları dinleri aldatmış” diyorlardı. Ama kim Allah’a güvenip dayanırsa görür ki Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.
Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar:-Müslümanları dinleri aldattı, diyorlardı. Oysa kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.
O sırada münafıklar ile kalplerinde hastalık bulunanlar “Bunları inançları aldattı” diyorlardı. Halbuki, kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah'ın kudreti herşeye üstün, her işi de hikmet iledir.
İkiyüzlülerle kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: "Bunları, dinleri aldatmış." Oysa Allah'a güvenip dayanan bilir ki, Allah Azîz ve Hakîm'dir.
ol vaķt kim eydürler-idi münāfıķlar daħı anlar ya'nį mekkede’giler kim göñülleri içinde śayrulıķ var “yiyiltti uşbunlan dįnleri.” daħı her kim tevekkül eyleye Tañrı’ya bayıķ Tañrı beñdeşsüz güci yiterdür dürüst işlü sözlüdür.