Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1225, sondan 5012. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 65. ayetidir. Enfal Suresi 65. ayetinin kelime sayisi 27, harf sayısı 115 ve toplam ebced değeri ise 8062 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها النبي حرض المؤمنين على القتال ان يكن منكم عشرون صابرون يغلبوا مائتين وان يكن منكم مائة يغلبوا الفا من الذين كفروا بانهم قوم لا يفقهون
Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
Savaşın amacı ne kadar meşrû, hatta kutsal olursa olsun yine de istenmeyen, korkulan, acı ve ıstıraplara sebep olan bir harekettir; bu sebeple savaşanların maddî-mânevî teşvike ihtiyaçları vardır. Peygamberimiz savaşlarda bunu yapmış, Allah’ın gazilere, şehidlere vaad ettiği muhteşem ödülleri hatırlatarak askerlerine şevk vermiştir. Bu sünnet o günden bugüne bütün İslâm ordularında uygulanmış, kumandanlar askeri coşturmak için mehter gibi mûsiki dahil değişik yöntemlere başvurmuşlardır.
Tefsirlerde bire on savaşma yükümlülüğünün bire iki nisbetine indirilmesi konusunda Bedir Savaşı gibi bazı olaylara atıf yapılmış ve 66. âyetin bir öncekini neshettiğinden söz edilmiştir. İbn Abbas’ın bir yorumuna (Buhârî, “Tefsîr”, 8:6) dayanan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre (II, 877), Bedir dahil hiçbir zaman sahâbe bire on savaşmamıştır. Bu âyet bir olaya bağlı olmaksızın bir mümine, on düşmana karşı olsa da savaşmasını, bu şart içinde dahi savaştan kaçmamasını farz kılmış, sonra farz olma hükmü kaldırmıştır (savaştan kaçmanın hükmü için bk. 16. âyetin açıklaması). Kurtubî’nin şu açıklaması, İslâm âlimlerinin nesih anlayışları bakımından da ilgi çekicidir: “İbn Abbas’tan gelen rivayet bunun farz olduğunu gösteriyor. Sonra bunun müminlere ağır geldiği sabit olunca farz, bir kişinin iki kişi karşısında sebat etmesi yükümlülüğüne indirildi. Böylece müminlerin yükleri hafifletildi, yüz kişinin iki yüz kişi karşısında kaçmaması farz kılındı. Buna göre, yapılan bir hafifletmedir, nesih değildir ve bu anlayış güzeldir. Maamafih Kadı İbnü’t-Tayyib, ‘Bir hüküm tamamen ortadan kaldırılmasa bile aslında veya niteliklerinde bir değiştirme yapılmasına da nesih denebilir; çünkü bu takdirde ikincisi, birincinin aynı değildir’ demiştir” (VIII, 45). Bize göre bu iki âyet ortaklaşa şunu ifade etmektedir: Gerektiği ve kaçınılmaz hale geldiği zaman bire on bile savaşılabilir; karşı tarafı savaşa iten sebep ve sâiklerle müminlerinki farklı olduğu için bu bilinç farkı gücü ve dayanmayı (sabrı) etkiler, Allah rızâsı için savaşan ve şehid olduğu takdirde kendisini dünyadakinden daha mutlu bir hayatın beklediğine inanan müminlerin gücü on katına çıkar ve Allah’ın izniyle zafer kazanılabilir. Bu iman ve bilinç zayıfladıkça güç de azalır. Ancak müminlerle kâfirlerin, hak yolunda savaşanlarla ona karşı savaşanların, maddî güce eklenen mânevî güçleri bire ikiden aşağı düşmez. Müminler güç dengesi hesabını yaparken terazinin kefesine bu moral güç farkını da koymalıdırlar.
Mehmet Okuyan
Ey Peygamber! (Saldırıya karşılık) müminleri savaşa teşvik et! Sizden sabırlı yirmi (kişi) olursa, iki yüz (kâfir)e galip gelebilir. Sizden yüz (kişi) olursa, (gerçeği) anlamayan bir topluluk olmaları sebebiyle kâfir olanlardan bin (kâfir)e galip gelebilir.
Bu cümle savaşta kalabalıkların değil, inanmış kaliteli kişilerin galip geleceğini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:249; Enfâl 8:19; Tevbe 9:25.
Bayraktar Bayraklı
Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kâfire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
Ey Nebi! Mü'minleri savaşmaya cesaretlendir. Eğer sizden sabreden¹ yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden yüz kişi bulunursa, gerçeği yalanlayan nankörlerden bin kişiye galip gelir. Çünkü onlar gerçekten anlamaz² bir halktır.
1- Dayanan, direnen, yılmayan.
2- Yüce değerlerden yoksun, yalnızca dünyaya bağlı.
Ahmet Akgül
Ey Nebi(m, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, muhtemel sıkıntı ve saldırıları engellemek üzere) mü’minleri savaşa hazırlıklı olmaya (sürekli ve sistemli olarak) teşvik et. Sizden sabırlı (eğitimli, kararlı ve cesur) yirmi kişi(lik özel bir birlik oluşursa,) iki yüz kâfire galip gelirler. Sizden (sadık ve sağlam) yüz kişi(lik özel bir birlik hazırlanırsa; bunlar; iman sözleşmesindeki taahhütlerini unutanlardan, yani Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile) küfre sapanlardan bin kişiye galip gelirler. Bu, onların (Kur’an davetini ve akıbetlerini düşünmeyen) kavrayışı kıt ve anlayışsız bir toplum olmaları nedeniyledir.
Ey Peygamber, inananları savaşa teşvik et. Sizden yirmi tane sabırlı er bulunsa onların iki yüzüne üst gelir ve siz yüz kişi olsanız kafirlerin bin tanesine üst olursunuz, çünkü onlar, hiçbir şeyden anlamaz bir topluluktur.
Ey peygamber! İnananları savaşmaya teşvik et. Sizden zor durumlara göğüs germesini bilen yirmi kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiye bedeldir. Sizden böyle yüz kişi çıkarsa, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye kalkışanlardan bin kişiye bedeldir. Çünkü onlar her gerçeği ve bu savaştaki gerçekleri anlayamayan bir topluluktur.
Ey Peygamber, hesap edilmeyen tehlikeleri önlemek, sıkıntıları kolaylaştırmak için mü'minleri savaşa, savaşa hazırlıklı olmaya tekrar tekrar teşvik et. Sizden sabırlı, eğitimli, kararlı, cesur yirmi kişilik özel bir birlik oluşursa, iki yüz kâfire galip gelirler; sizden yüz kişilik özel bir birlik oluşursa, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre saplananlardan bin kişiye gâlip gelirler. Bu, onların hakkı ve âkıbeti düşünmeyen anlayışı kıt bir toplum olmalarından ileri gelmektedir.
Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Sizden sabırlı yirmi kişi olursa iki yüz kişiyi yener. Eğer sizden yüz kişi olursa inkar edenlerden bin kişiyi yener. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
65-66.İshak bin Rahuye`nin Müsned`inde Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Yüce Allah Müslümanlardan bir kişinin on kişiye karşı direnmesini emredince bu onlara zor ve ağır geldi. Bunun üzerine Yüce Allah bu yükü hafifletti ve bir kişinin iki kişi karşısında direnmesini emretti. Buhari`nin Sahih`inde de Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan bu manada bir rivayet nakledilmiştir.
Ali Bulaç
Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
Ey Peygamber; müminleri savaşa teşvik et. İçinizden sabır ve sebat edecek yirmi kişi bulunursa, onlar iki yüz kişiye galebe ederler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiye galebe çalarlar. Çünkü onlar, gerçeği ve neticeyi anlayamıyan bir kavimdirler. (Müslümanların çoğalması ile bu âyeti kerimenin hükmü, bundan sonra gelen şu âyeti kerime ile nesh edilmiştir.)
Ey Peygamber! Müminleri savaş için teşvik et. Eğer sizden yirmi kişi olursa, iki yüz kişiyi mağlup eder. Eğer yüz kişi olursa, o kâfir olanlardan bin kişiyi yener. Çünkü onlar, bilgisiz bir toplumdurlar.
Ey peygamber! Sen inanmış olanları savaşa heveslendir, anlamayan bir ulus olmaları yüzünden, sizden yirmi sabırlı, iki yüzü alt eder, sizde yüz kişi olsa, kâfirlerden bin kişiyi alt eder
Ey Nebi! İnananları (Allah için düşmana karşı) savaşa hazırla! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz inkârcıya galip gelir. Eğer sizden (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkârcılardan bin kişiye galip gelir. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
Bu ayette, “gerçekten inanan ve gerekliliklerini yerine getiren yirmi kişinin, gerçeği ve doğruyu görmezden gelen iki yüz kişiye veya yüz kişinin bin kişiye üstünlük sağlayacağı” ifade edilmektedir. Burada, niteliğin nicelikten daha önemli olduğu vurgulanmaktadır; yüksek değer oranı olarak bire on değeri verilmektedir. Kur’an’ın bu ifadesi bugün bilim dünyasının sosyo ideolojik alandaki nitelik-nicelik araştırmalarıyla da ortaya konulmuştur. Nitelik-nicelik verimliliği noktasında söz konusu oranın diğer alanlara da yansıması yüksek ihtimalle mümkün görünmektedir. Müminler bu durumun onlara verdiği özgüven, cesaret, sebat, coşku, odaklanma ve adanma melekeleriyle avantajlı pozisyona geçmektedirler veya başka bir deyişle, Allah onların içine çeşitli türde olumlu melekler indirip onlara yardım etmektedir. Kâfirler için “onlar anlamayan bir topluluktur” ifadesi kullanılmıştır. Onlar, ilgili konulardaki doğruları görmezden geldikleri için bilgi eksikliği içindedirler, durumu ve kendilerinin durum içindeki pozisyonunu anlayamamaktadırlar. Bu durumda onlar korku, panik, ümitsizlik, isteksizlik ve yılgınlık hissetmektedirler. Başka bir deyişle, Allah onların içine çeşitli türde olumsuz melekeler verip onları engellemektedir. Bu nedenle müminler, sağlam adım attıklarından emin olarak ve Allah’tan destek alarak cepheye çıkıyorlar. Ama karşılarındakiler Allah’a ve ahirete inanmayan, sadece dünyalık çıkarlar için çarpışmaya gelen, içinde haklı olmanın özgüvenini taşımayan, ölümden korkan, bencil hedefleri olan bir gürûhtan ibarettir. Onların kalpleri kilitlidir, gözleri perdelidir, basiretleri bağlıdır, düşünsel ve duygusal güçleri yetersizdir. Hattâ onlar, düşünme yeteneği olmadığı için idealize olamayan, zora düştüğü zaman birbirlerini bırakıp kaçan diğer canlılar gibidirler. Çünkü onların birliktelikleri menfaate dayalıdır.
Diyanet İşleri (Eski)
65,66. Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
Ey peygamber, inananları savaşa özendir. Sizden dirençli yirmi kişi olsa, iki yüz kişiyi yenebilir. Sizden yüz kişi, kafirlerden bin kişiyi yenebilir. Çünkü onlar, anlamayan bir topluluktur.
Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.
Ey o Peygamber! Mü'minleri cihade teşvik eyle, eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa o küfredenlerden birine galebe ederler, çünkü onlar hakkı ve akıbeti iyi idrâk etmez fıkıhsız bir kavmdirler
Ey peygamber, mü'minleri harbe teşvik et. Eğer içinizden sabr-u sebata mâlik yirmi (kişi) bulunursa onlar iki yüze galebe ederler. Eğer sizden yüz (kişi) olursa kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar anlamazlar güruhudur.
Ey peygamber! Mü'minleri savaşa (cihâda) teşvîk et! Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, (müşriklerden) iki yüz kişiye galib gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, inkâr edenlerden bin kişiye galib gelirler; çünki gerçekten onlar (hakikati) anlamayan bir kavimdir.
Ey Nebî (Haberci)! İnananları savaşa (psikolojik olarak hazırla) teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer sizden sabır gösteren yüz kişi olursa, hakikati inkâr eden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar doğruyu anlamaya yanaşmayan bir topluluktur.
Ey Peygamber! Mü/minleri kıtala teşvik et. İçinizden sabırlı yirmi kişi iki yüz kâfire galebe eder. İçinizden yine sabırlı yüz kişi kâfir olanlardan bin kişiyi yener çünkü onlar anlamaz, idraksiz bir cemaattir.
Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Sizin sabırlı yirmi kişiniz, onlardan iki yüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, küfre sapanlardan bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir topluluktur.
Ey Peygamber ve ey onun izinde yürüyen Müslüman komutan! İnananları cesaretlendirerek savaşa teşvik et; çünkü eğer içinizden, zorluklara karşı göğüs gererek sabretmesini bilen yirmi kişi olursa, kâfirlerden tam iki yüzkişilik bir bölüğü yenebilirler; yine sizden böyle yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişilik bir orduyu yenebilirler. Çünkü onlar, Allah’a ve âhirete inanmayan; evrenin, hayatın ve ölümün gerçek anlamını bilmeyen bir topluluktur.Demek ki, savaş taktiğini iyi bilen cesaretli, sabırlı ve sağlam inançlı bir İslâm ordusu, sayıca kendisinden on kat fazla düşmanı yenebilir. Ancak her Müslüman, bu derece sabırlı, takvalı ve cesaretli olmayabilir. Bunun içindir ki:
Ey Nebiyy!
Savaş’a Müminler’i teşvik et!
Sizden sabırlı “yirmi” olursa, onlardan “iki yüz”e galip gelir.
Sizden “yüz” olursa, onların fıkıh etmeyen / inceden inceye düşünmeyen bir kavim olmaları sebebiyle inkâr edenlerden “bin”e galip gelir.
Ey Peygamber! Mü’minleri sürekli olarak savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, (kâfirlerden) iki yüz kişiye galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Bu ise, onların gerçekten anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.1
1 Bu âyete göre, 1:10 nispetine kadar olan düşman karşısında sabretmek gerekmektedir. İslâm’ın ilk yıllarındaki askeri teşkilâtlanmanın aslı budur. Müslümanlar yeryüzünde bu olağanüstü şartların yaşandığı durumlara düşerlerse, yapılacak savaştaki ölçü, bu olabilir. Yani, bu nispetten aşağı durumda iseler, “azız” diye durmayıp bu nispete ulaşıncaya kadar asker yetiştirecekler sonra Peygamberin savaş siyasetine uygun şekilde savaşa hazır olacaklar ve savaşacaklardır. Bazıları bu âyetin sonraki âyetle nesh edildiğini söylemişlerse de bu doğru değildir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada nesh olmayıp, hafifletme vardır. Sonraki âyet, İslâm devletinin, gücüne kavuştuğu zamanlar için, bu âyet ise olağanüstü şartlar için, geçerlidir.
Muhammed Esed
Ey Peygamber! İnananları, kavgada ölüm korkusunu alt etmeleri yönünde (şöylece) yüreklendir: 69 Sizden zor durumlara göğüs germesini bilen yirmi kişi çıkarsa, bunlar ikiyüz kişiyi tepele[yebil]melidir; sizden böyle yüz kişi çıkarsa, hakkı inkara kalkışanlardan bin kişiyi tepele[yebil]melidir; çünkü onlar bunu kavrayamayan bir güruhturlar. 70
– Ey Nebi! Müminleri savaş hususunda yüreklendir, sizden çıkacak dirençli ve cesur yirmi kişi iki yüz kâfiri yenebilir, eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiyi yenebilir, çünkü onlar Allah yolunda can vermenin değerini anlamıyorlar. 2/154, 3/13, 8/4- 5- 60
Sen ey Nebi! Savaşta ölüm korkusunu yenmeleri için inananları yüreklendir:[1391] Eğer sizden dirençli yirmi kişi olursa, bunlar iki yüz kişiyi alt eder; yok eğer sizden yüz kişi olursa, inkârda direnenlerden bin kişiyi alt eder: çünkü onlar derin kavrayıştan mahrum bir yığındır.[1392]
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 65. Ayet Açıklaması
[1391] Harrıd: klasik yorumun “teşvik et” karşılığını verdiği bu sözcüğün kendisinden türediği harad, “maddî ya da mânevî yok oluş, tükeniş”, “psikolojik çöküş, zihnî direncin kırılıp yok olması” anlamlarına geliyor. Marradahû nasıl “onu hastalıktan arındırdı” anlamına geliyorsa harradahû da “onu psikolojik ve zihinsel çöküşten kurtardı” anlamlarına gelir (Râğıb).
[1392] Klasik nesh teorisine göre, bu âyetin hükmü bir sonrakı âyetle iptal edilmiştir (mensuh). Bunun savunulabilir bir yanı yoktur. Buradaki nisbetin doğru anlaşılabilmesi için üstteki notta açıkladığımız harrıdı’l-mu’minîn ibaresinin doğru anlaşılması şarttır. Bu ifadenin yüreklendirme amacını taşıdığı açıktır. Âyetin sonunda, bu yüreklendirmenin dayandığı mantıkî nedene yer verilmektedir: “Derin kavrayıştan mahrum olmak”. Aslında burada, “kitle psikolojisiyle” hareket eden iradesiz ve bilinçsiz yığınlarla, bilinçli ve dirençli şahsiyetler arasındaki nitelik farkı dile getirilmekte, azlığına rağmen niteliğin niceliğe galip geleceği vurgulanmaktadır (Krş: 2:249).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey Peygamber! Mü'minleri cihada teşvik et. Eğer sizden sabredici yirmi kişi olsa iki yüze galip olurlar. Ve eğer sizden yüz kişi olsa, kâfir olanlardan bine galip gelirler. Çünkü onlar şüphe yok ki, hakkı anlamaz bir kavimdirler.
Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden tam sabırlı yirmi kişi olursa, iki yüz kişiye galip gelir ve eğer siz müminlerden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi mağlup eder; çünkü o kâfirler gerçeği ve âkıbeti anlamayan bir güruhtur. {KM, Levililer 26, 8}
Ey peygamber, mü'minleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, iki yüz(kafir)i yenerler. Sizden yüz kişi olursa, kafirlerden bin kişiyi yenerler. Çünkü kafirler, anlamaz bir topluluktur.
Ey nebi! Müminleri savaşa teşvik et. Sizden sabırlı yirmi kişi olursa, ikiyüz kişiyi yener. İçinizden sabırlı yüz kişi de kâfirlerden bin kişiyi yener. Çünkü onlar, anlayışsız bir topluluktur.
Süleymaniye Vakfı Enfal Suresi 65. Ayet Açıklaması
[*] anlayışsız anlamı verdiğimiz kelime lâ yefgahûn (لَا يَفْقَهُونَ) 'dur. Anlama, kavrama yeteneğini kullanmayan, kalın kafalı anlamında kullanılmıştır. (Bakınız TDK Sözlük: anlayışsız). Anlama ve kavrama özelliği insanın kalbinde olan ruh ile yaptığı bir eylemdir. Bkz.: Araf 7:179
Şaban Piriş
-Ey Peygamber! Müminleri savaş için hırslandır. sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan iki yüz kişiyi yener. sizin yüz kişiniz kafirlerden bin kişiyi yener. Çünkü onlar anlayışsız bir toplumdur.
Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir; çünkü onlar anlayıştan yoksun bir güruhtur.
Ey Peygamber! Müminleri çarpışmaya teşvik et! Sizden sabırlı yirmi kişi olsa, küfre sapanların iki yüzüne galip gelir; sizden yüz kişi olsa, onların binine galebe çalar. Çünkü onlar gereğince anlamayan bir topluluktur.
iy peyġamber! ķındurġıl mü’minleri çalış üzere. eger ola sizden yigirtmi ķatlanıcılar yiñeler iki yüzi daħı eger ola sizden yüz yiñeler biñi anlardan kim kāfir oldılar andan ötürü kim bayıķ anlar bir ķavmdur añlamazlar.
Yā nebiyye’‐ llāh, yüreklendir mü’minleri ṣavaş eylemege. Eger sizdenyigirmi kişi olsa ṣabr idiciler, yiñerler iki yüz kişiyi. Daḫı eger sizden yüzṣabr idici kişi olsa yiñerler biñ kişiyi kāfirlerden. Anuñ‐çun ki anlar birḳavmdür ki ‘aḳlları yoḳdur.